Bölüm 59: Aslan Kral Gato

avatar
3334 18

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 59: Aslan Kral Gato


 

Oyuncuların büyük çoğunluğunun seviyesi düşük olduğundan Nie Yan, hareketlerinin meraklı gözlerce görüleceği gibi bir düşünceye sahip değildi.

 

Fakat bilmediği bir şey vardı: Asılı olduğu dağdan çok da uzakta olmayan bir yerde 10 kişiden oluşan bir grup, bölgede avlanıyordu. Aralarındaki en güçlü kişinin seviyesi altıydı. En düşük ise dört. En yüksek seviyeli oyuncularının seviyesi bile Aslanlardan bir aşağıda olduğundan hiçbirinin Eflatun Hayal Tepeleri’nin derinlerine girmeye cesareti yoktu.

 

Seviye 7 Aslanları öldürdükleri için %300 bonus tecrübe kazansalar da, sayılarıyla bu durumu dengeliyorlardı. Dahası, çok fazla tüketiyorlardı. Oyunun şu anki durumunda tek bir Temel Sağlık İksiri bile lükse kaçıyordu. Ama onlar iksirleri gülünç bir hızla tüketiyorlardı. Kısa süre önce Aslan Kalkanını ve birkaç işlenmemiş deriyi düşürdükten sonra kazançları fırlamış olsa da, canı yüksek olan, tabiri caizce büyük lokma olan yaratıkları avlamayı uzun süre önce durdurmuşlardı.

 

Gruptan bir Rahip, Seviye 6 Dövüşçüye baktı. “Kılıç Parıltısı, birkaç saat daha avlanıp gidelim. O zamana yeteri kadar Aslan Derisi düşürmüş oluruz.

 

Kılıç Parıltısı denen Dövüşçü kalkanını kaldırarak üzerine gelen Aslanın saldırısını engelledi. Kılıcını savurup vur-kaç taktiği ile Epik Vuruş kullanırken Büyücüler de Aslanın canını eritti. Aslanın canı belli bir seviyenin altına düşünce de Kasırga Kesişi ile işini bitirdi.

 

Pekala, 1 saat sonra gidebiliriz. Aslan Kalkanını düşürdükten sonra yanına bir de Aslan Zırhı düşse çok güzel olurdu.” Şaşaalı Kılıç Parıltısı, yaratığın bedeninden düşen eşyaları yavaşça topladı.

 

Bu mümkün değil. İnternette yazana göre Aslan Zırhının düşme oranı 1/500.” Şaşaalı Kılıç Parıltısı gibi Seviye 6 olan bir Elementalist, Kılıç Parıltısının yanına geldi.

 

Adı Hei Zhuo idi. Bu ikisi oyundaki usta oyuncular arasında gösterilebilirdi. Arkadaş olsalar da ikisi de diğerinden zayıf olduğunu kabul etme niyetinde değildi. Kılıç Parıltısı daha yetenekliydi ama Hei Zhuo’nun loncadaki nüfuzu daha yüksekti. Loncalarının adı Engelsiz idi. İkisinin isimleri kullanılarak belirlenmişti. Kılıç Parıltısı lonca yönetimi gibi işlerden pek haz etmediği için bu rolü Hei Zhuo üstlenmişti. Onun liderliğinde Engelsiz başarılı bir lonca olmakla kalmayıp adını da duyurmuştu.

 

Ne dedin? Aslan Kalkanının düşme oranı 1/1000 olmasına rağmen düşürmeyi başardık.

 

Sadece şansımız yaver gitti.” Hei Zhuo’nun ifadesi değişti. Kılıç Parıltısı’nın tonu onu sinirlendirmişti. Yine de cevaben birkaç kelime söyleyebilmişti.

 

Aslan Zırhını kuşanırsam oyundaki bütün oyuncular arasında en yüksek savunma benim olacak!

 

Egoist şerefsiz. Hei Zhuo’nun zihninde aşağılayıcı ifadeler dolaşıyordu. Ancak bu ifadeleri dışa vurmamakta büyük ustalık gösteriyordu.

 

O ve Kılıç Parıltısı arenada birçok kez alıştırma yapmıştı. Aralarındaki fark gün gibi ortadaydı. 10 maç içinden 2 maçta Kılıç Parıltısı’nı mağlup etse bile muhteşem bir başarıya imza atmış olurdu.

