Cilt 6 Bölüm 49 [ Sana, Değersiz Taklide ] (2/2)

avatar
381 18

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 49 [ Sana, Değersiz Taklide ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy



Julius:「Tartışmaya bir son vermeliyiz.」

 

Julius, yakışıklı yüzüne işlemiş bir ıstırapla gergin atmosferi dağıttı. Ve kolunu Echidna’nın önüne koyarak sırasıyla Beatrice-Ram ikilisine baktı.

 

Julius:「Beatrice-sama, Ram Hanım. Kampının bir üyesi olarak Echidna’nın düşüncesizce sözlerinden ötürü sizden içtenlikle özür dilerim. Bununla birlikte onun söylemek istediği şeyi yanlış anlamayın lütfen. Farklı hiçbir anlamı olmaksızın, yalnızca mantıklı yaklaşarak bu teklifte bulunmadı.」

 

Echidna:「Julius, yapma. O konuşma-」

 

Julius:「Evet, Emilia-sama’nın kampının bir parçası olan ve bizlere eşlik eden o küçük kızı kaybetmiş olabiliriz. Acısı hissediliyor. Ve mümkünse bu durumda daha anlayışlı olmalıyız.」

 

Julius’un içten beyanını işiten Echidna, kendisini daha fazlasını söylemekten alıkoydu. Ve Julius, yüzünü bir kez daha Beatrice’e döndü.

 

Julius:「Anastasia-sama’nın bedeni şu anda Echidna’nın ruhu tarafından neredeyse tamamıyla ele geçirilmiş durumda. Bu haliyle Anastasia-sama’yı geri getirmenin bir yolunu bulamayacağımız doğru… ama, başka meseleler de söz konusu. ―Echidna her geçen saniye Anastasia-sama’nın Odunu tüketiyor.」

 

Emilia:「Odu… tükeniyor mu? Anastasia’yı geri alamadığımız için bu tükeniş gerçekleşmeye devam mı ediyor yani?」

 

Julius:「…Aynen öyle. Onun bu kuleyi fethederek『Bilgenin』bildiklerinden faydalanma konusunda acele etme isteğinin bundan kaynaklandığına inanıyorum.」

 

Geri kalanlar, Echidna’nın Julius tarafından dile getirilen sırrı karşısında afallamış tepkiler verirken sırrı kendi kamp üyesi tarafından ifşa edilmiş olan Echidna, insanların bakışları altında omuz silkerek,「Ah!」dedi.

 

Echidna:「Bunu örtbas etmeye çalışmanın bir anlamı yok. Julius’un söylediği gibi. Ben, ben, Ana’nın daha en başta pek bol olmayan Odunu bu denli tüketmenin iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum. Eğer yapabilirsem bu bedeni bir an önce Ana’ya geri vermek istiyorum!」

 

Emilia:「Onun insan bedeninden salınana dek özgür kalamayacak mısın?」

 

Echidna:「Ana’nın bedenini kullanarak özgürce hareket edebiliyor olsam da onun vücuduna bağlı olma haline sıkışıp kalmış durumdayım. Bu söyleyeceklerim konusunda sana ne kadar güvenebileceğimi bilemiyorum ama…」

 

Diyerek duraksayan Echidna, bir müddet sonra konuşmaya devam etti.

 

Echidna:「Esasen ideal olan, varlığımın orijinal kabı içerisinde kalması. Vücudunu ödünç almış olsam da bu vücut, onun gibi görünüyor olmasına rağmen ona ait hiçbir şeye sahip değil. Yani doğal değil. ―Aslına bakarsanız korkutucu da.」

 

Odadaki herkes sersemlemenin doğurduğu bir sessizlikle bakakalmış durumdaydı.

 

Bakışlarını yere çeviren Subaru’ysa Echidna’nın konuşmasının kendisini büyülediğini hissediyordu. Onun hikayesi Subaru’yu iliklerine dek etkilemişti. Ödünç alınan bir beden, özden yoksunluk ve yalnızca dış görünüşün aynı kalması ― tüm bu benzerlikler ağırlaşmış kalbini delip geçiyordu.

