Cilt 4 Bölüm 23 [ Bir adım ileri ] (2/2)

avatar
2680 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 23 [ Bir adım ileri ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy 

 

――Bariyeri geçip ormandan çıktıktan sonra hiçbir zorlukla karşılaşmadılar.

 

Herhangi bir sorun çıkmadığı takdirde sığınakla köşk arasındaki mesafe yaklaşık 8 saatti. Kafile de iki kez dinlenmek için durdu, ama köylüler evlerine dönmeye sabırsızlandığı için molaları oldukça kısa tutup kendilerini devam etmeye zorladılar.

 

Böylelikle, sadece 8 saatte Arlam köyüne ulaşıldı. Öğlen çıktıkları yolculuğu, hava henüz yeni kararırken tamamlamışlardı.

 

[Subaru: Bunca saattir oturmaktan götüm acıdı ……ama o kadar da kötü değil.]

 

Ejder vagonundan çıkıp belini döndürerek bir oh çekti.

 

Akşam vakti köyde, yeniden kavuşan insanların toplanıp ettiği sohbetlerin ve birkaç mutluluk gözyaşının sesi duyuluyordu. Subaru, yaşanan onca şeyden sonra bunların abartılı tepkiler olmadığına karar verdi.

 

Arlam köyü, günler sonra ilk defa, akşam vakti olmasına rağmen bir canlılık belirtisi gösteriyordu. Sığınaktan dönen köylülerin yüzlerinde güller açıyordu.

 

Köyde onları beklemekte olanlar ise, sonunda ailelerinin güvenle dönüşünü gördükleri için çok rahatlamıştı.

 

[Otto: Natsuki-san, hemen dönüyor muyuz?]

 

Subaru belli bir mesafeden köylüleri izlerken, Otto koşturarak ona seslenmişti.

 

Otto’nun biraz nefeslenmesine izin veren Subaru kafasını salladı.

 

[Subaru: Aceleye gerek yok, biraz dinlenebiliriz. Ayrıca olanları Frederica ve Petra’ya açıklamak için köşke de uğramam gerek.]

 

[Otto: Aah, doğru. Benim de tüccar yoldaşlarımla tartışmam gereken bazı şeyler var zaten.]

 

[Subaru: Tüccar yoldaşlarınla ne tartışacaksın acaba?]

 

Otto, arkasında sıralı olan 6 ejder vagonunun sahiplerini işaret ediyordu.

 

Bu tüccarlar, köylüleri tahliye etmek için tutulmuşlardı ve sonucunda onlarla birlikte sığınakta mahsur kalmışlardı. Şimdi özgürlüklerine kavuştukları için oldukça rahatlamışlardı. Ama şu anda Subaru’ya bakışları şu şekildeydi:

 

[Subaru: Bana öyle geliyor olabilir ama, buranın paralel bir dünya olması gerekmez miydi? Neden bu adamların gözlerinde dolar işareti görür gibiyim? ]

 

[Otto: İşe alındığımız zaman şartımız mallarımızın satın alınması ve sonradan yapılacak ekstra pazarlıklardı. Bu nedenle ne kadar para isteyeceğimiz konusunda görüş birliğine varmalıyız. Tabii ki devasa bir miktar teklif etmeyeceğim, ama bu rehin alınma durumları falan göz önüne alınınca ……biraz pahalılaşabilir, o yüzden hazır ol.]

 

[Subaru: Eh, benim cüzdanımdan çıkacak değil. Uygun bir sonuca vardığınız sürece Ros-chi’nin yüzünün solgunlaştığını görmek çok da fena olmaz gibi. ]

 

[Otto: İşte benim Natsuki-san’ım ! Anladın !]

 

Ellerini çırparak mutlu bir şekilde tüccar dostlarına yöneldi.

 

Otto’nun mutlu haberlerle döndüğünü gören tüccarların alkışları ve tezahüratları köyde yankılandı. Subaru, her nasılsa, tüccarların mutluluğunun ailelerine kavuşan köylülerinkinden daha çok olduğunu hissetti, ama bunu şimdilik bir kenara atmaya karar verdi.

 

Her halükarda, köy için bir problem yoktu. Otto tüccarların taleplerini iletecek, Roswaal da sonunda bununla ilgilenecekti.

