Bölüm 92: Agmota

avatar
3751 37

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 92: Agmota


 

Bu huysuz ihtiyar, müşterilerine her zaman bu şekilde davranırdı. Nie Yan ihtiyarla ilk karşılaştığı zaman da böyleydi. Önceki hayatında kazara bu dükkanı bulduğunda seviyesi otuz civarlarındaydı. Dükkanda satılan eşyalar düşük seviyelere hitap ettiğinden ve çok pahalı olduklarından yalnızca birkaç defa buradan alışveriş yapmıştı. Bu yüzden dükkanın yerini net olarak hatırlayamamıştı.

 

Çok az sayıda oyuncu bu izbe yeri keşfetmeye zaman ayırırdı. Ve bu az sayıda oyuncudan da yalnızca birkaç tanesi bu gizli dükkanı bulabilirdi. Belki de Nie Yan dışında dükkanın varlığından haberdar olan bir oyuncu yoktu. Fakat bu durum gelecekte değişecekti. Kuzey bölgesindeki varoşlar yıkılacak ve bir ticaret merkezine dönüştürülecekti. Buna rağmen Titrek Milo’nun Evi değişimin dışında kalacak ve işini yapmaya devam edecekti. Yeni ticaret bölgesi oyuncuları buraya çekeceğinden dükkan da artık gizli olmaktan çıkacaktı. Ancak bu bile huysuz ihtiyarın abartılı fiyatlarını değiştirmesini sağlayamayacaktı. Dolayısıyla yalnızca zengin oyuncular dükkanı kullanacaktı.

 

Nie Yan pencerede görünen eşyalara göz attı. Aradığı şeyler iki farklı parşömen ve özel bir toz bulunduran bir keseydi. Ağ Parşömeni, Koyun Dönüşüm Parşömeni ve Parıltı Tozu.

 

Tanesi 50 bakırdan bir düzine Parıltı Tozu, üç tane Ağ Parşömeni ve iki tane de Koyun Dönüşüm Parşömeni aldı.

 

Temel büyüleri parşömenlere dönüştürüp sattığına göre muhtemelen Milo bir Büyücüydü. Nie Yan Ağ ve Koyun Dönüşüm adında iki farklı parşömen almıştı. Ağ büyüsü yalnızca Seviye 10’a ulaşan Büyücülerin öğrenebileceği bir kitle kontrol büyüsüydü. Büyüyü içeren parşömen ise Seviye 5’e ulaşan herhangi bir oyuncu tarafından kullanılabilirdi. Koyun Dönüşüm ise Seviye 20’den önce öğrenilemeyecek bir büyüydü. Aynı şekilde bu büyünün şartları da parşömen ile hafifletilmişti. Tek sorun parşömenlerin yüksek fiyatlarıydı. Ağ Parşömeni 2 gümüşten satılırken Koyun Dönüşüm Parşömeninin fiyatı 3 gümüştü.

 

İçerdiği büyülere göre parşömenlerin fiyatları değişebiliyordu.

 

Bu eşyalar o kadar pahalıydı ki, para içinde yüzen Nie Yan bile parşömenleri tereddüt ederek satın almıştı. Parşömenleri tutumlu kullanması gerekiyordu. Aksi takdirde kazancı parşömenlerin masraflarını karşılamayacaktı. Büyük loncalar dışında kimse bu parşömenleri satın almak istemezdi.

 

Nie Yan önceki hayatını düşünürken bu seviyelerde meteliksiz olduğu geldi aklına. İmkanı olsa bakır sikkeleri ikiye bölüp para biriktirmeyi denerdi. Böyle birinin bu tarz eşyalara harcayacak parası olabilir miydi? Şu anki durumu ise geçmiştekinin tam tersiydi. Artık varlıklı bir oyuncu olarak tanımlanabilirdi.

 

Eşyaları aldıktan sonra Titrek Milo’nun Evi’nden çıktı ve transfer noktasına yöneldi.

