Bölüm 120: Kalemisin Lütfu

avatar
2672 12

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 120: Kalemisin Lütfu


 

İskelet Savaşçılar, Abrah’ın mezarından korkuyor olsalar gerek, mezara yaklaşmaya cüret edemiyorlardı.

 

Nie Yan girişin üstünde oturup canını yeniliyordu. Çok geçmeden azıcık kalan canı tamamen doldu.

 

Ölüm tehlikesi ortadan kalktığına göre artık rahatlayabilirdi. Kirişin üstünden atlayıp hafifçe yere indi. Ardından mezara girip aşağı inen merdivenlere yöneldi.

 

Merdivenin basamakları aşına aşına pürüzsüzleşmişti. Üstlerindeki kadim yazılar silinmeye yüz tutmuştu. Aşağısı zifiri karanlıktı. Her yer sessizliğe gömülmüştü. Öyle sessizdi ki, kendi kalp atışlarını duyabiliyordu.

 

Nie Yan ölümün kapısından geçiyormuş gibi hissediyordu.

 

Ölümün çirkin kokusu, mezarın altından yüzüne yüzüne vuruyordu.

 

Hafif adımlarla, bir taraftan da duvara yapışarak aşağı indi.

 

Bu yerde daha önce de bulunmuş olsa da, o zamanlar bölge Muzaffer Dönüş tarafından tamamen keşfedilmişti. Yeni bir harita ile yeni bir zindan, ilk girenlerin karşılaşacağı çok sayıda Elit ve Alt Elit sınıf yaratıklar bulundurmaları yönüyle benzeşiyorlardı. Ancak haritalarda öldürülen yaratıklar, tıpkı Kadim Sulgata Şehrindeki İskelet Cellatlarda olduğu gibi, yeniden dirilemiyorlardı.

 

Buna ek olarak Seviye 10 bir oyuncu, Seviye 20 haritasını keşfediyordu. Belki de Nie Yan dışında bunu yapmaya cesaret edebilecek bir oyuncu daha yoktu.

 

Gelgelelim, Özgürlük Bölümü’nün karşı konulamaz bir cazibesi vardı.

 

Kısıtlı görüşüne güvenerek, basamakların sonuna ulaşana kadar merdivenden indi. Aşağıda, mekanı aydınlatan soluk ışıklar vardı.

 

İki yanındaki duvarlara Gece İncileri gömülmüştü. Onların yaydığı cansız ışık, mezarı daha da kasvetli kılıyordu.

 

Nie Yan’ın zihninde önceki hayatından kalma anılar canlanmıştı. Tanıdık yerler ona nostaljiyi hissettiriyordu. Geçmişte buraya sıkça gelip kasıldığından, burayı avucunun içi gibi biliyordu.

 

Az ilerisinde titreşen gölgeler, Nie Yan’a bölgedeki yaratıkların varlığını haber veriyordu. Zamanında burayı keşfederken, etrafta hiç yaratık yoktu. Yaratıkların doğduğu bölgeye varmasına uzun bir yolu olmalıydı.

 

Nie Yan’ın bedeni soluklaştı, nihayetinde ortamla birleşip yok oldu. Vücudu gölgeye dönüşüp ilerlerken, elleriyle duvarları yoklayarak yönünü buluyordu.

 

Gide gide sonunda geniş bir odaya vardı. Tavan yüksekliği on metre olan odanın alanı yüz metrekare kadardı. Her tarafa şamdanlar asılmış, titrek mum alevleriyle oda bir nebze aydınlatılmıştı.

 

Bu zayıf ışık altında hareket eden yaratıkların bedenlerini görebiliyordu. Soluk benizli yaratık, aslında chang pao giyen bir Vampirdi! Hızlı bir sayımın ardından, yolunu kapatan Vampirlerin sayısını otuz olarak hesapladı.

 

Üstün Seziyi etkinleştirdi.

 

Vampir Baronu (Elit): Seviye 25
Sağlık: 3,000/3,000

 

Bunlar Vampir Baronlarıydı! Nie Yan’ın kalbi, aklına gelen bir şey sonucu duracak gibi oldu. Vampir Baronları Seviye 20-30 yaratıkları arasında, öldürülmesi en zor olanlardı. Her saldırılarında hedeflerinin canlarını çekerek yenileniyorlardı. Seviye 27 olduğu zamanlarda bile, başka bir haritada bu yaratıklardan birinin elinde can vermişti.

 

Hortlaklar, yaşayanları hissetmekte son derece hassaslardı. Yanlarına 7-8 metre kadar yaklaşan bir canlının yerini anında bulabilirlerdi.

 

Haliyle Hırsızların Kamuflajı, onlar üzerinde fazla etkili değildi.

 

Otuzdan fazla olan sayılarının üzerine bir de yolun önünde gruplaşmışlardı! Onları atlatıp gizlice arkalarına sızmanın imkanı yoktu.

