Cilt 6 Bölüm 37 [ Bir Kağıt Hamurunun Rüyası ] (1/2)

avatar
1359 8

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 37 [ Bir Kağıt Hamurunun Rüyası ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy



Üçüncü kat kütüphanesi 『Taygeta』araştırması en ufak bir netice vermeden sonlanmıştı.

 

[Emilia: Çok üzgünüm… Bir ipucu bulabilmek için geeeerçekten çok çabaladık…]

 

Çabalarının meyve vermeyişini Subaru’ya açıklayan Emilia, özür dileyerek başını eğdi. Subaru da bu özrü kibarca kabul etti; ama dürüst olmak gerekirse pek de hayal kırıklığına uğramamıştı.

 

Elbette burada hafızasını geri kazanabilmesi en iyi sonuç olurdu. Bununla birlikte daha en başta hatıralarını yitirmiş olduğu farkındalığını tam olarak taşıyamadığı için arama grubunun sonuç alamayarak gelişi karşısında öyle çılgınca duygusallaşmamıştı.  

 

[Shaula: …? Ustam, ne oldu~?]

 

[Subaru: Hah, oh… yok bir şey.]

 

Shaula, kafasını eğmiş şekilde, gamsız bir yüz ifadesi taşıyan Subaru’ya bakarken Subaru, onun ve uzun, örgülü simsiyah saçlarının savruluşunun çizdiği manzara karşısında hafif bir tedirginlik hissederek omuz silkti.

 

Shaula’nın yaptıklarının altında hiçbir kötü niyet, garez ve hatta derin bir anlam bile yatmıyordu.

 

Neticede bu da hiçbir şey üzerine gerçekten kafa yormadığı anlamına geliyordu ancak tavrının böyle oluşu, şu an için Subaru’yu rahatlatıyordu.

 

Hiç değilse geri kalanların kendisine her daim bir şeyler yapmış gibi bakmasından, mütemadiyen onun için endişelenmelerinden ve attığı her adımı izlemelerinden iyiydi.

 

[Julius: Kitapların yerleştirilme şeklinde belli bir düzen yokmuş gibi görünüyor. Başlıklarına göre veya kronolojik bir sıralamayla yerleştirilmiş olmalarını beklemek biraz fazla olurmuş. Öte yandan, dün bir rafta bulduğumuz kitabı bugün aynı rafta bulamıyormuşuz.]

 

[Subaru: Yani baş belası ve düşmanca bir kütüphane daha, ha.]

 

Diyen Subaru, Julius’un söyledikleri karşısında burnunu kırıştırdı.

 

Bunaltıcı çoklukta bir kitap koleksiyonuna sahip oluşuyla iftihar etmekle kalmayıp bir de kitaplarının kafalarına göre etrafta dolanıp yer değiştirişiyle bu kütüphane, bir kütüphane kullanıcısı olarak Subaru’ya hiç ama hiç umut bahşetmiyordu.

 

İhtiyaç duyacakları bir kitap olsa bile onu asla bulamayacaklardı.

 

[Subaru: Neden tek tek tüm kitapları çıkartıp yere yığmıyoruz? Raflar odanın etrafında daire çizdiği için son diyebileceğimiz bir raf yok ama rastgele bir başlangıç noktası belirleyip tek tek ilerlersek mutlaka bir yerlerde bir şeyler bulmaz mıyız?]

 

[Echidna: Bana kalırsa bunu yapmamak daha akıllıca olur. Muhtemelen kulenin kurallarına göre yasak bir harekettir ve kütüphaneye saygısızlık olarak görülecektir.]

 

Echidna, kafasını yana eğmiş şekilde Subaru’nun bu önerisini reddetti. Beatrice de kollarını önünde bağlayıp kısa bir “sanırım” girişiyle Echidna’ya katıldığını belirtti.

 

[Beatrice: Tecrübeli bir kütüphaneci olarak Betty, bir kitabın yerde bırakılmasına asla göz yumamaz. Kitaplara bu şekilde saygısızlık edemezsin, sanırım.]

