Bölüm 9: Balıkadamlar  

avatar
2980 17

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 9: Balıkadamlar  


 

 

Vahşi, havaya sıçradı. Yerçekimi lehine kullanarak kılıcını Nie Yan’a savurdu.

 

Nie Yan, Vahşinin Soysuz Kılıcının rüzgârdaki vınlamasını duyduğuna kılıçla yüz yüze gelmişti bile.

 

Son anda eğildi ve kılıç yanından hızla geçti.

 

İnanç içerisindeki uzun menzil saldırıları otomatik olarak rakibe kilitlenebiliyordu. Rakip bu saldırılardan ancak yuvarlanarak kaçınabilirdi. Yakın dövüşte ise belli saldırılardan kaçınmak için yan adım kullanılırdı.

 

Yaklaşmakta olan yakın saldırıdan kaçınabilmek için gereken en önemli şey iyi bir tepki hızına sahip olmaktı. Zamanlama net olmalıydı. Nie Yan geçmiş hayatında bu konuda mükemmeliyete ulaşmıştı. Vahşinin saldırısını atlattıktan sonra çılgınca göle doğru koşmaya başladı.

 

Saldırısı havada kalan Vahşi, şaşkınlık içinde boş boş etrafına bakındı. Adamın tepki hızı müthiş. Böyle bir saldırıyı bile atlatabildi.

 

Vahşi arkasını döndüğünde Nie Yan bayağı mesafe kat etmişti.  Zaman kaybetmeden kılıcını alıp Nie Yan’ın peşine düştü.

 

Üçüncü Kardeş, ne oluyor sana? Tek bir kişiyi bile durduramıyor musun?” Yanına gelen Dövüşçü söylenmeye başladı.

 

Hırsızın hareketleri çok hızlıydı. Durdurmam mümkün değildi!

 

Dövüşçü, Mor Alev’in cesedine baktı. Mor Alev münzevi bir kişiliğe sahip olsa da kabiliyetli bir oyuncuydu. Buna rağmen o Hırsızın ellerinde can vermişti. Görünen o ki Hırsız başta sandıkları gibi basit değildi.

 

Herkes toplansın! Hırsızın önünü kesin!

 

Dövüşçü ve Vahşi hızlarını artırdı.

 

Göle varmasına 5-6 metre kadar kalmışken, Nie Yan önceden satın aldığı Temel Sualtı Nefes Haplarından birini çıkarıp ağzına attı.

 

Göle girip kaçmaya çalışıyor!

 

Suya girmesine izin vermeyin!

 

Nie Yan’ın niyetini anlayan Dövüşçü ve Vahşi aynı anda ileri sıçradı.  Dövüşçü de Vahşi de Savaşçı sınıfının dallarındandı. Sıçrayışlarından kazandıkları momentumu da arkalarına alarak yaptıkları saldırılar, diğer yakın dövüş sınıflarının saldırılarına kıyasla çok daha hızlı ve ölümcüldü.

 

Ani Saldırı!

 

Alev Kesişi!

 

Dövüşçünün ileri doğru savurduğu kılıcı hızla Nie Yan’a yaklaşıyordu.

 

Vahşinin, aşağıya doğru düşmanı ortadan ikiye ayırmak istercesine inen kılıcı, azgın alevler içerisindeydi.

 

Nie Yan ve ikili arasında hala biraz mesafe vardı.  Düşmanlarına bakmak için arkasını döndüğünde kılıç darbesinin alevlerini yüzünde hissetti. Dudaklarında garip bir gülümseme belirdi ve aniden geriye doğru sıçradı. Sırtından başlayarak suya giren vücudu, Rando Gölü sularında batmaya başladı.

 

Gölün duru sularında oluşan dalgalar su yüzeyinde yayılıyordu.

