Cilt 6 Bölüm 68 [ Akrep Kadın ] (1/3)

avatar
308 15

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 68 [ Akrep Kadın ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy



ーーShaula’nın adını ilk işittiğinde bu konuda hiç düşünmediği söylenemezdi.

 

Bunun sebebi『Shaula』ismiyle duygusal bir bağı olması da değildi.

 

Bunun sebebi, Subaru’nun o kelimeye dair anılarının olmasıydı.

 

『Shaula』, Subaru’nun aşina olduğu gökyüzünde ışıldayan bir yıldızın ismiydiーー Akrebe anlam kazandıran tek terimdi.

 

Akrep adını almış kişinin gerçek kimliğinin simsiyah bir kabuğa bürünmüş bir akrep olduğunu düşününce yanıt gerçekten basit ve açıktı. Hatta öylesine açıktı ki insanın o ismi seçen kişiden şüphe duymasına yol açıyordu.

 

Bununla birlikte şu anda bu duygusuzluğa aday gösterilebilecek ilk kişi, Shaula’nın “Ustam” dediği Natsuki Subaru’ydu.

 

Buradaki sorunsa hatıralarının varlığı veya yokluğundan bağımsız olarak Subaru’nun ona bu ismi verme ihtimalinin çok düşük olması ve şu anda bunu doğrulayacak fırsatlarının olmayışıydı.

 

“ーーーー”

 

Emilia ve Ram takımı gözlerinin önünde『Oburluk』Günahı Başpiskoposu Louis Arneb’le şiddetli bir mücadele vermeye devam ediyordu. O savaş alanındaki boşluğu fırsat bilerek koridorun içerisinde araya giren simsiyah, devasa akrep devasa kıskaçlarını birbirine çarparak uğursuz bir ses çıkartıyor ve koyu kırmızı, bileşik gözleriyle onlara bakmayı sürdürüyordu.

 

Katliam amacıyla evrimleşmiş o uğursuz, koca kıskaçlar öyle bir keskinliğe sahipti ki tek darbede insan vücudunun kemiklerini veya iç organlarını parçalayabilecek güçte oldukları varsayımını uyandırıyordu.

 

Kırmızı bileşik gözleri, iki uğursuz koca kıskacı, iri cüssesini destekleyen birden çok bacağı ve demirden bir zırh kuvveti sağlayan kabuğu, tüm bunlar yıkım ve şiddet amaçlı arınma sembolleriydi.

 

Gerçek şu ki sergilediği mücadele gücü, dış görünüşünün uyandırdığı gaddarlık duygusuyla çelişmiyordu.

 

Subaru, şimdiye dek kendi gözleriyle tanık olduğu çatışmalar ve deneyimlediği dünyalar aracılığıyla bunu tekrar tekrar teyit etmişti, daha ziyade, verdiği gerçek hissi kendi bedeniyle tatmıştı.

 

Subaru: “S……”

 

Ve içerisinde bu farkındalık filizlendiği anda önceki döngüde yaşanan bazı şeyler gözlerinin önüne gelmişti.

 

Devasa akrebin vahşi saldırısını püskürtüp bir şekilde geçici olarak kaçmayı başardıklarını sandıkları anda Subaru ile grubu, o şeytani yaratığın ardında bıraktığı veda hediyesinin yol açtığı patlamaya maruz kalmış, sonucunda Beatrice ve Echidna ikilisi canından olmuştu.

 

Subaru’nun o sırada duyduğu dayanılmaz öfkeyi unutması mümkün değildi.

 

Göğüslediği öfkeyi kendi güçsüzlüğüne beslediği kine yönlendirmiş ve aynı zamanda o katliamın ardındaki devasa akrebe de büyük bir öfke beslemişti.

 

ーーİşte o öfkenin konusu olan devasa akrebin gerçek kimliği, yoldaşlarından biri olması gereken Shaula çıkmıştı.

 

Bunu öğrenişiyle birlikte Subaru’nun zihnini meşgul eden şey, şüphe ve başka hiçbir yere ait olamayacak şiddetli duygulardı.

 

Shaula neden devasa bir akrep şekline bürünmüştü?

Shaula neden Subaru ile diğerlerine saldırmış ve onları öldürmeye çalışmıştı?

Shaula neden oyunun bu evresinde gerçek doğasını açığa çıkartmış ve kendisini savaşa dahil etmişti?

 

Neden, neden, neden, neden, neden, neden, neden, neden, neden, neden, nedenーー

 

Beatrice: “ーーSubaru, sakin ol, doğrusu. İlk önce derin derin nefes al, sanırım.”

 

“ーーーー”

 

Karşılaştığı şok edici gerçekler nedeniyle bu düşünceler Subaru’ya işkence ediyordu. Bu haldeki Subaru’ya sakince seslenen ve aklını yeniden başına getiren kişiyse yanı başındaki Beatrice oldu.