 

Yolda Miskin Tilki’den mesaj geldi. Beceri kitaplarını topladık. Yola çıkmaya hazırız ama biraz acele etsek iyi olur. İki saate sunucular kapanacak.

 

Birazdan oradayım.

 

Dönüş çok daha kısa sürdüğünden transfer noktasına çabucak ulaşmıştı.

 

Miskin Tilki Nie Yan’ı karşıladı. “İhtiyacın olan şeyleri alabildin mi?” Nie Yan’ın ne almaya gittiğini merak ediyordu.

 

Aldım evet.

 

Ancak Nie Yan’ın açıklama yapmaya niyeti olmadığından lafı fazla uzatmadı.

 

Herkes işini tamamladığına göre yola çıkmaya hazırlardı. Takım üyeleri birbirleri ardına transfer noktasına girdiler. Gittikleri yer, Nate adında küçük bir kasabaydı. Kadim Halk dilinde bu kelimenin anlamı bataklık yerleşkesiydi. Kasaba uzak bir yerde olduğundan ışınlanma ücreti de kişi başı 10 bakırdı.

 

Bataklığın ortasındaki Nate, her gün zehirli hayvanların kuşatması altına alınıyordu. Bu çevrede büyüyen kasaba sakinlerinden güçlü avcılar yetişiyordu. Az önce yanlarından geçip kasabaya giren, omuzlarında günün avını ve sırtında arbaletini taşıyan avcı bu duruma örnek olarak gösterilebilirdi. Kasabanın ana gelir kaynağı sattıkları hayvansal ürünlerdi. Dükkanlarda da genellikle hayvan pençeleri, kürkler ve bunlara benzer şeyler satılırdı. Ayrıca ara sıra satışa çıkan yüksek kalite malzemeler sayesinde Terzilik zanaatıyla ilgilenen oyuncular kasabaya akın ederdi.

 

Kasabaya vardıktan sonra Nie Yan ve takımı hiç durmadan görev veren NPCnin yanına gittiler.

 

Kalor’dakilerin aksine buradaki oyuncular Nie Yan, Miskin Tilki ve diğerlerinin görünüşlerinden ötürü pek etkilenmişe benzemiyorlardı. Pek çok büyük lonca bu yollardan geçip Agmota Çamur Bataklıkları’na gittiğinden, gruplar halinde güçlü oyuncular görmek burada normaldi.

 

Nie Yan ve diğerleri askeri geçit yaparmışçasına kasabayı kat edip heybetli bir köşkün girişine ulaştılar. Köşk bataklık ortasında inşa edildiğini tarzına yansıtmasıyla kasabadaki en lüks ev olmakla kalmıyor, aynı zamanda inşa edildiği hayat dolu bitkilerle dolu tepeden kasabanın tamamını görebiliyordu. Tepeye dar bir patikadan çıkılıyordu. Yol pek düzgün değildi ama köşke varmak için başka seçenek yoktu.

 

Bütün takım durup Nie Yan’a baktı.

 

Gidip görevi alacağım.” Ardından takımdan ayrılıp köşkün kapısından içeri girdi.

 

Demir kapıları iterek açıp köşkün kapısına doğru yürüdü. Binaya girdiğinde uzun bir holden geçerek karanlık yatak odasına vardı. Yaşlı bir adam yatakta uzanıyordu. Yatağın etrafını saran hizmetçiler ve kasaba halkı endişeli yüzlerle yaşlı adamı izliyorlardı. Adamın her an son nefesini verecekmiş gibi duruyordu.

 

Başkan Monda, Kral Mantikor’un zehrine maruz kaldı. Panzehri bir an önce bulmazsak…

 

Ross! Kes sesini!

 

Özür dilerim.

 

Ahhh… Önemli değil. Artık başkanın hayatını Kral Mantikor’un gözünden başka bir şey kurtaramaz.

 

Sistem: Başkan Monda’nın köşküne vardığınızda tartışmalara kulak misafiri oldunuz. Başkan, Kral Mantikor tarafından zehirlendi. Bataklığın alçak yaratıklar çok sayıda can aldılar.

