Bölüm 131: Karşılaşma

avatar
3984 35

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 131: Karşılaşma


 

Nie Yan şehre dönüp, müzayede evine gidip çantasındaki ekipmanlardan kurtulmak istedi. Çantasında sadece yedi boş yer kalana kadar eşyayla doldurmuştu. Hatta birkaç değeri düşük eşyayı da almamıştı. Ayağa kalkıp Dönüş Parşömenini etkinleştirdi.

 

Tam o sırada, uzaklardan gelen boğuk sesle duraksadı. Parşömeni tekrar çantasına attı. Bu kükreme... muhtemelen bir Alt Elit Zombiye ait. Elit sınıf Zombi Kralı bile olabilir. Bölgeye hükmeden bu yaratıklar, arada bir kükreyerek yabancılara varlıklarını duyururlardı. Güçsüz oyuncular için bu ses, bölgeden uzaklaşmalarını belirten bir ikazdı.

 

İki gün boyunca çok sayıda Lider sınıf yaratık öldürdükten sonra nihayet gerçek bir düşmanla karşılaşmıştı.

 

Hızla sesin kaynağına yöneldi. Taş yığınlarıyla oluşan tepeleri aşıp, geniş bir açıklığa vardı. Karşısında dev gibi bir Zombi duruyordu. Üç metre boyunda, simsiyah renkli Zombinin vücudundan, iğrenç kokulu bir irin sızıyordu. Çelik kılıçları andıran tırnakları son derece uzun ve keskindi. Daha da ilginci, vücudunun etrafındaki lal rengindeki auraydı.

 

Üstün Seziyi etkinleştirdi.

 

Zombi Kralı (Elit): Seviye 10
Sağlık: 3,200/3,200 

 


Elitmiş!” Nie Yan araziyi inceleyip, avantaja çevirebileceği yerler aradı. Gözleri parçalanmış taşlarla oluşan bir höyüğe ilişti. “Yaratığı öldürmek sorun olmamalı. Fakat elimdeki Parıltı Tozlarını, Koyun Dönüşüm Parşömenlerini ve Ağ Parşömenlerini kullanmam gerek.” Her birine harcadığı paralar, Nie Yan’ın kalbini sızlattı. “Ama düşecek eşyalar, harcamalarımın karşılığını verecektir!” Gülümseyerek büyük bir kayanın üzerine sıçradı ve arbaletini çıkardı. Nişan alıp, Zombi Kralına üç ok fırlattı.

−13, −12, −15

 

Zombi Kralı öfkeyle kükreyerek etrafına bakındı. Taş höyüklerin arasında saldırganını arıyordu.

 

Nie Yan kayadan atlayıp, taş höyüklerin arasına kaçarken, bir yandan da Kan Arbaletinden ara vermeden oklarını fırlatıyordu. Önce menzilli saldırılarla canını eriteceğim.

 

Zombi Kralı, Nie Yan’ı kovalarken sağa sola pençelerini savurmaya başladı. Kayalardan kopan küçük taş parçaları etrafa saçılıyordu.

 

Zombi Kralı yetiştiğinde, Nie Yan çantasından bir torba Parıltı Tozu çıkarıp, yaratığın gözlerine attı.

 

Gözlerinde patlayan torbadan yayılan toz ile Zombi Kralı görme yetisini kaybetmişti. Gözlerindeki yanma hissi yüzünden öfkeli çığlıklar atıyordu.

 

Zombi Kralın bu çaresiz hali karşısında, Nie Yan gülümseyip, yaratığın arkasına geçti. Bağırsak Dökücü ile ilk saldırısını yapıp Yırtıcı ile devam etti. İki saldırı toplamda 120 hasar vermişti. Sonrasında kanama zayıflatması etkinleşmiş, yaratığa her saniye başı 10 can kaybettirmeye başlamıştı.