 

Dövüşçü ve Vahşi, gölün kıyısına gelip durdular. Vahşi tam suya girmeye hazırlanıyordu ki Dövüşçü tarafından durduruldu. “Boş ver… Köşeye sıkışmış birini kovalamanın lüzumu yok. Zaten yanımızda Sualtı Nefes Hapı da yok.” Dövüşçü, Nie Yan’ın suya atlamadan önceki garip gülümsemesini düşündü. Suya girmek istememesinin asıl sebebi buydu. Nie Yan’ın suyun altında kendileri için hain planlar hazırlama ihtimalinden korkuyordu. Ölüp, gölün sularına gömülme fikri ona ağır gelmişti.

 

Öylece bırakacak mıyız?” Vahşinin sesinden canının sıkkın olduğu anlaşılıyordu.

 

Mor Alev’in şanssızlığı. Takımdan ayrılıp yalnız dolaşacak kadar dokunulmaz olduğunu düşünüyordu. Neyse, bundan sonra dersini alacaktır. Oyunda çok sayıda yetenekli oyuncu var.

 

Nefes nefese kalmış Muzaffer Dönüş oyuncuları göl kıyısına varmışlardı. Son gelenler genellikle Büyücü, Rahip gibi sınıflardı. Hareket hızları Savaşçılarınki kadar yüksek değildi. Bu yüzden, geride kalmışlardı.

 

Ne oldu? Az önceki herif nereye gitti?” dedi bir Büyücü.

 

Dövüşçü yanıtladı. “Yakalayamadık. Göle girip kaçtı.

 

Büyücü şaşkın bakışlarla Dövüşçü ve Vahşiye baktı. Mor Tepe ve Mor Ahiret, Muzaffer Dönüşün en iyi Savaşçılarından. Hırsız önce Mavi Alev’i öldürdü, ardından Mor Tepe ve Mor Ahiret’in ellerinden kaçtı. Nereden çıktı bu Hırsız?

 

Hırsızın adı neydi? Gidip Mor Alev’e sorun. Mezarlıkta dirilmiş olmalı.”  Büyücü meraktaydı.

 

Mor Alev’in dediğine göre Hırsızın adı Nirvana Alevi.” Mor Ahiret bu ismi aklına kazımıştı.

 

Büyücü emirlerini verdi. “Şu andan itibaren, emrinizdekilere daha dikkatli olmalarını söyleyin. Nirvana Alevi’ne rastlarlarsa hemen rapor versinler.” Birkaç kişi Nie Yan’ın etrafını sardıkları halde avantaj elde edememişlerdi. Olur da loncanın sıradan üyeleri Nie Yan’la karşılaşırsa, sonucu tahmin etmek zor olmazdı.

 

Nie Yan, suya daldıktan sonra yüzmeye başladı. Rando Gölü’nün suları son derece berraktı. Güneş ışınları göl sularının altlarına kadar ulaşıyordu. Su yüzeyinden yansıyan ışınlar, göğe yükselen ışık sütunları oluşturuyordu. Göldeki bitkiler sudaki ufacık dalgalanmayla bile hafif de olsa sallanıyor, adeta suyla dans ediyorlardı. Gölün altı, olağanüstü güzel ve göz alıcı bir manzara sunuyordu.

 

Nie Yan göl tabanına yaklaşıp da kendini tabandaki bitkilerin arasına attığında, Rando Gölü’nün içinde bir hazine sandığı bulunduğunu hatırladı. Ancak, kafasında sandığın tam olarak bulunduğu yeri oturtmakta güçlük çekiyordu.

 

Yakınlarda olmalı. O sandıkta destek becerisi Toplayıcı vardı. Toplayıcı nadir değil ama oyuncuların ortalama seviyesini düşünürsek bayağı zor bulunuyor. Toplayıcı becerisini öğrenen bir oyuncu, gelirini büyük oranda artırabilirdi. Her takımda bu beceriye sahip en azından 1 oyuncu gerekirken, solo oyuncuların Toplayıcı becerisine sahip olması şarttı. Toplayıcı kitabına muazzam talep vardı ama arz kısıtlıydı. Bu da arz-talep ilişkisinin dengesini bozuyordu. Sonuç olarak Toplayıcı kitabının fiyatı uçup gidiyordu.

