Cilt 4 Bölüm 38 [ Tırtıl ] (2/2)

avatar
2819 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 38 [ Tırtıl ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy 

 

――Garfiel odayı terk ettikten sonra tek başına hapis kalan Subaru düşünceler denizine daldı.

 

Garfiel’in çıkarken söylediği cümleyi aklından çıkartamıyordu.

 

Emilia, Subaru’nun adını temize çıkarabilmek için yargılamalara dalmıştı. Belki de sığınağı özgürlüğüne kavuşturursa başarısının Subaru’nun suçunu unutturacağını düşünmüştü.

 

Tam Emilia’lık bir davranıştı, Subaru’nun bundan hiç şüphesi yoktu.

 

[Subaru: Ama , o zaman, ben……]

 

Subaru öfkesi tarafından rehin alınmış olsa da gerçekten de Roswaal’ı boğmak istemişti.

 

Elleri o adamın boğazını sardığında, tüm gücünü kullanarak nefes almasını engellemek ya da boynunu kırmak istemişti.

 

Ne kadar şu an ellerini kıpırdatamıyor olsa da titreyişlerini hissediyordu.

 

O anın verdiği coşkuyu unutmuş, geriye yalnızca neredeyse başka bir insanın canını almak üzere olan karanlığın izi kalmıştı. Midesi bomboş olmasına rağmen kusmak istiyordu.

 

Hem de canını almak üzere olduğu kişi kendisine yakın biriydi.

 

[Subaru: Ben… artık bilmiyorum……]

 

Kime güveneceğini, ne düşüneceğini, ne yapacağını bilmiyordu, hiçbiri bir anlam ifade etmiyordu.

 

Beatrice’in durumu neydi? Neden bir incili vardı? Birlikte geçirdikleri onca zamana ne demeliydi?

 

Roswaal ne düşünüyordu? Neden onda tamamlanmış bir incil vardı? Subaru’nun neyi hatırlamasını istemişti? Her şeyin arkasındaki esas rolü neydi?

 

Emilia yargılamaları nasıl geçecekti? Ya da onu en baştan bu yola sokmak doğru muydu? Bu soruyu yanıtlamaya başlayamamıştı bile.

 

Garfiel’in niyeti neydi, gerçekten bir incili var mıydı? Onun yardımı olmadan Elsa’yı yenmek imkansızdı. Yine de her ölümden dönüş yaşayışında ilişkileri daha da kötüye gidiyordu, bu şekilde onu köşke nasıl götürecekti?

 

Elsa’nın saldırısı konusunda ne yapmalıydı, onu yenmeye mi insanları tahliye etmeye mi çalışmalıydı? Neden iki saldırı arasında zaman farkı olmuştu? Katil kimsenin bilmemesi gereken kaçış tünelini nerden biliyordu? Elsa’nın işvereni kimdi? Onu yenmek için ne yapması gerekiyordu? Onu asla bağışlayamayacağı kesindi.

 

Sığınak neden yaratılmıştı? Yargılamaların anlamı neydi, neden mevcuttular? Mezarda uyuyan Echidna’nın amacı neydi, onunla nasıl yeniden buluşabilirdi? Son döngüsünde neden sığınakta hiç kimse kalmamıştı ?

 

Ve son olarak, Subaru’yu öldürüp yiyen kimdi ya da neydi?

 

[Subaru: Tek bir tanesini…… bile… cevaplayamıyorum.]

 

Bu sorular durmak bilmeden aklında dönüyordu.

 

Gözleri acı verici bir şekilde bağlanmışken ve hiçbir şey göremezken, etrafında olup bitenden habersizken, içindeki sorularla yüzleşmekten başka şansı yoktu.

 

İçi tamamen gizemle ve şüpheyle doluydu.

 

Subaru’ya işkence eden yalnızca cevaplayamadığı sorular değildi, aynı zamanda boşa geçen zamanların yarattığı gerginlik de vardı.

 

Gözleri kapalı olduğu için kesin olarak emin olamasa da, Roswaal’a saldırışının üzerinden çoktan bir gün geçmiş olduğunu hissediyordu.

 

Karanlıktı, muhtemelen ormanda gizli bir evin içindeydi. Odanın serinliği de hiçbir ışık olmayışı kadar kendini hissettiriyordu.

 

Burada şahit olduğu gündüz sıcaklıklarına kıyasla, burdaki sert sıcaklık düşüşünün farkındaydı. O yüzden gün batımından sonraki bir vakitte olduklarını düşünmek daha yararlı olurdu. Eğer gece olduğunu düşünürse, bu, çoktan bir gün geçti demek olurdu.

 

Natsuki Subaru, paralel dünyaya ışınlandığından beri pek çok hafif veya ciddi yaralanma geçirmişti. Vücudu hala bu iyileşen yaraların anılarına sahipti.

 

Tecrübesine dayanarak söyleyebilirdi ki, kafasının yarısının ezilmesi ve kafatasının çatlaması ölümcül olmalıydı. Ferris’in müdahalesi olmadan hala yaşıyor oluşuna bakılırsa, Garfiel’in iyileştirme gücü oldukça kuvvetli olmalıydı.