 

Echidna:「Her neyse, işte acele edip kuleyi ele geçirmek isteme sebebim bu. Elbette söylediklerime inanmıyorsanız Beatrice gibi birinin emin olmak adına bu bedeni kurcalamasına izin verebilirsiniz. Sanırım bir ruh olarak ne denli biçimsizleştiğimi ve ne kadar Od tükettiğimi anında anlayacaktır.」

 

Echidna, Subaru’nun içini kaplayan tüm o kargaşayı fark etmeksizin bu sözleri söyleyerek durumunu kanıtlama işini başkalarına bıraktı. Ve Beatrice de aday gösterilişinin hemen sonrasında Echidna’yı kolundan tutarak bedeninin özünü inceledi; görünen o ki Echidna’nın sözlerinin doğruluğu ispat ediliyordu. Ve bu sonucun alınışı sonrası―

 

Emilia:「…Peki. Echidn― Anastasia-san’ın içerisinde bulunduğu zorlu şartları anlıyorum. Acele etmek ve kulenin sonuna dek ulaşmak istemene şaşmamalı…」

 

Anastasia:「Bu sizi rahatlatır mı bilmiyorum ama eğer bu kuledeki『Bilge』söylenildiği gibi her şeyi bilen biriyse ve özel hikmetlere sahipse küçük kızın nereye kaybolduğunu da biliyor olabilir. Tabii bunun bir anlamda korkakça bir seçenek olduğunun da tamamıyla bilincindeyim.」

 

Emilia:「Yoyo, sana teşekkür ederiz. Hiç umudumuz olmamasından iyidir… ayrıca beni ve Meili’yi de düşünüyorsun, değil mi?」

 

Echidna:「Hmm. Belki. Belki de yalnızca benim― Ana’nın bedeni çok tatlı diyedir?」

 

Yüzü utanç ve huzursuzluk izleri taşıyan Echidna, fikrine katılmaya hazır görünen Emilia’dan gözlerini kaçırdı. Emilia’ysa onun bu tepkisi karşısında ametist rengi gözlerini kıstı. Ve derin bir nefes aldıktan sonra bir kez daha konuştu.

 

Emilia:「Meili için geeeeerçekten endişeliyim. Ama Echidna’yı da anlıyorum. Bu yüzden yarından itibaren kulenin zirvesine ulaşmak için elimizden geleni yapalım. Elbette Meili’yi aramaya da elimden geldiğince devam edeceğim ama…」

 

Julius:「Kuleyi ele geçirmenin önemini ihmal etmemeye dikkat edin, Emilia-sama.」

 

Emilia:「Biliyorum. ―Önemli olan, bazen her şeyi tek başıma düşünmek zorunda olmamam.」

 

Bir elini yanağına koyarak kendisini eleştiren Emilia’nın gözlerinin derinliklerine sağlam bir kararlılık yerleşti. Sonra da bir seyirci gibi konuşmaları gözlemlemekle yetinen Subaru’ya döndü. Bakışlarının yoğunluğu bir an için Subaru’ya ağır gelse de ardından canını yakmayacak kelimeler geldi.

 

Emilia:「Bu sana da uyar mı, Subaru?」

 

Subaru:「O-olur sanırım. Bu sayede Meili de huzur içerisinde yatabilir… Yo, sanırım hepimizin önüne bakıp ilerlemesi gerekiyor… Yo, yo, şey… ah, neden bana soruyorsun ki?」

 

Emilia:「Çünkü Subaru Meili’nin kitabını okudu, mhm? Subaru’nun okuduktan hemen sonra verdiği tepkiyi görünce ben… Meili konusunda en çok endişelenen kişi Subaru olmalı diye düşündüm.」

 

Emilia bu hatırlatmada bulunurken onun sözlerini işiten Subaru nefesini tuttu. Ona bakan tek kişi Emilia değildi. Beatrice, Ram, Echidna ve Julius… hepsinin gözü Subaru’nun üzerindeydi.

