Cilt 4 Bölüm 27 [ Fısıltı ]

avatar
2697 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 27 [ Fısıltı ]


Çevirmen : Clumsy

 

――Bu güçlü ve öfkeli ses Subaru’da bir dejavu hissi uyandırmıştı.

 

[Subaru: Cadının… kokusu……]

 

Bu yüzden ikinci kez düşman olarak nitelendiriliyordu.

 

Subaru’nun kendisinin alamadığı bu kokunun, Garfiel’in gözlerinde oluşturduğu nefret, gerçekten ebeveynlerini öldürmüş birine duyulacak türdendi.

 

Subaru bu bakışların keskinliğinine ve içerdiği düşmanlığa aşinaydı.

 

Cadının kötü kokusu. Suçlunun kalıcı esansı. Ve cadı tarafından tuzağa düşürülmüş bir adam.

 

Bunlar bir zamanlar hayatını almadan, araları bozulmadan önce kendisine söylenen sözlerdi.

 

[Garfiel: Neye bakıyosun öyle aptal gibi? Çok acıdı da konuşmayı mı unuttun?]

 

Garfiel, şok içinde konuşamadan kalan Subaru’ya olan devasa öfkesini gizlemiyordu. Kollarını gevşetmiş olmasına rağmen gardını indirmemişti.

 

Subaru’nun her hareketini ve aralarında olması gereken yakınlık duygusunu bile takip ediyordu―― gerçi bu yakınlıktan eser yoktu şu an.

 

[Subaru: Umm, cadının kötü kokusu hakkında……]

 

[Garfiel: Huh?]

 

[Subaru: Bedenime yayılan bu kötü koku, ben mezardan çıktıktan sonra ―― yargılamadan sonra gelmeye başladı, doğru mu?]

 

[Garfiel: ……Yeah. Daha önce farketmemiştim, ama sen yargılamadan geldikten sonra her yeri sardı. İçerde ne yaptığını bilmiyorum ama böyle kokan bi piçe güvenecek kadar iyi bi adam değilim ben.]

 

Garfiel’in sorusunu onayladığını gören Subaru, hafif bir iç çekti ve gözlerini kapattı.

 

O zaman onaylanmıştı―― Cadının kötü kokusu ‘’ölümden dönme’’ deneyiminden sonra güçleniyordu.

 

Bundan daha önce de şüphelenmişti ama bir sonuca varmaktan kaçınmıştı. Ancak şimdi bunu kabullenebiliyordu.

 

――Natsuki Subaru’yu ölümden döndüren kişi, Cadıydı.

 

Sebebini bilmiyordu. Arada bir bağlantı olmamalıydı. Ama bir şekilde bunu anlamış ve kabullenmişti.

 

Bu sanki, bir yapbozun son parçasını koyana kadar emin olamayıp, onu koyduğun anda her şeyin tamamlanması gibiydi.

 

[Subaru: Benimle ne ilgin var…… Bu dünyaya gelene kadarki hayatımda hiçbir paranormal olay yaşamamıştım. Buraya geldiğimde bile herkesin bahsettiği Cadı-sama’yla tanışmadım …… Hatta buraya ışınlandıktan 6 saat sonra öldüm.]

 

Subaru bu dünyaya davet edildiği anda ‘’Ölümden dönüş’’ yeteneğine sahip olmuştu.

 

Eğer bu yetenek Cadıyla bağlantılıysa, onun buraya ışınlanması da cadıyla bağlantılı olmalıydı. Bu noktaya kadar bunu hiç yargılamamıştı ama――

 

[Subaru: Artık inkar edemem galiba, ha……]

 

[Garfiel: Ne mırıldanıyon? Bu saçmalıklara endişelencek vaktim yok, o yüzden katedrale dön de uyu. Beni bunlarla uğraştırma.]

 

[Subaru: ……Beni bırakıyor musun? Ben cadının pis kokusunu taşıyan şüpheli bir piç değil miydim? Gecenin bir yarısı ve burda yalnızız...bir gece buluşması ya da cinayet için mükemmel bir ortam değil mi?]

 

[Garfiel: Hah. Ben sabırlı bi adam diilim, bunu düşünmedim de değil…… Kafanı çiğnemek kolay olurdu, ama sonra? Yarı-cadı senin öldüğünü duyunca daha büyük sıkıntı çıkar, ben bile o kadarını görebiliyorum.]