 

[Ram: Beatrice-sama, sık sık yerde biriktirdiğin kalabalık kitap yığınlarını gördüğümü hatırlar gibiyim.]

 

[Beatrice: Onlar bana kütüphaneyi doğru şekilde nasıl düzenleyeceğimi öğreten kitaplardı, doğrusu!]

 

Ram, Beatrice’in tuhaf bahanesi karşısında soluk kırmızı gözlerini kıssa da ona karşılık vermeye zahmet etmedi. Yalnızca Beatrice’in ifadesini şaşkınlığa çevirecek derecede uzunca bir iç çekti.

 

Bu kütüphaneci konuşması bir kenara bırakılırken Subaru, kafası karışık bir surat ifadesiyle “Yasak mı?” diye araya girdi.

 

[Subaru: Üzgünüm – bu daha önce hiç duymadığım bir şeymiş gibi geldi… yasak muhabbeti de ne?]

 

[Emilia: Oh, affedersin; sana doğru düzgün açıklama yapmamışım anlaşılan.]

 

Diyen Emilia, Subaru’yu yanıtlamak adına bir parmağını kaldırdı.

 

[Emilia: Esasında bu kulenin ihlal edemeyeceğimiz bazı kuralları var. Mesela: 『Sınavlarını』tamamlayana dek bu kuleden ayrılma, kütüphaneye bir kötülük etme, kuleye zarar verme, bu tarz kurallar işte.]

 

[Subaru: Anlıyorum. Kütüphanenin zeminine kitap koymanın kötü bir şey olacağı kimin aklına gelirdi ki… Bu arada, herhangi bir kuralı ihlal edip etmediğimize hükmeden kim?]

 

[Shaula: Oh, işte o noktada devreye ben giriyorum! Yıldız Bekçisi olarak ben hükmediyorum! Yani bir kural ihlali gerçekleşirse çıldırıyor ve soğukkanlı bir ölüm makinesine dönüşüyorum! Bu yüzden herhangi bir kuralı ihlal etmemek için elinizden gelenin en iyisini yapmanızı tercih ederim!]

 

[Subaru: Sen mi…? Soğukkanlı bir ölüm makinesi mi…?]

 

Subaru, neşe içerisinde ellerini kaldırıp bu beyanda bulunan Shaula’ya şüpheli bir kahkaha atmaktan başka bir şey yapamamıştı.

 

Onun uçarı konuşmasına ne kadar inanırsa inansın soğukkanlı bir ölüm makinesine dönüşmesinin hiçbir şekilde mümkün olamayacağını düşünüyordu. Her şeyden önce, o incecik kollarıyla gerçekten ne kadar hasar verebilirdi ki? Büyülü bir fantezi dünyasında bile mümkün olmayacak bir işti.

 

Ancak Shaula’nın esasında kendisinin veya Emilia’nın müttefiki değil, bu Pleiades Gözcü Kulesinin Yıldız Bekçisi – Gardiyanı – olduğunu işitmişti.

 

Yani Meili’nin kendisini burada buluşundan farklı bir pozisyon içerisindeydi. Sözüm ona bu kulenin içerisindeki『Sınavlarda』ilerleyebilmelerine yardımcı olmak için buradaydı. Ancak gerçekten de bunu yapıyormuş gibi bir izlenim vermiyordu.

 

[Subaru: Gerçekten böyle önemli bir pozisyona sahipsen arkadaşlığımızın hatırına paçayı sıyırmamıza izin vermen gerekir.]

 

[Shaula: Oh, çooook kötü birisin! Ustam çok edepsiz! Ama senin bu hafiiiiften hain yanına bir türlü doyamıyorum! İçinden gelseydi senden duymak istediğim tonlarca ama tonlarca şey olurdu ama bu benim arzularımdan bağımsız bir şey! Bu umuttan vazgeçip iyi bir sportmenlik sergilemeli – adil davranmalı ve her şeyini vermeli!]

 

[Subaru: Senden fayda yok!]