 

Parıltı Tozunun körlük etkisi daha fazla dayanamadı. Aslında Elit sınıf yaratıklara karşı birkaç saniyeden fazla dayanması mucize olurdu. Dolayısıyla, kombosunu tamamladıktan sonra Sürat Kaçışını etkinleştirerek yakın mesafeden çıktı. Araya yeterli mesafeyi koyduğundan emin olduğunda Zombi Kralın can çubuğuna baktı. Bağırsak Dökücü ve Yırtıcının kanama etkisi oldukça etkiliydi. Zaman geçtikçe yaratık daha fazla can kaybedecekti.

 

Pozisyon alıp, oklarını fırlatmaya devam etti. Kendisiyle aynı seviyede bir yaratıkla karşılaştığından oklarının verdiği hasar azalmamıştı. Yani hatırı sayılır miktarda hasar verebiliyordu.

 

Zombi Kralı görüşünü yeniden kazandığında tekrar Nie Yan’ın peşine takıldı. Lakin tam Nie Yan’a varmak üzereyken, önceden hazırlanan Ağ Parşömeninin büyüsü etkinleşip, üzerine düşen ağ ile sıkıştırıldı. Yaratık, yerinden kıpırdayamaz haldeydi.

 

Nie Yan, Zombi Kralının üstüne atılıp Hayati Vuruş ile boynuna hançerini geçirdi. Yere indiğinde yaratığın arkasına geçerek Hain Bıçak becerisini etkinleştirdi ve hançerini yaratığın sırtına sapladı.

 

İki saldırı yapmışken daha fazla yakın mesafede kalması tehlikeli olabilirdi. Önceki gibi hızla geri çekilip arbaletini eline aldı.

 

Düşük canı ve zayıf deri zırhı yüzünden, böylesi bir yaratıktan tek bir darbe bile alamazdı. Normalde, Zombi Kralı gibi Elit sınıf yaratıkları kolayca öldürmek için en azından beş oyunculu bir takım gerekirdi. Takımda güçlü bir tank ve etkili bir şifacı olmazsa olmazdı. Ayrıca bütün oyuncular Panzehir taşımalıydı. Aksi takdirde, Zombi Kralının pençelerindeki zehir, ölecekleri veya tedavi edilecekleri ana kadar saniyede 30 canlarını götürürdü. Haliyle Nie Yan’ın, Zombi Kralının saldırılarından kaçınırken dikkatli olması elzemdi.

 

Savaş devam etti, Zombi Kralının canı zamanla iyice azaldı. Şu ana kadar Nie Yan’a dokunamamıştı. Nie Yan yaratığın bütün saldırı yollarını kapatmıştı. Ne kadar sinirlense de, çırpınışları beyhudeydi.

 

Sanırım ses o taraftan geliyor.

 

Hadi gidip bakalım.

 

Üç kişilik bir grup, Nie Yan ve Zombi Kralının savaştığı taş höyüklere yaklaştı. Bunlar Muzaffer Dönüş üyeleriydi. Oyunun erken safhalarında Siyah Altın Madenlerine kasılmaya geldiklerine göre sıradan oyuncular olamazlardı. Gerçekten de lonca içinde iyinin de iyisi olarak geçiyorlardı.

 

Grup bir Muharebe Hırsızı, bir Vahşi ve bir de Esrarlı Büyücüden oluşuyordu. Sesleri duyduklarında, yakınlardaki mobları avlıyorlardı. O yüzden kaynağa gelip kontrol etmek istemişlerdi.

 

Vahşi, Muharebe Hırsızına seslendi. “Gece Gölgesi, acele et! Gidip ne olduğuna bak!

 

Tamam tamam, gidiyorum! Niye en sıkıcı işler hep bana kalıyor?” Keşif yapmaktan hoşlanmıyorsa neden Hırsız seçmişti? En çevik sınıf olan Hırsız, Savaşçı sınıflardan ortalama %20 daha hızlıydı. Buna oyuncuların becerileri dahil değildi. Dolayısıyla, keşif görevine ondan daha uygun biri yoktu.