 

Peki o bakışlarda nasıl bir niyet gizliydi? Tahminde bulunamıyordu. Subaru’nun dudakları, o farkına bile varmaksızın içindeki kalleş ruha uygun şekilde kımıldamaya başlamıştı.

 

Subaru:「―Elbette endişeliyim. Ama Meili de önümüze bakmamızı isterdi diye düşünüyorum.」

 

Belki de iş böylesine sığ cümleler kurmaya geldiğinde kimse eline su dökemezdi.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

―Subaru, gecenin geç saatlerinde nihayet kimse karışmadan özgürce hareket edebilecek vakti bularak işe koyuldu.

 

Subaru:「――――」

 

İkinci katı nasıl ele geçirecekleri konusunda kafa patlatmaları ve yarın için sağlam bir plan yapmalarının ardından akşam yemeği masasındaki toplantı sona ermiş ve grup, uyuma hazırlıklarına geçmişti. Yoldaşlarından birinin başına öngörülmedik bir problemin geldiği bir geceydi. Dolayısıyla tüm yatakları tek bir odada birleştirip hep birlikte uyumaya karar vermişlerdi. İşte aşağı yukarı bu şekilde bir odada toplaşıp doğaçlama bir fikirle kadın ve erkekleri ayırması adına bir battaniyeyi perde gibi kullanmışlardı.

 

Fakat Subaru, ruh odasında uyuma konusunda ısrarcı olmuştu.

 

Bahanesi büyük oranda『Ölü Kitabını』okumanın artçı etkilerine dayanıyordu. Subaru’nun『Ölü Kitabını』okuyuşunun ardından yaşananlara tanık olmaları nedeniyle de hiç kimse onunla tartışmaya kalkışmamıştı. Elbette Beatrice, onun tek başına uyumasına izin verme konusunda epey güçlü itirazlarda bulunmuştu fakat ruh odasının sabit bir kapasite limiti vardı. Endişeden midesi bulanan Subaru’nun sesi titrerken Beatrice’in itirazlarına bir son vermesi gerekmişti.

 

Muhtemelen buna sebep olan şey Subaru’nun oyunculuktaki hünerinden ziyade korkunç solgunluktaki yüzü olmuştu. Dürüst olmak gerekirse yere yığılıp kalmaması bile mucizeydi ve Subaru da korkunç bir durumda olduğunun farkındaydı.  

 

Meili:『Meili de önümüze bakmamızı isterdi diye düşünüyorum. ―Amma da iyi oyuncu çıktın, h~a? 』

 

Subaru:「――――」

 

Meili:『Fufu, hemen öfke~lenmesene. Dalga geçmiyordum. Gerçekten böyle düşünüyorum ve seni takdir ediyo~rum.』

 

Subaru, Meili’nin yemekteki toplantıda şaşırtıcı bir şekilde sessiz kaldığını düşünüyor ve bunun son anda söylediği arsızca yalanla bir ilgisi olup olmadığını merak ediyordu. Ancak bu can sıkıcı halüsinasyonu dinlemeyi reddetse bile kulaklarını tıkamanın Meili’nin sesine hiçbir etkisi olmuyordu. O tatlı ses, tıpkı tahtaya sürtülen tırnakların sesi gibi Subaru’yu rahatsız etmeye devam ediyordu.

 

Meili:『H~mm, yani bu gece mavi saçlı Onee-san’ın boynunun icabına bakmayacaksın?』

 

Subaru:「――――」

 

Meili’in gölgesi, harekete geçmek için gecenin çöküp havanın kararmasını bekleyen Subaru’ya odadaki uyuyan güzelin varlığıyla ilgili imalarda bulunup duruyordu. Ancak Subaru’nun aynı gölgenin birkaç saat önce bulunduğu imaya verdiği yanıtı değişmemişti.

