Bölüm 29: Düzen Kitabı

avatar
3159 21

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 29: Düzen Kitabı


 

Bırak mızmızlanmayı! Çabuk Meteoru hazırlamaya başla!

 

Meteorun hazırlanması 10 saniye sürüyor. Ben hazırlayana kadar iş işten geçmiş olur!Tang Yao’ya göre, daha büyüsünü yapamadan örümceklerin gazabına uğrayacaklardı.

 

Umurumda değil. Sen hazırlamaya başla! Hadi, acele et!

 

Tang Yao dişini sıktı ve eline bir Tılsım aldı. Asasını sallayıp Meteoru hazırlamaya başladı.  Biraz sonra, devasa miktarda ateş özü Tang Yao’nun bulunduğu yere doğru toplanmaya başlamıştı.

 

Ateş özü toplandıkça, kabaran alevlerden yükselen sıcak hava, mekânı sıcaklığını artırıyordu.

 

Nie Yan, yirmiden fazla örümceği geçitlerden geçirip tünellerin birleşme noktasındaki boşluğa getirdi. Örümcekler dalga dalga bölgeye dolarken Nie Yan da, Tang Yao’nun girdiği dar geçide girdi. Geçit o kadar dardı ki yalnızca bir örümcek içeri girebilmişti. Ama girdiğinde de geçidin ağzını tıkamış ve diğer örümceklerle Nie Yan’ın arasına doğal bir set olmuştu.

 

Şok Darbesi!” Nie Yan arkasını dönüp geçide giren örümceğin kafasına hançerini geçirdi. Böylece örümceğin hareketleri donacak ve arkasından gelecek örümceklere de hareket imkânı tanımayacaktı.

 

8 saniye… 7 saniye… 6 saniye… 5 saniye…

 

Saniyeler geçtikçe Tang Yao’nun etrafında toplanan ateş özünün yoğunluğu da artıyordu.

 

Genellikle hazırlanma süresi uzun süren büyüler, geniş bir alana etki eden güçlü büyüler olurdu. Nie Yan’ın hatırladığına göre, Esrarlı Büyücülerin ve Elementalistlerin Seviye 0’da öğrenebilecekleri tek alan etkili büyü Meteordu. Ve bu büyü, yaratıkları öldürmekte oldukça etkiliydi. Ancak bin Esrarlı Büyücü veya Elementalist arasından Meteoru öğrenmiş olan bir kişi bile çıkmayabilirdi.

 

Üç saniye geçtikten sonra örümcek sersemlik halinden kurtuldu ve Nie Yan’ın üzerine atladı. Buna karşın Nie Yan hançerini kaldırıp örümcekle çatışmaya başladı. Kaya Örümceğini yerinden oynatmamaya özen gösteriyordu. Böylece saldırıları Tang Yao’ya ulaşmayacak ve büyüsünü yarıda kesmeyecekti.

 

10 saniye… bu sürenin uzunluğu, kişinin bakış açısına göre değişirdi. İşin ilginç tarafıysa, birden ona kadar saydığında, bir bakmışsın ki zaman geçmiş.

 

Transa girmiş gibi görünen Tang Yao, asasını kaldırmış, anlamını kendisinin bile bilmediği garip birtakım sözler söylüyordu. Sözleri söylediği anda gökte bir alev topu belirdi ve kulakları sağır eden bir gümbürtüyle örümceklere çarptı. Alev topu suya atılan bir taş gibi, yere çarptığında her yana ateş özü sıçratmıştı. Bu ateş özleri yere düştüklerinde hemen sönmediler. Aksine, yanmaya devam ettiler ve bölgede bulunup patlamaya maruz kalan örümceklere de ateş hasarı vermeye başladılar.

 

Patlamaya maruz kalan yirmi kadar Kaya Örümceği, acı içinde çığlıklar atıyorlardı. Şu anki durumlarıyla Nie Yan veya Tang Yao’ya saldırmaları mümkün değildi.

 

Demek her şeyi hesaplamış. Şimdi neden bu kadar çok örümcek çektiğini anlıyorum.

 

Nie Yan ve Tang Yao’nun böyle bir sürüyü öldürmesinin tek yolu, bölgenin kendine özgü topografyasından faydalanmaktan geçiyordu. Açık arazide çok sayıda düşman toplayıp üzerlerine alev topları yağdırma taktiği etkisiz kalırdı. İçerisinde bulundukları geçit gibi dar yerlerde de Meteorun gücü tam olarak ortaya çıkarılamazdı. Ancak tünellerin birleşim noktasındaki boş alan, bu iş için biçilmiş kaftandı.

