Cilt 6 Bölüm 63 [ Beş Engel ] (1/2)

avatar
774 21

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 63 [ Beş Engel ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy



ーーCadı Yaratıklarının Gözcü Kulesine varışı.

 

Julius’un Augria Kum Tepelerinin Cadı Yaratıklarının toplu halde içeri hücum ettiği raporuyla birlikte Subaru ve geri kalanların yanakları kaskatı kesildi, gözlerini bir ciddiyet ışıltısı bürüdü.

 

Ayaklarının tabanlarında hissettikleri şeylerin, kulenin zeminini belli belirsiz sarsan ve gümbürdeyen titreşimlerinーー kelimenin tam anlamıyla kulede yankılanan Cadı Yaratıklarının ayak sesleri ve kişneyişleri olduğunu işitip de huzursuz olmamak imkansızdı.

 

Subaru: “Bu çölün devasalığıyla ilgili belli belirsiz bir bilgiden fazlasına sahip olmasam da……”

 

Her şeyden şüphe duyup kuleden kaçmaya teşebbüs ettiği seferde çölün şiddetinin daha ilk adımında planlarını bozuşu, Subaru’nun bizzat deneyimlediği bir şeydi.

 

Yalnızca göz alabildiğince uzanan kumların görüntüsü bile unutulması zor bir şey olunca Subaru, gözünde duruma uygun şeyler canlandırabiliyordu.

 

Ama yine de çölün canlı organizmalarla dolup taştığını hayal etmek zorduーー

 

Julius: “Augria Kum Tepeleri Cadı Yaratıklarının kitleler halinde yaşadığı bir yer, anlarsın ya. Öyle ki Cadı Yaratıklarının kumlara adımını atan her insanı hedef alabilecek olması, çevre şartlarının zorluğundan daha büyük bir mesele.”

 

Echidna: “Eskiden Cadı Yaratıklarını imha etmek adına askeri bir birlik görevlendirilmişti. Gerçi bu görevin sonucu, duyduğun adım seslerinden belli olmalı.”

 

Julius ve Echidna, Subaru’nun sorusuna kendilerince iki ayrı yanıt verdi.

 

Başka bir deyişle Subaru’nun zemindeki gümbürtülerin yalnızca kağıt kaplanlardan kaynaklandığı, düşman sayısınınsa en fazla bir hayvanat bahçesi seviyesinde olduğu şeklindeki umudunun muazzam bir yanlış anlaşılma olduğu açığa çıktı. Kesin konuşmak gerekirse daha ziyade bütün bir Cadı Yaratığı savanası seviyesi söz konusuydu.

 

Bunun insanı çaresizliğe sürüklemek için yeterli olması da gayet anlaşılabilirdi.

 

Bununla birlikteーー

 

Meili: “ーーEe, sen de beni çağırman gerektiğini mi fark ettin~?”

 

Sesini yükselten Meili, örgüsüyle oynayarak böyle söyledi.

 

Cadı Yaratıklarının varışı şeklindeki rapor karşısında herhangi bir『Gerginlik』belirtisi vermeyen tek kişi Meili’ydi. Tabii ki bu tepkisi, bunun anormal bir durum olmadığı anlamına gelmiyordu.

 

Tepkisi, Cadı Yaratıklarını tehdit olarak algılamadığı anlamına geliyordu.

 

Julius: “Son derece acınası olsa da tamı tamına söylediğiniz gibi. Sizin gücünüzden faydalanmak istemiştim.”

 

Yanakları kaskatı kesilen Julius, Meili’nin sorusu karşısında başını sallayarak onay verdi.

 

Çok sayıda Cadı Yaratığının gerçekleştirdiği hücum sorununu Cadı Yaratıklarına komuta etme kabiliyetine sahip Meili’ye emanet etmek. ーーJulius’un bu fikri anlaşılabilirdi. Subaru’nun aklına gelen ilk şey de bu olmuştu. Ancak tuhaf bir his, göğsünün derinliklerinde alarm çanları çaldırıyordu.

 

Beatrice: “Subaru? Ne oldu, sanırım? Suratın bir tuhaf oldu, doğrusu.”

 

Subaru: “……Suratımın tuhaflığı doğdum doğalı benim kaderim.”

 

Beatrice: “O yalnızca gözlerin için geçerli, sanırım.”

 

Subaru’nun yanı başındaki Beatrice, onun acı ifadesini fark edip endişe içerisinde bakmaya başladı. Subaru’ysa tedirginlik misali şekilsiz bir şeyle birlikte çokça karbondioksiti dışarı bıraktı. Sahiden de hiçbir somutluk belirtisi taşımayan belirsiz, anlaşılmaz bir şeydi.

