Cilt 7 Bölüm 34 [ Vagonda Yaşanan Tartışma ] (3/4)

avatar
490 8

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 34 [ Vagonda Yaşanan Tartışma ] (3/4)


Çevirmen : Clumsy



Al: [Kardeşim, hazır mısın?]

 

Subaru: [――Hı hı, tabii ki, aksi ne mümkün! Tanıştığımıza memnun oldum!]

 

Al: […Vay, ani bir değişim oldu.]

 

İki eliyle yanaklarına hafifçe vuran Subaru, adeta içinde bir düğmeye basmıştı.

 

Kendisini sertçe tokatladığı takdirde makyajı bozulurdu. Kafasını kaşıyacak olursa saçları dağılırdı. İçindeki öfkeye hakim olamazsa konuşması kabalaşırdı. ――Ve bu şekilde İmparatorluk Askerlerini kandıramazdı.

 

Kendisine düşen rolü üstlenmek ve ondan bekleneni yerine getirmek zorundaydı.

 

Natsuki Subaru’nun yitirdiği güveni geri kazanmasının ilk adımı buydu.

 

Subaru: [Oh, hizmetleriniz için müteşekkirim, Ordunun centilmen beyefendileri. Sizin için ne yapabilirim?]

 

Diyerek pencereden sarktı, elinden gelen en zarif, en etkileyici gülümseme eşliğinde vagonu durduran İmparatorluk Askerlerine neşeyle el salladı.

 

△▼△▼△▼△

 

――Vagonu durduran İmparatorluk Askerleri, yalnızca Al’ı ve Medium, Taritta ve Subaru’nun teşkil ettiği üç “kadını” taşıyan bir vagonun varlığını ciddiye almamıştı.

 

İstedikleri şey, gruptakilerin kim olduklarını ve yolculuk sebeplerini öğrenmekti.

 

Önceden kararlaştırdıkları üzere Al ve Medium düşük rütbeli bir kontun kızı olan Subaru’yu korumak için tutulmuş kişiler, Taritta da Subaru’nun hizmetkarı rolünü oynayacaktı.

 

Guaral’dan ayrılmadan önce deneme yanılma yoluyla Taritta’nın görünümünde de bazı düzenlemeler yapılmış, saniyesinde Shudraq Halkından olduğunu ele veren Amazon stili değiştirilmişti.

 

An itibarıyla -Subaru’nun tercihi üzerine- erkek bir uşak kılığındaydı. Tabii Al bunu, “Kardeşim erkek gibi giyinmiş bir kadın kılığında, Taritta-chan’sa erkek kılığında… Ben artık bu işten hiçbir şey anlamıyorum.” diyerek öfkeyle yorumlamıştı.

 

Her halükârda kontrol noktasındaki İmparatorluk Askerleri ne Subaru’nun ne de diğerlerinin tavırlarından şüphelenmişti.

 

Yalnızca istikametlerinin Kaos Alevi olduğunu öğrendiklerinde “Hmm, bu…” diyerek anlamlı bir tereddüt sergilemişlerdi. Yani İblis Şehrinin verdiği izlenim askerlerin gözünde bile kötüydü.

 

Asker: [İblis Şehrini ziyaret etmenizi gerçekten tavsiye edemeyeceğim, genç hanımefendi.]

 

Subaru: [Korkarım ki siz öyle deseniz de aksi takdirde babamı öfkelendireceğim. Bir asil olsam da bu, bayağı bir Kontun karşılayabileceği bir lüks değil…]

 

Asker: [Hmm, anlıyorum. Eh, o omuzlar sağlam bir kafa taşıyormuş gibi görünüyor, öyleyse endişelenecek bir şey yok sanırım.]

 

Subaru: [Ah canım, beni şımartıyorsunuz.]

 

Deyip eliyle ağzını örterek gülümseyen Subaru, askerin şüphelerini zarifçe geçiştirdi.

