Cilt 4 Bölüm 15 [ Nitelikler ve yargılamalar ] (1/2)

avatar
3032 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 15 [ Nitelikler ve yargılamalar ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy 

 

 

 

――Ertesi sabah, çimler hala sabah çiyiyle kaplıyken Subaru, önceki gün ziyaret ettiği harabelerin önünde dikiliyordu.

 

Dün zamanı kısıtlı olduğu için dışarılara pek bakma fırsatı bulamamıştı. Ama şimdi baktığında hepsi aslında şaşırtıcı derecede iyi korunmuş gibi görünüyordu.

 

Tüm girişi saran sarmaşıklara rağmen çevredeki bitkilerle oldukça iyi ilgilenilmişti, yıllar önce zarar görmüş duvarların da restore edilmiş olduğu anlaşılıyordu.

 

[Subaru: Bu adamların mezarla ne çeşit bir ilişkisi olduğuna emin değilim.]

 

Güneş ışıklarının yansımasıyla ilginç renkler sunan duvarlara dokunurken kendi kendine mırıldanıyordu.

 

Bir önceki gece Roswaal’ın kapalı kaldığı odada Garfiel ve Lewes’in konuştuklarını düşündü. Hepsi Emilia’nın yargılamalara katılmasını ve sonucunda kendilerinin sığınaktan çıkmak için özgürlük kazanmalarını umuyordu.

 

[Subaru: Söylediklerine bakılırsa Garfiel ve diğerleri için cadı yalnızca can sıkıcı bir şey değil mi? O zaman neden mezara bu kadar önemliymiş gibi davranıyorlar ……]

 

[Otto: Belki de tam tersidir. Mezar o insanları bu topraklara bağlayan şeydir, değil mi ? Yani biri yargılamaları geçene kadar mezarın zarar görmemesini sağlamalılar. Eğer mezarın yıkılması onları özgür kılacak olsaydi Garfiel şimdiye kadar çoktan bunu yapmış olmaz mıydı?]

 

Subaru’nun fikirlerine dahil olan kişi arkasında merakla etrafı inceleyen Otto’ydu.

 

Sabahın erken saatlerinde ejder vagonunun içinde uyuyan Otto, Subaru tarafından zorla uyandırılmış ve mezarın çevresini keşfe çıkmışlardı. Doğal olarak başta biraz homurdanmıştı, ama …

 

[Otto: Ayrıca Açgözlü Cadının mezarı gibi bir şeyi ziyaret etme şansı çok nadirdir ….. belki de tüm uğraşları buna değiyordur. Açgözlü Cadıya ait kıymetli şeyler bulamayacağımızın da garantisi yok. Zengin olabiliriz!]

 

[Subaru: Eğer sen ortalıkta cadıyla bağlantılı şeyler satacağını ilan edip durursan cadı tarikatından bazı fazla takıntılı tipler gelip seni indirmez mi? Seni uyandırdığım için üzgünüm, benim hatamdı ama tanrım, her şeyi yayınlayıp başımıza bela açma.]

 

Bunu söyleyerek tüccar ruhlu Otto’yu kendi benliğinden kurtarmaya çalışan Subaru, bir kez daha yüzünü mezara döndü. Ortalık sessizliğe bürünmüştü, yalnızca böceklerin cıvıl cıvıl sesleri ve ağaçlardan dökülen yaprakların sesi duyuluyordu.

 

Taze, hafif bir rüzgar sığınaktan aşağıya doğru esiyordu, sabah yürüyüşü için mükemmel bir havaydı.

 

[Otto: Buraya yalnızca hava alıp dönmeye gelmedik, değil mi? Sabah yürüyüşünün tadını çıkarmak istiyorsan benim yerime Emilia-sama’yı getirirdin herhalde.]

 

[Subaru: Şaşırtıcı bir şekilde, Emilia-tan sabahları pek iyi olmuyor. Gerçi Emilia-tan’ın sabah sarhoşluğu bile aşırı sevimli …… neyse, bu her şey durulana kadar beklemek zorunda. Muhtemelen hala dünkü konuşmalar yüzünden streslidir, biraz daha uyumasına izin vereceğim.]

 

[Otto: O zaman prenses uyurken entrikaların için yanına adamını aldın. Siz, bayım, gerçekten fenasınız.]

 

Otto’nun neşeli bir şekilde gözlerini kendisine diktiğini fark eden  Subaru yalnızca omuz silkti. Ama yine de Otto’nun tespiti tam isabetti. Gerçek şu ki Emilia’nın görmesini istemediği bir şey yapmak için mezara gelmişti.

 

[Otto: Peki o zaman ne yapıyoruz? Büyü gücüme çok güvenmiyorum ama konu rüzgar veya su gücü kullanmaksa, adımlarımızın sesini yok edebilirim ya da kendimi bir anda gizleyebilirim …… ah, ayrıca ayak izlerimi tamamen farklı bir yere taşıyabilirim.]