 

Julius: “Subaru, seni endişelendiren bir şey mi var?”

 

Subaru: “Beni soru yağmuruna tutmasanıza. Bu arada, sanırım o izlenimi verecek bir surat ifadesine büründüğüm için hata bende. Bu özrün üzerine söylemem gereken bir şey daha var. 『Ölü Kitabından』edindiğim özel bir bilgi.”

 

“ーーーー”

 

Bu kelimeleri daha önce de işitmiş biri olarak Beatrice’in nefesi kesildi ve gözleri irileşti. Dürüst olmak gerekirse tahmin edilebilir bir tepkiydi fakat Subaru’nun bunu belirtmeden açıklama yapması mümkün değildi.

 

Durumdaki ani değişimin, Cadı Yaratıklarının böylesine büyük kitleler halinde kuleye hücum etmesinin nedeniーー

 

Subaru: “ーー『Oburluk』. Cadı Yaratıklarını kuleye『Oburluk』Günahı Başpiskoposu gönderiyor.”

 

Julius: “ーー~hk, neden?”

 

Subaru: “Bunun için özür dilemem gerekecek. Reid’in『Ölü Kitabında』『Oburlukla』tanıştım. Daha doğrusu『Oburluklardan』biriyle karşılaştım. Görünen o ki onunla dün gece de karşılaşmışım. Yani……”

 

Julius: “Demek oluyor ki hatıralarını yitirişinin ardındaki sebep oydu, ha.”

 

Subaru, Julius’un bu ani çıkarımı karşısında başını sallayarak onay verdi.

 

Beklenildiği üzere demek zor olsa da Julius’un anlayış kabiliyeti muazzamdı. 『Oburluğun』ismi ve gücüne aşina olup bu bilgileri kullanarak arzulanan sonuca anında ulaşmıştı.

 

Julius: “Huzursuz olmadığımı söyleyemem. Bu yüzden tekrar soracağım, gerçekten bu defa senden çalınan hiçbir şey olmadı mı?”

 

Subaru: “Neyse ki tüm hayatımın taklit edilip paylaşılıyor olması dışında hala eksiksizim. Bunları Beatrice ve diğerlerine çoktan anlatmıştım gerçi.”

 

Julius: “Anlıyorum…… Beatrice-sama?”

 

Beatrice: “Betty de senin korktuğun konuda endişeli, doğrusu. Ama şimdilik herhangi bir anormallik mevcut değil, sanırım.”

 

Subaru: “Bana gerçekten güvenemiyorsunuz, değil mi……”

 

Julius ikna olmuş bir ifadeyle, teyit almak adına Beatrice’e döndü. Subaru’ysa bunun değiştiremeyeceği bir şey olmasına rağmen karmaşık bir ruh haline bürünmeden edemedi.

 

Her halükardaーー

 

Subaru: “Görünen o ki dün geceki vukuat nedeniyle düşman, burada olduğumuzu keşfetmiş. Yaklaşık yarım günün sonunda da…… evcil hayvanlarıyla birlikte buraya gelmişler, kastedilen şey bu mu, ha?”

 

Echidna: “Normal seyahat hızı hesaba katılınca bu kuleye yarım gün içerisinde ulaşılabileceğine inanmak zor. Bilhassa da yolculuk süresince Cadı Yaratıklarının teşkil edeceği engelleri düşününce. Ama……”

 

Subaru: “Ama?”

 

Echidna: “Bizim yaptığımız zorlu yolculuğun aksine『Oburluk』, Cadı Yaratıklarına emir vermesini sağlayacak bir güce sahipse…… mesele yalnızca seyahat hızı olabilir.”

 

Subaru, omuz silken Echidna’nın yorumu üzerine gergin bir ifadeyle kollarını önünde kavuşturdu.

『Oburluk』Cadı Yaratıklarına emir verme gücüne sahipti, en azından bunu varsaymak uygun olurdu. Hiç değilse kuleye yönelen Cadı Yaratıklarının düşmanın yönlendirmesiyle hareket ettiği şüphesizdi.

 

Yani böyle bir şeyi başarabildikleri de akılda tutulmalıydı.

 

Subaru: “Peki ya seyahat hızı meselesi?”