 

Genel olarak kontrol noktasını aşmaktan yana bir sorun yaşamayacaklarmış gibi görünüyordu. Bu noktada geriye kalan tek şey――

 

Subaru: [Ee, güvenlik epey sıkı herhalde… Bir şey mi oldu ki?]

 

Asker: [Oh hayır, ciddi bir şey yok. Buddheim yakınlarında, kuzeydeki bir çatışmadan kaçan askerler oldu, onları arıyoruz… Ve bir de aranan bir suçluya bakınıyoruz.]

 

Subaru: [Aranan mı?]

 

Sesinin titrememesine özen gösteren Subaru, işittiği şey karşısında kaşlarını çattı.

 

Neyse ki asker onun içinden geçenleri fark etmemiş olacak ki “Hı hı” diyerek başıyla onay verdi.

 

Asker: [Başkentte aranan bir adamın bu civarda olduğu söyleniyor. Elli küsür yaşlarında, mavi saçlı bir adammış, bu konuda herhangi bir bilginiz var mı?]

 

Subaru: [――. Hayır, korkarım ki yok. Ama güçleriyle ünlenmiş İmparatorluk Askerlerinin kaçmış olması beni İmparatorluğun düsturunun bozulmasından yana endişelendiriyor.]

 

Medium: [Sıkıntı yok, Natsumi-chan! Biz yanınızdayız, o yüzden endişe etmeyin, hiç endişe etmeyin! Biz başımızı dik tutalım!]

 

Subaru: [Oh, bu içimi rahatlattı, Medium-san. Ohohoho.]

 

Subaru böyle bir şeyi beklemiyor olsa da Medium’un dobra sözleri İmparatorluk Askerlerinin gevşemesine yol açmıştı.

 

İyice sorgulanarak şüphe çekme olasılıkları olsa da bu endişeyi başarıyla geride bırakmış gibi görünüyorlardı. Taritta da sessizliğini koruyarak gereksiz yere efendisinin sözünü kesmeyen bir uşak rolünü oynuyordu.

 

Gerçi utangaç bir mizacı olduğu için sessizliği onun doğal hali de olabilirdi.

 

Ve kadınlar dışında en çok endişe uyandıran kişi Al ve onun şüphe çekici görüntüsüydü――

 

Al: [Vay be, askerlerimize tüm gayretleri için teşekkür ederim. Benim gibi bir budalanın tembellik edebilmesi sizlerin gayretleri sayesinde.]

 

Asker: […Biz yalnızca İmparatorluğun selameti için uğraşıyoruz. Senin gibi güçsüz ve tembel insanlar için olmadığı kesin.]

 

Al: [Biliyorum, biliyorum. Konumunuzun farkındayım.]

 

Böylece Al da İmparatorluk Askerlerinin saygısızca hamlesini mükemmel bir şekilde karşılayarak alay konusu oldu.

 

Samimi miydi, rol mü yapıyordu bilinmezdi ama doğru bir noktaya parmak basmıştı. Tek kollu birini koruması olarak tutmanın anormalliği Subaru’yu da rahatsız ediyordu.

 

Subaru: [Onu korumam olarak tuttuğumu belirtmemem hoş görünmez, değil mi? Kolu bu haldeyken zamanında onun da bu ülkeye hizmet eden bir asker olduğuna eminim.]

 

Asker: […Yaraları nedeniyle pozisyonundan ayrıldıysa bizlere söyleyecek söz düşmez. Siz yine de dikkatli olun, çünkü bu onun kötü bir niyeti olmayacağı anlamına gelmez.]

 

Al’ın tek kolunu bir zayıflıktansa güç göstergesi olarak görmek, uçarı tavırlarına bir dayanak kazandırıyordu.

 

Zayıflıktan nefret eden ve güce saygı duyan İmparatorluk Askerleri de iyileştirilemeyen yaraları nedeniyle ön saflardan çekilenlere anlayışla yaklaşıyordu.