 

[Shaula: Hn-]

 

Onu tarafına çekmeye çalışma stratejisi, denetleme yetkisinin yeterli gelmeyişi nedeniyle beklenmedik bir başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

 

Bir yandan da konuşmanın ortasında yüzünü yüzüne yaklaştırmaya çalışan Shaula’nın alnını parmaklarıyla itmekle, etkileyici yüzünü geride tutmakla uğraşmak zorundaydı. İşte bu uğraş esnasında güçsüzce iç çekti.

 

[Emilia: …Subaru ve Shaula gerçekten iyi dostlarmış gibi görünüyor.]

 

Emilia, Subaru’nun Shaula’yla konuşmayı bitirişinin hemen ardından bu şekilde fısıldadı.

 

Onun fısıldayışını işiten Subaru ise yüzünü ona dönüp tuhaf bir şekilde “Yo, yo, yo, hiç de bile!” diye beceriksizce kekeledi.

 

[Emilia: …………]

 

Ortamı yatıştırma teşebbüsü işe yaramıyordu; Emilia’nın eğik başını gördüğü saniyede de buna bir son verdi.

 

Emilia gülümsemiyordu. Uzun kirpiklerinin çevrelediği gözleri yere bakıyor, o menekşe gözler bir nevi yalnızlık hissiyle titreşiyordu.

 

Onun bu ifadesini gören Subaru’nun da suratı asılırken tepkisini anında fark eden Emilia, bir inkar hali içerisinde ellerini Subaru’ya doğru çılgınca ileri geri sallamaya başladı.

 

[Emilia: Oh, yo, arkadaş olmanız geeeeeeeerçekten güzel! Böylesine kederli bir surat ifadesi sana hiç yakışmıyor, Subaru… hı hı, sorun yok.]

 

Emilia, sahte bir gülümsemeyle birlikte kendi kendine bu sözleri geveledi.

 

[Subaru: Ah, Emilia-chan, bilirsin ya, ben…]

 

Diyen Subaru ise kafasını tutmuş halde Emilia’ya söyleyebileceği bir şey bulmak için çırpındı.

 

Ne söylersem söyleyeyim yanlış olacak diye düşünüyordu.

 

Muhtemelen doğru yanıtı verebilmesinin tek yolu kaybolan hatıraları arasındaydı. Muhtemelen tüm seçeneklerinin yanlış yanıtlar olduğu kabusvari bir durum içerisindeydi.

 

Bu şartlar altında karşısında oturan mutsuz kıza herhangi bir şey söylemek–

 

[?: Hey, öyleyse şimdi ne yapacağız?]

 

Derken yumuşak bir ses, oluşan tuhaf sessizliği dağıttı. Sesin sahibi, Taygeta zemininde ellerini çenesine yerleştirmiş şekilde oturmakta olduğu noktadan bu soruyu soran Meili’ydi. Oturduğu yerden kafasını kaldırıp odadaki yetişkinlere doğru bakarak,

 

[Meili: Onii-san’ın burada kaybettiği hafızasını geri kazanmasını sağlayacak bir yol bulamıyoruz. Üzücü bir durum, tabii beni pek ilgilendirmiyor ama yine de şimdi ne yapacağımızı merak ediyorum… hafızasını nasıl kaybettiğine dair bir ipucu bulmaya çalışmaya devam mı edeceğiz? Yoksa…?]

 

Diyen Meili bu noktada cümlesini sonlandırdı; bunun yerine yüzünü yukarı çevirip son derece kışkırtıcı bir gülümseme eşliğinde sağ eliyle tavanı işaret etti.

 

[Meili: Yukarı mı çıksak? Onii-san’ın hafızasını onarma işini kısa bir süreliğine erteleyebiliriz.]

 

[Echidna: …Evet, bu da değerlendirilebilecek bir olasılıkmış gibi görünüyor.]

 

Meili’nin önerisini yüzünde düşünceli bir ifadeyle yanıtlayan taraf Echidna oldu. Onun onay verişini işiten Emilia’nınsa gözleri irileşti.

 

[Emilia: Bir saniye… Acele etme arzunuzu ben de paylaşıyorum… ama Subaru’yu bu halde bırakamam.]

