Cilt 6 Bölüm 35 [ Pamuk İpliğine Bağlı İlişkiler ] (1/2)

avatar
633 3

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 35 [ Pamuk İpliğine Bağlı İlişkiler ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy



[???: Subaru unutulmanın ne kadar acı verici olduğunu biliyor. Yani… birini unutmanın… böyle bir şeyin şakasını asla yapmaz.]

 

[――――]

 

Odaya dönüş yolunda içeriden gelen bu sesi işiten Subaru, farkında olmadan nefesini tuttu.

 

Konuşanın kim olduğunu göremese de gümüş çanlar misali güzel o sesi tanıyordu, Emilia’ya aitti. Onun hafiften gergin sesiyle kendisinden bahsedişini işiten Subaru’nun yanakları istemsizce tuhaf bir gülümsemeyle gerildi.

 

O sesin içerisinde güçlü bir güven ve bir o kadar güçlü bir savunuş mevcuttu.

 

Tüm bunlar Emilia’dan “Natsuki Subaru’ya” idi, ‘bu’ Subaru’ya olmadığı kesindi. Subaru bunu kesin bir şekilde anlayabiliyordu.

 

[Ram: ……böyle bir konuda asla şaka yapmaz ha. Evet. Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama Emilia-sama haklı.]

 

Subaru’ya eşlik ederken aynı sesi işitmiş olan Ram, zor duyulacak bir ses tonuyla fısıldayarak bu alaylı yorumu yaptı. Su dolu kovayı taşıyan Subaru’nun aksine Ram’ın elleri boştu ve dirseklerini tutuyor, tırnaklarını beyaz tenine saplıyordu.

 

Bu yaptığı kendisine yönelik bir hatırlatma, bir pişmanlık ve yerine getirilemeyecek bir yeminin doğurduğu acının uzantısıydı adeta.

 

[Subaru: Ram……]

 

[Ram: Yalnızca anlamsız bir şakaydı, duyduğunu unut gitsin. Bahsini açman Emilia-sama’yı endişelendirmekten başka bir işe yaramaz. Ram’ın kusursuz saygınlığının hatırına bunu kendine sakla. Bahsetmeye cüret edecek olursan……]

 

[Subaru: ――――]

 

[Ram: ……Anlaşılan gerçekten de hatırlamıyorsun.]

 

Bahsetmeye cüret edecek olursa korkutucu şeyler yaşanacaktı. Muhtemelen Ram’ın anlatmaya çalıştığı şey buydu. Ya da belki de Subaru’nun kendisi bunu yapmadan önce esprili bir cevapla karşı çıkmasını beklemişti.

 

Subaru, Ram’ın soluk kırmızı gözlerinde tıpkı daha önce kendisi, o ve kız kardeşiyle arasındaki bağlantının bahsi açıldığında olduğu gibi bir hayal kırıklığı belirtisi gördüğünü düşündü. Fakat o hüzün geldiği hızla ansızın kayboldu.

 

Subaru’nun bu yaşananları kimseye anlatmasına izin vermemesi Ram’ın fazla güçlü oluşundan mı kaynaklanıyordu, yoksa fazla güçsüz oluşundan mı?

 

Subaru, onun kalbinin derinliklerinde yatanları bilmiyordu.

 

Fakat göğsünün merkezinde, kafasını yasladığı yerdeki iz hala varlığını koruyordu.

 

[Ram: ――Sizi beklettiğimiz için üzgünüz. Geri döndük.]

 

Subaru’ya düşünecek vakit tanımayan Ram, yürümeye devam ederek odaya yöneldi. Bu inatçı tavrı yalnızca meseleye yönelik ısrarcılığını ifade etme şekli olabilirdi. Bunu gören Subaru’nun Ram’ın hislerine saygı duyup meseleyi kendisine saklamaktan başka şansı yoktu.

 

Subaru’nun da Ram’ın birkaç adım ardından girdiği odaya az çok gergin bir atmosfer yayılmıştı.

 

Ama buna rağmen şok edici açıklamasını yapışının hemen sonrasındaki durumdan nispeten iyiydi.

 

Bunun bir kanıtı olarak Emilia’nın geri dönen Subaru’yu [Gayretlerin için teşekkürler] şeklinde selamlayışının ardından yükselen ilk ses,

 

[Julius: ……Öncesinde nahoş bir tarafımı gösterdim. Baştan başlamamızda bir sakınca olur mu?]

 

[Subaru: Oh, ohh. Asıl ben… yani seni şaşırtan bendim……. Ahh yo, lafını kesmemeliydim. Devam et lütfen.]

 

[Julius: Kendini böyle tutmana gerek yok. Benimle bu denli resmi konuşursan hiç rahat edemeyeceğim.]

 

Diyen mor saçlı gencin――Julius’un yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.