 

Subaru’nun kafasını salladığını gören Garfiel, niyetini anlayamayarak [Ama] dedi ve devam etti.

 

[Garfiel: Mezara girip daha çok kokmanı göze alamam. Şu anda sadece benim keskin burnum bu kokuyu alıyo…… ama bu boktan yerdeki yaşlı kadın ve diğerlerinin de fark etmeyeceğini kim bilebilir? Bi de daha belalı tipler var.]

 

[Subaru: Daha belalı tipler……]

 

[Garfiel: Bir ikisi hakkında fikrin var di mi? Senin kokunu alınca o götler ortaya çıkacak.]

 

Garfiel’in bunları söyleyerek dişlerini takırdattığını gören Subaru derin bir nefes alarak düşüncelere daldı.

 

Bu tepkiyi gören Garfiel homurdandı ve bir böcek kovalar gibi kollarını salladı.

 

[Garfiel: Hadi defol burdan. Bu seferlik bi şey yapmiycam. Yarın da uslu ve sakin durursan bi şey  yapmam. Ama seni bi daha mezarın yakınlarında ya da nineyle uğraşırken bulursam ikimiz için de iyi bi deneyim olmaz.]

 

[Subaru: Karşılıklı görmezden gelme, huh. Ben seni rahatsız etmeyeceğim, sen de beni. Oldukça cömertçe.]

 

[Garfiel: “Gringham’ın masalına girdikten sonra canlı çıkmak”, yeah? Şimdi fikrimi değiştirmeden defol git önümden. Ram’ın benden nefret etmemesini tercih ederim.]

 

Hoşlandığı kızın adını anan Garfiel, en kötüsüne hazır olduğunu belli etti. İçindeki düşmanlığı zor kontrol ettiği belliydi.

 

Subaru hala tartışmaya devam etmek istese de şu görüşe sadık kaldı:

 

――Şimdilik geri çekilsem iyi olacak.

 

Bu sonuca vararak iç çekti, omuzlarını düşürdü ve bir adım geri çekildi.

 

Subaru’nun artık ısrar etmekten vazgeçtiğini gören Garfiel’ın da duruşu rahatlaştı.

 

Kollarını çaprazladı ve Subaru’ya baktı.

 

[Garfiel: İyi. Gereksiz bi şey yapma ――Bugünden başlayıp yargılamalar bitene kadar burda olacağım. Yarın, sonraki gün, ya da bi sonraki gün, gündüz, gece, seni içeri sokmaya niyetim yok. Bunu iyi hatırla.]

 

[Subaru: Eğer Ram’ın senden nefret etmesini istemiyorsan arada bir dönüp banyo yapman lazım.]

 

[Garfiel: Ben senin kadar kötü kokmadan önce Emilia-sama’nın yargılamaları geçmesi için bi şeyler yapsan iyi olur. ――Şimdi çekil gözümün önünden.]

 

Garfel gözlerini kapattı, geceyi burada geçirmek konusunda ciddi olduğu belliydi.

 

İlk bakışta içeri girme fırsatı kalmamış gibi görünüyordu. Belki burdan uzaklaşsa çember çizerek ormanın başka bir girişinden gelse, mezara girmek imkansız olmayabilirdi. Ama,

 

[Subaru: Yapmasam daha iyi…]

 

Garfiel’in bu konuda da bir planı vardı büyük ihtimalle.

 

Subaru sakin kaldığı sürece Garfiel onu yalnızca sözleriyle durduracaktı. Ama başka şeyler denerse alacağı karşılık muhtemelen bu kadar hafif olmayacaktı.

 

Şu anda Patrasche ile birlikte koca bir vagonu havaya fırlatabilen bir adamın yoluna çıkmamak daha iyi olacaktı.

 

[Subaru: Çay partisi yakamı bırakmıyor değil mi……]

 

Bir elini alnına koyup cadıyla sohbet edebilme şansını aklından attı.

 

[Subaru: En azından bu gecelik yapabileceğim bir şey kalmadı. Başka bir yol bulmalıyım……]

 

Garfiel’i geçmeden mezara ulaşmanın imkanı yoktu. Eğer Subaru mezara ulaşamazsa Emilia’nın yargılamalara girmesinden başka şansları kalmayacaktı.