 

Subaru, faturayla karşılaştığında Roswaal’ın yüzünün alacağı şekli görmeyi iple çekerek, köşke doğru yöneldi.

 

Arlam köyünden 15 dakika yürüdükten sonra ―― yolun sonunda Roswaal köşkü bekliyordu.

 

Akşam karanlığında, köşkün ışıklarının dışarıya yansıttığı gölgeli görünüm, korkutucu bir aura yayıyordu.

 

Subaru, ön kapının önünde dalgınca köşkü seyretmeye başladı. Doğal olarak köşkün ışıklarının çoğu sönüktü, yalnızca giriş koridoru ve hizmetçilerin odalarından ışık gelmekteydi. Ayrıca en üst katın da ışıkları yanıyordu―― orası Roswaal’ın ofisiydi.

 

[Subaru: Otto tüm kağıtları düzenlemişti ama bir haftada her şey yine birikmiş olmalı.]

 

Frederica, her-güce-sahip-hizmetçi kağıtları düzenleme konusunda Otto’dan geri kalmazdı, ama tek iş yükü bu değildi. Petra’nın yardımıyla bile koca bir köşkü idare etmek oldukça çaba gerektiriyordu.

 

Gece yarısı hala çalıştığı gerçeği göz önüne alınırsa, sorumluluklarının ağırlığı ancak hayal edilebilirdi.

 

[Subaru: Öyle ya da böyle, Otto’yu bu işte daha da çok çalıştıracağım ,Emilia-ekibinin-evrak-makinesi gibi olacak. Onu resmi robotum yapacağım!]

 

Köydeki gevşek yanaklı, büyük paralar kazanmayı hayal eden gence kuracağı komploları düşünen Subaru, kapıyı itti ve köşk arazisine girdi.

 

Şahin şekilli kapı kolunu tuttu ve kapıyı çaldı.

 

[Subaru: Bu saatte geldiğim için kusura bakmayın. Yangın departmanın~dan geliyorum.]

 

Kapıya sert sert vururken içeriye doğru bu şekilde seslendi.

 

Yangın departmanı demişken, bu dünyada insanlar yangınları nasıl söndürüyordu ki acaba? Subaru bu anlamsızca soruyu düşünerek kafasını salladı. Ama,

 

[Subaru: Kimse yanıt vermiyor.]

 

Frederica’nın rüzgar gibi gelip, kapıyı kendisine açmasını bekliyordu, ama hiçbir tepki alamayınca omuzlarını düşürdü.

 

Bir süre daha geçince kimsenin onu karşılamayacağına karar verip kapıyı açtı.

 

[Subaru: Oooo~oy, Ben gel~dim. Yemek! Banyo! Yatak!]

 

Sanki evin sahibiymiş gibi bu emirleri yağdırarak çeşitli pozlara giriyordu. Ama hala hiçbir cevap yoktu.

 

Kapıdan girip sessizlikle karşılaşmanın verdiği nostaljik hisle merdivenlere yöneldi ――hizmetçi katındaki Petra’ya bakacaktı.

 

[Subaru: Frederica büyük ihtimalle ofistedir. Önce Petra’yı bulayım……sonra da Beako’ya bakarım.]

 

Tek tek köşkte yaşayan herkesi aklından geçirdi.

 

Büyümüş de küçülmüş Petra ve kibar sessiz Frederica’dansa, görmeyi iple çektiği asıl kişi, yoğun-bukleli-loliydi.

 

Son seferinde oldukça garip ayrılmışlardı.

 

Mutsuzluk dolu bir suratla, Subaru’yu hiçbir sorusuna yanıt vermeden dışarı atmıştı. 

 

[Subaru: Özür dilemeliyim…… ama biraz garip olacak. Yanlış bir şey yaptığımı sanmıyorum……]

 

Yine de onunla tekrar görüşüp konuşabilirse bir şeylerin değişebileceğini hissediyordu.

 

Ayrıca, onunla bir öncekine kıyasla daha iyi bir şekilde vedalaşmak isterdi. Son bir haftada yaşadıklarını düşününce, belki bu sefer onunla daha başarılı bir yüzleşme gerçekleştirebilirdi.