 

Hazine sandığını bulabilirsem eğer çok iyi olacak. Hırsız sınıfının özelliklerinden birine diğer sınıfların ulaşamayacağı yerlere ulaşabilmeleridir. Toplayıcı becerisi benim ellerimdeyken asıl değerini gösterecektir.

 

Temel Sualtı Nefes Haplarının etkisi yalnızca 15 dakika sürüyor. Su altında hazine sandığı arayacağımı bilseydim fazladan hap alırdım. Nie Yan biraz daha hap almadığı için pişmanlık duyuyordu.

 

Uzaklarda bir figür suyun altına dalıp Nie Yan’a doğru yüzmeye başladı. Güneşin parlak ışınlarının aydınlattığı figür, Nie Yan tarafından açıkça görülebiliyordu. Bu bir Seviye 3 Balıkadamdı. Balık vücutlu, insan uzuvlu yaratık, sürekli olarak oradan oraya hareket ediyordu. Su altındaki hızı alışılmadık şekilde yüksekti. Ayrıca elinde bir de sıkı sıkıya kavradığı üç uçlu mızrak vardı.

 

Nie Yan hemen sualtı bitkilerinin arasında gizlendi.

 

Bire bir olsa Balıkadamı öldürmek kolaydı. Fakat Balıkadamlar bire bir çarpışmak konusunda pek gönülsüzdü. Saldırıya uğradıkları anda öyle bir ulurlardı ki çevredeki bütün Balıkadamlar bu çağrıyı duyup, kaynağına doğru üşüşürlerdi.

 

Nie Yan güvende kalmak adına bu baş belası yaratıklarla uğraşmamayı tercih etti.

 

Nie Yan’a çok da uzakta olmayan Balıkadam bu tarafa doğru geliyordu. Bitkileri eliyle iterek, aralarında yüzüyordu.

 

Balıkadam bitkiler arasında ilerlerken, Nie Yan’ın gözleri bitkiler arasında bir parıltı fark etti. Öyle gizlenmiş bir noktadaydı ki bu parıltı, farkına varılması neredeyse imkânsızdı.

 

Hala uzaklarda olan Balıkadama baktıktan sonra, Nie Yan harekete geçti. Bölge tabiri caizse Balıkadam kaynıyordu. Varlığı Balıkadamlarca keşfedilirse, kendisini büyük bir tehlikenin içinde bulacaktı.

 

Nie Yan bitkilerin arasından geçti. Kısa süren arayışın ardından, bitkilerin arasında gizlenmiş küçük, ahşap sandığı buldu. Sandığın kademesi, en düşük derece olan Beyaz kademeydi. Bu sandığın hafızasındaki sandık olup olmadığından emin olamamıştı.

 

Nie Yan sandığı açtıktan sonra elini sandığın içine daldırdı. Eline çarpan nesnenin verdiği his, bir beceri kitabına değil, pürüzsüz bir inciye aitti.

 

Nie Yan nesnenin özelliklerini inceledi.

 

Su Tiksinti İncisi: Özel Eşya                                                                                                                                                                  İlave Etki: Kullanıcının su altında nefes almasını sağlar. Etkinleştirildiğinde, kullanıcı 30 dakika boyunca su altında nefes alabilir.                                                                                                                                                        Bekleme Süresi: 12 saat

 

Karşısındaki, özel eşyalar arasında sıradan denebilecek bir eşyaydı. Bir özel eşyaya göre pek iyi olmasa da, Nie Yan’a birkaç Temel Sualtı Nefes Hapı kazandırabilirdi. Muhakkak, ilerde bu eşyanın da kullanılacağı bir yer olacaktı.

 

Görünen o ki burada bir sandıktan fazlası var. Biraz düşününce mantıklı aslında. Geliştiriciler böyle büyük bir bölgeye tek bir sandık koymaz. Nie Yan bitkilerin arasında ileri geri yüzüyor, diğer sandığı arıyordu. Su Tiksinti İncisini bulduktan sonra, hazine sandığını aramak için daha çok zamanı olmuştu.