 

[Subaru: Senin büyün, hırsızlık için oldukça faydalı görünüyor, haksız mıyım?]

 

[Otto: Eh insanlar genelde bunu yanlış amaçlarla kullanıyor.  Ben bunu hırsızlık için kullanmam. Ama birilerinin konuşmalarını dinlemek konusunda kullanmaktan hiç çekinmem. ]

 

Otto’nun bununla övünerek tüm dişlerini sergilediğini gören Subaru iç çekti.

 

Ardından bir parmağını gaza gelmiş Otto’ya doğru kaldırıp, mezarı işaret etti.

 

[Subaru: Mezarın içine biraz göz gezdirmek istiyorum. Eğer tahminlerim doğruysa ben içeri girdiğimde mezar ışıklarını yakarak gelecekteki çabalarım için bana onay verdiğini gösterecek. Eğer haksızsam muhtemelen tepetaklak düşüp uyanamayacağım, öyle olursa beni dışarı çeksen iyi olur…]

 

[Otto: Nasıl bir insan bu sözlerini dinledikten sonra “Tamam, anladım” gibi bir cevap verebilir !? Tepetaklak düşüp uyanmamak da ne demek, lütfen burda kal, beni korkutmaya başladın !]

 

Subaru’nun süper önemli açıklaması karşısında Otto inlemeye başlamıştı. Ama Subaru onun bu hareketini sorumsuz bir çocukmuş gibi izliyordu.

 

[Subaru: Dinle, burası Açgözlü Cadının mezarı. Basitçe söylemek gerekirse, eğer cadının izni olmadan içeri adım atarsan bilincin onun tarafından ele geçirilir. Dün bunu yaşadım. Yani burası tehlikeli, o yüzden içeri gireyim deme.]

 

[Otto: Eğer dün işe yaramadıysa, Natsuki-san bugün de içeri girmemeli, değil mi? Madem bayılacağını biliyorsun neden yine de içeri girip başımıza dert açıyorsun, hadi bundan vazgeçelim. Ayrıca işler söylediğin gibi giderse ben nasıl Natsuki-san’ı dışarı çıkartacağım?

 

[Subaru: Sürekli sorular, sorular, ardı ardına sorular…… Eğer inanırsan hepsinin bir cevabı var, oldukça kötü bir düşünce tarzın var bilesin.]

 

[Otto: Lütfen sırf açıklamak çok zahmetli olduğu için böyle yorumlar yapmayı bırak !]

 

Ne yaptığı tamamen anlaşılmış olan Subaru dilini şaklattı ve kaşlarını çattı. Bu kadar kısa zaman geçirmelerine rağmen Otto, onun her hareketinin altında yatan sebebi anlıyordu.

 

[Subaru: Ejder vagonundan biraz ip ödünç aldım. Bunu belime bağlayacağım, eğer içerde bayılırsam beni nazikçe, kibarca, sevgiyle dışarı çekersin.]

 

[Otto: Seni ne kadar nazikçe, kibarca, sevgiyle çekersem çekeyim yine de çamurla ve kesiklerle kaplanacaksın.]

 

[Subaru: Eh, şartları düşününce seçici olma şansım yok. Bunun iyiliğimin bir ödemesi olduğunu düşün.]

 

[Otto: Asıl senin bana bir iyilik borcun var!?]

 

Otto huysuzlanan suratıyla konuşurken, Subaru çoktan ipin bir ucunu kendi beline bağlamış, diğer ucunu ise Otto’nun eline vermişti.

 

Gönülsüzce bunu kabul eden Otto, ipi dikkatle inceledi ve biraz çekerek sağlamlığını kontrol etti.

 

Ne kadar şikayet edip dursa da oldukça vicdanlı biriydi.

 

[Subaru: Bir tüccar olmana rağmen oldukça kolay ikna oluyorsun....... Senin gibi bir iş yapan biri için iyi mi bu?]

 

[Otto: Şu anda hayatının benim ellerimde olduğunu tamamen unutuyorsun galiba.]

 

Subaru Otto’ya annesi gibi bakışlar atarken, Otto da homurdanarak ipe iyice asıldı.

 

Subaru yüzünde kuru bir gülümsemeyle hafifçe başını ona eğerek, son bir nefes aldı ve mezardan içeri adımını attı.

 

Mezardan kötü, toprağımsı bir koku geliyordu. Tamamen girişe ulaşmak için güneş ışıkları eşliğinde yalnızca bir iki metre ilerlemesi gerekiyordu. Tünelin öteki ucu tamamen karanlığa gömülüydü. Ayak bastığı anda henüz hiçbir şey değişmiş, çökmüş gibi görünmüyordu.