 

Tek bir Vampir Baronla bile güç bela savaşabilecekken bütün grubu karşısına alamazdı.

 

Buradan nasıl geçeceğim? Bir süre düşündükten sonra, tamamı taştan olan odanın tavanına baktı. Tavanda kadim işlemeler vardı. Ortaya yerleştirilen, gözlerinde yeşil alevler parlayan kafatasının etrafını saran bir alev rengindeki girdap… Sanki tavanda bir tanrı varmış da altındakilere bakıyormuş gibi gerçeküstü bir hissiyat veriyordu. Bakan kişi resimden gözünü almakta şüphesiz zorluk çekerdi.

 

Garip kafatası mekanın gizemini artırıyordu.

 

Eliyle duvarı yoklayan Nie Yan’ın yüzünü gülümseme sardı. İpek Eğirici Yüzükten ağını fırlatıp duvara yapıştırdı. Ağın sağlamlığını kontrol ettikten sonra asılarak kendini yukarı çekti.

 

Havadayken Palet Yüzüğünü etkinleştirip, ellerinde doğan çekim kuvvetiyle duvara tutundu.

 

Örümcek gibi yukarı tırmanıp tavana ulaştı ve tavandan odanın diğer tarafına ilerlemeye başladı.

 

Altındaki Vampir Baronların huysuzlandıklarını hissedebiliyordu. Bu hallerinin sebebi, muhtemelen Nie Yan’ın varlığıydı. Lakin Nie Yan’ın tam üzerlerinde olduğunu nereden bilsinler? Gerçi bilseler bile, aradaki mesafeden ötürü ona saldıramazlardı.

 

Tavana yapışık halde ilerliyor, odanın merkezine hızla yaklaşıyordu. Kafatasına gelmesine beş metre kalmışken, zihninde tehlike çanları çalmaya başladı.

 

Kafatasında garip bir şeyler var.

 

Bu düşünceyle yerinde durdu. Kafatasının üzerine gidemeyeceğinden etrafından dolaşması gerekecekti.

 

Patlayıcı tuzak!

 

Keskin sezgileri, bir kez daha hayatını kurtarmıştı!

 

Kafatasının etrafından dolaşıp geçtikten sonra rahatladı. Az önce o tuzağa düşseydi, patlamadan kurtulması için zamanı olmayacak ve havaya uçacaktı.

 

Hırsızların Refleks statüleri sayesinde girdikleri tuzaklardan yara almadan kurtulma ihtimalleri vardı. Ancak tuzakların hepsi aynı seviyede olmuyordu. Bazıları tetiklendiği anda anında öldürme gücüne sahipti. Kafatası da bu tür tuzaklardandı. Allahtan tuzağa körü körüne girmemişti. İhtiyatlı birisi olduğu için, tuzağın içerisindeki garip enerjisi sezecek kadar zamanı olmuştu. Tuzağı tetikleseydi, karşılaşağı son aşikardı.

 

Yavaş denebilecek bir hızla on dakika kadar ilerledi. Ta ki en yakın Vampir Baronuyla arasında yirmi metre mesafe olana kadar. Ardından tavandan elini çekip yere indi.

 

Bu tehlikeli odayı sorunsuz geçtikten sonra mezarın derinlerine doğru devam etti.

 

Mezarın içindeki ışıklar zayıf olsalar da, Nie Yan bölgeyi iyi tanıdığından rahat ilerleyebiliyordu. Ara sıra normal Vampirlerle karşılaşıyor, Vampirleri öldürebilecek gücü olmasına rağmen saklanarak savaştan kaçınıyordu. Zira buraya geliş amacı avlanmak değildi.

 

Tek bir amacı vardı. O da Özgürlük Bölümü’nü ele geçirmek!

 

Labirent gibi yolları gizlilikle kat ederek, mezarın ikinci katına vardı. Yol boyu birkaç tane kilitli Gümüş sandığa denk gelmişti. Ancak Kilit Açma becerisi veya sandıklara uygun anahtarı olmadığından sandıkları açamazdı. Çantasında bir Gümüş Anahtar vardı ama o da Seviye 20 altındaki sandıklar içindi. Buradaki sandıklar ise Seviye 25 veya üstüydü.

 

Bir odanın önünden geçiyorken, içeride gizlenen bir nesne gördü. Yaklaştığı zaman, bunun eski bir sandık olduğunu anladı. Hem de kilitli olmayan bir sandık! Derin bir oh çekti. Yol boyunca gördüğü ama açmaya imkanının olmadığı sandıklardan sonra, nihayet kilitli olmayan bir sandık bulabilmişti.

 

Zorlu yolculuğunda karşılaştığı ilk ödül buydu.

 

Nie Yan eğilip sandığı açtı. Eliyle içini yokladıktan sonra, beceri kitabını andıran bir nesne çıkardı.