 

Kendisine uzakta olmayan bir yerde, çalılıkların arasında bir hareketlenme gördüğünde korkudan yüreği ağzına geldi. Paldır küldür yakınındaki bitkilerin arasına girip çömelerek gizlendi.

 

Yakınlarda bir Balıkadam, çalıların arasında yüzüyordu. Sualtı bitkilerinin arasında başıboş dolaşıyordu.

 

Sonra başka bir Balıkadam daha Nie Yan’a doğru yüzmeye başladı.

 

Ardından bir Balıkadam, bir Balıkadam daha…

 

Balıkadamların ortaya çıkma sıklıkları gitgide artıyordu.

 

Kahretsin! Farkında olmadan Balıkadam inine mi girdim? Yoksa yanımdan geçen bir Balıkadam sürüsüne mi rastladım?

 

Balıkadamlardan biri Nie Yan’a yaklaşıyor, aralarındaki mesafe durmadan azalıyordu. Nie Yan’ın boğazı düğümlenmiş, içinde huzursuzluk ve endişe hâkim olmuştu. Hançerini sıkı sıkıya kavradı. Artık saklanmama imkân yok. Bir fırsat bulup kaçmaya bakmalıyım. Ama yüzme hızım Balıkadamlarınkine nazaran çok düşük. Kaçabilir miyim bilmiyorum.

 

Balıkadamların sayısı çok fazlaydı. Tamamı buraya gelecek olsaydı Nie Yan’ı bekleyen şey mutlak ölümdü.

 

Açgözlülüğümün kurbanı olmak üzereyim. Hazine arzusuyla tehlikeleri unuttum.

 

Balıkadam üç metre kadar yakınına gelmişti ki, bir şey keşfetmiş gibi durdu ve elindeki üç uçlu mızrağı kaldırdı.

 

Balıkadam ağzını açıp değişik sesler çıkarmaya başladı.

 

Nie Yan etrafı kolaçan etti. Saklandığı yerin çevresinde ondan fazla Balıkadam belirmişti. Ayna gibi parlak üç uçlu mızraklar, Nie Yan’ın kaçış güzergâhını kapatmışlardı.

 

Sona gelmişti. Balıkadamları mağlup etmesinin bir yolu yoktu.  Su altındayken hareket hızları çok yüksekti. Ayriyeten, keskin dişlerini düşmanlarının etlerine geçirdiklerinde, ısırdıkları yeri paramparça edene kadar bırakmazlardı.

 

Kaçmam imkânsız. Kazanmam da öyle. Tüm gücümle savaşsam bile onlara karşı koyamam.

 

Nie Yan, kendini ölüme hazırlamıştı. Tam karşısındaki Balıkadamların vücutlarına baktı. Karınlarında açık kırmızı renkli bir leke vardı. Bu leke onların zayıf noktalarıydı. Ölsem bile en azından birini yanımda götüreceğim!

 

Tam da o anda, göl kıyısının olduğu taraftan muazzam yüksek bir borazan sesi duyuldu. Borazanın hızlı temposu, dalga dalga uzaklara ulaşırken duyanlarda aciliyet hissi yaratıyordu.  

 

Bu bir uyarı sinyaliydi. Balıkadam kabilesi saldırı altındaydı!

 

Nie Yan’ın sarmalayan ondan fazla Balıkadam duraksadı. Sesi daha iyi duymak için başlarını çevirdiler. Garip dillerinde bir şeyler konuştuktan hemen sonra müthiş bir hızla göl kıyısına doğru yüzmeye başladılar.

 

Balıkadamlar yüzüp gidiyor, Nie Yan’dan gitgide uzaklaşıyordu. Yüzden fazla Balıkadam çeşitli yerlerden gelip toplanıyor ve bir balık sürüsü oluşturuyordu.

 

Balıkadamlar sonunda Nie Yan’ın görüşünden çıktı.

 

Nie Yan hala biraz kaygılıydı. Şans eseri gerçekleşen kurtuluşu onu hayrete düşürmüştü. Ancak kurtuluşunun altında yatan sebebi anlaması uzun sürmemişti.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21891 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40685 Bölüm Sayısı


creator
manga tr