Cilt 4 Bölüm 52 [ Hemen göze çarpmayan değişiklikler ] (1/2)

avatar
3449 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 52 [ Hemen göze çarpmayan değişiklikler ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy 

 

Subaru’nun uyandığında ilk düşüncesi yaşananların gerçek olup olmadığı değildi.

 

Rüya ve gerçek arasında o kadar gel git yapmıştı ki, artık onun için sınırlar biraz silikti. Özellikle de Ölümden Dönüş yeteneğini kullandıktan sonra beyni tam çalışmıyor, yataktan yeni çıkmış gibi afallamış oluyordu.

 

[Subaru: ――uu, ough]

 

Geri döndüğünü anladığı zaman, ilk hissettiği şey ağzındaki toprak tadı oldu.

 

Subaru, ağzındaki o nahoş tadı tükürdükten sonra durup çevresine baktı. Karanlık bir oda, nemli, soğuk ve derin bir sessizlik---mezarın içindeydi.

 

[Subaru: Geri geldim, hah……]

 

Yumruklarını açıp kapatarak duyularını kontrol etti.

 

O anda en son nasıl öldüğünü de hatırlamıştı.

 

[Subaru: Eğer gölgeler tarafından yutulsaydım ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum …… ama, görünen o ki intiharım işe yaradı.]

 

Boğazı yarıldığındaki o güçlü acıyı hatırlayınca istemsizce boğazına dokundu ve derin bir nefes aldı.

 

Boğazını kaplayan ve ciğerlerine dolan kanın verdiği acı ve sonrasındaki his kaybı gittikçe uzaklaşıyordu. Ancak defalarca yaşamış olmasına rağmen “ölümün” yaşattıkları hiç azalmıyordu.

 

Ne kadar yaşarsa yaşasın, “Ölüm” her zaman tattığı bir ısdıraptı. Buna rağmen,

 

[Subaru: Yine de geri dönememekten …… ve her şeyin tamir edilemeyecek derecede bozulmasından iyidir.]

 

Tereddüt etmeden ölümü seçerek geri dönmeyi başardığı için kendisini kısaca tebrik edecekti, ancak bu işi sonraya bırakmaya karar verdi.

 

Henüz güvenle geri dönebildiğinden emin değildi.

 

[Subaru: Şimdi kutlama yapma zamanı değil. Öncelikle yapılması gerekenleri bir düşünelim……]

 

Ve çözümünü gözden geçirdi.

 

Gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. Gözlerini açtığında, yapması gereken şey konusunda hiçbir şüphesi yoktu.

 

Ayağa kalkıp üzerindeki tozları silkeledi ve odada çevresine bakınarak, yan tarafta yatan kızı buldu.

 

O Emilia’ydı. Yüzündeki acı ifadesi, geçmişinin yargılamasında olduğunu gösteriyor olmalıydı.

 

Subaru koştu ve uyandırmak için ellerine ulaştı. Buradan çıkarabilir ve Otto ve Ram’la mezarın dışında buluşabilirdi ama sonrasında ne olacağının farkına vardı.

 

Ama Subaru, tam gidip kızın ellerini tutacakken, kendi parmaklarının titrediğini fark etti.

 

[Subaru: ……ne?]

 

Ellerini göz hizasına getirerek titreyen parmak uçlarıyla yüzleşmek gözlerinin büyümesine yol açmıştı. Beyni parmaklarına durmalarını emrediyordu ama onlar hala titremekte ısrarcıydı, parmakları emirlerine itaat etmiyordu. Ve Subaru, bir şeyi daha fark etti.

 

Dişleri de takırdıyordu, durdurmak imkansızdı.

 

[Subaru: Ellerim ve dişlerim titriyor……bu da nesi……]

 

Vücudu şaşırmış olabilirdi, ama Subaru sebebi biliyordu.

 

Nedeni, kıza dokunmak üzere olmasından başka bir şey değildi.

 

----Emilia’nın donmuş, ifadesiz yüzü ölümün kıyısındayken ona bakmıştı.

 

Kıskançlık Cadısı kesinlikle sığınağa gelmiş ve nedeni ne olursa olsun Emilia’nın bedenini gölgelerine kabuk olarak kullanmış olmalıydı. Subaru, son anlarında bunu kendi gözleriyle görmüştü.

 

Cadı, büyük ihtimalle, Emilia mezarda bilinçsizce yatarken bedenini ele geçirmişti.

 

Subaru, Petelgeuse’in diğer insanların bedenlerini ele geçirme yeteneğine şahit olmuştu, bu nedenle bu ihtimalin gerçekleştiğini kabul etmek hiç de zor değildi.

 

Ayrıca, Cadı’nın Emilia’nın bedenini seçme nedeni basitti.

 

Subaru, çay partisinde birçok yasaklı bilgi vermişti.

 

Bu yüzden Cadı da onu cezalandırmalıydı.