 

Bu dünyada basitçe, kişi ölmediği sürece, şifacının gücüne göre kişinin neredeyse tüm yaraları iyileştirilebiliyordu. Doğal olarak yara ağırlaştıkça, harcanması gereken güç de artıyordu.

 

Subaru’nun yaraları öyle bir iki saatte, hatta aynı gece içinde bile iyileştirilebilecek gibi değildi.

 

En muhtemeli tam bir gecenin geçmiş olmasıydı. Bunu iyice ikna edici kılan bir şey daha vardı.

 

[Subaru: Çok… açım……]

 

Uyuduğu süre boyunca beslenemediği için, boş karnı varlığını ispat etmek istercesine guruldayıp duruyordu.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Subaru’nun zihninde, zamanın geçişi belirsizdi. Buraya geldiğinden beri ne kadar vakit geçtiğini bilmiyordu. Hapsolmuş halde, tek başına bekliyordu.

 

[Subaru: ――――]

 

Saniyeleri saymaya çalışmış, ama bir saat boyunca her saniyeyi saydıktan sonra delirmeye yaklaşmış ve bu fikirden vazgeçmişti.

 

Ayrıca, saati bilmesi ona ne kazandırabilirdi ki?

 

[Subaru: Muhtemelen… çok geç……]

 

Subaru’ya 6 kez yemek gelmişti. Eğer her sabah ve akşam getiriyorlarsa, şimdiden 3 gün geçmiş demekti. Subaru, mezarda uyanalı 3 gün ―― sığınağa geleli 5 gün olmuştu.

 

Bu sabah köşke doğru yola çıkmayı başarsa bile Elsa’nın saldırısına ancak kılı kılına yetişebilirdi. Zaman geçtikçe sınırı kaçırıyordu.

 

Subaru bu döngüsünün başında büyük bir hata yapmıştı.

 

Roswaal’a yaptığı şeyden duyduğu pişmanlığı anlatacak kelime yoktu. Eğer duygularının kontrolünü yitirmeseydi Roswaal’dan çok daha fazla şey öğrenebilirdi, daha da önemlisi, Garfiel’le olan ilişkisi kendisini hapsettirecek kadar kötüye gitmezdi.

 

Kendisini öfkesine teslim edişinin sonucu şu anda geldiği tırtılımsı durumdu.

 

Yapması gereken hiçbir şeyi yapamamış, korumak istediği kişilerle karşı karşıya bile gelememişti. Bunun yerine korkuyla büzüşmüş bir halde boş boş yaşıyordu.

 

Subaru bu döngüden ümidini çoktan kesmişti.

 

[Subaru: ――Bu sefer… gerçekten sıçıp batırdım……]

 

Anın heyecanına kapılmış, köşkü bekleyen trajediyi engelleme şansını kaybetmişti. Bu yüzden köşkteki kızların umudunu yok etmişti.

 

Rem, Petra, Frederica, Beatrice... Subaru hepsini ölüme terk etmişti.

 

Tam da bu nedenle Roswaal’a bağırarak yine aynı şeyin yaşanmasına neden olmuştu.

 

[Subaru: … Kahretsin. Neden ölmedim ki?]

 

Sadece ölmek istemişti. Eğer kayıt noktası değişmediyse, her şeye yeniden başlayabilecekse, o geceye dönüp her şeyle bir kez daha yüzleşebilirdi.

 

O zaman da yine ne yapacağını bilemeyecekti. Ama en azından bundan daha iyi bir şey olacağını düşünüyordu. Daha fazla saçmalayamazdı.

 

[Subaru: Aksi takdirde, ne amacı olurdu ki……]

 

Bu sonucu kabullenmeye ve sessizce dudaklarını ısırıp dünyanın sonunu beklemeye hazır mıydı?

 

Köşkü kurtarmak artık mümkün değildi, bu döngüde ‘’ölüm’’ kaçınılmaz olmuştu.

 

Muhtemelen olabilecek en kötü durumdaydı. Onu boş, anlamsız bir gelecek bekliyordu. Ölümden dönüş kumarını oynayıp mümkün olan en iyi geleceği zorlayabilirdi.  

 

Ama,

 

[Subaru: Hiçbir şey öğrenmeden ölürsem, öylece başa dönmüş olacağım.]

 

En azından sığınakta neler olduğunu öğrenmek zorundaydı.

 

6.günde ne olmuştu? Hiç değilse bu sorunun cevaplanması gerekiyordu.

 

Ve sırf bu yüzden, ne kadar bağırmak istese de, dişlerini sıkmak, çıldırmak istese de köşke yönelik pişmanlıklarını içinde tuttu ve bu döngüde bir şeyler öğrenmeye odaklandı.

 

Şu anda 5. gündü. Yarın bir şeyler olması gerekiyordu.

 

Geçtiğimiz 3 günde yalnızca Garfiel ve biri daha Subaru’yu ziyaret etmişti. Diğer kişi sessizdi, muhtemelen Garfiel’in talimatlarını izliyordu. Bu yüzden Subaru onun kim olduğunu bilmiyordu.