 

Echidna: “……Uçsuz bucaksız kumlu bir bölgeden bahsediyoruz. Cadı Yaratıkları tehdit teşkil etmese bile kumların üzerinde ilerlendiği sürece hızın düşmesi kaçınılmazdır. Dosdoğru kuleye ilerleseler ve asla kaybolmasalar bile gelmelerinin birkaç gün süreceğine inanmak isterim.”

 

Subaru: “Ama başka bir olasılık yok mu?”

 

Echidna: “ーーKarayolunun fazla zamana mal olması durumunda havayolu kullanılırsa işler değişir tabii.”

 

Subaru: “Havayolu……!”

 

Öngörülemeyen bu olasılığın sunuluşuyla hayretini ifade eden Subaru’nun kara gözleri irileşti.

 

Havayoluyla ulaşım, eğer böyle bir şey mümkünse seyahat süresinin büyük ölçüde kısalacağı kesindi. Uçan bir kuş yürüyen bir adamdan hızlı olurdu, bu işler genellikle böyleydi.

 

Subaru: “Keyfi peşin hükümlerimle uçma yolunun istisna olacağını düşünmüştüm. E büyü diye bir şey varsa gökyüzünde uçmak da gayet normaldir, ha.”

 

Beatrice: “Durum böyle değil, sanırım. Uçmak karmaşık bir büyü çeşidi, prosedürü de çok komplike, doğrusu. Çarpma tehlikesi hesaba katılınca normal şartlarda hiç kimse bu riski göze alıp harekete geçmez, sanırım. Bunu yapacak kişi bir aptal veya dâhidir veyahut aptalca bir dahi, doğrusu.”

 

Julius: “Gerçi Margrave Mathers’ın kraliyet şatosuna gökler aracılığıyla katılım gösterdiği söylentisi çok yaygın……”

 

Beatrice: “İşte o aptalca bir dahi olabilir, sanırım.”

 

Görünen o ki Beatrice, Subaru’nun tanışmadığı bu Margrave kişisinden pek de hoşlanmıyordu.

 

Tatlı tatlı surat asan kıza bakan Subaru, uçma büyüsünün pek kullanılmadığının söylenmesi üzerine kafasını eğdi.

 

Subaru: “Büyü değilse, kocaman bir kuş…… Ah, bir ejderha! Uçan bir ejderhanın sırtına falan binmiş olmalılar!”

 

Echidna: “Açıkçası uçan ejderlere binme tekniği kuzey imparatorluğu Vollachia’ya mahsus bir sırdır. Tabii imparatorluk o tekniği tamamıyla tekelleştirmiş olsa da『Oburluğun』şeytani yöntemleriyle gasp etmesi kolay olsa gerek.”

 

Subaru: “Tekniği bilen birini ele geçirmeleri yeterli. Bir yalayışla hatıralarını alırlar olur biter, ha.”

 

Böyle düşününce düşman, istihbarat konusunda haddinden fazla güçlü yöntemlere sahipti.

 

『Hatıraları』yiyerek kişilere ait birer sır olmasına niyet edilmiş her şeyi ve『İsimleri』yiyerek de o kişilerin kendilerini, hatta rakiplerinin tüm varlıklarını baştan yazabilirlerdi.

 

ーーSıklıkla söylenildiği üzere insanı şekillendiren şey hatıralarıydı.

 

“ーーーー”

 

Subaru, bir insanın değerinin ve yolunun hatıralarına ve tarihe kazınmış olduğunu düşünüyordu.

 

Bilhassa şu anda aklından geçen değerler gereği faul yaparak oynayan『Oburluğun』gücüne kalbinin en derinlerinden gelen bir nefret besliyordu.

 

Yıkıcıydı.

 

『Oburluğun』insanların hatıralarını yağmalama gücü, her şeyi ayaklar altına alan ve her şeye yıkım getiren bir şeytanilikti.

 

Bunu kendi keyfi için, kendi mutluluk arayışı için kullanması absürttü. Yanlış yöntemlerle, mantıksız yollarla, kaderi çarpıtıp rayından çıkararak yapması…

 

ーーEee, peki 『Ölümden Dönüşü』kullanan onii-san buna ne diyecekti?

 

Subaru: “ーー~hk.”

 

Beatrice: “Subaru!”

 

Beatrice, istemsizce büyük bir kuvvetle dudaklarını ısıran Subaru’ya seslendi.

 

Kolunun çekiştirildiğini hisseden Subaru’nun gözleri mavi gözlerle buluştu. Ağzının köşesinde keskin bir acı duyuyordu ve bu acıyı verenin kendi ısırığıyla açtığı yara olması içler acısıydı.