 

Cadı onu cezalandırmak istese de, Echidna'nın kalesine girmesi yasaktı. Onun yerine de Subaru’nun yanında bilinçsiz yatan Emilia’yı tercih etmişti.

 

Emilia'nın bedenini ele geçirdikten sonra sığınağı gölgeler içinde bırakarak Garfiel’i öldürdü ve Subaru’yu yutmaya çalıştı---- işte tüm bunlar bir önceki döngünün özetiydi.

 

[Subaru: Tüm bunları bilmeme rağmen……bedenim neden titriyor……?]

 

Olanları soğukkanlı bir şekilde kabul etse de, cılız kalbi o karşılaştığı korku dolu anları unutamıyordu.

 

Eğer Subaru’nun tahminleri doğruysa, tüm bu yaşanan felaketin kökeni ölümden döndükten sonra davet edildiği çay partisiydi. Yani, bu sefer çay partisine katılmazsa, o mayına basmamış olacaktı.

 

――Bu nedenle, Cadının şimdilik Emilia'nın içinde olmadığına %90 oranında emindi.

 

Gerçek şu ki Subaru’nun bedeninin titremesi, korkaklığının içgüdüsel bir tepkisiydi.

 

Hala en kötü senaryoyu eleyebilmiş değildi.

 

Kıskançlık Cadısı sırf o ölümden döndü diye Subaru'yu kovalamaktan vazgeçecek miydi?

 

[Subaru: ――――]

 

Zaten Subaru’nun ölümden dönmesini sağlayan Kıskançlık Cadısının ta kendisi değil miydi?

 

Subaru bunu öngörüyordu ve Echidna da bunu onaylamıştı.

 

Cadı’nın geçmişteki görünümleri ve bir önceki döngüsünün sonu, Subaru'nun kabul edilebilir şüphelerini daha ileriye taşıyordu.

 

Ne olursa olsun, Cadı Subaru’nun ölmesini istemiyordu.

 

Subaru bu nedenle minnettardı. Ama yalnızca bu nedenle...

 

Soru şuydu, bu kadar güçlü ve takıntılı denecek kadar kıskanç olan Cadı, önce gerçekliğe girmek için böylesine uğraşıp, sonra da Subaru’nun gitmesine izin mi vermişti?

 

[Subaru: ――――]

 

Kıskançlık Cadısının zamanı geri alma yeteneğine sahip olup da bunu kendisi yerine Subaru’nun kullanmasına izin verecek olması fazla iyimser bir düşünce olurdu.

 

Subaru, “Ölüm”den sonra tüm dünyayı başa alabiliyorsa, Cadı’nın da onu ikna etmek için dönmeyeceğini nereden bilebilirdi ki?

 

Suspus olmuş kalbi bu soruya cevap veremedi--- ama cevap tam da önündeydi.

 

[Subaru: …………]

 

Emilia’ya dokunup onu yargılamadan uyandırırsa her şey açıklanabilirdi.

 

Uyanırsa ve Subaru’ya her zamanki ahenkli sesiyle seslenirse, Subaru bu korku nöbetlerine son verebilirdi.

 

Ama ya öyle olmazsa?

 

[Subaru: ……Her şey bitecek, sonra da...]

 

Her geri dönüşünde Cadı ortaya çıkacaksa, Subaru'nun yapacağı bir şey olmayacaktı. Kıskançlık Cadısı’nın gücü sonsuzdu ve sığınaktaki gölgeye karşı galip geldikleri bir senaryo düşünemiyordu. Garfiel’i kendi ölümüne götürdüğü kabusa karşı ne gibi bir önlem alabilirdi ki?

 

Diğer bir deyişle, bu Subaru'nun dönüm noktasıydı.

 

[Subaru: Önce ölümden dönebileceğime emin değildim……şimdi de Emilia’nın gerçek Emilia olduğuna emin olamıyorum. Neyim ben……salak mı?]

 

Durumu tekrar ele alan Subaru, hafifçe iç çekti.

 

Parmaklarındaki ve çenesindeki titreme gitmişti. Hislerine gelince...

 

Tüm bu belirsizlik, şüphe, muamma....

 

[Subaru: Herkesin başına gelen şeylerle aynı, değil mi?]

 

Geleceği bilememe, bir sonraki saniyede ne olacağından endişelenmek hayatın doğal gerçekliklerindendi.

 

Olacakları bilmesinin ufacık bir ihtimali dahi olsaydı, korkacak ne olurdu ki?

 

Böyle aptalca bir korku, yaşamaktan korkmaya eşdeğerdi.

 

[Emilia: ……h, hayır……]

 

Gözleri önünde kızın geçmişiyle olan mücadelesine kıyasla, Subaru'nun yaşadığı tereddüt ne kadar da küçük ve komik görünüyordu.

 

 [Subaru: ――Emilia]

 

İsmini söyleyerek, artık titremeyen parmaklarıyla kızın yanağına dokundu.