 

Ama Subaru, bedenini silme ve ona yemek yedirme şekline bakarak, büyük ihtimalle bir kadın olduğunu düşünüyordu.

 

Her adımının izlendiği böyle bir ortamda, daha fazla araştırma şansı yoktu, o yüzden gelen kişinin kimliğini öğrenemedi.

 

Her halükarda, burası, Subaru’yu kurtarmak için kendini zorlayan Emilia’nın bulamadığı bir yer olmalıydı. Büyük ihtimalle yalnızca Garfiel’in ve yardımcısının bildiği bir yerdi. Subaru bağırsa da bir karşılık alamıyordu.

 

Zaten Garfiel ve Roswaal onu burda tutmaya birlikte karar verdiklerine göre, kaçmaya çalışmak anlamsız olacaktı.

 

[Subaru: Eğer Emilia beni kurtarmaya çalışarak yargılamayı geçerse mükemmel olur, ama……]

 

Eğer durum tam tersi olsaydı, Subaru, Emilia’nın hatrına yargılamaları geçebileceğinden emindi. Ama Emilia’nın kendisi için bunu yapacağını hiç hayal etmemişti. Onun için bu kadar değerli olduğunu bilmiyordu. Muhtemelen kendi değerini hep küçümsediği içindi.

 

Ama 3 günde hiçbir iyi haber gelmemişti, önceki döngülerde olduğu gibi bunda da Emilia, ne kadar denerse denesin başarılı olamıyordu.

 

Başka bir deyişle, köşkteki durum, sığınaktaki durum, Subaru, Emilia, her şey çıkmaza girmişti.

 

[Subaru: Sonuç olarak, ben……]

 

――Bir şey yapmalıyım.

 

Emilia için, köşk için, sığınak için, ortaya çıkan her problem için bir çözüm bulmalıydı.

 

Sakin bir çözüm. Subaru’nun asla pes etmemesi, onun yaşamaya devam etmesinin tek sebebi buydu.

 

Uzuuun uzun düşündükten sonra yine aynı sonuca vardı. Bu seferlik yapacağı bir şey olmadığını bilerek zamanın geçmesini bekledi.

 

――Sonunda bir şeyler olduğunda, uyuyan bedenini bir şeylerin sarstığını hissetti.

 

[Subaru: ――mn?]

 

Biri onu omuzlarından sarsıyor, uyandırmaya çalışıyordu.

 

Dudaklarının kenarından akan salyaları hissetti, elleri bağlı olduğu için omzunu uzatarak sildi. Yorucu bir hareketti, ama artık üst bedeniyle bunu yapabilmeye alışmıştı.

 

[Subaru: Kimsin……sen?]

 

Yeni uyanmış olduğu ve yakın zamanda çok bağırdığı için sesi hala boğuktu.

 

Kendisine daha fazla bağırmayacağına dair söz vermişti, yoksa boğazı yırtılacaktı. Ve şimdiye kadar, boğazındaki acıya duyarsızlaşmış gibiydi. Gerçi bunda mutlu olunacak bir yan yoktu tabii.

 

Subaru’nun sorusunu duyan kişi kısaca iç çekti.

 

Ve,

 

[???: Uykunu böldüğüm için üzgünüm… ama hareket edebilir misin, Natsuki-san?]

 

[Subaru: Aauh?]

 

Hiç tahmin etmediği birinin sesini duyan Subaru, aptal bir ses çıkarmıştı.

 

Subaru’nun şaşkınlığını uyku sersemliğine bağlayan kişi [ Oh, hadi ama ] diye kısık sesle konuşup Subaru’nun yüzüne hafif bir tokat indirdi.

 

[???: Buraya gelip sana yardım ederek büyük bir risk alıyorum, bilirsin, bu yüzden lütfen biraz canlanır mısın? Eğer burda yakalanırsak ikimizin de pişman olacağına oldukça eminim.]

 

Bunu söyleyerek Subaru’nun kollarını ve bacaklarını bağlayan ipleri bıçağıyla kesti. Uzuvları yeniden özgürlüklerine kavuşan Subaru, rahatlayarak gözündeki bağı kaldırdı.

 

[Subaru: Augh… kollarım, bacaklarım… gözlerim bile acıyor.]

 

Subaru’nun ince, hala-hassas görüş açısında, orda olmak istemiyor gibi görünen bir erkek vardı.

 

Belirgin bir sebep olmadan orda bulunan karakter, Otto Sewen sahneye beklenmedik girişini yapmıştı.

 

#Ve döngünün kahramanı Otto oldu! Subaru'yu nasıl bulduğunuysa bir sonraki bölümde okuyacağız. 
Peki olaylara yalnızca bir gün kalmışken Subaru işe yarar bir bilgi edinebilecek mi sizce? 
Sorduğu onlarca sorunun cevabını alabilecek mi?
Birkaç tanesinin cevabını çok geçmeden alacağımızı söylemek isterim. 
Meraklandıysanız, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22121 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 41007 Bölüm Sayısı


creator
manga tr