 

Subaru’nun söyleyebileceği kadarıyla, Emilia’nın 3 günde yargılamaları geçmesi imkansızdı. Ve eğer 3 gün içinde harekete geçemezse,

 

[Subaru: Elsa köşke saldıracak. Onu püskürtme şansım da kaçıp gidecek.]

 

Söz konusu, bir cadıyla konuşmak bile olsa Echidna’yla konuşmak ona bir çeşit yol sağlayabilirdi. Ama Garfiel bunu engellemişti.

 

Echidna’nın tavsiyesini almak dışında, yargılamalara girme ihtimali de aynı şekilde engellenmişti.

 

Bu nokta Subaru, durumun çıkmaz yola girdiğini anladı.

 

[Subaru: Oy, oy, oy…….bu durum fazla kötü değil mi?]

 

Garfiel’i atlatacak gücü olmayan Subaru, yargılamalara girebilmek için zekice davranmalıydı, ya da Garfiel’i oradan uzaklaştıracak bir yol bulmalıydı. Ama bunu da tek başına yapması imkansızdı.

 

[Subaru: Ve ne kadar kendime yandaşlar arasam da…… Ne Ram ne de Otto bu konuda benim tarafımda değil.]

 

Kraliyet seçimi için ne kadar önemli olduğunu düşünerek, Emilia’nın yargılamaları geçen kişi olması taraftarıydılar. Tabii ki, Emilia’nın gelecek iki günde ne kadar acı çektiğini görünce fikirlerinin değişme ihtimali vardı, ama,

 

[Subaru: O zaman saldırıyı engelleyecek zamanımız kalmaz. Yapabileceğim…… hiçbir şey yok mu?]

 

Ellerindeki zamanla Emila’nın yargılamaları geçebileceği zaman arasındaki fark büyük sıkıntı yaratıyordu. Subaru bunu çok iyi biliyordu. Ve eğer yargılamalara kendisi katılmak için ısrar etmeye devam ederse, bu Emilia’nın özgüvenini iyice azaltacaktı.

 

Emilia’nın bu konuda ne hissedeceğini düşünmek kalbini yaralıyordu. Ona inanmıyor değildi. Aksine onun bunu başaracağına dair en ufak bir şüphesi yoktu. Yine de ,

 

――Görevinin ne kadar ağır olduğunu bile bile nasıl böyle düşünürsün?

 

[Subaru: ――――]

 

Derinden gelen karanlık bir fısıltı Subaru’nun adımlarını durdurdu.

 

Arada sırada böyle fısıltılar duyardı. Kendisinin alaycı, karanlık bir kısmı aptalca umut aradığı anlarda, bu şekilde dalga geçerdi.

 

[Subaru: Yargılamalar onu yiyip bitirecek. Yine de etrafındakilerin beklentileri yüzünden ne kadar yaralansa da devam edecek. Kesinlikle böyle olacak.]

 

――Onun yaralarını görmezden gelip devam etmesini mi istiyorsun gerçekten?

 

Kendi acısına, gözyaşlarına tutunacak, yürümeye devam edecek ve sonunda yolu açılacak, dilekleri gerçek olacaktı. Gerçekten inandığı şey bu muydu?

 

――Açılması gerekmeyen yaralar, yüzleşilmesi gerekmeyen anılar, telafi edilmesi gerekmeyen geçmişler vardır.

 

[Subaru: Yanlış bir şey yaptığına inanıyor ve bunu düzeltmesi gerek. Bu yüzden geçmişiyle yüzleşiyor, bu yüzden acı çekiyor, değil mi ……]

 

――Ama neden bunu şimdi yapmalı? Korkunç bir zamanlama değil mi?

 

Herkesin geçmişiyle yüzleşmesi şart mıydı gerçekten?

 

Tüm günahlar telafi edilmeli miydi? Affedilmek mecburi miydi?

 

Eğer yargılamalar olmasaydı, Subaru, onun kimsenin bilmesini istemediği geçmişini açığa çıkarmayacaktı.

 

Belki bir gün, zamanla bununla yüzleşecek ve üzerinden gelebilecekti.

 

Ama şimdi mi olmak zorundaydı? Gerçekten doğru zaman bu muydu?

 

Saplantılı bir şekilde bulmaya zorlandığı cevap gerçekten yeterli olacak mıydı?

 

[Subaru: En azından ben, geçmişimle yüzleştiğim için mutluyum. Geçmeyi başardım ve sadece kendimi tatmin ettiğimi bilsem de bu şekilde duruyor olmam bu soruyu cevaplıyor.]

