Cilt 4 Bölüm 53 [ Artan sorular ] (1/3)

avatar
2724 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 53 [ Artan sorular ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy 

 

Mezardan ayrılarak Sığınağa dönen ekibin sohbeti Lewes’in evinde devam etti.

 

İçeriğin önceki döngülerden hiçbir farkı yok gibiydi: Emilia yargılamada başarısız olduğunu ve denemeye devam edeceğini açıklamıştı.

 

Ancak başka bir detay vermemiş ve bunu fark eden Ram da Emilia’nın sağlığı gereği toplantıyı sona erdirmişti.

 

Gecenin olaylarını aklından geçiren bireyler tek tek evlerine dağıldı, geriye yalnızca Emilia, Subaru ve Ram kaldı.

 

[Ram: Ram şimdi Emilia-sama’nın bu geceki konaklaması konusunda yardımcı olacak, ama Barusu haddinden fazla kalmış olduğunu fark etmemiş gibi görünüyor.]

 

[Subaru: Dolandırmadan söylediğin için teşekkürler. Emilia’nın durumu gereği ben de ayrılmalıyım sanırım…… ama yalnızca bir dakika rica edeceğim. Emilia’yla birazcık yalnız kalabilir miyim?]

 

[Ram: Rezillik.]

 

[Subaru: Bir anda kötü fikirlere kapılma!]

 

Subaru, Ram’ın küçümseyici tavrına hararetli bir şekilde karşı çıkmayı sürdürse de, pembe saçlı hizmetçi hiçbir şey duymuyor gibi davranıyordu. Sonra da yatakta oturan Emilia’ya döndü.

 

[Ram: Ne düşünüyorsun, Emilia-sama? Barusu’nun saçmalıklarını duymak istemiyorsan Ram ondan hemen kurtulacaktır.]

 

[Subaru: Sen ne bilirsin? Nazik, iyi kalpli Emilia-tan beni nasıl reddedebilir ki, değil mi ama?]

 

[Emilia: Bu gece geeeeeerçekten yoruldum, Subaru konuları dallandırıp budaklandıracaksa hiç konuşmasak daha iyi……]

 

[Subaru: Uzun zamandır ‘’dallandırıp budaklandırma’’ lafını duymamıştım ……Ayrıca ben de o modda değilim. Emilia-tan’ı baştan çıkarma işini de sonraya bırakacağım. Yalnızca mezar hakkında biraz konuşmak istiyorum.]

 

Emilia, her zamanki iletişimlerine nazaran daha tedirgin görünüyordu. Ama Subaru yargılamalar konusunu açınca, Emilia bir müddet kapattığı menekşe gözlerini açarak [Özür dilerim] dercesine Ram’a bakmış ve odadan çıkması işaretini vermişti.  

 

Sessizce emri yerine getiren Ram, eğildi ve kapıya yöneldi. Tam Subaru’nun yanından geçerken de sessizce fısıldadı ――

 

[Ram: Lütfen Emilia-sama’yı zora düşürecek konulardan kaçın.]

 

――Ve unutmaması gereken bu cümleyi tembihleyerek odayı terk etti.

 

Yatak odası kapısı kapandığında, Subaru ve Emilia odada yalnız kalmıştı.

 

Yataktaki Emilia, Subaru’ya sakin bir bakış attı ve Subaru da hafifçe omuz silkerek lafa girdi.

 

[Subaru: Mezarın içindeyken sorma fırsatını pek bulamadım, gerçekten iyi hissediyor musun? Seni bulma şeklimi düşünmek beni gerçekten endişelendiriyor.]

 

[Emilia: Sorun yok. Mn, teşekkürler. Ama gerçekten bedenimde ve zihnimde bir gariplik hissetmiyorum. Hem ortada endişelenilecek bir şey varsa, bu da sensin Subaru, bilmiyor musun?]

 

[Subaru: Ne-nedenmiş o?]

 

[Emilia: Ne-nedenmiş o falan deme. Subaru.. beni aramak için mezara girmene minnettarım, ama orada sana bir şeyler oldu, değil mi? Ram sen içeri girdikten sonra yarım saat geçtiğini söyledi.]

 

Emilia’nın sitem dolu bakışları Subaru’yu zorluyordu.

 

Emilia, bir an önce oradan uzaklaştırılmış olmasına rağmen Ram’ın gereksiz ifadelerinden bir şey kapmış gibi görünüyordu.

 

――Subaru’nun mezara girdiği süreyle, birlikte dışarı çıktıkları süre arasında olabilecekleri hayal etmek, Emilia’nın yüzünü sertleştirmişti.

 

Bir yandan da yargılamada yaşadıklarını düşünüyordu.

 

İlk yargılamada geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalmış ve daha önceki seferlerde Subaru’nun yargılamada olanları bilmesi onu iyi bir sonuca götürmemişti.

 

Bu döngüde şu ana dek sakin kalmış olabilirdi, ama Subaru’nun da yargılamalara katıldığını  ve ilkini geçtiğini öğrenirse bu sakinliği koruyamayacağını hayal etmek pek de zor değildi.