 

Hemen kitabı incelemeye koyuldu.

 

Beceri Kitabı: Kalemisin Lütfu 

Koşul: Seviye 20 

Tanımlama: Zihin ve bedenin uyumu sonucu, oyuncu güçlü hareket kabiliyetleri kazanır.  

Özellikler: Yüksekliğe bağlı olarak, düşme hasarı %10-50 arası azalır. Tırmanma yeteneği +%10, Denge +10, Refleks +10, Hüner+10.
Kısıtlama: Hırsız; bütün taraflar öğrenebilir. 

 

Kalemisin Lütfu çıktı! Seviye 20 oyuncular için, bu becerinin sağlam özellikleri vardı. Yine de abartılacak bir yanı yoktu. Düşme hasarını azaltan ve tırmanma yeteneğini artıran ilk iki özellik, aslında o kadar da kullanışlı değildi. Fakat Nie Yan için tam da aradığı özelliklerdi. Çünkü onun yolu, diğer oyuncuların yolundan farklıydı.

 

Normal Hırsızlar Hüner ve Dengeye yoğunlaşırlardı. Nie Yan ise Hünere yoğunlaşırken, İpek Eğirici Yüzük, Tüy Düşüşü Mücevheri ve Palet Yüzüğü gibi eşyalarla, Hırsız sınıfı için kendine has yeni bir yol oluşturuyordu.

 

Onun Hırsız sınıfı yalnızca keşiflerde, tuzakları imha etmede veya hafif zırhlı sınıflara suikast yapmakta iyi değildi. Nie Yan’ın yöntemleri, sınıfa yeni bir tanım kazandırıyordu.

 

Önceki hayatında, böyle bir Hırsız yaratmak her zaman aklının bir köşesindeydi. Ancak bu isteğini gerçekleştirecek gücü hiç olmamıştı. İpek Eğirici Yüzük ve Palet Yüzüğünün düşme oranları diplerdeydi. Dolayısıyla fiyatları yüksekti. Nie Yan’ın bunlara harcayacak parası yoktu. Tüy Düşüşü Mücevherini de elde edememişti. Ent Ormanı’nı Uzman derecesinde temizleyip Tüy Düşüşü Mücevherini düşürmüşlerdi. Lakin sıra eşya paylaşımına geldiğinde, mücevher onun ellerinde kalmamıştı. Takımlarındaki Büyücü Tüy Düşüşü Mücevherini alırken, diğerleri 3 gümüşle yetinmişlerdi. Nie Yan o sıralar gücü olmayan, düz bir oyuncuydu.

 

Biraz güçlendiği zamanlarda Ent Ormanına girecek seviyeyi çoktan aşmıştı. Haliyle mücevheri tekrar düşürecek fırsatı bulamamıştı. Yuvalarına Tüy Düşüşü Mücevheri yerleştirilmiş eşyaların fiyatları da uçuk olduğundan, gücü arttığında bile satın alamamıştı.

 

Kalemisin Lütfuna gelince, bu da nadir denebilecek becerilerden biriydi. Abrah’ın mezarına ilk giren o olmasaydı, kitap başkasının eline düşecekti.

 

Beceri pek önemli değildi. Yine de Nie Yan’a katkıda bulunacağına şüphe yoktu.

 

Kalemisin Lütfu kitabını çantasına yerleştirdi. Öğrenebilmek için Seviye 20 koşulu var. O zamana kadar çantamda dursun.

 

Uzun, dar bir tünelden geçtikten sonra, nispeten küçük bir odaya girdi. Beyaz mermerden yapılan üç tabut vardı odada. Oldukça sıradan görünmelerinin yanında üzerlerindeki işlemeler de özensizdi. İşlemelerin içleri, kanı andıran kırmızı renkli bir sıvıyla dolmuştu.

 

Bunlar Alın Yazısı Düzeniydi!

 

Tabutlar aslında göründükleri kadar sade değillerdi.  Aksine, değişik bir mobilya çeşidiydiler. Daha kesin konuşmak gerekirse, bunlar Hortlak ırkının Kader Eşyalarındandı!

 

Oyuncu tabutları açtığında, Alın Yazısı Düzeni etkinleşerek, rastgele bir olay yaşatacaklardı.

 

Tabutlar açıldıktan sonra on günde yenileniyordu.

 

Ölüm Miğferi ve hatta Efsanevi kademe ekipman parçası gibi değerli eşyalar elde eden oyunculara dair hikayeler duymuştu. Ancak Vampir Prensiyle karşılaşan şanssız oyuncuları da duymuştu. Tahmin edilebileceği üzere şanssız oyuncu tek hamlede öldürülmüştü.

 

Üç mermer tabut, sessizce duruyorlardı. Nie Yan aynı zamanda heyecanın ve bilinmezliğin doğurduğu korkunun doruklarını yaşıyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22111 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40997 Bölüm Sayısı


creator
manga tr