 

[Echidna: Bakış açını anlıyorum. Elbette ki Natsuki-kun’un hafızasının geri gelmesi ben, Julius ve geri kalan herkesin de tercihi olur… Ancak şu anki durumumuzu da görmezden gelemeyiz. Natsuki-kun’un hatıralarının var olmayı kesmesi kulenin『Sınavıyla』bağlantılı olabilir.]

 

[Emilia: Subaru’nun hatıraları『Sınavla』bağlantılı olabilir mi?]

 

Bu şekilde tepki veren tek kişi Emilia değildi; Echidna’nın sözleri karşılığında diğerlerinin kafaları da şaşkınlık içerisinde dönmüştü. Bu sırada herkesin dikkatini çektiğini fark eden Echidna, gözlerinden birini kapatıp “Müsaade var mı?” diyerek,

 

[Echidna: Söz konusu bu kule olduğunda genel kanıların nadiren işler olduğuna şüphe yok, lakin Natsuki-kun’un başına gelenlerin kuleyle bağlantısız olduğunu düşünmek aptallık olur. İşte bu yüzden hepimiz ilk etapta Taygeta’ya geldik – açıkça ifade etmek gerekirse, anılarının bu kule tarafından elinden alındığını düşünüyorduk.]

 

[Subaru: Anıların kule tarafından ele geçirilmiş olması kulağa havalı geliyor. Bunu yaşayan kişi ben olmasaydım hikayenin geri kalanını dinlemeyi heyecanla beklerdim… ama öncelikle Taygeta’nın『Sınavı』tamamlanmamış mıydı – yani anılarımı bu noktada çekip almaya çalışmak tuhaf değil mi?]

 

[Echidna: Evet. Bu yüzden anılarının『Sınav』yüzünden değil, daha ziyade kurallardan birini ihlal etmen yüzünden elinden alındığını düşünüyorum. Taygeta『Sınavı』sona ermiş olsa bile bir bütün olarak kulenin fonksiyonları yerine getirilmemiştir. Bir kitabı çıkartmak veya kütüphaneye saygısızlık etmek gibi yani.]

 

Echidna sözlerini dayandırdığı mantığı açıklamış ve Subaru’ya da zihninde evirip çevirip çözmek kalmıştı. Sonuç olarak Echidna’nın mantığının ima ettiği şey şuydu:

 

[Subaru: Yani diyorsun ki dün buranın kurallarından birini ihlal ettim ve sonra da bam diye kafa gitti. Dürüst olmak gerekirse kaçamak bir yol bulmaya çalışmak kulağa tam da benim yapacağım bir şeymiş gibi geliyor. Bu mantığa itiraz edemeyeceğim.]

 

[Emilia: Ama, bunu yapman Shaula’yı öfkelendirmez miydi?]

 

Echidna Subaru’nun vardığı sonucu başıyla onayladı; ancak Emilia, önceki etkileşimlerini net şekilde hatırlayıp Shaula’yı işaret ederek devreye girdi.

 

[Emilia: Subaru herhangi bir kuralı ihlal etseydi Shaula’yı öfkelendirmiş olmaz mıydı? Yani o durumda hatıralarından çok daha farklı bir meseleyle uğraşıyor olurduk.]

 

[Ram: Doğru. Barusu’nun aptalca kural ihlali yapma olasılığına hak veriyorum ama Shaula ne Ram’a ne de herhangi birinize dişlerini gösterdi. Buna ne diyeceksiniz?]

 

Diyen Ram, soluk kırmızı gözlerini Shaula’ya dikti. Ve o bakışların muhatabı olan Shaula, “Aaay” sesiyle sıçrayarak Subaru’nun arkasına gizlendi.

 

[Ram: Barusu yüzünden gerçekten rolünün hakkını vermemiş olamazsın, değil mi?]

 

[Julius: Çok iyimser bir yaklaşım olduğu kesin. Fakat Bayan Shaula’nın bir müddet önce bizzat dile getirdiği gibi, kuledeki cezaları veren kişinin kendisi olduğunun pek de farkında değil.]