 

Öncesinde Subaru’nun açıklamasıyla beti benzi en çok atan kişi o olmuştu. Subaru, kendisi su almaya gittiğinde Emilia ve Beatrice’in ona ne söylediğini bilmiyordu fakat konuşacak gücü bulacak kadar toparlanmış gibi görünüyordu.

 

Lakin Ram’ın koridorda söylediği kelimeler hala aklındaydı. ――Ona Julius’u sorduğunda çok acımasızsın demişti. Bununla ne kastetmiş olabilirdi?

 

[Julius: Hadi baştan başlayalım, ben Julius Euculius. Bu da Anastasia-sama…… Onun Şövalyesi olarak hizmet veriyorum. Ve seninle…… arkadaş, gibi bir şeyiz.]

 

[Subaru: Anlıyorum, tanıştığımıza memnun oldum…… ama son kısımda neden pek emin olamadın?]

 

[Julius: Maalesef ilişkimizle ilgili fikirlerimiz bir nebze farklı olabilir. Ben seni arkadaşım olarak görsem de senin benim hakkımda ne düşündüğüne gelince, bu……]

 

[Subaru: Tam anlamıyla… hatıralara yenik düştük, ha.]

 

[Julius: ――. Bu, son derece doğru.]

 

Julius’un söz ve davranışlarında belli bir zarafet yakalayan Subaru, dudaklarını büzdü.

 

Emilia’nın anlattığı kadarıyla Julius, bu aldatıcı şartlar altındaki yolculuklarına eşlik eden diğer tek erkek üyeydi―― yani, doğal olarak aralarında hatırı sayılır bir güven olmak zorundaydı.

 

Ama bununla birlikte Julius’un şövalye havası ve az önceki etkileşimleri düşünülünce Subaru, hatıraları olmadan da önceki benliğinin vermiş olduğu korkunç ilk izlenimi gözünde canlandırabiliyordu.

 

[Emilia: Her şey yolunda, endişe etmeye gerek yok. Subaru ve Julius geeerçekten iyi dostlar. Biz hep buradaydık, yani hepimiz bunu doğrulayabiliriz.]

 

[Meili: Doğru. Bu konuda bu kadar endişelenmeye hiç gerek yok, haksız mıyım? Şövalye Onii-san’ın endişelenecek bir sürü problemi var zaten.]

 

Beylerin etkileşimini dinleyen Emilia ellerini kalçalarına yerleştirip araya girerken Meili de gözlerinde afacan bir bakışla alaycı bir şekilde hemfikir olmuştu.

 

Tabii Emilia’nın sözleri yalnızca Subaru ve Julius’un ilk karşılaşmalarına yönelik endişesinden kaynaklı olsa Meili’ninkiler bambaşka bir şeyi ima ediyor gibi görünüyordu.  

 

Bu sözleri işiten Subaru’nun kaşları çatılırken Julius, Meili’nin ne kastettiğini anlamışçasına başıyla onay verdi.

 

[Julius: Evet, doğru. Meili söylediklerinde haklı. Subaru, senin başına gelenleri tartışmamız gerekiyor olsa da şu anda yüzleştiğimiz tek sorun bu değil. Bu bağlamda bir açıklama yapmamıza müsaade edin lütfen.]

 

[Ram: Bu, Anastasia-sama’nın bu sabahki tuhaf tavırlarıyla ilişkili bir açıklama mı olacak?]

 

[Julius: ……Gözlemlerinizde haklısınız, Ram Hanım.]

 

Ram bir duvara yaslanmış halde bu cümleyi kurarken Julius, gözlerini hafifçe eğerek yanıtladı. Bunu gören Ram ise Anastasia’ya doğru gözlerini kısarak usulca iç çekti.

 

[Ram: Barusu, bana su kovasını ver. Yemek hazırlıklarına başlayacağım.]

 

[Subaru: ……Önemli bir şey tartışmayacak mıydık?]

 

[Ram: Aynı odada olmaya devam edeceğim. Bu sayede her şeyi duyabiliyor olacağım……Çalışmanın aklımın dağılmasına yardımı dokunacaktır.]

 

Kabaca böyle söyleyen Ram, kovayı Subaru’nun elinden kaptığı gibi odanın valizlerle dolu köşesine yöneldi. Sonra da tamı tamına bu görev için pozisyon aldığı görüldü.

 

[Emilia: Üzgünüm. Ram… her zaman böyle değildir……]

 

[“Anastasia”: Elbette, kafana takmana gerek yok. Bu şekilde hissediyor olması anlaşılabilir. ――Bir başkasının gırtlağından dökülmesini sabırsızca bekleyip arzuladığı bilginin ansızın böylesine uzaklara uçup gidişi karşısında kim olsa böyle hissederdi.]

 

Anastasia Emilia’nın özrü karşısında sakince kafasını salladı. Ve onun yanıtını işitmek hem Emilia’nın hem de Beatrice’in yüzlerine zorlu ifadeler yerleştirdi.