 

Sistem: Kral Mantikor’u öldürüp gözünü getirerek Başkan Monda’yı kurtarmak ister misiniz?

 

Evet!

 

Sistem: Başkanın hayatını kurtarmak istediğinizi dile getirdiniz. Kasaba halkı ve hizmetçiler size minnet duyuyorlar. Onların saygılarını kazandınız. Nate içerisindeki nüfuzunuz 3 arttı.

 

Oyuncular Agmota Çamur Bataklıkları’nı ilk defa kabul ettiklerinde nüfuzları üç puan artardı. Sonrasındaki denemelerde herhangi bir ek fayda verilmezdi.

 

Sistem: Kral Mantikor’u Agmota Çamur Bataklıkları’nda bul. Lütfen zorluk derecesini seçin. (Kolay, Normal, Zor, Mahir, Uzman)

 

Uzman!

 

Sistem: Uzman derecesini seçtiniz. Bütün takım üyelerinin statüleri %10 artırılacak. Zindandan çekilmek mümkün değildir.

 

Görev kabul edildikten sonra takımdakilerin başka oyuncularla çatışmasına izin verilmezdi. Karşılığında kasabanın korumasını kazanırlardı. Yani başka oyuncular onlarla kavga başlatacağı zaman kasabanın muhafızları yardımlarına koşardı.

 

Görevi alan Nie Yan, Başkan Monda’nın köşkünü terk etti. Görevi tamamlayabilirlerse ödülü almak için buraya tekrar döneceklerdi.

 

Miskin Tilki kapının önünde Nie Yan’ı karşıladı. “Uzman mı? Becerebilir miyiz dersin?

 

Sorun olmayacaktır.” Daha doğrusu beklenmedik bir kaza çıkmazsa sorun da olmaz.

 

Nie Yan’ın hiçbir şeyi açıklamayan kapalı kutu hali Miskin Tilki’nin başını ağrıtıyordu. Onun aklından ne geçtiğini bir türlü anlayamıyordu. Öte yandan Alacakaranlık çok daha emindi. Agmota Çamur Bataklıkları zorluk açısından Ent Ormanı’ndan birkaç kat daha yüksekte olsa da Nie Yan’ın kabiliyetlerine olan inancı tamdı.

 

Durumdan bihaber olan takım üyeleri afalladılar. Neden Uzman derecesi seçilmişti? İşin içinde bir yanlışlık olabileceğini düşündüler. Agmota Çamur Bataklıkları’na üç defa girmişler, ama hiçbirinde zindanı temizleyememişlerdi. Bir seferinde Kral Mantikor’a kadar ulaşsalar da ölmeleri fazla uzun sürmemişti. Ana tanklarının savunması 130, canı da 360’ın üzerindeydi. Bu değerlerle oyunun en iyisi olunmazdı ama en üst sıralarında olunabilirdi. Buna rağmen Kral Mantikor’un savunma hattını yok etmesi birkaç saniye sürmüştü. Şu anda bile yeniden denemelerindeki asıl sebep Rahiplerinin Kutsal Bariyer adlı, takım arkadaşlarını düşman saldırılarından korumaya yarayan bir beceri öğrenmiş olmasıydı.

 

Fakat Nie Yan, kibirli Nie Yan, Uzman zorluk derecesini seçmişti. Nasıl öfkelenmesinler? Kendisi ölmek istiyorsa eyvallah, ama neden onları da yanında sürüklemek zorundaydı?

 

Öfkelerini yutmaktan başka ellerinden bir şey gelmiyordu. Görevin zorluğu belirlenmişti ve artık geri dönüş mümkün değildi. Hem daha lonca liderleri Miskin Tilki konuşmamıştı. Yani bekleyip olayın nasıl ilerleyeceğini kendi gözleriyle göreceklerdi.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29014 Üye Sayısı
  • 275 Seri Sayısı
  • 39686 Bölüm Sayısı


creator
manga tr