 

[Subaru: Eh, henüz bir şey yok. İçeri ilk adımımı atarken sıçrayacağım, böylece bir şey olursa beni daha kolay çekersin sanırım.]

 

[Otto: Natsuki-san, ne zaman hazır olursan ilerleyebilirsin, sadece bana bir sinyal ver yeter.]

 

[Subaru: Tamamdır, giriyorum!]

 

Subaru bu kararı verirken hiçbir tereddütü yoktu.

 

En kötü senaryoyla kendinden geçer ve cadının yanında yeni bir çay partisine davet edilirdi. Gerçi böyle bir şeyi pek iple çektiği yoktu, iyileşene kadar yumruklanmak, vücut sıvıları içmek falan ――

 

[Subaru: Ama şu ana kadar yaşamla ölüm arasında yaşadığım onca şeye nazaran bu o kadar da kötü deeeeeeeeee ――ğil!]

 

Subaru bu sözler eşliğinde mezarın girişine doğru zıplamıştı.

 

Eşikte―― ya da orayı her nasıl adlandırıyorlarsa, güneş ışığıyla mezarın gölgelerinin buluştuğu yerde, Subaru yavaşça gözlerini açtı.

Tam olarak dün ilk adımını atıp yer çekimine yenik düştüğü noktadaydı――

 

[Subaru: Zemin sağlam görünüyor, düşmedim.]

 

Düne göre bu bir gelişmeydi, küçük de olsa yine de güven verici bir değişimdi. Derin bir nefes alan Subaru bir adım daha attı. İkinci adımında vücudu tamamen harabelerin gölgeleriyle sarıldı.

 

Dışarıda bekleyen Otto’ya göre, Subaru’nun görüntüsü silikleşmiş hatta belki tamamen gözden kaybolmuş olmalıydı.

 

[Otto: Natsuki-san, iyi misin? Eğer bayılacaksan lütfen ‘’ bayılacağım’’ gibi bir sinyal ver! ]

 

[Subaru: Bu biraz zor olurdu değil mi… Ayrıca bayılacaksam bunu itiraf etmek istemem, muhtemelen “Bayılmak istemiyorum!” gibi bir şey söylerim.]

 

[Otto: Böyle bir durumda ne kadar gereksiz bir gurur!]

 

Onların olağan sohbetleri esnasında ikisi de birbirini duymanın rahatlığıyla gerginliklerini biraz azaltmıştı. Bu rahatlama eşliğinde subaru, içeriye 3. adımını attı, ardından 4.yü.

 

[Otto: ――Oh]

 

[Subaru: Ah…….]

 

Bir sonraki anda, Subaru’nun gözleri önünde sahne birden genişledi. Bir anlığına harabenin gölgeleri ortadan kalkmış gibiydi.

 

Koridorun her iki yanında, Subaru'nun omuzlarının yüksekliğinde, eşit ve aralıklarla dizilmiş olan lambalar yanmıştı.

 

Dışarıdaki duvarlarla aynı malzemeden yapılmış bir koridordu, genişliği Subaru’nun kollarını tamamen açmasına ya da iki kişinin sıkışarak yan yana geçmesine yetecek kadardı. Yükseklik zıplasa kafasını vuracağı kadardı. Ya da kelleşen iri bir adam gelse eğilmediği takdirde muhtemelen kafasından kıvılcımlar çıkartarak ilerlemek zorunda kalırdı.

 

[Otto: ……İçerden ışık geliyor. Bu beklediğin bir şey miydi?]

 

[Subaru: Bu geceki yargılamalara katılmayı hak eden biri için bir karşılama, ya da en azından bana öyle söylediler…… En kötü ihtimalle bunları hayal ettiğimi düşünmüştüm.]

 

Gerçeği gördüğüne emin olmak isteyen Subaru bir kez daha başını kaldırıp etrafına baktı. Ardından kendi alnına dokunarak rüyada olmadığını hissetmeye çalıştı.

 

[Subaru: Anlaşılan çay partisinden kalan armağanını iyi bir şekilde elde etmişim. Ne kadar bana rızam dışında bir bedel ödetsen de … Ben yine de kimseye anlatmayı düşünmemiştim. ]

 

 

 

 

# Subaru'nun niteliği kesinleşti. Anlaşılan bu 'yargılamalar' her neyse, Subaru'nun da katılacağını göreceğiz. 
Otto'yu da özlemişim bunca kaos içinde Otto-Subaru atışmaları keyifli oluyor.
Ve bölüm başlığına dikkat ederseniz, meşhur 'yargılamalara' çok çok az kaldığını anlarsınız.
O yüzden susuyorum, bir sonraki bölümde görüşmek üzere! 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21986 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40728 Bölüm Sayısı


creator
manga tr