 

――İşte bu sayede grup, kontrol noktasını büyük bir problem yaşanmaksızın geride bırakabiliyordu.

 

Medium: [Vay be, Natsumi-chan gerçekten başarılıydı. Çok etkilendim!]

 

Medium uzaklaşan İmparatorluk Askerlerine doğru el sallayan Subaru’yu överken onun söylediklerini işiten Subaru, “Yo, yo” deyip kafasını sallayarak,

 

Subaru: [Büyük bir mesele değil. Kontrol noktası daha büyük bir sebep uğruna kurulmuş olsaydı atlatmak için epey incelik gerekirdi… Bu bağlamda şanslıyız diyebiliriz bence.]

 

Medium: [Hadi ya? E öyledir herhalde. Abim de sık sık çok şanslısın der! Bana da öyle geliyor.]

 

Subaru: [Hehe, Medium-san da Flop-san da mutluluğu bulmakta hiç zorlanmıyor, değil mi?]

 

Subaru, Medium’un halinden memnun yanıtı karşısında gülümseyerek elini yanağına götürdü.

 

Subaru ve Medium arasında bu etkileşim yaşanırken vagonun ön koltuğunda bitkin bir surat ifadesiyle oturmakta olan Taritta, arkasını döndü. Subaru da gerginliğini atmanın rahatlığıyla göğsünü ovuşturan genç kadının anlamlı bakışları karşısında kafasını eğdi.

 

Subaru: [Ne oldu, Taritta-san? Bir sorun mu var?]

 

Taritta: [Yo, bir sorun yok, ama… Natsumi, nasıl bu kadar cüretkar olabiliyorsun? Dansöz kılığına girmeyi planladığın andan bu yana bunu merak ediyorum.]

 

Subaru: […Evet, öyleyim galiba.]

 

Taritta, Subaru’nun kadın kılığına girmesini kabullenmekte zorlanıyordu.

 

O da buna Abel’le aynı süreçte tanık olmuştu, Subaru Guaral’a girdikleri andan bu yana o kılıktaydı. Ama buna rağmen Taritta’ya garip geliyordu.

 

Abel ve Flop ikilisi bir bakıma sıfır çabayla bu işin altından kalkabilmişti―― Bianca ve Flora doğal güzellikleriyle tüm sorunların üstesinden gelebilmişti.

 

Elbette ki Subaru’nun karakterinin, Natsumi Schwartz’ın bu tarz bir temeli yoktu.

 

Yalnızca kılık kıyafet ve makyajla taklit edilemeyecek bir kalite söz konusuydu ve buna sahip olmayan insanların sorun yaşaması kaçınılmazdı. ――Bunu telafi etmek çaba gerektirirdi.

 

Subaru: [Ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum, hepsi bu.]

 

Natsumi Schwartz’ın mükemmeliyeti, kısmen insanoğlunun güzellik arayışının sonucuydu.

 

Bu öncüler olmasaydı Subaru’nun kılık değişimi bir okul festivalinde bile kabul görmezdi. Başarısının ardında atalarının arzuları ve çabaları yatıyordu.

 

Bu nedenle Subaru da bu saptamaları kulak ardı edemiyordu.

 

Taritta: [Özgüvenini kıskanıyorum… Ben kendime güvenemiyorum.]

 

Subaru: [Özgüven mi… Benim güvenim Natsumi Schwartz’a, özgüvense farklı bir mesele.]

 

Taritta: [Ha? Ha? Ne?]

 

Al: [Oioi, kardeşim, böyle yapmasana. Taritta-chan’ın kafasını karıştıracaksın. Bu düşünce çizgisine ayak uydurmak bizler için zor, anlıyor musun?]

 

Al, sağa sola kıpırdanan Taritta’nın yerine Subaru’nun bu öz değerlendirmesine müdahale etti.