 

Hız!

 

Gece Gölgesinin hızı anında arttı. Arkasında ardıl görüntüler bırakarak, sesin kaynağına koştu.

 

Sanırım ileride bir Elit var. Mandalina, gerçekten bir Elit varsa, Gece Gölgesiyle ben aggroyu çekeriz. Geri kalan da sana düşer.” Vahşi böyle demişti ama Elit sınıf Zombi Kralının aggrosunu tutması zordu. Neyse ki Yaşam Gerçeklemesi adlı yeni bir beceri öğrenmişti. Becerinin geçerlilik süresi 20 dakika, bekleme süresi 2 gündü. Hayatta kalma şansını hissedilir derecede yükseltiyordu. Bu beceri sayesinde Elit sınıf Zombi Kralın saldırılarına dayanması mümkündü.

 

Lonca liderinden Rahip göndermesini istesek mi? Elit Zombiyle uğraşmak zor olabilir.” Mandalina güzel bir kızdı ama birinci sınıf denemezdi. Loncadaki statüsü ise oldukça yüksekti.

 

Gerek yok bence. Zaten Rahibin buraya gelmesi zaman alır. Esrarlı Sıfırlamayı kullanabilir misin?

 

Kullanabilirim ama 2 gün bekleme süresi var. Yarın takımla beraber zindana girmem gerek.

 

O zaman boşver. Duruma göre bakarız.

 

Nie Yan, Zombi Kralının canını yavaş yavaş azaltıyordu. Şu anda %20 seviyelerine kadar düşürmüştü. Her şey yolunda gitmesine rağmen, zihninin bir köşesinde tehlike çanları çalıyordu. Mevcut seviyesinde sahip olduğu Sezgi, korkunç derecelere ulaşmıştı. Çevresinde olan veya olacak şeyleri, oldukça hızlı bir şekilde fark edebilirdi. Çantasında bir Ağ Parşömeni daha çıkarıp etkinleştirdi. Gökyüzünde ansızın beliren ağ, Zombi Kralının üstüne düşüp hareket etmesine mani oldu.

 

Bölgeye varıp Nie Yan’ı izlemekte olan Gece Gölgesi, bu savaş karşısında küçük dilini yutmuştu. Mandalina ve Gizli Kılıç ile birlikte üçü, Muzaffer Dönüş içerisinde üst seviye figürlerdi. Loncanın en iyi on kişisinden değillerse bile en iyi yirmide oldukları şüphe götürmezdi. Ancak, loncanın elitleri olarak onlar bile Elit sınıf yaratıklarla karşılaşmaya çekiniyorlardı. Lakin önündeki bu Hırsız, bir başına Elit sınıf Zombi Kralının %80 canını götürmeyi başarmıştı. Görünen o ki yakın zamanda da yaratığı öldürecekti. Ve bütün bunları yaparken hiç zorlanmıyor gibiydi. Bunu idrak etmesi zordu.

 

Gece Gölgesi, oyuncunun adına baktığında Nirvana Alevi yazısıyla karşılaştı.

 

Bu o Hırsız!

 

Gece Gölgesi o an malum olayı hatırladı. Bir hafta kadar önce, loncaları Balıkadam Köyünü kuşatmışken, Kızıl Alev adındaki bir Elementalist, Nirvana Alevi adındaki bir Hırsız tarafından öldürülmüştü. Bununla da kalmayıp, etrafı sarıldığı halde lonca üyelerinden kaçmayı başarmıştı. Bu olay, lonca üyeleri arasında tartışma konusu olmuştu. Böyle bir Hırsızı istese bile unutamazdı!

 

Burada o meşhur Hırsız ile karşılaşacağını düşünmemişti!

 

Muzaffer Dönüş üyeleri olarak, kendilerini tutmadan istedikleri gibi davranmaya alışıklardı. Gözlerine hoş görünmeyen biri varsa, lonca elindeki bütün imkanlarla o kişiyi ortadan kaldırırdı. Nirvana Alevi lonca üyelerinden birini öldürmüştü ve cezası hala kesilmemişti.

