Bölüm 28: İpek Eğirici Yüzük

avatar
2732 13

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 28: İpek Eğirici Yüzük


 

Nie Yan sandığa gidip anahtarla açmaya başladı.

 

Sistem: Hazine sandığı açılıyor… Tahmini Tamamlanma: %20… %50…

 

Sandık açıldı.

 

Anahtarın kullanım hakkı üçten ikiye düşmüştü. Fena değil… Hala iki sandık açabilirim. Nie Yan anahtarı çantasına atıp sandığın içini yoklamaya başladı. Sonunda elinde bir şey takıldı. Küçük, yuvarlak ve pürüzsüz bir nesneydi bu. Bir yüzük! Şaşkınlık içerisinde yüzüğü sandıktan çıkardı.

 

Yüzük kül grisi rengindeydi. Hangi malzemeden yapıldığını anlamak güçtü. Yüzüğün gövdesine bağlı yuvaya mat beyaz bir mücevher oturtulmuştu. Mücevherin üzerinde bir örümcek oyması vardı. Büyük boyutuna rağmen, örümcek adeta mücevherden fırlayacakmış kadar canlı görünüyordu. Sanki mücevherin içinde gerçek bir örümcek varmış gibiydi.

 

İpek Eğirici Yüzük
Özellikler: Tanımlanmadı

 

Bu bir İpek Eğirici Yüzük!” Nie Yan tatlı bir sürpriz yaşıyordu.

 

İpek Eğirici Yüzük, yalnızca örümcek tipi yaratıkların bulunduğu bölgelerden bulunabilen Bronz kademe bir aksesuardı. Ayrıca kullanımını Seviye 60’lara kadar yitirmiyordu. Bunun sebebi sahip olduğu eşsiz özellikti: ip şeklinde sağlam ipekten bir örümcek ağı fırlatıyor ve ağ fırlatılan yüzeye yapışıyordu. Ağ uzunluğu 3 metreye kadar çıkabiliyordu. Sözün özü, duvar, ağaç gibi bir yere tırmanmakta veya çatı bir yerin üzerine çıkmakta epey kullanışlı bir nesneydi.

 

İpek Eğirici Yüzük ne?

 

Nie Yan gülümsedi. “İşçiliğe bak. En azından Gümüş kademe aksesuar olmalı.

 

Her ne kadar özellikleri henüz tanımlanmamış olsa da, yalnızca gözleriyle bile eşyanın seviyesini ve değerini anlayabilirdi.

 

Demek Gümüş kademe aksesuar? Bu kadar heyecanlanmana şaşmamak gerek!

 

Nie Yan’ın gözünde bu İpek Eğirici Yüzük, Meteor beceri kitabından çok daha değerliydi. Çünkü bu yüzük sayesinde daha çok yönlü bir karakteri olacaktı. Yani belli başlı durumlarda daha fazla seçeneği olacaktı. Ent Kralından düşecek mücevheri de ele geçirdikten sonra benden iyisi yok.

 

Bir arkadaş yarın için beni Ent Ormanı’na davet etti. Birkaç kişilik boşluk var hala. Katılmak ister misin?

 

Olur ama… beni alacaklar mı dersin?” Arkadaşlarıyla birlikte birçok defa takımlara katılıp zindanlara girmeye çalışmışlardı. Ancak her seferinde geri çevrilmişlerdi.

 

Nie Yan gülümseyerek Tang Yao’nun omzunu sıvazladı. “Merak etme, yanında ben varım. Ayrıca büyü hasarın artık 50 oldu. Böyle yüksek hasarı olan Esrarlı Büyücü bulmak isteseler de bulamazlar. Kendine güven. Sen benim kardeşimsin!

 

Anlaşıldı! Bana verecek tavsiyen varsa hiç çekinme. Söylediğin her şeyi pratik yapmam gerek. Öğrenemeyeceğim hiçbir şey yok!” Nie Yan’ın sözlerinden etkilenen Tang Yao, kendini gaza getirdi.