 

Diyerek omuz silken Julius, Echidna’nın yanında durarak fikrini destekledi.

 

[Julius: Yasaklanmış dört şeyle karşı karşıyaysak ve bir tanesini ihlal edersek alacağımız ceza hepimiz için eşit olmayabilir. Bayan Shaula bize düşman kesilebilir ve bazı durumlarda da saldırıya geçebilir, mesela Kütüphaneye bir şekilde saygısızlık etmen, hatıralarının elinden alınmasıyla sonuçlanmış olabilir…]

 

Julius kelimelerini bu noktada sonlandırarak sarı gözlerini hızla Subaru’ya çevirdi.

 

[Subaru: …………]

 

Julius’un gözlerinin içerisinde Subaru’nun tam olarak çözemediği, ciddi anlamda karmaşık duygular yüzüyordu. Bu sırada Julius konuşmasına “Yine de” şeklinde devam ederek,

 

[Julius: Bu tahminin doğruluğunu teyit edecek elle tutulur bir kanıtımız da buna ayıracak vaktimiz de yok.]

 

[Ram: Aslında teyit etmenin bir yolu var. Eğer gördüğü zarar gerçekten yalnızca hatıralarını yitirmesiyle sınırlıysa Barusu’nun uyanışından bu yana geçen 4-5 saatlik hatıralarını da feda edebiliriz bence. Hasarın minimal olmasını garantilemiş oluruz.]

 

[Subaru: İnsanların hatıralarını kobay olarak kullanmaya bir son versene! Ne olursa olsun insanı şekillendiren şey hatıralarıdır! Sadece 4-5 saat olsa bile ben hala benim! Ben kötü bir Natsuki Subaru değilim!]

 

[Ram: Yalnızca şaka yapıyordum.]

 

Ram’ın ardından söylemiş olduğu duygusuzca sözler, Subaru’nun tüm bedeninin ürpermesine yol açmıştı. Sahiden şaka mıydı, değil miydi bilemiyordu. Muhtemelen öyleydi, çünkü Ram’ın bu kibirli tavırlarının yalnızca dış görünüşten ibaret olduğunu söyleme cüreti gösterebilecek durumdaydı. İnsanlara zayıflıklarını göstermek istememek onun mizacında vardı, e sonuçta kısa bir süre önce yaşananlar da bununla ilişkiliydi. Neticede Subaru tarafından kırılgan tarafı görülmüşken utancını silmek istemesi şaşırtıcı olmasa gerekti.

 

Öyle ya da böyle -Echidna ve Julius’un mantığı doğru olsa da olmasa da- değerlendirmeye değer bir olasılık vardı. Hafıza kaybıyla ilişkili bu olasılık da…

 

[Subaru: Açıkça ifade etmek gerekirse… fikirlerinizin içinde bir gerçeklik payı olsa da olmasa da bu noktada hepimiz denize düşüp yılana sarılıyoruz ve ben buna karşıyım. Evet, bir nevi boşa kürek çekiyor gibiyiz ve ben, yitirdiğim hatıralarımı geri alacakmış gibi hissetmiyorum, anlarsınız ya.]

 

[Emilia: Bu düşüncenin herhangi bir dayanağı var mı?]

 

[Subaru: Yalnızca önsezi. Hem bu gerçekten de kulenin『Sınavlarının』bir parçasıysa belki de hepsini geçersek hatıralarımı geri alabilirim, haksız mıyım?]

 

[Emilia: ……………………]

 

Emilia ve diğerleri bu sözler karşısında bakışırken Subaru, parmağını sağa sola salladı.

 

Fakat düşüncelerine olumsuz bir tepki veren olmadı. Aksine, yüzlerine umut belirtileri yerleşiyordu.

 

Avcunu sımsıkı bir şekilde göğsüne yerleştiren Emilia, hızla başını sallamaya başladı.

 

[Emilia: Evet, haklısın! Subaru’nun hatıraları bu kule tarafından hüpletildiyse『Sınavları』tamamladığımızda geri dönebilirler.]

 

[Subaru: “Hüpletilmek” deyişin acayip tatlıydı ama ruh budur, işte ruh budur!]

