Bölüm 82: İskelet Cellatları

avatar
3777 34

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 82: İskelet Cellatları


 

 

Hırsız?

 

Bir Büyücü sordu. “NPC mi yoksa?

 

 “Hayır, oyuncu!

 

İskeletleri o mu çağırmış? Ölüm Büyücüsü olmasın?

 

Hayır, Hırsız işte görmüyor musunuz?

 

Nie Yan öylece duruyordu. Yanındaki Kara Gladyatörle birlikte oluşu, karşı grubun kendisi baskı altında hissetmesine neden oluyordu. Çünkü grubun kaderi Nie Yan’a bağlıydı. İskelet ejderhasına ve dört İskelet Büyücüye saldırma emri verdiği anda hayatta kalma şansları yoktu.

 

Kara Gladyatörün gözlerindeki yeşil alevler parıl parıldı. Nie Yan’dan emir bekliyordu. “Saldır!” emrini aldığı anda diğer oyuncuların üzerine atılmaya hazırdı.

 

Nie Yan Üstün Sezi ile karşısındaki oyuncuları taradı.

 

Lider Genç Yedi, Yitik, Yi Yan… Karşısında birçok tanıdık isim vardı. Seviyeleri 6, 6 ve 5 idi. Bu kişiler önceki hayatında meşhur olmuş kişilerdi. Herhangi bir loncaya katılmamışlardı ama Asıl Ejderha İşareti adında bir takım kurmuşlardı. Takımlarının gücü, büyük loncaların elit takımlarıyla eşdeğerdi.

 

Bu sırada Nie Yan, önündeki oyuncularla, Yılan Kertenkeleyi takip ettiği sırada karşılaştığını hatırladı.

 

Düşününce mantıklı geliyordu. Bu seviyelerle Kadim Sulgata Şehrine gelen oyuncular bir grup aptaldan ibaret olamazdı.

 

Lider Genç Yedi, oyundaki yedi Başpiskopostan biri olarak nam salmıştı. Güçlü bir Rahip, herhangi bir takım için hayati önem taşıyordu. Hayati bir anda bütün takımı kurtarabilme kabiliyetleri vardı.

 

Yitik ise önceki hayatta Nie Yan’ı geride bırakarak Gölge Dansçısı unvanına layık olmuş üst seviye bir Hırsızdı. Nie Yan ile yetenek ve teknik olarak eşit seviyelerde olsa da oyuna daha erken başladığından elit bir takımda kendine yer bulmuştu. Seviyesi ve ekipmanları Nie Yan’dan üstündü. Ancak şu anda durum farklıydı. Nie Yan, Yitik’ten on yıl daha uzun süre biriktirdiği Hırsız tecrübesine sahipti. Mevcut zaman diliminde oyuna aynı zamanda başlamışlardı. Dolayısıyla bu defaki pozisyonları, öncekiyle aynı olmayacaktı.

 

Belki bir gün, Nie Yan’a gıpta ile bakıyor olacaklardı.

 

Diğerleri Lider Genç Yedi ve Yitik kadar meşhur değillerdi. Ancak onların da kendi çaplarında bir namı vardı. Mesela Yi Yan, yetenekli bir Dövüşçüydü. Savaşçı sıralamasında ilk ona giremese de ilk ellideki yeri sarsılmazdı. Bu da oldukça yüksek bir sıralamaydı. Neticede on yıl sonrasında yalnızca İyi Taraftaki takımların sayısı yüz binleri bulacaktı.

 

Nie Yan bu kişileri duymuştu duymasına ama onlarla hiç karşılaşmamıştı.

 

Bir süre bakıştılar. Lider Genç Yedi’nin gerginlikten terleyen elleri, asasını sıkı sıkıya kavrıyordu. Buna rağmen içindeki gerginliği asla dışına vurmuyordu. Nie Yan saldırıya geçse muhtemelen altısı da ölecekti. Böylece Nie Yan’a birkaç parça ekipman hediye etmiş olacaklardı.

 

Nie Yan saldırıya geçerse eğer, savaştan ziyade tek taraflı bir katliam yaşanacaktı.

 

Fakat Nie Yan’ın bu konuda farklı düşünceleri vardı. Bu insanlar zayıf değillerdi. Şu an seviyeleri düşük olsa dahi gelecekte oyunun elit halkasında yer alacaklarına kuşku yoktu. Kara Gladyatöre bu insanlara saldırma emri verse eline birkaç parça ekipman ve kırmızı bir isimden başka bir şey geçmeyecekti. Ekipmanların ederi düşüktü. Zaten Nie Yan’ın paraya ihtiyacı yoktu. Öyleyse neden onlara düşmanlık güdecekti? Sulgata’ya geliş amacından haberleri yoktu. Bu seviyeleriyle Sulgatanın Gölgesini ele geçirmelerine de imkan yoktu.

 

Nie Yan hafifçe gülümseyerek arkasını döndü ve afallayan oyunculara daha fazla zaman ayırmayıp şehrin içlerine yöneldi.

 

Kara Gladyatör Nie Yan’a baktı, sonra dönüp oyunculara baktı. Ardından Nie Yan’ın peşine düştü.