 

Pekala, yeteneklerini ilerletmen konusunda bilmen gereken her şeyi zaten söyledim. Artık en önemli kısım yeteri kadar pratik yapıp yapmadığın. Pratik yaptığın sürece, tepki süren gelişecek ve gereksiz efor sarf etmekten kurtulacaksın. Ayrıca büyük hataların da yok olacak ve endişelenecek hiçbir şeyin kalmayacak. Sabahın erken saatlerinde düello yapabileceğin kişiler bul. Seviye 5’e ulaştığında takım kurmak için adam bulurum ve Gizli Mağarayı temizleriz.” Nie Yan’ın desteğiyle Tang Yao eninde sonunda bir uzmana dönüşecekti. Kendisi istemese bile…

 

Gerçekten mi? O zaman ben de biraz çalışayım bari!” Tang Yao sonunda motivasyonunu bulmuştu. Geçmişte ne kadar pratik yaptığına bakmaksızın ilerleme kaydedemez, elit oyuncuların seviyesine yaklaşamazdı. Ancak Nie Yan’ın sözlerinden sonra daha parlak bir gelecek görmeye başlamıştı.

 

Nie Yan, Yao Yao’yu aradı.

 

Ne var?Yao Yao sanki rahatsız edilmiş gibi açtı. Aslında Nie Yan’a kızgınlığı geçmişti. Ancak yine de kızgınmış gibi davranmaya karar vermişti.

 

Nie Yan çaresizce gülümsedi.Yarınki Ent Ormanı seferi için hala boş yer var mı?

 

İki kişilik yer kaldı.

 

Bir arkadaşımı daha getirmek istiyorum. Size sorun olur mu?

 

Arkadaşının seviyesi kaç? Beleş tecrübe için gelmiyor değil mi? Eğer öyleyse ablama sormam gerek. Bir de, arkadaşının karakteri ne?

 

Esrarlı Büyücü.

 

Öyle mi? Büyü hasarı kaç?

 

Ellinin üzerinde. Tam olarak 52.

 

O nasıl bir hasar öyle?!Yao Yao afalladı. Bir Kutsal Büyücü olan kendisinin büyü hasarı 37 idi. Ve bu sayı aynı seviyedeki oyuncular arasında oldukça yüksek denebilecek bir sayıydı. Nie Yan’ın arkadaşının büyü hasarının bu kadar yüksek olması, özellikle de kendisininkine fark atması onu şaşırtmıştı.Bekle, ablama sorayım. Büyük ihtimalle kabul edecektir.

 

Bir Esrarlı Büyücünün bu kadar yüksek hasarı varsa, çok sayıda zindan temizlemiş olması gerekirdi. Böyle insanlar usta oyunculardı. Takımlarına böyle bir oyuncuyu bulup davet etseler bile kabul etmesi için yalvarmaları gerekebilir, hatta o zaman bile kabul etmeyebilirdi. Ve şimdi böyle bir uzman kapılarına kadar gelmişti. Ablasının reddetmek için hiçbir sebebi yoktu. Normal şartlar altında tam tersi olurdu. Onlar teklifi Tang Yao’ya götürürdü ve Tang Yao da düşünme süresi isterdi.

 

Tamam, sor bakalım. Cevap bekliyorum.

 

Kısa bir süre sonra beklediği cevap geldi. Yu Lan ablama sordum. Arkadaşının katılmasını kabul etti. Yarın gelirken onu da yanında getirebilirsin.

 

Tamamdır.Nie Yan cevabı aldıktan sonra aramayı sonlandırdı.

 

 “Alo? Alo?” Yao Yao hala arkadaşının neden katılmak istediğini soracaktı. Onların gözüyle bakınca böylesi bir uzmanı bulmak kolay değildi. Ve böyle kişiler onlarınki gibi takımlara katılacak insanlar değillerdi. Ancak Nie Yan çoktan yüzüne kapatmıştı. Aldığı tek ses karşının kapattığını belirten meşgul sinyaliydi. Bu ses onu öylesine sinirlendirmişti ki olduğu yerde sinirle tepinmeye başlamıştı. “Demek hemen yüzüme kapatırsın ha? Yanına bir uzman alınca benden daha iyi olduğunu mu sanmaya başladın? Öyle mi düşünüyorsun? Ahhh!! Sinirlerim bozuldu!!

 

Ee, ne diyorlar? Kabul ettiler mi?” Tang Yao endişeli bir tonla sordu.