 

[Emilia: Subaru, acaba…… sen de yargılamalara katılmış olabilir misin……?]

 

[Subaru: Yo yo, öyle bir şey yok. Yani, öyle herkesin yargılamalara girmesine izin vermiyorlar sonuçta. Hem ben orada yalnızca Emilia’yı uyandırmaya çalışacak kadar bulundum.]

 

[Emilia: Benim yüzümden mi yani?]

 

[Subaru: Yeah. Bir kabus görüyor gibiydin, seni uyandırmayı ne kadar denesem de başarılı olamadım, ama uykunda konuşuyordun, sanki kapana kısılmış gibiydin. Seni o şekilde taşımayı düşündüm, sonra da sonucu kötü olabilir gibi bir hisse kapıldığım için yapmadım.]

 

Bu cümleleri yalanını gizleyebilmek adına abartılı hareketler sergileyerek kurmuştu.

 

Emilia onu yalanlayacak bir şey söylemedi. Subaru'nun doğruyu söyleyip söylemediğini ispatlayamazdı. Aklında şüpheler olsa da söylediklerine ayak uyduracaktı.

 

[Emilia: Ben……anlıyorum. Bu kadar garip olduğu için üzgünüm.]

 

[Subaru: Yo, üzülme. Keşke ben de yargılamalara girebilseydim, belki senin yanında olurdum da yargılamaları birlikte aşardık.]

 

[Emilia: ……Bilmiyorum. Subaru ve ben aynı şeyleri görmeyebilirdik……]

 

Emilia’nın sözleri giderek zayıflaşıyordu, ancak Subaru’nun yalanlarını daha fazla irdelemeye niyeti yoktu.

 

Kimsenin geçmişinin üstesinden gelemediğini öğrenmesini istemiyordu ve bir tarafı Subaru’nun bu konuda bir şey bilmiyor olduğuna inanmak istiyordu.

 

Subaru hala Emilia’nın kalbiyle oynamaktaydı.

 

[Emilia: Neyse, sen ne konuşmak istiyordun? Ana konu bu değildi herhalde, değil mi?]

 

[Subaru: Yeah. Ana konu bu değildi. Sana sormak istediğim başka bir şey var.]

 

[Emilia: Ne sormak istiyorsun?]

 

Emilia başını kaldırdı. Onun gümüş saçlarının omuzlarına düşüşünü izleyen Subaru ise, [Yeah, sormak istediğim şey],

 

[Subaru: Son zamanlarda Puck’ı göremiyorum……hala ses yok mu?]

 

[Emilia: Uh, mn…… yeah. Puck hala bana yanıt vermiyor. Ona seslenip duruyorum ama kristalin içinde uyuyup kalmış gibi.]

 

Bir anda bu ismi duyan Emilia, gözlerini devirerek yanıtlamıştı.

 

Sonra da beyaz parmakları, göğsündeki yeşil kristale ulaştı. Ancak Ulu Ruh Puck’ın evi olan kristal, tüm parlaklığını yitirmiş gibiydi.

 

[Subaru: ……Aklına gelen bir sebep var mı?]

 

[Emilia: Daha önce de ona ulaşamadığım zamanlar olmuştu ama iki üç gün içinde geri dönerdi. Bu kez neredeyse bir hafta oldu…… Endişelenmeye başlıyorum.]

 

Bu, bir zamanlar Emilia’yı koruyacağını ilan eden küçük gri kediydi.

 

Minik figürü aklından geçiren Subaru’nun düşünceleri, sırasıyla Sığınağa ve Emilia’ya kaydı.

 

Büyük Tavşan denilen yaratık Sığınağı işgal edip herkesi kendi besini yapmıştı ――yani en azından Subaru böyle düşünüyordu.

 

Garfiel, Ram, Roswaal ve diğerleri kurbanlar arasında olmalıydı. Tabii doğal olarak Emilia da.

 

Parçalanmak, tüketilmek ve varlığının başka bir organizmanın midesine inmesi ――Emilia ve diğerlerinin bu süreçten geçtiğini düşünmek Subaru’nun ciğerlerini öfke ve kederle dolduruyordu.  

 

Ve Subaru’nun düşünceleri de Emilia’nın bunu yaşamasına izin veren o faydasız ruha kayıyordu.

 

Puck, son döngüde Emilia’nın bedeninin Cadı tarafından ele geçirilmesine de izin vermişti.

 

Gölgeler tüm dünyayı sarmalarken, Emilia da o ürpertici örtüden nasibini almıştı. Bedeni Cadı tarafından teslim alınırken, o çok konuşan Ulu Ruhun hiçbir şey yaptığı yoktu.

 

Çok laf, az iş.

 

[Subaru: Bugüne dek o herif yalnızca Elsa meselesinde ve Sapporo Kar Festivali sırasındaki yakalanışım esnasında büyük katkılarda bulundu…… Ona bel bağlayamayacağımı düşünmeden edemiyorum.]