 

Birkaç iskelet Nie Yan’ın üzerine gelmeye başladı. Kara Gladyatör kuyruğunu sertçe indirerek iskeletleri tuzla buz etti.

 

Kimsenin takip etmeye cesareti yoktu. Nie Yan’ı takip eden, kendi ölümünü arıyor demekti.

 

Nie Yan gösteriş yaparmış gibi yoluna devam etti. Yüzüne yalnızca bir defa bakmışlardı ama Genç Yedi ve diğerleri, bu yüzü asla unutamayacaklardı.

 

Yitik Nie Yan’ın ardından bağırdı. “Bekle!

 

Nie Yan arkasını dönmedi. Sonrasında yolun sonuna gelip gözden kayboldu.

 

Çok sayıda iskelet yeniden doğup görüşlerini kısıtladı. Sayıları öyle fazlaydı ki dev cüssesiyle Kara Gladyatör bile iskeletler yüzünden görünmez olmuştu.

 

Kimdi o? Dehşet bir adamdı. İskeletleri de o çağırmış!” Yi Yan söylenmeye başladı. İskeletleri çağırmış olması başlı başına korkunç bir durumdu.

 

Belki de çağırma büyüsü kullanmamıştır. Biz de Ruh Çağırma Parşömeni düşürmedik mi? O da benzeri bir şeyler düşürmüş olmalı.” dedi Genç Yedi. “Böyle olsa bile Sulgata’ya bir başına geldiğine göre hafife alınacak biri değil demektir.

 

Yitik, az önce niye arkasından seslendin?

 

Arkasını dönüp gittiğine göre bize zarar verme niyeti olmadığını düşündüm. Böyle biriyle tanışmak hepimiz için yararlı olabilirdi.

 

Herkes takımımıza katılmak istemeyebilir.” Genç Yedi, en azından Nie Yan’ın böyle bir niyeti olmadığını anlamıştı. Aksi halde istifini bozmadan yoluna devam etmezdi.

 

Sorun değil. Biraz muhabbet edip kaynaşabiliriz. İnceleme becerimi kullanıp kim olduğuna baktım. Adı Nie Yan.” Aslında Yitik de şu an tam olarak ne hissettiğini bilmiyordu. Hırsız sınıfı açısından bakıldığında kendisi ve Nie Yan arasında büyük bir fark vardı.

 

Nie Yan mı? Ben bu ismi daha önce duymuştum. Arkadaş söylemişti, Nie Yan adında biri Parlak Kutsal Alev loncasından bayağı bir kişiyi tek başına katletmiş. Sanırım bizim Nie Yan’la aynı kişiden bahsediyordu. Miskin Tilki ile de araları iyiymiş.” Lider Genç Yedi’nin birçok yerde tanıdığı vardı. Bu tarz olaylardan haberdar olması doğaldı. Hangi loncanın kimle uğraştığıyla, hangi loncaların birbirleriyle savaştığıyla ilgili konular, tanıdıklarıyla sık konuştuğu konulardandı.

 

Kutsal İmparatorluk loncasından mı?

 

Bilmiyorum. Üzerinde lonca nişanı görmedim. Muhtemelen loncaya katılmamış.

 

Nie Yan tek bir bakışıyla grup üzerinde derin bir etki bırakmıştı. Yalnız başına Sulgata’da gezinen bir Hırsız… İşte bu saygılarını hak eden bir şeydi. Nie Yan ile iyi ilişkiler kurabilecekleri, belki de onu takıma davet edebilecekleri bir fırsat ellerine geçtiği anda fırsatı değerlendirmekte kararlıydılar.

 

Nie Yan dış şehrin labirenti andıran ara sokaklarından, caddelerinden geçerek şehrin merkezine doğru ilerliyordu. Arkasında bıraktığı kişilerin planlarından bihaberdi. Kendisini takımlarına davet etme niyetlerini duysa hiç zahmete girmeden bu niyetlerinden vazgeçmelerini söylerdi. Nie Yan kimseden emir alamazdı. Kutsal İmparatorluğun elit takımına birkaç ekipman düşürebilmek için katılmıştı. Takım kurmak istiyordu ama takımın yönetiminde mutlak söz sahibi kendisi olmalıydı.

 

Kara Gladyatör hiddetle ileri atıldı. Yoluna çıkan bütün yaratıkları ezip geçti. Doğaüstü öldürme hızı sayesinde Nie Yan’ın tecrübe çubuğu da hızla doluyordu.

 

Bir labirentin daha çıkışına ulaştığında Nie Yan’ı bir açık alan karşıladı. Genişliği ve uzunluğu birkaç kilometreyi bulan bu alanın tam ortasında dökülmeye başlamış bir piramit duruyordu.

 

Tıknaz ve uzun boylu, çeşit çeşit İskelet Cellat, alanın merkezinde gruplar halinde dolaşıyordu. En kısalarının boyu beş metreydi. Ve bu dev kütleler hareket halindeydi. Ağır baltalar taşıdıkları sağ kolları, sol kollarından fark edilebilir biçimde daha kalındı. Baltalar pas tutmuşlardı ama hala ölüm kokuyorlardı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29014 Üye Sayısı
  • 275 Seri Sayısı
  • 39686 Bölüm Sayısı


creator
manga tr