 

Tang Yao’nun Nie Yan’a duyduğu hayranlık bir kat daha arttı.  Böylesi bir taktik bulmak…

 

Bir saniye sonra başka bir alev topu daha gelip yere çarptıktan sonra patladı.

 

Göz alıcı alevler, patlamayla birlikte etrafa saçıldı.

 

Üç tane daha devasa alev topu birbirleri ardına gökyüzünden düştü. Meteora hedef olan Kaya Örümceklerinin altısı alev toplarının altında ezilerek, on altısı ise geçerli alanda etkili olan alevler sonucu yanarak öldü. Geriye kalanlar ise ya son nefeslerini veriyordu, ya da vermeye yakındı. Meteorun yıkıcı gücü bütün ihtişamıyla gözler önüne serilmişti.

 

Tang Yao, Kaya Örümceklerinin cesetlerinden meydana gelen yığına baktı. Tek başına böyle bir yıkıma sebep olması inanılır gibi değildi!

 

Nie Yan… bunu ben mi yaptım?” Sonunda, kazandığı tecrübe miktarına bakarak ikna oldu. Biraz önce Meteor büyüsünü yapan kişi kendisiydi.

 

Boş boş etrafı izlemeyi bıraksan da kalan örümceklerle mi ilgilensek?

 

Manam bitti.” Tang Yao tamamen tükenmeye yüz tutmuş olan mana çubuğuna baktı. Hala Esrarlı Füzelere yetecek kadar manası vardı ama Alev Patlaması gibi büyüleri artık yapamazdı.

 

Tang Yao’yu duyunca Nie Yan bir şey hatırladı: Meteor hunharca mana tüketen bir beceriydi. Tang Yao’nun büyüye yetecek kadar manası olması bile başlı başına etkileyici bir durumdu. Üstüne üstlük Meteorun ardından manası tamamen tükenmemişti!

 

Mana tüketiminin yanı sıra, Meteor için gereken Tılsımlar hiç de ucuz şeyler değildi. Yani bu büyüyü kullanarak kasılmayı düşünüyorsa, serveti kısa süre içerisinde eriyecekti.

 

Nie Yan, kalan örümceklerden birinin üzerine çullanıp Hayati Vuruşla öldürdü. Ardından Tang Yao ile birlikte kalan örümcekleri temizlemeye devam ettiler.

 

Kısa süre içerisinde Nie Yan’ın peşine taktığı yirmi kadar örümceğin tamamı hayatını kaybetmişti. Örümceklerin bedenlerine yürüyüp düşenleri topladı. Toplamda 3 bakır düşmüştü ve tek bir ekipman bile düşmemişti. Nie Yan’ın tecrübe çubuğu da, onca örümceği öldürdükten sonra %3 yükselmişti.

 

Bölgedeki bütün yaratıkları temizledik. Daha içerilere gidelim.” Böyle kasılmak her zaman bulunabilecek bir fırsat değildi. Mobları o kadar hızlı temizlemişlerdi ki yenilerinin doğmasını bekleyemiyorlardı.

 

Ne? Niye içerilere gireceğiz?

 

Mağaranın derinlerinde yapmam gereken bir şey var. Hem içerideki manzaranın oldukça mistik bir havası var.” Nie Yan gizemli bir şekilde gülümsedi. Mağaraya girdiği anda buranın kendine has bir durumu olduğu aklına gelmişti.

 

Kaya Örümceği Mağarasının en sonunda bir yeraltı kaynağı vardı. Kaynağın derinliği çok fazla olduğu gibi, yerin altındaki birçok güçlü akıntının da birleşme noktasıydı. Bu akıntıların neden var olduğunun cevabı ise kaynağın bağlı olduğu göldü. Gölü geçtikten sonra kendinizi gözlerden ırak, türlü türlü bitkilerin ve şifalı otların yetiştiği bir vadide bulurdunuz. Ancak bu vadide çok daha kıymetli bir şey vardı. Sayısız oyuncunun hayallerini kurduğu bir şey: Düzen Kitabı’ndan yırtılan bir sayfa.

 

Oyun dünyasında, Ortak Yönetim Çağından (873-1235) kalma, Düzen Kitabı ve Kaos Kitabı adlarıyla anılan iki ilahi nesne vardı. Üzerinden 5-6 asır geçmesine rağmen bu kitapların ünü yayılmaya devam ediyordu. Ne yazarları, ne de ortaya çıktıkları zaman belliydi.