 

Yaradan sızan kanları diliyle yalayan Subaru, “Pardon” diyerek kafasını eğdi.

 

Subaru: “Bir an için alaycı suratı aklımda belirdi, anlarsınız ya. O şeyin tamamen ağlamaklı ve kederli bir surata bürünmesi en büyük hedeflerimden biri halini aldı ama……  esas problem o şeyin abileri.”

 

Julius: “Birden fazla『Oburluk』Günahı Başpiskoposu olduğunu zaten biliyorduk ama yeni bir şey mi öğrendin?”

 

Subaru: “İlkinin anlaşılmaz biri olması nedeniyle gerçe~kten kafa karıştırıcı ama evet, olabilir. Bir tanesi『Ölü Kitabının』içerisinde ve iki de abisi var, galiba.”

 

『Hatıralar Holündeki』 Louis, sıklıkla『Onii-chan』ve『Nii-sama』isimlerini dile getirmişti.  Bu hesaba katılırsa Louis’in kendinden büyük iki erkek kardeşi olmalıydı.

 

Bunun『Oburluğun』üç kardeşten oluşmasının kanıtı olarak görülüp görülemeyeceği ayrı bir mesele olsa daーー

 

Subaru: “Hiç değilse o, böyle bir taktik kullanabilecek bir tip değildi. Şe~y, bu, onun kişiliğine birazcık yenik düşen benim söyleyebileceğim bir şey değil tabii.”

 

Düşmanın planına kapılıp da o ince boynunu sıksaydı neler olurdu acaba! O mavi saçlı genç kızın sesi yükselmiş olmasaydı bunu yapmış olacağı kesindi.

 

Meili: “ーーEe~, onii-san ne deme~ye çalışıyor? Orada burada mola verip lafı dolandırmak onii-san’ın kötü bir alışkanlığı, gerçe~kten.”

 

Uyuşukluğundan sıyrılmış görünen Meili, vücudunu sarstı ve memnuniyetsiz bir ifadeye büründü.

 

Başından beri kendisine verilmiş olan rolü üstlenmesi gereken genç kız, bekletildiği için acayip rahatsız görünüyordu.

 

Onun bu rahatsızlığını anlayan Subaru’ysa “Biliyorum” diyerek eliyle buyurdu.

 

Subaru: “Ne hissettiğini anlıyorum ama bu pek gereği olmayan bir konuşma. Evet, lafı dolandırmamın kötü bir alışkanlık olduğu kesin fakat bunu da cazibemin bir parçası olarak görüp cazibeme kapıl……”

 

Meili: “Çiğne~nmek mi istiyorsun?”

 

Subaru: “Pardon! Yalnızca şey, bir ton Cadı Yaratığı geliyor! Öyleyse Cadı Yaratıkları konusunda uzman olan profesör Meili’den yardım rica edelim! Bu tür bir akış normal, değil mi? Bunu söylemiş olmalıyım. Düşmanlar, benim hatıralarımı çalan kişiler.”

 

Meili: “Bunun anla~mı……”

 

Meili, Subaru’nun temkinli bir şekilde konuşuşu karşısında bir kez daha ses tonunu alçalttı. Subaru’nun sözlerinin ardındaki gerçek anlamı çözmüştü.

 

Ve aynı şey, yüz ifadeleri değişen yoldaşları için de geçerliydi.

 

Grup üyelerinin yüzlerine uzun uzun bakan Subaru, kafasını kaşıyarak konuşmasının devamını getirdi.

 

Subaru: “Bunun benim hatam olduğunu söyleyerek giriş yapacağım, tamam mı? Ama sonuç olarak benim hatıralarıma sahipler. ーーYani onlar ekibimizin güçlü yanlarını bilerek tuzaklar kuracak. Ve bizim de onları kendi oyunlarında yenmemiz gerekecek.”

 

#Bir düşman olarak Oburluğu en kötü kılan şey biriktirmiş olduğu onlarca yetenek ve hatıra herhalde. Yiyip bitirdikleri kişiler sayesinde çook fazla şeye erişimleri var. Ve Subaru’nun hatıralarıyla birlikte de büyük bir avantaj elde ettiler. Gruptaki herkes hakkında her şeyi -hiç değilse Subaru’nun bildiği kadarını- biliyorlar. Bakalım bu düşmanlara karşı nasıl bir mücadele verecekler ve bizleri neler bekliyor olacak… Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32131 Üye Sayısı
  • 324 Seri Sayısı
  • 43023 Bölüm Sayısı


creator
manga tr