 

Subaru:「Henüz ona sıra gelmedi.」

 

Diyen Subaru, uyuyan güzelin yüzüne dahi bakmadan odadan ayrılmaya yeltendi. Ve o saniyede gözleri, Patrasche’nin hafiften açılmış gözleriyle buluştu. Bu durumu, ondan bir sır tutmasını rica edermişçesine parmağını dudaklarına götürüp şşş diyerek idare etti. Niyetini sürüngen arkadaşına ne derece iletebildiğini bilmiyordu ama Patrasche, köpek veya at gibi canlılardan çok daha zekiymiş gibi görünüyordu. Öyle ya da böyle sessizliğini koruması iyi olurdu.

 

Subaru:「――――」

 

Subaru’nun gecenin köründe, bir başına kaldığından emin olduktan sonra harekete geçme sebebi — uyuyan yoldaşlarının canlarını almak ve『Ölü Kitabı』planını uygulamaya koymak değildi.

 

Tabii ki bu planı da dikkatlice ölçüp biçmişti. Subaru’nun kabiliyetleri düşünülünce bu planı sürpriz saldırılarla gerçek kılması daha mantıklı olacaktı ve bunu onlar uyurken yapmanın en iyi fırsat olduğu da söylenebilirdi. Fakat henüz çok erkendi. Bu, onu zorlamadıkları sürece yapmaması gereken insanlık dışı bir eylem olarak son çareydi.

 

Peki öyleyse, Subaru neden gecenin bir yarısı harekete geçmişti? Çünkü―

 

Meili:『―Cesedim, cesedime ne yapacaksın?』

 

Subaru’nun nereye gittiğini fark eden küçük kızın sesi, arkasında duruyormuşçasına bu soruyu yöneltti. Subaru’ysa ona yanıt vermedi. Fakat yürüdüğü yönle sorusuna cevap vermiş kadar oldu.

 

―Evet, Subaru Meili’nin gizliliğini hala koruyan cesedinden kurtulacaktı.

 

Subaru:「――――」

 

Buna ister saçma sapan bir hikaye deyin, ister şanslı bir durum, her halükarda başka şansı yoktu. Emilia ve diğerlerinin bugün Meili’den kalanları bulamamış olması Tanrının planından ziyade şeytanın işiydi, hepsi bu.

 

Geriye dönüp de düşününce Subaru’nun örtbas etme operasyonunda duruma göre bazı delikler açılmış, ettiği düşüncesizliğe lanetler okuyup okumamaksa ona kalmıştı. Fakat beklenmedik bir şekilde Meili bulunamamış, bu da Subaru’yu kurtarmıştı. Bununla birlikte yarından itibaren kendisini kuleyi ele geçirme işine adayacakken bir de Meili’yi bulup bulamayacaklarını tahmin etmekle uğraşmayacaktı.

 

Hiç değilse Emilia’nın Meili’yi aramaktan vazgeçmeyeceğini düşünüyordu. Hiçbir derdi olmayan bir kız olarak bu sorun çözüme kavuşana dek pes etmeyeceğini, ortada kaybolan küçük kızı aramaya devam edeceğini hayal etmek kolaydı.

 

Dolayısıyla bu iş, Subaru’nun huzur bulabilmesi için gerekliydi. Huzur bulamazsa başarısının temelini atamazdı. Temelini atamazsa gelecekte üzerine kalesini dikemezdi. Ve kalesini dikemezse istediği geleceğe kavuşamazdı.

 

Yani Meili Portroute’in varlığı, Natsuki Subaru’nun huzurunun önünde bir engeldi.

 

Meili:『Bana öyle geliyor ki artık… kendi kafanın içinde bile daha bir huzursuzsu~n.』

 

Subaru, Meili’yi duymazdan geliyordu. Daha yeni açıklamıştı, Meili yoluna çıkmayacaktı. Bunun olmasına katiyen izin vermeyecekti.  

 

Gece karanlığında hiç kimsenin dikkatini çekmediğinden emin olarak gizlice ilerleyen Subaru, en sonunda Meili’nin cesedini sakladığı odaya ulaştı. Bu bölgedeki odaların hepsi aynı görünse de bunun girişinin yakınlarındaki taş duvarın rengindeki solukluk gözle görülebiliyor, bu yapı aracılığıyla da odayı tespit etmek kolaylaşıyordu.