 

――Ama bu, sen zaten geçmişinle yüzleşmeye hazır olduğun için olmadı mı?

 

Kendisinden nefret ediyor olsa da onu seven ve kabullenen bir kız vardı.

 

Onun varlığı, kendisi için yaptıkları sayesinde Subaru ailesiyle yüzleşebilme gücü bulmuştu, kalbindeki çirkinliği onlara açmış ve vedalarını edebilmişti.

 

――Emilia şu anda buna hazır mı?

 

Onun geçmişinin ağırlığını az çok öğrenmiş biri olarak, Subaru’nun sözleri ve hareketleri şu anda ona ne kadar destek oluyor olabilirdi?

 

Sığ bir bakış açısı, önemsiz çabalar ve boş aşk iddiaları. Bunlar ona gerçekten ne kadar yardımcı olabilirdi ki?

 

[Subaru: ……Ben gerçekten… senin için ne yaptım?]

 

Emilia’yı beğenmişti. Ona aşık olmuştu. Ona aşık olmaya devam etmek istemişti.

 

Onun da kendisini beğenmesini istemişti. Onun da kendisine aşık olmasını istemişti. Kendisine aşık olmaya devam etmesini istemişti.

 

Bu yüzden onu mutlu etmek istemişti. Onun gücü olmak, tüm acısını üstlenmek, dik durmasını sağlamak istemişti.

 

Başaramasa da, kız ona izin vermese de onun destekçisi olmak istemişti.

 

――Aynı onu geri getirip ayakta tutan kızın yaptığı gibi, Rem’in kendisi için yaptıklarını Emilia için yapmak istemişti.

 

Onu tüm varlığıyla seven Rem gibi, Emilia’ya destek olmak istemişti.

 

Ancak bu şekilde Rem’e verdiği sözü tam anlamıyla yerine getirebilirdi.

 

O yüzden şu anda Subaru’nun yapması gereken,

 

[Subaru: Ayakta durman gereken zaman, varman gereken sonuç, bunları senin için sağlayabilirim…… hepsini bana bırak, tamam mı?]

 

Elini yumruğa dönüştüren Subaru, ne yapması gerektiğini biliyordu.

 

Yapacağı şey hiç değişmemişti.

 

[Subaru: Onun için elimden gelen her şeyi yapacağım―― o kadar baş ağrısından sonra yine bu sözlere geldik, huh. Eh, ne yapacağın hakkında biraz farkındalığın olmalı, değil mi?]

 

Şu an için soru, bu problemlerin üzerinden nasıl geleceği, önündeki zorlukları nasıl aşacağıydı. Bunu hallettikten sonra her şeyin üstesinden gelecekti.

 

Zaman kimseyi beklemezdi. Ve süresi azdı. Ama acele edip yanlış sonuçlara varmayı göze alamazdı. Bu hatayı şimdiye kadar pek çok kez yapmıştı.

 

[Subaru: İşler kötüyken kafamı çevirirsem hiçbir şey daha iyi hale gelmez. Zaman geçtikçe her şey kötüleşecek. Bunu da çok iyi biliyorum ne yazık ki.]

 

Her şeyi zamana bırakmak ve kendi kendine çözülmesini beklemek seçenek dışıydı.

 

Subaru için, bu affedici olmayan dünyada tek yol mücadele etmekti.

 

[Subaru: Durum çok kötü. Vakit tükeniyor. Ve hala anlamadığım dağlar kadar şey var. Ama-]

 

Özel bir durum değildi, herkes için aynıydı. Ama her şeyi yeniden baştan yapabilme şansı Subaru’yu farklı kılıyordu.

 

[Subaru: Bir saniye bile şüphe etme. Natsuki Subaru’ nun cesareti Emilia’yı kurtaracak――!]

 

Öyle ya da böyle, bu işe tüm gücünü koyacaktı.




#Sizce de Natsuki Subaru'nun cesareti Emilia'yı kurtaracak mı?
Koca bir bölüm boyunca düşündü, taşındı, evet ben bir şey yapmalıyım dedi. Ama ne? 
Keşke bizi de azıcık aydınlatsalar... 
Neyse yapacak bir şey yok arkadaşlar, daha fazla şey öğrenmek için okumaya devam!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21951 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40707 Bölüm Sayısı


creator
manga tr