 

Gece Gölgesi pis pis sırıttı. Nie Yan’ı öldürebilirlerse, Zombi Kralından gelen tecrübe ve eşyalara konmakla kalmayacaklar, loncadan Nie Yan’ın başına konan ödülü de alacaklardı. Bu durumdan faydalanmamaları mümkün müydü?

 

Hem Zombi Kralının aggrosu da Nie Yan’ın üstündeydi.

 

Çabuk gelin! Bu sefer büyük balık yakaladık!Gece Gölgesi heyecanla diğer iki arkadaşına mesaj attı.

 

Gizli Kılıç sohbet ekranına baktı. “Gece Gölgesi bir şey bulmuş. Yanına gidelim.” Birbirlerine baktıktan sonra yola çıktılar.

 

Nie Yan’ın, Zombi Kralını öldürmesine izin vermek olmazdı. Gizli Kılıç ve Mandalina buraya gelirlerken, Gece Gölgesi kamuflaja girip, Nie Yan’a arkadan yaklaşmaya başladı. Hedefinin sırtı apaçık önündeydi. Hedefi de tepki vermeyince, kamuflajının üstünlüğüne ikna olmuştu.

 

Ancak tam saldırıya geçeceği anda, beklediğinin aksine Nie Yan arkasını döndü.

 

Hakikat Gözü!

 

Nie Yan’ın gözleri, kan kırmızı renk aldıktan sonra müthiş bir parlaklık yaymaya başladı. Hakikat Gözünün desteği ile, kamuflaj içerisindeki soluk figürü gördü. Figür yavaşça yaklaşırken, Nie Yan’ın yüzünde bir gülümseme belirdi. Aklınca bana gizli saldırı yapacak. O iş o kadar kolay değil! Çantasından bir torba Parıltı Tozu çıkarıp Hırsızın suratına fırlattı. Toz havaya yayılıp, etrafa göz alıcı bir parlaklık yaydı.

 

Gece Gölgesi yaklaşırken, düşmanın kan kırmızı gözlerle arkasını dönüp, kendisine baktığını fark etti. Gözlerinden yayılan ışık, sanki her şeyi görebiliyordu. Gece Gölgesi kendini çıplak hissediyordu. Yoksa… beni gördü mü?

 

Ardından, Nie Yan’ın ellerinde garip bir torba belirdi ve daha tepki veremeden göz alıcı parlaklıkla görme yetisini kaybetti. Gözlerine binlerce iğne saplanıyormuşçasına acı çekiyordu.

 

Lanet olsun, lanet olsun! Gece Gölgesi tehlikeyi derinlerinde hissetti. Sürat Kaçışını etkinleştirip, hızla geri çekildi. Fakat, zemin taşlı ve engebeli, gözleriyse kördü. Yerdeki taşlara takılıp dengesini kaybetti.

 

Buna rağmen, boş yere loncanın en üst sıralarında yer almadığının kanıtı olarak, rakibinin fırlattığı torba yüzünden kör olduğunu anlayabiliyordu. Tam yere düşüyorken dengesini tekrar kazandı. Sağ elini yerden destek almakta kullanıp geriye doğru takla atıp ayaklarının üstüne indi. Gerçi indiği anda gözlerinin önündeki soğuk çelikle karşılaştı.

 

Rakibi şimşek kadar hızlıydı!

 

Çok hızlı!

 

Gece Gölgesi umutsuzluğa düşmüş, ölümü kabullenmişti. Böyle kararlı bir saldırıdan kurtulmasına imkan yoktu. Şimdi Nie Yan’ın nasıl Kızıl Alev’i öldürüp, sıyrık almadan kaçmayı başardığını anlıyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29013 Üye Sayısı
  • 275 Seri Sayısı
  • 39686 Bölüm Sayısı


creator
manga tr