 

[Subaru: İlk sefer yalnızca hafif bir karşılaşmaydı……bu da bir düşünme şekli tabi.]

 

Subaru kapıyı çaldı ve içerideki kişiyi şaşırtmak için bir anda büyük bir hızla açtı, ama karşısındaki manzara omuzlarını düşürmesine neden oldu.

 

Keyifli-utanç verici-kıyafet-değişim-anı―― hedefi küçük bir kız olduğunda pek de umduğu bir sonuç değildi, ama karşılaştığı şey de bu değildi. Çünkü odada hiç kimse yoktu.

 

Petra’nın zevkine göre döşenmiş, küçük sevimli eşyalarla donatılmış, düzenli bir odaydı―― ama odanın sahibi orada değildi.

 

Kristal lambalarla aydınlatılan odaya bakan Subaru, şaşırdı.

 

[Subaru: Işıkları kapatmadan gitmek Petra gibi bir kızın yapacağı bir şeye benzemiyor……burda değilse, ofise mi gitti acaba?]

 

Eğer sert Frederica olaya dahil olduysa, orada olabilirdi gerçekten.

 

Petra’yı da kendisi gibi her-güce-sahip-hizmetçi yapmak için ona ofis işlerini öğretiyor olabilirdi. Bunun büyük yardımı dokunurdu, ama zaten Subaru’dan kalan işleri yapmakta olan Petra bir de ofis işlerini öğrenirse, Subaru içine girecek bir delik bulamayacaktı.

 

[Subaru: Hayırhayırhayır, henüz matematiği bilmiyor, hala avantajlıyım! Modern Japon zorunlu eğitimini hafife alma!]

 

Bunları mırıldanarak en üst kata doğru uçarcasına çıkıyordu ――en üst kata varınca, koridorun merkezindeki ikili kapıya ulaştı, boğazını temizledi ve kapıyı çaldı.

 

Güçlü ses koridorda yankılandı, içeriye ulaşmış olduğu da kesindi. Ama kimse yanıt vermedi.

 

[Subaru: ――――]

 

Tüm bunlar çok garipti. Subaru’nun şu ana kadar hissettiği gerilim, tamamen farklı bir seviyeye geçti. Bu duyguyu örtüp yok etmeye çalışarak, baştan sona tüm koridora baktı ve kulağını kapıya dayadı. Ama kalın kapıdan dışarı hiçbir ses gelmiyordu.

 

Dışarıda kalıp yapabileceği bir şey kalmamıştı artık.

 

――Petra’nın odasında herhangi bir karışıklık yoktu. Titizce düzenlenmişti, yatağı da Petra birazdan yatmak üzereymiş gibi duruyordu.

 

Köşkün geneli için de durum böyleydi, her şey yerli yerindeydi. Temizlenmiş ve düzenlenmişti. En ufak bir toz dahi yoktu.

 

Yani Subaru’yu endişelendirebilecek tek şey kızların ortada olmayışıydı.

 

[Subaru: ――――hu]

 

Hafifçe kapıyı itti ve ses çıkarmadan açılmasını bekledi.

 

Odanın ışığı koridora dolarken yavaşça odanın içini gözleriyle taradı. Bir çalışma masası ve deri bir sandalye vardı. Duvarın önünde bir kitaplık duruyor, içeride bir rüzgar esiyordu. ―― Pencereler kapalıydı. Ama soğuk rüzgarın estiğini hissedebiliyordu. Garip bir şeyler olduğu kesinleşmişti.

 

Yavaşça açılan kapıdan içeri kayarak rüzgarın yönünü takip etti ――ve onu gördü.

 

Odanın arkasındaki kitaplık kenara kaydırılmıştı, genellikle gizli olan bir odayı açığa çıkarıyordu. Arkasında aşağıya doğru giden dönen bir merdiven vardı. ――

 

[Subaru: Doğru. Burda gizli bir geçit vardı. Hatırlıyorum, hatırlıyorum.]

 

Bir önceki döngüsünden hatırlıyordu.

 

Arlam köylüleri cadı tarikatı tarafından öldürüldükten sonra, Rem ve Ram’ın ölü bedenlerini bulmuş, ardından buraya gelmişti.