 

Eli onun minik avcu tarafından kavranan Subaru, ilk defa nefes almayı dahi unutmuş olduğunu fark etti. Kendisine verilen komutla birlikte yavaşça derin bir nefes alıp verdi.

 

Ve-

 

Beatrice: “Böyle devam, doğrusu. ーーO şeyin, Shaula olduğu doğru mu?”

 

Subaru, Beatrice’in sorusuyla birlikte bu gerçeği bir kez daha kendi kendine doğruladı.

 

『Cor Leonis』ーー kendine özgü bir özellik olan bu Otorite, içinde yeni filizlenmiş ve onu kavramaya daha yeni yeni başlamış olmasına rağmen Subaru’ya yoldaşlarının konumlarını aktarıyor ve onların fiziksel formlarını düşüren sorunları devralmasını sağlıyordu, bu kadarı şüphesizdi.

 

Bu nedenle Subaru kuledeki tüm yoldaşlarının, Emilia, Ram, Beatrice, Julius, Meili ve Echidna’nın konumlarını aşağı yukarı sezebiliyordu.

 

Ve yoldaşlarından aldığı o belli belirsiz sıcaklık hissiyatını devasa akrepten de alabiliyordu.

 

Tüm yoldaşlarının kuledeki göreceli konumları dikkate alınınca akla başka bir aday gelmiyordu.

 

Bu da demek oluyordu ki o devasa akrep hiç şüphesizーー

 

Subaru: “Shaula, o kadarı kesin. Nedenini bilmiyorum ama devasa bir akrebe dönüşmüş……”

 

Beatrice: “ーー En başından beri gerçek kimliği belirsiz bir kız olduğu doğru, doğrusu. O gerçek kimliğin birazcık iri bir böcek çıkması şaşırmaya dahi değmez, sanırım.”

 

Subaru: “Ne harika~ bir cesarete sahipsin……”

 

Akrebe basit bir böcek gözüyle bakan Beatrice, kavrama yeteneğiyle değil de ihtiyaca karşılık verme yeteneğiyle bu meseleyi savuşturdu. Onun bu durumla başa çıkma şekli karşısında dilini kıvıran Subaru ise bir kez olsun devasa akrebe gözlerini dikti.

 

Ve karşı yönden çatılan kaşların ağırlığıyla ezilen, bakışlarının hedefi belirsiz o kırmızı bileşik gözlere bakarak,

 

Subaru: “Yanıt vermeye ne dersin! Gerçek kimliğin çoktan açığa çıktı, seni piç!!”

 

“ーーーー”

 

Subaru: “Bahaneler uydurmak veya avının karşısında dilini şaklatmak, yapman gereken bir şeyler olmalı…… ~hk.”

 

Kaba sesini yükselten Subaru, atmosferin ağırlığı ve yetersiz fiziksel durumu nedeniyle başının ağrıdığını hissediyordu. Ancak o acıyı göz ardı ederek devasa akrepten bir karşılık bekliyordu.

 

Gelin görün ki irade ve iletişim kabiliyetine sahip olmadığını anlatan dış görünüşünü koruyan devasa akrep, karşılık vermeye dahi çalışmıyordu.

 

Subaru: “Sen, tek bir mazeret bile sunmayacak mısın……”

 

Güçsüzce mırıldanan Subaru, kusma arzusuyla mücadele ederek düşünüyordu.

 

Düşünüp anımsadığı hatıralarda bu devasa akrep tarafından ardı ardına zorluklar tatmıştı.

 

Ele avuca sığmaz saflığıyla kendisine gizleme gereği dahi duymaksızın mütemadiyen nezaket ve şefkatle yaklaşan Shaula’nınーー ihanetine uğramış, onun tarafından kandırılmıştı ve bu gerçek Subaru’nun göğsünü adeta delip geçiyordu.

 

Gülümseyişinin, sözlerinin, tavrının, her ama her şeyinin sahte olması.

 

Subaru ve diğerlerini kandırıp bir hain çıkması.

 

Subaru: “Yo……”

 

Hain, üzülerek bu sonuca varan Subaru’nun yanakları bir huzursuzluk duygusuyla kaskatı kesildi.

 

Shaula onlara ihanet etmişti. ーーMevcut durum düşünülünce varmamanın elde olmadığı bir sonuçtu. Ancak Shaula’yla ilişkili her şeyin kurgu olup olmadığı tartışmaya açıktı.

 

Elbette ki Shaula’nın o ana kadarki tüm sözleri ve eylemlerinin rol olması, gülümseyişinin, bağ kuruşunun, her ama her şeyin yalnızca onları kandırmaya yönelik bir dolandırıcılık olması akla yatkındı.

 

Evet, akla yatkındı. Ama ne sebepleーー?