 

Şu ana kadar Tang Yao’nun katıldığı bütün gruplar son anda eksiklerini kapatmaya çalışan seçici gruplardı. Ara sıra bir gruba katılıp onlarla birlikte zindanlara girerdi. Ancak hiçbir zaman düzenli bir grubu veya takımı olmamıştı. Seviye 3 ve üzeri zindanları temizleyebilecek takımlar da mevcut oyuncu kitlesi içerisinde üst basamaklarda yer alan kaliteli oyuncularda oluşuyordu. Genellikle de bu takımların üyeleri sabit oluyordu. Yani normal şartlar altında böyle bir takıma katılmak mümkün değildi. Çünkü böyle bir takım zayıf bir oyuncuyu takıma alırsa, bütün takımın performansı o oyuncu yüzünden düşecekti. Bu sebepten takımlar oyuncu seçerken oldukça katı kriterlere sahiplerdi. Fakat bir oyuncu şartları sağladığı sürece takıma uyum sağlaması çok zor olmazdı. Böyle oyuncular takımın oyuncu eksiği olduğunda başvurulacak ilk kişiler olurlardı.

 

Bu yüzden Tang Yao gelecek cevabı heyecanla bekliyordu.

 

Önceki yaşamında hiçbir takıma katılamayan Nie Yan, onun ne hissettiğini çok iyi biliyordu. Tang Yao’nun bu coşkusu ve beklentisi, ona katıldığı ilk takımı hatırlatmıştı. O zamanlarda kendisi de hemen hemen aynı duygular içerisindeydi.

 

Kabul ettiler. Yarın tek yapman gereken dediklerimi dinlemek. Bana takıldığın sürece sıkıntı yok. Yalnızca statülerin bile bütün takımların seni istemesi için yeter. Rahatla biraz. Ne de olsa Esrarlı Büyücü oynamak yetenek ister.

 

Harika!” Yarın ilk defa Ent Ormanı gibi yüksek seviye bir zindana gireceği için heyecanlıydı. Bu fırsatı nice zamandır bekliyordu. “Zindan için gereken herhangi bir şey var mı?

 

Bu zindanda Esrarlı Büyücüler için gereken spesifik bir şey yok. Aggroyu çekmemeye çalış, onun dışında sorun yaşamazsın. Bu arada, Entlerin ateşe karşı dayanıklılıkları çok düşüktür. Bakarsın yarın en fazla hasarı veren kişi sen olmuşsun!” Nie Yan bunları söylerken gülümsüyordu ama Tang Yao bu meseleyi çok ciddiye alıyordu. Arkadaşlarıyla girdikleri ilk zindanda pek de güzel bir sonuç elde edememişlerdi.

 

Yanında hiç Tılsım var mı?

 

5 tane var.

 

Hadi Meteoru deneyelim. Gitmeden önce bir kullan da görelim.

 

Nerede kullanacağım?” Etrafta sadece birkaç tane Kaya Örümceği vardı. Meteoru burada kullanmak yazık olurdu.

 

Nie Yan, “Ben yaratıkları toplamaya gidiyorum. Sen de hazırlığını yap!” dedi ve mağaranın derinliklerine doğru gözden kayboldu.

 

Tamam!” Tang Yao çantasından bir Tılsım çıkardı. Bu yeni beceri konusunda beklenti içerisindeydi ve bir o kadar da hevesliydi.

 

Nie Yan mağaranın derinlerine koşmaya devam etti. Ne zaman bir Kaya Örümceği görse, hedefe bir defa saldırıyor ve hiç zaman kaybetmeden örümceği peşine takıp bir sonraki örümceğe koşuyordu. Saldırıya uğrayan örümcekler, Nie Yan’ın peşinden ayrılmıyorlardı. Bir süre sonra peşindeki örümceklerin sayısı o kadar artmıştı ki, örümcekler birbirlerine takılmamak için daha yavaş yürür olmuşlardı.

 

Nie Yan mağaranın içerisinde müthiş bir çeviklikle hareket ediyordu. Yirmiden fazla örümcekten oluşan örümcek kuyruğu, çıkardıkları sesler de eklenince, lokomotifi Nie Yan olan bir treni anımsatıyordu.

 

Tang Yao mağaradaki bir geçitten gelen ve gittikçe yaklaşan sesleri duyduğunda çantasını düzenliyordu. Geçide dönüp bir göz attığında, içeriden sel gibi fırlayan örümcek sürüsüyle karşılaştı. Yollarındaki her şeyi yutacaklarmış gibi geliyorlardı.

 

Ananı avradını! Bu kadar çok örümceği nasıl çekebildin?” Tang Yao korkuyla bağırdıktan sonra arkasını döndü ve canını kurtarmak maksadıyla kaçmaya başladı.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22114 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 41002 Bölüm Sayısı


creator
manga tr