 

Çenesini tutarak Puck’a yönelik şikâyetlerini gözden geçiren Subaru, zihnini daha etkili düşünmek için zorluyordu.

 

Sığınağa yaklaşan pek çok felaket vardı ve Emilia tehlikedeydi. Garfiel ve Roswaal denklem dışı olduğuna göre Subaru yeni bir yardım kaynağı bulmalıydı ve Puck da tam ihtiyacı olan şeydi.

 

[Subaru: Puck’a ulaşmak için başka bir yol bilmiyorsun, değil mi? Eğer ona ulaşabilirsek tüm mevzular iyiye gidebilir.]

 

[Emilia: ――――Hayır… bilmiyorum… galiba.]

 

Subaru’nun bu sorudan yana pek bir ümidi yoktu ve tam da beklediği cevabı almıştı. Bir süre tereddüt ettikten sonra tam bir şey soracaktı ki Emilia araya girdi.

 

[Emilia: Puck'a sormak istediğin bir şey mi var?]

 

[Subaru: Hm? Ah, yeah, bir Cadının mezarıyla karşı karşıyayız ve orası 400 yıldır ayakta. Ben de o zamanlar hayatta olan biriyle konuşabiliriz diye düşünmüştüm. Belki de bu şekilde ilerleme kaydedebiliriz.]

 

Subaru’nun hazırlanmış olduğu yanıtı duyan Emilia, anlayışlı bir şekilde başını salladı. Sonra da bu teklifi ciddi bir şekilde değerlendirerek cevap verdi.

 

[Emilia: Haklısın. Puck bir şeyler biliyor olabilir…… mn, anlıyorum. Onunla iletişim kurabilmek için daha çok uğraş vereceğim.]

 

[Subaru: O-K. Emilia-tan’ın başarısını iple çekiyorum o zaman.]

 

Emilia yargılamaları aşmak konusunda kararlıydı. Subaru’nun da yargılamalara girdiğinden haberi yoktu. Ve şu ana kadar şevki hiç kırılmamıştı.  

Puck ise kristalin içerisindeydi, çıkmaya gönlü yoktu ve bu döngüde de ortaya çıkması pek muhtemel değildi. Bugüne dek Subaru için işleri kolaylaştırmak gibi bir teklifi olmamıştı, ayrıca son görüşmelerinde de pek sıcak bir veda etmedikleri kesindi. Haliyle Subaru’nun Puck hakkındaki fikri giderek kötüleşiyordu.   

 

[Subaru: Ehh, daha fazla kalmayayım. Ram garip fikirlere kapılmasın, aksi takdirde bana zorbalık etmek için daha çok sebebi olmuş olacak. Bir an önce gideyim, tabii Emilia-tan birlikte uyuyacak birini istiyorsa, itirazım olmaz……]

 

[Emilia: Benim birlikte uyumak istediğim biri yok ama?]

 

[Subaru: Oooog. Çok doğrudan oldu……diyecek hiçbir şeyim yok…]

 

Subaru, kafası karışık görünen Emilia’ya buruk bir gülümsemeyle veda ederek kapıya yöneldi.

 

Konuşmaları bu günlük daha fazla uzamayacaktı. Emilia’yı problemleriyle iyice boğmasına imkân yoktu.  

Subaru’nun tek dileği, kendisi mevcut şartlarla boğuşurken, Emilia’nın yargılamalara odaklanabileceği bir ortam yaratmaktı.

 

Emilia mezarla mücadele edecekti, Subaru da sığınakla.

 

Bu süreçte Emilia’nın hiçbir şeyi bilmesine izin veremezdi. Bunlar ona yük olmaktan öteye gitmezdi.

 

[Subaru: İyi geceler, Emilia-tan. Kabus görürsen, yanıma gelmekten çekinme.]

 

[Emilia: Subaru’yu rahatsız etmek için oraya kadar gelsem köylüler bayağı şaşırır, değil mi?……Hey, Subaru.]

 

[Subaru: Hm?]

 

Subaru şakasını yapıp gidecekken Emilia’nın çağrısıyla durakladı.

 

Bir eli kapıdayken arkasını dönerek Emilia’nın titreyen dudakları ve tereddütlü gözleriyle yüzleşti.

 

[Emilia: Yo, yok bir şey. İyi geceler. Dikkatli ol.]

 

[Subaru: Son kısım hakkında ciddiydim… İyi geceler.]

 

Elini sallayan Subaru, Emilia’nın gülümseyişini aklına kazıyarak odayı terk etti.

 

#Acaba Emilia'nın bu kez daha rahat oluşu onu başarıya götürebilir mi? Pek sanmıyorum ama imkansız da diyemiyorum.
Yalnız bir noktada gerçekleri öğrenirse Subaru'ya olan güveninin kırılacağı kesin.
Subaru bu kez tüm bu tehditler karşısında yeni bir strateji gerçekleştirebilecek mi sorusunun cevabını da merakla bekliyorum.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22106 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40994 Bölüm Sayısı


creator
manga tr