 

Rol yaparak Subaru ve diğerlerinin güvenini kazanmaya niyetli olsaydı bu niyetle onlara rakip olması gerekirdi.

 

Ama şu vardı ki Shaula’nın amacı bu olsaydı uykudayken kafalarını kesmek gibi bir sürü fırsatı değerlendirebilirdi, oyunun bu evresinde savaşa dahil olmak gibi bir şey yapmasına gerek kalmazdı.

 

Aynen öyle, Subaru ve diğerlerine böylesine derin bir güven aşılarken onları ağır ağır, gizli gizli zehirlemesi için sonsuz fırsatı olmalıydı.

 

Peki neden o fırsatları es geçip de şu anda ihanetini açığa çıkarmıştı?

 

Bu, asla tamamen rasyonel bir düşmanın işi olamazdı.

 

Kendi yolundan çıkıp şüpheli bir rol yaparak Subaru ile diğerlerinin yoldaşı olmasının, tüm bunların ne anlamı olabilirdi ki?

 

Subaru’nun taleplerini dinlemesinin, hatta Meili’yi durdurmak için iş birliği yapmasının, balkondan Cadı Yaratığı sürüsüne süper büyüler gerçekleştirmesinin, tüm bunların anlamı muammaydı.

 

Hiçbiri, bir anlam ifade etmiyordu.

 

Subaru: “Böyle düşünme nedenim seksi şortunun içerisinden görünen pürüzsüz bacaklarının büyüsüne kapılmam mı?”

 

Beatrice: “Subaru’nun aklı bu şekilde bulanıyorsa Shaula’nın planı tamamen rafa kaldırılmamış demektir, doğrusu.”

 

Subaru: “Haklısın. Benim hislerim Emilia-chan’la uyumlu…… ağğh, sustum!”

 

Tam da Shaula’nın davranışlarından ortaklaşa bir rahatsızlık duydukları esnada Subaru’nun kolu ansızın Beatrice tarafından çekildi. Bu bir itiraz değil, baskıcı bir kurtarma eylemiydi.

 

İstemsizce bir adım atan Subaru’nun kafasının üzerinden beyaz bir hale geçmiş ve canını kıl payı kurtarmıştı.

 

Beatrice: “Anlaşılan oturup sohbet edecek vaktimiz yok, sanırım!”

 

Derken Subaru’nun elini tutmayan, boştaki elini kaldıran Beatrice’in çevresi belli belirsiz şekilde parıldadı.

 

Çok sayıda keskin uçla birlikte gelişen menekşe bir ışığa büründü. Ve Subaru ile Beatrice’i kuşatırmış gibi görünen menekşe rengi oklar belirerek dosdoğru devasa akreple karşılaşıp üzerine atıldı.

 

O saniyede aynı ön cepheden uçan beyaz bir hale menekşe rengi oklarla çarpıştı, ışıklar gürültülü bir dans sergiledi.

 

Subaru: “U~o~o~o~o~o~o~!?”

 

Beatrice: “Eğil, doğrusu! Doğrudan darbe alırsan sonu iyi olmaz, sanırım!”

 

Derken parıltılı menekşe rengi oklar hiddetlendi, koridor boyunca zincirleme şekilde kırılan camlar misali bir ses yankılandı.

 

Bu manzaranın diğer tarafından, ışıltının Subaru’nun gözlerini aldığı noktadan devasa akrep tarafından gönderilen o parıltıーー yo, keskin kuyruk iğnesi tarafından gerçekleştirilen o saldırı, amansızca Subaru’nun canını almaya yönelikti.

 

Neyse ki öldürme arzusu taşıyan o tek ok, Beatrice’in büyüsüyle doğan yüz ok tarafından geri püskürtülüp savuşturulmuş, Beatrice zıplayarak korunmalarını sağlamıştı.

 

Bununla birlikte tükettikleri kaynak miktarı muazzamdı.

 

Beatrice: “Ağh, hiç iyi değil, doğrusu……! Bu gidişle manamız hemen tükenecek, sanırım……!”

 

Subaru: “Tükenirse ne olacak peki!?”

 

Beatrice: “Betty ve Subaru birlikte tek bir atışta delinip geçilecek, doğrusu!”

 

Subaru, ‘birlikte’ kısmı dışındaki koşulları kabullenemezdi.

 

Beatrice’in elindeki güç, devam eden hücum karşısında uzun süre dayanamayacaktı, anlattığı şey buydu. Yani giderek kötüleşen bu koşullar altında, mevcut baskı karşısında ezilmelerinden önce bir şekilde bu işin üstesinden gelmeleri gerekiyordu.

 

İşte tam da Subaru’nun yaklaşan kriz hissiyatıyla dişlerini sıkışı sonrasıーー

 

Emilia: “ーーO şeyi birinin kafasının üzerinde savurmak tehlikeli, bunu biliyorsun!”