 

Ve gizli geçidi sonuna kadar takip etmişti, orada ――

 

[Subaru: Sanırım Puck tarafından dondurulmuştum.]

 

Emin olmanın bir yolu yoktu. Ama cadı tarikatı üyelerinin donmuş bedenlerini gördüğünü net bir şekilde hatırlıyordu, onlar da Emilia’yı geçide kadar takip etmiş olmalıydı. Ama Subaru sonrasında ölümden dönüş gücüyle her şeyi başa almıştı.

 

Sonrasında bu yeraltı geçidinin varlığını bile unutmuştu.

 

[Subaru: Ama neden şimdi……]

 

Eğer bu geçit kullanıldıysa bir şeyden kaçıyor olmalıydılar.

 

Şu anda köşktekiler arasında bu geçidin varlığını bilen tek kişi vardı ―― Frederica. Onun ve Petra’nın bu geçit aracılığıyla kaçmış olması en makul açıklamaydı. Ama esas soru şuydu:

 

[Subaru: Kaçtıkları şey neydi?]

 

Frederica kadar zeki birinin kaçmak için sağlam sebepleri olmalıydı.

 

Köşkte mevcut bir saldırı izi olmadığına göre Frederica önceden fark edip önlem almış olmalıydı. Bunu düşünürken Subaru’nun beyninde ‘’cadı tarikatı’’ kelimeleri belirdi ama hızla kafasını sallayarak bu düşünceleri uzaklaştırdı.

 

[Subaru: Eğer mevzu buysa, Frederica’nın hiçbir not bırakmaması çok garip olurdu. Ayrıca, Arlam köylüleri de bir şey fark etmemiş ……eğer cadı tarikatının sebep olduğu bir şey olsaydı, köylüler de yakalanmış olmalıydı.]

 

En azından Frederica’nın, Roswaal’ın desteklediği Emilia’nın tarafında olduğu kesindi. Durumu halletmek için en uygun yolu izlemiş olmalıydı. Eğer köylülerin bir şeyden haberi yoksa, sebep zaten cadı tarikatı olamazdı.

 

Her halükarda,

 

[Subaru: Frederica ve Petra muhtemelen çoktan köşkten ayrılmış ……o zaman, ben-]

 

Subaru tam geçide girip Frederica ve Petra’yla buluşacaktı ki bir anda aklına biri geldi.

 

Eğer Frederica bir aksilik çıkmadan önce köşkten ayrılmışsa, Rem’i de yanlarında götürmüş olmalıydı.

 

Diğer taraftan, bir de,

 

[Subaru: Bildiğim kadarıyla, Beatrice olan biteni fark edebilen bir tip değil.]

 

Bir de Frederica’nın teklifini kesinlikle reddetmiş olan yoğun-bukleli-küstah-loli vardı.

 

Yine kendisini Yasak Kütüphaneye kapatmış, her şekilde iyi olacağını söyleyip ısrar etmiş, karşısındakinin tüm endişelerini bir kenara atmış ve en sonunda kütüphanesinde mutsuz bir suratla tek başına oturuyor halde olmalıydı.

 

[Subaru: Onu dışarı çıkaracağım……!]

 

Eğer hiç kimse başaramadıysa, Subaru onu çıkartacaktı.

 

Kendi kalesinde ne kadar güvende olacağına inandığının önemi yoktu.

 

Subaru’nun, tehlikenin yaklaştığını bile bile küçük bir kızı geride bırakmasının imkanı yoktu.

 

[Subaru: Bu konuda kararımı verdiğime göre――!]

 

Gizli geçitten geriye döndü ve derin bir nefes alarak ofisten dışarı çıktı.

 

Beatrice’i bulmanın en kesin yolu köşkteki tüm kapıları baştan sona açmaktı, ama Subaru, dolanıp dururken bir noktada doğru kapıyı bulabiliyordu. Sonrasında da kız o kapının arkasında oluyordu.

 

Bu yüzden en üst katta dolaşmaya başladı――

 

[Subaru: T-tt?]

 

Yürürken ayağı bir şeye takıldı ve yere yuvarlandı.