 

Kılıç Parıltısı ünlüydü. Oldukça yetenekli ve diğer oyunculardan saygı gören biriydi. Aslında Engelsiz loncası da onun şöhretini temel alarak kurulmuştu. Hei Zhuo’nun, Kılıç Parıltısı’na dayanmaktan başka şansı yoktu. Fakat lonca büyüdükçe Hei Zhuo’nun lonca üzerindeki etkisi de genişledi. Sonuç olarak loncadaki pozisyonları itibariyle Kılıç Parıltısının önüne geçti.

 

Takım avlanmayı sürdürürken Kılıç Parıltısı’nın gözü uzaklardaki bir dağın zirvesinden aşağı atlayan bir oyuncuya kaydı. Tövbe tövbe… Garip garip şeyler görür oldum. Video oyunlarından bile intihar edenler var. Az daha normal davransanız ölür müsünüz? Ancak beklenenin aksine oyuncunun düşüş hızı gitgide azalarak yere düşse bile ölmeyeceği bir seviyeye geriledi.

 

Kılıç Parıltısı şaşkınlığını dışa vurdu. “Beyler, şuradaki dağın yüzeyine bakın!

 

Hmm, niye?”  Hei Zhuo soruyu soruduğu sırada kazara işaret edilen yere baktığında donakaldı. O da Nie Yan’ı görmüştü. O sırada Nie Yan elinden bir şey fırlatıp havada asılı kalmış ve arbaletini çıkarıp ateş etmeye başlamıştı.

 

Ne yapıyor lan bu?” Takımdakiler boş bakışlarla Nie Yan’ı izliyorlardı.

 

Muazzam! Adamın aklına gelen fikre bak! Hala anlamadınız mı? Yaratıkları öldürüyor!” Kılıç Parıltısı sırtını düzeltip cevapladı. Dağın yüzeyinde asılı duran oyuncu ilgisini cezbetmişti. Mob öldürmek için böylesine eşsiz bir yöntem bulabilecek bir oyuncu, herhangi biri olamazdı.

 

Elindeki nesne İpek Eğirici Yüzük olsa gerek!” Hei Zhuo, oyundaki birçok eşya konusunda tecrübeli olduğundan Nie Yan’ın yüzüğünü hemen tanımıştı.

 

Bizde de bu İpek Eğirici Yüzükten olsa biz de aynı yöntemle yaratık avlayabilir miyiz?

 

Hayır, o yüzükten olsa bile biz yapamayız. Onunki gibi Tüy düşüşü etkisine sahip bir eşyamız olmadığı sürece düşüşün şiddeti, yüzükten çıkan ağı kolaylıkla koparacaktır.” İpek Eğirici Yüzük zaten oldukça nadir ve değerli bir aksesuardı. Tüy düşüşü etkisine sahip eşyalar ise ondan çok daha nadirdi. Bu iki eşsiz eşya, parayla satın alınamayacak şeylerdi. Lakin yaratık avlamak uğruna bu kişi her ikisini de elde etmişti. Kimdi bu kişi?

 

Lanet olsun! Ben de o şekilde avlanmak istiyorum. Arbaletimden okları fırlatırken öldürülme derdim olmasa kısa zamanda birkaç seviye birden yükselirim!

 

Yanılıyorsun. Menzilindeki mobların sayısı kısıtlı. Seviye atlama hızı yüksek olmaz çünkü mobların yeniden doğma süresi, onları öldüreceği süreden daha uzun. Menzilindeki mobları temizledikten sonra geri dönmekten başka yapacağı bir şey yok.” Nispeten bilgili bir oyuncu görüşlerini dile getirdi.

 

Hei Zhuo bir şey söylemek yerine takım arkadaşlarının tartışmalarını dinlemeyi tercih etti. Arazinin içlerine doğru fazla ilerleyemezlerdi. Çünkü tepeye yaklaştıkça mob yoğunluğu da artıyordu. Oraya gidemedikleri için bu oyuncunun ne tür yaratıklar avladığı konusunda da karanlıkta kalıyorlardı.