 

Gümüşi çanların sesi büyük bir kuvvetle çınladı ve koca bir buz kütlesi enerjik bir şekilde devasa akrebin kabuğuna ulaştı. Bir dövülme sesi yankılanırken de akrebin duygusuz, bileşik gözlerine bir şaşkınlık yansıdı.

 

Ona bu tepkiyi verdirmeyi başaran kişi, koridorda bir buz duvarı yaratıp akabinde tekmeleyen ve kararlılıkla akrebin gövdesine atılan Emilia’ydı.

 

Gümüş saçları dalgalanarak, bir buz kılıcı kuşanmış şekilde ihtişamla akrebin üzerine atılırken de,

 

Emilia: “Subaru ve Beatrice’i hedef alman………. güçsüzlere zorbalık etmen bir korkak olduğunu gösteriyor!”

 

“ーーーー”

 

Diyen Emilia tek darbede her şeyi kesmeye kadir kılıcını akrebin iri kıskaçlarına savururken devasa akrep bacaklarını kullanıp hızlı bir şekilde geri çekilerek solucan misali kıvrandı. Ancak Emilia geri çekilen o iri bedeni takip etmeyi sürdürdü ve böylece sıkış tepiş koridorda dünya güzeliyle akrebin üç boyutlu mücadelesi başladı.

 

Emilia: “Hiyah! Eyah! I~ya~h!”

 

Uzun kılıç, ikili kılıç, mızrak, iri bir çekiç sırayla şekillenip hafif bir patlama sesiyle ufalanıyor, ışıltılı buz parçacıkları zarif bir şekilde dans eden Emilia’nın etrafında uçuşuyordu.

 

Devasa akrebin kudretli kıskaçlarının kuvveti, karşıladıkları silahları rahatlıkla parçalayışları ve sağlam kesme güçlerini gizleyişleriyle öne çıkıyordu. Lakin silahların uğradığı bu yıkım, Emilia’ya ulaşmıyordu.

 

Emilia’nın Buz Damgası Sanatları, büyü gücü aracılığıyla sayısız silah yaratmaya imkan tanıyan bir kabiliyetti.

 

Tek kullanımlık o buz silahları Emilia’nın gözünde değersiz nesnelerden ibaretti. Kaç defa parçalandıklarının, ufalandıklarının önemi yoktu, Emilia’nın ne canı acıyor ne de hevesi kaçıyordu.

 

Emilia: “Hi, ya~h!!”

 

Kıskaçlar ve kuyruk iğnesi etrafta salınırken onlardan kaçınan Emilia havada süzülerek bir buz kazığı fırlattı. O kazığın akrebin gönderdiği haleyle kafa kafaya çarpışmasıysa etrafa ışıklar saçılmasıyla sonuçlandı.

 

Biri insan, biri insanlık dışı iki rakip, muazzam bir saldırı ve savunma sergiliyordu.

 

Takdire şayan olan şey, Emilia’nın baş edilmesi insanlar için kullanılanlardan farklı yöntemler gerektiren bir düşmanın karşısına en ufak bir tereddüdü olmaksızın geçişi ve mücadeleye devam edişiydi.

 

İçgüdüsel bir savaş stilini rahatlıkla benimseyen Emilia için düşmanın formu veya şekli mutlak değildi. O, katı bir disiplin birikimini değil, vücudundaki gereğinden yoğun savaş duyularının düşmanı hakkında anlattıklarını takip ediyordu.

 

Bu nedenle Emilia ve devasa akrep arasındaki savunma saldırı döngüsü dönüşümlü olarak lehe ve aleyhe şeklinde taraf değiştiriyor ve bir çıkmaz doğuruyordu.  

 

Bununla birlikte Emilia devasa akreple çarpışırken süregelen bir diğer mücadele, kaçınılmaz olmaya devam ediyordu.

 

Maksimum çabayla, ikisinin birlikte gerçekleştirdikleri bir saldırıyla başlamış olan o mücadelede『Oburluk』Günahı Başpiskoposuna karşı saldırı ve savunma gerçekleştirme göreviーー yalnızca Ram’ın başına kalmıştı.

 

#Hakikaten Shaula madem düşmandı, bugüne dek neden bekledi? Bir de bu döngü sona erirse Subaru Shaula konusunda nasıl bir değişikliğe gidebilir onu da merak ediyorum. Yeni bir engelin dahil oluşuyla Julius-Reid, Ram-Oburluk, Emilia-Akrep şeklinde üç cephemiz oluştu. Kesin galibiyet gözüyle bakabildiğim hiçbir cephe yok, e işlerin değişmeyeceğinin de garantisi yok. Bakalım bizleri neler bekliyor, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29883 Üye Sayısı
  • 284 Seri Sayısı
  • 40942 Bölüm Sayısı


creator
manga tr