 

Açıkçası Subaru’nun ikilinin kafasını karıştıracak kadar çetrefilli bir konuşma yaptığından haberi yoktu. O yalnızca kendisine inanmakta zorlansa da zihninde yarattığı ideal görüntüye ― güvenini hak eden o kişiye inanabileceğini belirtmişti.

 

Subaru: [Kendimi sürekli olabileceğim en iyi versiyonummuşçasına hayal ederim ―― anlıyor musun?]

 

Taritta: [Be-ben bu konsepti anlamakta zorlanıyorum…]

 

Subaru: [Ama bu zihniyete bir şans vermeni tavsiye ederim. Kendini takdir ettiğin kişilerle kıyaslamak acı verici olabilir fakat… gözünde ideal benliğini canlandırabilirsin.]

 

Taritta: [――――]

 

Taritta’nın gözleri hafiften irileşirken Subaru, elini göğsüne götürerek böyle söyledi.

 

Bu cümlelerde Taritta’nın içine az buz dokunmayan bir şeyler vardı.

 

Taritta: [Gözünde, ideal benliğimi canlandıracağım…]

 

Evet, kalbinde sessiz sedasız sakladığı duygulara dokunan bir şeyler…

 

Al: [Asker kaçakları neyse de şu aranan herifi hiç bilemedim. Abel-chan meselesinin yayılmamasında bayağı yardımı dokunmuş olsa da büyük mesele sonuçta.]

 

Subaru: [Ehh… Elli yaşlarında mavi saçlı bir adam, bu tasvire uyan pek çok kişi olduğundan eminim, hatta benim gözümde bile biri canlanıyor, anlarsınız ya?]

 

Mavi, Subaru’nun orijinal dünyasında doğal bir saç rengi olmasa da burada -Rem örneğinde de olduğu üzere- pek de nadir görülmeyen bir renkti.

 

Kontrol noktasında bahsi geçen aranan adamın tasviri de bir defasında Guaral Şehrinde Subaru’ya yardım eden o ayyaşa uyuyordu―― Rowan isimli paralı asker de bu özellikleri karşılıyordu.

 

Maalesef Todd’un sürpriz saldırısı nedeniyle Rowan’ın yeteneğini sergilemesi mümkün olmamıştı ama Subaru, onun adil bir mücadelede epey iyi iş çıkaracağına inanıyordu.

 

Bununla birlikte onun bir sürü İmparatorluk Askerini harekete geçirecek kadar aranan bir şahıs olabileceğine inanmıyordu. Yani muhtemelen aranan şahıs benzer özelliklere sahip farklı biriydi.

 

Subaru: [Her halükarda henüz Abel meselesi sıradan askerlere rapor edilmemiş… İmparatorluk Başkentinde bir düzensizlik olmadığı sürece bir dublörün İmparator gibi hareket ettiğini varsayabiliriz.]

 

Al: [Bu iyi mi kötü mü bilemiyorum. Açıkçası İmparatorun yokluğu ortaya çıksa ve bir sürü yaygara kopsa daha çok işimize gelirdi bence.]

 

Subaru: [Bana kalırsa bunun avantajları da dezavantajları da var. Keşfedilmesi durumunda halledilecek meseleler bir yana, Abel’i bulmalarının ağırlığı değişmeyecek.]

 

İmparatorun yokluğu ilan edilir ve İmparatorluk karışırsa Subaru ve diğerlerinin bu durumun altından başarıyla kalkıp kalkamayacağı muammaydı. Abel hiç değilse şu an için tahtta hak iddia edecek güçten yoksun oldukları kanaatindeydi ve Subaru da onunla aynı fikirdeydi.

 

Ayrıca onun kontrol noktasından geçmekteki ısrarı da Subaru’yu çok germişti.

 

Al: [Aman neyse, madem kontrol noktasından kaçtık, Abel-chan’ı şuradan çıkartalım hadi.]

