Bölüm 93: Mantikor

avatar
3505 34

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 93: Mantikor


 

Nie Yan ve diğerleri, bataklığın içinden geçen yolsan güneye doğru ilerlediler. Gece yaklaştığından hava giderek kararıyordu. Zindan yolunda birkaç oyuncuya rastlamaları dışında yolculukları son derece sakin geçmişti.

 

Birkaç dakika sonra yolun ortasındaki kontrol noktasına ulaştılar. Az ileride iki gözlem kulesi, yolun iki yanına dikilmişti. Kulelerde arbalet kullanan NPCler mevcuttu.

 

Muhafızlardan biri gruba yaklaştı. “Bu noktadan sonrası Kral Mantikor’un bölgesi. Bu bölge yasaklı. Lütfen geri dönün.

 

Bizler Agmota’ya gitmek isteyen maceracılarız. Kral Mantikor’u öldürüp, gözünü tedavi için Başkan Monda’ya götürmekle vazifeliyiz.” Nie Yan görevlerde ilerlerken kullandığı üslupla karşılık verdi.

 

Demek öyle… Cesur maceracılar, Kral Mantikor tehlikeli ve alçak bir yaratık. Felç karşıtı eşyalar götürmenizi tavsiye ederim. Başkanın hayatı söz konusu. Size görevinizde başarılar dilerim!” Muhafız kenara çekilip Nie Yan ve yanındakilerin geçmesine izin verdi.

 

Gözcü kulelerini geçtikleri anda zindanın içine ışınlandılar.

 

Vardıklarında burunlarına hücum eden yoğun kan kokusu onları karşıladı. Bataklığın etrafında çok sayıda ceset vardı. Kimisi yeni ölmüş, kimisi de çoktan çürümüş, geriye yalnızca iskeletleri kalmıştı. Sıcaklık hızla düştü. Havaya kan donduran soğukluk hakim oldu. Zindanların içerisindeki hava dış dünyadan çok farklıydı.

 

Bu büyük bataklığın her yanında ölüm izleri görmek mümkündü.

 

Nie Yan’ın karşısında küçük bir sığınak vardı. Mantikorlar genelde sürü halinde yaşadıklarından sığınaklarında en az on, en fazla da birkaç düzine Mantikor olurdu. Bunların bazıları avlanmakla görevliyken bazıları yuvada kalıp gençlerin bakımını üstlenirdi. Sürülerin başında Lider sınıfından Alfa Mantikorlar olurdu. Geri kalanlar ise dişiler ve gençlerdi. Mantikorlar aslanın vücuduna, akrebin de zehirli kuyruğuna sahip yaratıklardı. Kuyruklarındaki iğneleri tarafından sokulan oyuncu zehirlenir ve her saniye belli bir miktar can kaybederdi. Ayrıca felç geçirme riski de vardı. Bu yüzden Anti-Felç İksiri getirmeyen oyuncular felç geçirerek acı bir ölümle yüzleşebilirlerdi.

 

Genellikle takımın Dövüşçüsü zehirlendiği anda felç etkisini tedavi ederse herhangi bir sorunla karşılaşılmazdı.

 

Sence o yuvada kaç tane Mantikor vardır?

 

Çoktan inceleme yaptım. On altı kadar Mantikor var.” Nie Yan grubun önünde olduğundan etrafı inceleme konusunda üzerine düşeni yapmıştı.

 

On altı mı? Yok artık!

 

Zindana Kolay ve Normal zorluk derecelerinde girdiğimizde en kalabalık grup beş veya altı Mantikordan oluşuyordu.

 

Takımın yüzünden korktukları belli oluyordu. Mantikorlar, yüksek canları yüzünden uğraşması zor yaratıklardı. Bu özellikle de Alfa Mantikor için geçerliydi. Onun canı normal Mantikorların birkaç katıydı. Daha düşük zorluk derecelerinde bile beş altı Mantikorla aynı anda karşılaştıklarında zorlanıyorlardı. Tek bir dikkatsizlikte takımlarının etrafı sarılabilir ve öldürülebilirlerdi.

 

Ve o sığınakta tam on altı Mantikor vardı! %10 statü bonusu bile bu kadar çok Mantikorla savaşmalarına yetmezdi.

 

Nie Yan Üstün Sezi ile sürüyü inceledi.

 

Alfa Mantikor (Lider): Seviye 3
Sağlık: 1830/1830

 

Mantikor: Seviye 3
Sağlık: 620/620

 

İçlerinden yalnızca bir tanesi Lider sınıfında olsa da zindana Uzman zorluk derecesinde girdiklerinden normal Mantikorların da canları, savunmaları ve diğer statülerinde büyük bir artış söz konusuydu. Yani eğer Mantikorlar toplu saldırıya geçerlerse takım anında silinirdi.

 

Mantikorlar gruplar halinde hareket ederler. Bir planın var mı?” Miskin Tilki, Nie Yan’a dönüp sordu. Nie Yan’ın Ent Ormanı’ndaki arbalet kullanımından etkilenmişti. Ancak o taktik Mantikorlara karşı işe yaramazdı.

 

Hantal Entler, Mantikorlarla aynı seviyede değillerdi.

 

Nie Yan başka bir soruyla cevap verdi. “Bu durumla sen ilgileniyor olsan nasıl bir yol izlerdin?

 

Miskin Tilki’nin kaşları çatıldı. Nie Yan’ın önünde zayıflık göstermeye niyeti yoktu. Bir süre düşündükten sonra konuştu. “Bir fikrim var.