 

[Emilia: Mhm, ruh budur!]

 

Subaru rahatlamış bir şekilde gülümserken Emilia ayağa sıçrayıp tatlı bir zafer pozu verdi. Onları izleyen Beatrice ise hiddetle kafasını sallayarak,

 

[Beatrice: Tanrım… Burada cesaretlendirilen taraf hanginiz gerçekten anlayamıyorum, doğrusu.]

 

Dedi ve o hiddeti bu sözlerle dışa vurdu.

 

Pozisyonları gerçekten de zıttı, bu kadarı kesindi – Ama Subaru’ya kalırsa bunda bir sorun yoktu.

 

Sonuçta durumda biraz umut ışığı görmüş ve Emilia’nın gözlerindeki güç az da olsa geri dönmüştü. Subaru, işte bu yüzden büyük bir rahatlama duyuyordu.

 

Böylesine kederli bir yüz ifadesi onun gibi genç bir hanımefendiye hiç yakışmıyordu. Ayrıca, Subaru için kalbinin en derinlerinden gelen bir endişe duyuyordu. Onun bu kederli görünümünün ardındaki sebebin kendisi olduğunu düşünmek de epey acı vericiydi.

 

[Subaru: Ve beni tamamen aşan bir kadına böyle bir hareket sergileyen de ben oldum…]

 

[Beatrice: Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok – ama şimdilik Subaru’nun hatıralarını bulma işini erteliyoruz, sanırım. Yani kulenin 『Sınavlarını』 tamamlayacaksak Meili’nin önerdiği şeyi yapıp üst katlara çıkmalıyız.]

 

[Subaru: Üst katlar. Şu anda üçüncü katta olduğumuzu söylemiştiniz, yani sırada ikinci kat var.]

 

Diyen Subaru, bu cümleler eşliğinde kütüphaneye bakındı. İçerisinde dolaşmamış olmasına rağmen gereğinden fazla gözlem yaptığı bir odaydı.

 

Kitap rafları dışında hiçbir şey içermeyen bir odaydı. Bu da demek oluyordu ki içeride bir merdiven yoktu.

 

[Subaru: İkinci kata açılan merdivenler nerede?]

 

[Julius: Dördüncü katta – oradan ikinci kata açılan bir merdiven var…]

 

Emilia, endişeli bir yüz ifadesiyle Julius’a doğru kaçamak bir bakış attı. Bunu gören Julius ise kaşlarını çatıp “Endişe etmeyin” diyerek,

 

[Julius: Dünkü gibi hiçbirinize danışmadan pervasızca hareket etmeyeceğim. Tıpkı kahvaltıda söz verdiğim gibi. Ancak ben bunu yapmasam da…]

 

[Ram: İlk『Kılıç Azizi』Reid son derece zorlu bir takip. Öyleyse şimdi ne yapmamız gerekiyor?]

 

Julius ve Ram acı bir bakışma gerçekleştirdi. Bu hissiyatı paylaşanlar onlardan ibaret değildi, ortamdaki herkesin suratlarında benzer bir ifade vardı. Tabii ağzına acı değil, adeta zehirli bir şey koyulmuşçasına suratını ekşiten Shaula hariç herkesin.

 

[Subaru: Ah, pardon. Reid derken ne kastediyorsunuz?]

 

Her zamanki gibi yaşananların gerisinde kalan taraf, Natsuki Subaru’ydu.

 

#Bu bölümden 42. Bölüme dek Japonca’dan İngilizce’ye çeviri çok kötü yapıldığı için yeniden çevriliyor notu var. Fakat başka kaynağımız olmadığı ve sizi bekletmek istemediğim için bu haliyle olabildiğince düzgün çevirip sizlere yansıtmamaya çalışacağım. Bir de tatilde olduğum için bölümleri uzun uzun koyamıyorum, bölüyorum ama yakında tatlı bir telafisi olacak deyip güzel bir haber vereyim sizlere :) Hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32136 Üye Sayısı
  • 324 Seri Sayısı
  • 43031 Bölüm Sayısı


creator
manga tr