 

Aslanın sağır edici kükremesi Nie Yan’ın bulunduğu yerden buraya kadar ulaşınca takımdakilerin korkudan rengi attı.

 

Yapılı bir Aslan beş metre havaya sıçradıktan sonra dağın yüzeyine çarptı. Çarpma öyle şiddetliydi ki bütün dağı titretmişti. Ancak ne kadar sıçrarsa sıçrasın, ne kadar sert çarparsa çarpsın Nie Yan’a ulaşmaya muktedir değildi. Vücudu bir süre daha dağ yüzeyinde kaldıktan sonra aşağı kaymaya başladı. Bütün bu süre zarfında Nie Yan havada asılı halde oklarını ateşlemeye devam ediyordu.

 

Bu Elit sınıf yaratık, Aslan Kral Gato!” Hei Zhuo heyecanla bağırınca sesi çatallandı.

 

Her biri dehşet içerisinde birbirine baktı. Hemen şuracıkta 20 kişilik bir takım kursalar bile Aslan Kral Gatoyu öldürmeleri mümkün değildi. Fakat bu Seviye 7 Elit sınıf yaratık dağın yüzeyinde asılı duran bir oyuncu tarafından hallaç pamuğuna çevrilmişti ve yavaşça ölümüne gidiyordu. Bunu düşündükçe sinirleniyorlar, hatta kıskançlık ve özentiyle doluyorlardı.

 

Gruptan biri sordu. “Gidip yaratıktan düşecek olan eşyaları çalabilir miyiz?

 

İmkânsız. Lonca lideri Hei Zhuo birkaç adam çağırmadığı sürece oraya ulaşabilmemizin hiçbir yolu yok. Çağırsa bile oraya ulaşana kadar verdiğimiz kayıplar, kazancımızdan fazla olacaktır.

 

Ah… Boşver o zaman.

 

Kılıç Parıltısı, Hei Zhuo ve diğerleri dertli dertli düşünürlerken, şiddetli bir sarsıntıyla yer sallandı. Yerde hissettikleri titreşimler mahşeri bir kalabalığın yeri titretmesine benziyordu. Renkleri attı, aynı anda uzaklarda bir yere baktılar. Gördükleri şey üzerlerine doğru koşmakta olan yüzlerce Aslanın kaldırdığı toz bulutuydu. Aslan Kralın kükremesi, etraftaki Aslanları harekete geçirmişti!

 

Bittik biz! Hemen geri çekilin!” Hei Zhuo bağırarak emri verse de iş işten geçmişti. Aslan sürüsü onların farkına varmıştı. Artık ölümlerini beklemekten başka yapabilecekleri bir şey yoktu.

 

Kılıç Parıltısı kaçmanın imkânsız olduğunu anlayınca düşmanlarını karşılamak için kalkanını kaldırdı.

 

Bu sırada felaketin öncüsü olan kişi dağın yüzeyinde asılı haldeydi. Fazla güç harcamasına gerek yoktu. Tek yapması gereken arbaletini tekrar tekrar atışa hazırlamaktı. Ateşlenen okların tamamında, isabet ettiği anda bonus hasar verme özelliği vardı. Aslan Kral Seviye 7 yaratık olduğundan canı 6000’den fazlaydı. Fakat kesintisiz ateş altında çok geçmeden canının yarısından çoğunu yitirmişti.

 

Aslan Kral’ın aggrosu tamamen Nie Yan üzerinde olsa da ona saldırma imkânı yoktu. Yani elinden hiçbir şey gelmiyordu. Yalnızca fiziksel saldırılar yapmaya muktedir olduğundan becerileri de fiziksel hasarını yükseltmeye yönelikti. Bütün gücüyle sıçrasa bile ulaşabileceği en yüksek mesafe 6-7 metre kadardı. Düşmanı ise 20 metre yükseklikteydi.

 

Kendi seviyesinden yüksek seviyedeki yaratıkları öldürmek, yeni aldığı isabetle birlikte bonus hasar veren oklar sayesinde çok daha kolay bir hale gelmişti. Her bir ok hatırı sayılır miktarda hasar veriyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25545 Üye Sayısı
  • 845 Seri Sayısı
  • 42970 Bölüm Sayısı


creator
manga tr