 

Çok sayıda Mantikor olmasına rağmen bir plan hazırlayabildiyse eğer Miskin Tilki’yi biraz hafife almış olabilirim.

 

Demek öyle. Sığınağı nasıl temizleyeceksin? İlk olarak senin planını uygulayalım. Ne yapmam gerektiğini söylemen yeter.” Nie Yan kenara çekildi. Takımın güvenini kazanmak için bir yol bulmalıydı. Aksi halde tehlikeli durumlarda takım onun emirlerini tam olarak uygulamayabilirdi. Ve bu durum sık yaşanırsa Kral Mantikor’u öldürmeleri mümkün olmazdı.

 

Miskin Tilki’nin planı başarısız olduktan sonra kendi planıyla takımı ilk savaşta zafere ulaştırırsa, doğal olarak kimsenin Nie Yan’a itirazı kalmazdı. Miskin Tilki bir şekilde başarılı olursa da üzerindeki işi başkasına yıkmış olacağından yükü hafiflerdi.

 

Pekala.” Miskin Tilki takımı hizaya dizmeye başladı. Düşmanları on altı Mantikordan oluşan bir sürüydü. Bu gerçek onu ister istemez geriyordu. İşi bittiğinde tekrar Nie Yan’a döndü. “Takım arkadaşlarım seninle boy ölçüşemezler. O yüzden Mantikorları çekme işini sana bırakıyorum.

 

Nie Yan Miskin Tilki’nin düzenlemelerini inceledi. Takım düzeninde etraftaki sütunlar ve ağaçlardan yararlanılmıştı ve ortadaki darboğaza yakın dövüş sınıfları yerleştirilmişti. Büyücüler yüksek bir noktaya yerleştirildiklerinden güvendelerdi. Rahipler arkadaki korunaklı yerlere gizlenmişlerdi. Şövalyeler ön safların hemen arkasında konuşlandırılmıştı. Her an ön saflara yardım etmeye hazır haldeydiler.

 

Anlaşılan Miskin Tilki düzen oluşturmada yetenekliydi. Bu düzenle daha güçlü düşmanlara karşı rahatlıkla savaşabilirdi.

 

Başarabileceğimizden emin misin?” Nie Yan’a göre bu düzen başarılı denebilecek düzeyde olsa da yakın temas anında dağılması kaçınılmazdı. Peki Miskin Tilki bu düzenin Mantikorlara karşı ayakta kalacağına nasıl emin olabiliyordu? Belki de gizli bir hamlesi vardı. Eğer Öyleyse Nie Yan bu hamleyi görmek istiyordu. Neticede yanındaki Kutsal İmparatorluk’un elit takımıydı. Ellerinin altında birkaç gizli kozları olmaması mümkün müydü?

 

Miskin Tilki kendinden emin başını salladı.

 

Peki o zaman, yaratıkları çekmeye başlıyorum.” Nie Yan yuvaya yaklaştı. Eline arbaletini alıp ateşlemek için uygun bir yer buldu. Üç ok arbaletten fırladı. İkisi yuvanın en derinlerindeki ağaçlara saplandı. Onların hemen ardından fırlayan üçüncü ok ise takıma en yakın olan Mantikora isabet etti.

 

Üçüncü ok, üç Mantikoru Nie Yan’ın üzerine çekmiş, diğer Mantikorlar ise ilk iki okun arkalarında çıkardığı seslere yönelmişti. Ancak üç Mantikorun kendilerine zıt yönde koştuğunu gördüklerinde onlar da Nie Yan’a doğru koşmaya başlamışlardı.

 

Fena değil!” Miskin Tilki atışı beğenmişti. Nie Yan’ın hareketleri hızlı ve kıvraktı. Keskin sezgileri ve kendisine has teknikleri vardı.

 

Miskin Tilki içinden Nie Yan’ı davet etme hesapları yapıyordu. Acaba Nie Yan loncasına katılır mıydı? Eğer katılmayı kabul ederse kuşkusuz Kutsal İmparatorluk içerisinde yüksek bir pozisyon elde edebilirdi. Ancak Nie Yan’la zaman geçirdikçe onun başkasının çatısı altında yaşayamayacağını anlamıştı. Başka bir deyişle, Nie Yan emir almaktan ziyade emir vermeyi tercih ederdi.

 

Nie Yan peşinde üç Mantikorla birlikte geri döndü.

 

Yaman Dalgalar, engelle onları!” Miskin Tilki ilk emrini verdi. Yaman Dalgalar Azgın Deniz, Kutsal İmparatorluk’un bir numaralı Dövüşçüsüydü. Takımın ana tankı olma rolü ona aitti. Nie Yan’ın önceki hayatında da oldukça başarılı bir oyuncuydu. Fakat loncanın diğer başarılı oyuncuları gibi o da liderlerinin gölgesinde kalmıştı. Miskin Tilki Cesaret Bölümü’nü ele geçirdikten sonra oyunun en üst noktasına ulaşmış ve Kutsal Zümrüt Setini tamamlamıştı. Sonrasında oyundaki birkaç oyuncu dışında rakibi kalmamıştı. Sonuç olarak ona hizmet eden çok sayıda başarılı oyuncu görmezden gelinmişti. Lakin arkasından onu destekleyecek elit bir takım olmasa Miskin Tilki nasıl o kadar güçlenebilirdi?

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28216 Üye Sayısı
  • 266 Seri Sayısı
  • 38555 Bölüm Sayısı


creator
manga tr