 

Beyaz ve saf. Emilia'nın tenine hafifçe dokunmak bile Subaru'nun parmaklarına çözünmeleri için gerekli ısıyı sağlamıştı. Kızın kapalı göz kapaklarında hafif bir titreme belirdi ve altlarındaki menekşe rengi gözlerde minik bir ışık parladı.

 

Gerçekliğe çekilen Emilia, gözlerini kırpıştırarak Subaru’nun önünde olduğunu fark etti.

 

[Emilia: ……suba…ru?]

 

Titreyen gözbebekleri Subaru’da sabitlenirken, onun adını söylemişti. Sesi, tavrı ve göz rengiyle tamamen Subaru'nun tanıdığı Emilia’ydı.

 

[Subaru: ――Evet, benim.]

 

Subaru’nun içini işgal eden ve onu boğan tüm şüphe kırıntıları tek bir hareketle yok olmuştu. Subaru, cevabını verdikten sonra oldukça derin bir oh çekerek ellerini sırtına götürdü ve vücudunun gücünü yitirmiş olduğunu fark etti.

 

O anda Emilia da doğrularak çevresine bakınmaya başlamıştı.

 

Nerede olduğunu anlayınca, belki de hala biraz kendine gelmemiş olduğu için, elini kafasına koydu ve fısıldadı, [Ee.....],

 

[Emilia: Az önce…… Ben……]

 

Hissettiği acıyla kafası karışan Emilia, gözlerini kapatarak uykuya dalmadan önceki anılarını hatırlamaya çalıştı----ve aynı zamanda uyurken yaşadıklarını da.

 

Anılar geri gelirken gözlerini yeniden açtı ve titreyen şeftali renkli dudaklarıyla Subaru’ya döndü.

 

Yaşadığı duygu geçişleri gözlerinden okunuyordu. Geçmişinin hatıraları sayesinde aklı karman çormandı. Subaru, daha önceki deneyimleri sayesinde, Emilia'nın yargılamadan çıktıktan sonra paramparça olacağını biliyordu. Bu nedenle onun dağılmasını sakince karşıladı.

 

Yalnızca kollarında titrerken onu nazikçe tutarak teselli edecek ve her şeyin iyi olduğunu anlatabilecek kelimeleri bulacaktı.

 

[Emilia: ……Subaru?]

 

Subaru tam harekete geçecekken, Emilia düşündüğünün tam zıttı bir tepki verdi.

 

Kızın gözleri çok daha güçlü bir duygunun varlığıyla sakinleşti ve titreyen dudakları hareketi kesti. Sonra da ellerini Subaru'ya uzattı. 

 

[Emilia: Neden… ağlayacakmışsın gibi bakıyorsun?]

 

[Subaru: ……ha?]

 

Emilia’nın parmakları, Subaru’nun alnında gezerek tamamen açılmış gözlerine doğru indi. Solgun-beyaz parmakları, akmak üzere olan gözyaşını yakalamak için hafifçe gözünün kenarını okşuyordu. Subaru, ağlamak üzere olduğunu o anda fark etmişti.

 

Ama kendisine neden böyle olduğunu soracak zamanı yoktu.

 

[Subaru: a.. u.. eh?]

 

Ansızın içini bir ürperti teslim aldı.

 

Başka bir boyuttan gelen bu kontrol edilemez ürperti, parmaklarının ve dişlerinin titremesine neden olmuştu.

 

Tüm bedeni titriyor ve tüm gücü içten içe tükeniyordu.

 

Emilia’nın önünde dizlerinin üzerinde duran Subaru, eğilerek kollarıyla kendi vücudunu sardı.

 

 

Sebebini anladıkça kolları gevşiyordu.

 

Emilia'ya dokunmadan önce titremesinin sebebi, bedeninin Cadı tarafından değiştirilmiş olabileceği korkusuysa------

 

[Emilia: Her şey yolunda, Subaru. Tamam, her şey iyi olacak. Artık yanındayım――]

 

Emilia bunları söyleyerek Subaru’nun titreyen bedenine sarıldı.

 

Kıyafetlerinin ince kumaşlarından birbirlerinin vücut ısılarını hissedebiliyorlardı. Hissettiği hafif kalp atışı ve kızın bedeninden gelen ısı, Subaru’nun kalbini fazlasıyla doldurmuştu.

 

―― O olasılığın korkusu geçince, öyle bir olasılık kalmadığını anlayınca, derin bir rahatlama duygusuyla boğulmuştu. Kalbi güçlü olmak istese de bedeni ona itaat etmiyordu.

 

Tüm bu olanlardan sonra, ne çelik gibi bir kalbe ne de onu koruyabilecek sağlam bir vücuda sahipti.

 

Emilia’nın sıcaklığını hissetmek, onun kalp atışını duymak ve onun tarafından nazikçe kucaklanmak... Ne kadar acınası zayıflığını hor görse de, rahatladığını inkar edemezdi.

 

Ve yavaşça, yavaşça, yavaşça, birbirlerine tutunarak mezardan çıktılar.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21948 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40706 Bölüm Sayısı


creator
manga tr