 

Ne kadar utandırıcı bir başlangıç diye düşündü kendi kendine. Havalı bir şekilde ayağa kalkarak hiçbir şey olmamış gibi davrandı.

 

Elleriyle koridor halısını iterek neye takıldığını görmeye çalıştı. Ofis kapısının önünde bir şey vardı.

 

Pembeydi, oldukça uzundu, ve Subaru’nun ayaklarından birkaç adım ötedeydi. Oradan başlıyordu, ama nerede bittiğini tahmin etmek zordu.

 

―― Subaru'nun açılmış karnının kenarından dökülen bir şeydi.

 

[Subaru: ――ha?]

 

Ceketinin sol tarafı açıkça dilimlenmişti ve pembe bağırsağı boşluktan sarkıyordu.

 

Subaru’nun adımlarını takip edecek şekilde kapıdan uzanıyordu. Başka bir deyişle, bu hizada bir yerde Subaru’nun karnı o fark etmeden deşilmiş ve bu izleri bırakmıştı.

 

[Subaru: ……oughbh]

 

Fark ettiği anda boğazından kan pıhtıları çıkmaya başladı ve görüşü kırmızıya bulandı.

 

Parmaklarıyla dışarı sarkan organlarını içeri itmeye çalıştı, ama gücü giderek tükeniyordu. En sonunda dizlerinin üzerine çöktü. Vücuduna hükmedemeden yere yığıldı.

 

Kendisine ne olduğunu anlayamıyordu.

 

[???: ――Sana söylemedim mi? Söz vermemiş miydik?]

 

Bir anda, bir ses duydu.

 

Yere düşen Subaru’nun önünde biri konuşuyordu.

 

Subaru başını kaldırmak için son gücünü kullandı. Bilinci kapanmak üzereydi, tüm kanı kendisinden akıyor, dünyası kararıyordu.

 

Vücut ısısı giderek düşüyordu. Her öksürüğünde kanlı parçalar ağzından çıkıp yüzüne bulaşıyordu. Bakışları bulanıklaşmıştı, çaresizce dünyaya tutunmaya çalışıyordu.

 

İç güdüleri ‘’ işin sonuna geldik ‘’ diyordu.

 

Kalbinin derinliklerinde bunu anlamıştı, ama ‘’ Böyle bitemez Subaru’’ diyerek kendisini zorladı.

 

Hiçbir şey öğrenmeden bitmesine izin veremezdi. Ufacık bir şey, yalnızca tek bir şey de olsa öğrenmeden ölmemeliydi. Bir şey, bir şey, bir şey, bir şey, bir şey, bir şey...

 

Ayak sesleri yankılandı. Kara bir gölge koridorun ortasında duruyordu.  

 

Siyah kıyafetler. Zayıf bir beden. Siyah saçlar. Sevgiyle, şehvetle bakan gözler.  

 

Tüm bunları ve ‘’karnının kesilmesini’’ birleştirerek anladı.

 

Cadı tarikatı değildi, ama ciddi bir tehditti. Gelen kişi――

 

[Elsa: Bir dahaki karşılaşmamıza kadar bağırsaklarına iyi bakmalısın demiştim.]

 

Anormal bir sevgi bildirisiydi.

 

Subaru bilinci kapanmaya başlarken ―― kesinlikle anlamıştı.

 

Siliniş, siliniş , karanlık, karanlık, ta ki,

 

Sonunda her şey silinmiş――ve yeniden başlamıştı.

 

――Perde 4. Ölüm döngüsünde yükseldi.

 

 

#Vee Subaru uzun bir süre sonra ölümü tattı. 
Hatırlamayanlar varsa Elsa, animenin ilk bölümlerinden bildiğimiz ve zar zor kurtulduğumuz bıçaklı katil ablamız. 

Peki Subaru burada öldüyse, yeni döngüsüne nasıl başlayacak?
Yeni döngüsüne başladıktan sonra her şeyi düzeltme şansı olacak mı?
Yargılamayı yeniden alması gerekecek mi, ya da hem sığınaktaki işleri hem köşkte olacakları düzeltmesi mümkün mü?

Heyecan geliyor demiştim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22140 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 41018 Bölüm Sayısı


creator
manga tr