 

Subaru: [Doğru. Ayrıca bir konuda şikayet etmek istiyorum.]

 

Al’ın önerisini başıyla onaylayan Subaru, öfkesini belirtmek adına kollarını sahte göğüslerinin üzerinde kavuşturdu.

 

Elbette ki bu öfkenin ardındaki sebep, Abel’in kontrol noktasından geçme arzusunun mantıksızlığıydı. Ama bundan da öte, kontrol noktasında yaptığı pervasızlığa çatmak istiyordu.

 

Askerlerle konuştukları sırada vagonun altından birkaç gürültü gelmiş ve bunu ancak bin bir güçlükle saklayabilmişlerdi.

 

Subaru nihayetinde “Bayağı bir kont olmak kolay değil…” deyip karın ağrılı bir kadın pozu yaparak ortalığı yatıştırmıştı. Ama bu, zarif Natsumi Schwartz’ın saygınlığını zedeleyecek bir rezillik olmuştu.

 

Subaru: [İmparator Hazretleri, pozisyonunun tam anlamıyla farkında değil anlaşılan.]

 

Al: [Oh kardeşim, öfkeli görünüyorsun. Ehh, sanırım benim de öfkelenmem lazım.]

 

Majestelerine, pervasız İmparatora sitem etmek için can atan Al da Subaru’yla aynı fikirdeydi.

 

Derken Al döşemeyi kaldırdı, Subaru da karşısına çıkan surata sitem etmek için gözlerini sallanan vagonun dibine dikerek――

 

Subaru: [Hey, Abel, ne oluyor? Senin o gürültülerini örtbas etmek ne kadar zordu biliyor musun, hiç――]

 

???: [Uu――!]

 

Subaru: [Uhyaahhh―― Hk!?]

 

Subaru cümlesini “değilse sessiz olursun sanmıştım” diye sonlandırmak üzereyken bir bağırışla susturulduğu gibi havaya sıçrayarak Taritta’nın kollarına iniş yaptı. Taritta tarafından gelin gibi kucaklansa da o anda genç kadının katıksız gücünü takdir edecek hali yoktu.  

 

Çünkü işittiği ses Abel’in kahkahası değildi―― altın saçlı genç bir kıza aitti.

 

Hem de fazlasıyla aşina olduğu, haddinden fazla kötü anı biriktirdiği bir kıza.

 

Yani Louis’e, orada olmaması gereken kıza.

 

Evet, neşeyle vagonun zemininden fırlayan kişi, İmparatorluğun dengesiz bir temsilcisi olan Louis Arneb’ti.


#Merhaba arkadaşlar! Sitedeki serilerin büyük bir çoğunluğuna veda etmenin hüznüyle birlikte tatlı bir gelişme de yaşandı, o gelişme de re:zeronun premium olmaktan çıkması ve tüm bölümlerin yeniden herkese açılması. Bu sayede şu bölüme dek ulaşanlardan bir selam beklerim, yoklamanızı alayım bakalım kimler hala benimle :) 

Bu arada seri premiumdan çıktığı için 48 saatte bir otomatik bölüm düşme olayı kalktı, yani artık ben bölüm yükledikçe bölüm düşecek, düzenli olarak aynı saatte atmam da mümkün olmadığı için bazı kaymalar yaşanacak, hatırlatmış olayım. Biliyorsunuz ki artık bu işi tamamen gönüllü olarak yapıyorum ve ekstra işlerim ve de bir kızım var, o yüzden küçük gecikmeler olabilir ama seriyi bırakmayacağım, güncele ulaşmaya can atıyorum. 

Eskiden olduğu gibi her bölümün altında tanıdık isimler görmeyi, aranızda geçen konuşmaları okumayı da çok özledim. O yüzden bir kez daha burada olanlar ses versin diyerek gevezeliği sonlandırıyorum, hadi tekrar görüşmek üzere :)






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32611 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43304 Bölüm Sayısı


creator
manga tr