 

Düzen ve Kaos, dünyanın yasalarını simgeliyorlardı.

 

Her bir kitabın 6 cildi, 36 bölümü vardı. Bu kitaplar, dünyaya yayılmış iki uzak ve zıt gücün temsilcileriydi.

 

Efsaneye göre, biri tüm sayfaları toplayıp Düzen Kitabı’nı tamamlarsa, Düzen Tanrısını diriltip devasa bir güce kavuşabilirdi. Bunun yanı sıra, Düzen Kitabı’nın sahibi İyi Tarafın Yüce Ruhani Lideri olarak kıtadaki bütün Kutsal Tapınakları kontrol altına alabilirdi. Aynı şekilde biri Kaos Kitabını tamamlayıp inanılmaz yok edici bir güce kavuşabilir ve Karanlığın Hükümdarı olabilirdi. Yani Düzen Kitabının baş düşmanı olabilirdi.

 

Düzen Kitabı da Kaos Kitabı da efsanevi nesnelerdi.

 

6 bölümlük ilk cilt ortaya çıktığında Zümrüt ve Atlas İmparatorluklarının uzun tarihlerini anlatan bir sinematik yayınlanırdı.

 

Düzen Kitabı’nın ilk cildinin 6 bölümü şöyle sıralanırdı: Adalet Bölümü, Erdem Bölümü, Cesaret Bölümü, Bilgelik Bölümü, Uyum Bölümü ve Özgürlük Bölümü.

 

Bu bölümlerin her biri, geçmişte altı farklı kişinin eline düşmüştü. Bu kişiler İyi Tarafın ilk 100 oyuncusu arasında yer alıyordu. Adalet Bölümünün, Cesaret Bölümünün ve Bilgelik Bölümünün sahipleri sırasıyla 1. , 3. ve 6. sıranın sahipleriydi. Ve bu ilişki, sayısız oyuncunun Düzen Kitabının bölümlerini ilahi nesneler olarak yorumlamasına sebep olmuştu.

 

Düzen Kitabının bölümlerinin muazzam güce sahip oldukları biliniyordu ama oyuncuların asıl dikkat ettikleri kısım, bu nesnelerin şahsi depolara konulamamasıydı. Başka bir deyişle, Düzen Kitabının bölümüne sahip olanlar, bunu yanlarında taşımak zorundaydı. Bölümün sahibi öldüğünde, bölüm yere düşerdi. Tabii cildin içerisindeki altı bölümün tamamına sahipseniz iş başkaydı. Bu yüzden Düzen Kitabı için verilen kavganın, dökülen kanın haddi hesabı yoktu.

 

Adalet Bölümü, Cesaret Bölümü ve Bilgelik Bölümü, üç süper loncanın liderlerinin ellerine geçmişti. Diğer bölümlerin sahipleri de büyük güç elde etmişlerdi ama her zaman düşük profil takılmışlardı. Ayrıca diğer oyuncuların önünde bölümün güçlerini kullanmaktan kaçınmışlardı. Yine de Düzen Kitabının bölümlerinin güçlerinin sergilendiği videolara Nie Yan sıkça denk gelmişti.

 

Adalet Bölümü’nün sahibi, Melek Müfrezesi loncasının lideri, Elf ırkından bir Şeytan Avcısı olan Angyi Tianshi idi. Bir keresinde yüzden fazla düşmanla karşı karşıya gelmiş, düşmanı karşılamak için 16 İyi Silahşor çağırmıştı. Tek başına yüzden fazla kişiyi mağlup etmişti. Sonrasında bu olay bir efsaneye dönüşmüştü.

 

Bilgelik Bölümünün sahibi Kutsal Yargının lonca lideri, Kutsal Büyücü karakteriyle İmparator Katili idi. Hortlak istilasına karşı durmuş, bu sırada Yasak Büyü Göz Alıcı İhtişam ile üç yüz lich öldürerek kendi efsanesini yaratmıştı.

 

Cesaret Bölümünün sahibi ise Kutsal İmparatorluğun lonca lideri Vahşi, Miskin Tilki idi. Bir lonca savaşı sırasında tek başına düşman saflarına dalmış, attığı her adımda birkaç düşman oyuncuyu birden biçmişti. Toplamda ise iki yüzün üzerinde leşi vardı. Önüne çıkanı katletmişti.

 

Nie Yan bunları hatırlayınca heyecandan yerinde duramaz hale gelmişti.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24318 Üye Sayısı
  • 838 Seri Sayısı
  • 42175 Bölüm Sayısı


creator
manga tr