 

Subaru:「Dürüst olmak gerekirse yapacağım şey ağzımda kötü bir tat bırakacak…」

 

Meili’yi kulenin girişinden çöle çıkartıp kumlara gömmek en iyi tercih olacaktı. Binanın içerisinde birkaç gün daha geçirirse çürümeye başlayacaktı. Ve sıcaklık çok yüksek veya çok düşük olmasa da bir vücudun biyolojik işlevleri sonlandıktan sonra çürümekten kaçınması beklenemezdi.

 

Aynen öyle. Onu bir daha asla görmek zorunda kalmamak istiyorsa en iyi tercih, imkansıza yakın bir şeyi yaparak cesedini kuleden uzaklara bırakmaktı. Dışarıda fırsat kollayan cadı yaratıklarına yem olurdu. Fakat bunu gözünde canlandırınca kalbine bir ağırlık çöküyordu. Ne olursa olsun verilmesi imkânsız bir karardı.

 

Subaru:「――――」

 

Loş ışıklı odanın arka tarafında kare bir kaya kütlesi vardı. Onun arka tarafındaysa Meili’nin cesedi gizliydi. Dikkatlice bakıldığı takdirde gözden kaçırmak mümkün değildi. Son derece çocukça bir gizleme şekliydi. Zıvanadan çıkıp acınası hislere kapılan Subaru, kayanın öbür tarafına yöneldi.

 

Orada Meili’nin aşağı yukarı yarım günlük kalıntıları――

 

Subaru:「――Ha?」

 

Bu tepki hiç düşünmeksizin ağzından kaçtı. Ve zihni, gördüğü manzarayı kabullenmeyi reddetti.

 

Çünkü o kayanın öbür tarafı bomboştu. Halbuki Subaru, hiç değilse küçük kızın cesedinde düzenlemeler yapmış, gözlerini kapatmış, kollarını göğsünün üzerinde birleştirmişti. Fakat solgun boynunu süsleyen bereler, hatta zavallı kızcağızın cesedi bile… ortalıkta yoktu.

 

Subaru:「Ne-…den…Burada bıraktığıma… emindim…」

 

Burada olması gerekiyordu. Subaru’nun oda konusunda hata yapmış olması mümkün değildi. Buraya gelirken bu denli temel bir hata yapmamıştı. Yapmamıştı. E madem yapmamıştı, öyleyse burada olması gereken ölü beden neredeydi?

 

― Meili Portroute’in kalıntıları nereye kaybolmuştu?

 

???:「―Gecenin bir yarısı sinsi sinsi ne arıyorsun, Barusu?」

 

Subaru:「―hk!?」

 

Afallamış, ardından gelen sesle bedeni kaskatı kesilmiş olan Subaru, korka korka etrafında döndü. Silikleşen görüş alanında, pek de küçük olmayan odanın girişinde tek bir siluet dikiliyordu.

 

Kısa kesilmiş pembe saçlara, keskin ve açık pembe gözlere sahipti; önünde bağlı kolları ve hem etkileyici hem de sevimli görünümüyle o siluetin soğuk bakışlarının hedefi Subaru’ydu. Göğsünde yersiz bir hisle birlikte donakalmış Subaru’ya gözlerini diken o kız ― yani Ram, gözlerinin içine bakarak olabilecek en soğuk ses tonuyla şöyle söyledi:


Ram:「Yoksa sana sahtekar mı demeliydim? Değersiz bir Barusu― Natsuki Subaru taklidi!」



#Son kısım çok fenaydı! Subaru'da bir haller olduğu kesin ama Subaru gerçekten Subaru değil mi ve Ram neden/nasıl onun bir sahtekar, bir taklit olduğuna karar verdi? Bu soruların cevapları için okumaya devam!







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38532 Bölüm Sayısı


creator
manga tr