 

Subaru, akıllarından neler geçiyor olabileceğini bilmiyordu―― fakat bunun yanıtının bizzat Anastasia’nın ağzından dökülmesi uzun sürmedi.

 

[“Anastasia”: Şimdi, bu sabahki tüm bu kafa karışıklıklarından sonra size daha çok şaşkınlık yükü bindirmeyi gerçekten istemiyor olsam da…… Bunu gizli tutmanın yalnızca yolun devamına anlaşmazlık tohumları ekeceğini düşünüyorum. Bu nedenle, kabullenici topraklarınız müsaade ederse sizlerle bir şeyler paylaşmama izin verin.]

 

[Beatrice: ……Bir şey söylemek için amma da kibirli ve dolambaçlı bir yol. Acele et de sadede gel, sanırım.]

 

[“Anastasia”: Bu kadar korkmaya gerek yok, Beatrice. ――Seninle kardeş kadar yakın olduğumuz bile söylenebilir. Aynen öyle, tam da tahmin ettiğin gibi.]

 

[Beatrice: ――――]

 

Anastasia’nın sözleri karşısında Beatrice’in yanakları kaskatı kesildi. Ve genç kızın parmakları doğal bir edayla, güvenip dayanacak bir şey arıyormuşçasına Subaru’nun kolunu hafifçe kavradı.

 

Subaru ise kaçamak bir bakış attı ve kısa süreli bir tereddüdün ardından Beatrice’in elini tuttu. Kızın parmak uçları şaşkınlığın etkisiyle hafiften titriyor olsa da küçük avcunun bu sıcaklığı kabullenmesi çok sürmedi.

 

[“Anastasia”: ……Kontrat Sahibinle aranızdaki ilişki sahiden de dostane ve ideal. Keşke benim de Ana’yla aramda aynı mükemmel ilişki olabilseydi ama maalesef ki bizim için işler o kadar yolunda gitmiyor.]

 

[Emilia: Anastasia-san’a bir başkasından bahsediyormuşçasına hitap ediyorsun. Bu da demek oluyor ki sen……]

 

[“Anastasia”: Ah, evet, doğru tahmin ettin. ――An itibarıyla bu bedende yaşayan bilincin sahibi Ana değil. Anastasia Hoshin bu bedenin içerisinde derin bir uykuda. Ve şu anda sizlerle konuşan kişi, bu bedensel formu geçici olarak devralmış olan merhum bir hayalet gibi bir şey.]

 

Emilia’nın nefesi kesilirken Beatrice, Subaru’ya daha da sıkı tutundu. Bu itiraf üzerine Julius’un yüzü acıyla buruşurken Meili her zamanki kadar sıkılmış görünüyordu. Yalnızca Meili’nin yanında bağdaş kurmuş halde oturuyor olan Shaula, dikkatini tamamıyla yemek hazırlamakta olan Ram’a vermesi nedeniyle sohbete tamamen yabancıydı.

 

Sırtı dönük olduğu için yüz ifadesi hiç kimse tarafından görülemeyen Ram ise çalışmaya devam ediyordu.

 

Son olarak Subaru――

 

[Subaru: ……Neden bahsediyorsunuz siz? Hiç anlayamadım.]

 

Tamamen dışarıda bırakılan Subaru -e doğal olarak- zorlu bir ifadeye bürünmekten öteye geçemiyordu.

 

――Anastasia Hoshin isimli kızın bedeni başka bir varlığın hükmü altındayken kendi varlığı sağ salim uykudaydı.

 

Basitçe ifade etmek gerekirse “Anastasia’nın” ―― yo, Echidna isimli ruhun yaptığı açıklama bu şekildeydi.

 

Bu gerçek Emilia ve Beatrice’i epeyce şok etmiş görünürken Subaru için yalnızca şoktan ziyade kafa karışıklığının şiddetini arttırmaya yaramıştı.

 

Subaru’nun daha en başta Anastasia hakkında hiçbir izlenimi yoktu. Bu haliyle birinin gelip daha tanışmalarının hemen sonrasında “Ben şu ana dek Anastasia gibi davranıyordum ama aslında başka biriyim” dediğini hayal etsenize.

 

[Subaru: ……Ö-öyle mi… Öyle ha. Bu… epey büyük bir haber, ha.]

 

Bir başkasının sorunuymuşçasına tepki vermekten farklı bir şey yapması mümkün değildi.

 

Hiç şüphesiz ki bunun gerçekten ciddi bir mesele olduğunu anlamasının tek sebebi etrafındakilerin tepkileriydi. Neticede bu kuleye gelmelerinin bir sebebi vardı.

 

O sebep de uyumaya devam eden kızı kurtarmanın bir yolunu bulmak ve bilinmeyen bir hastalıktan mustarip insanlara yardım etmekti. ――Ya da hiç değilse Subaru’ya söylenen buydu.

 

[Ram: Buraya daha yeni geldik ve kilit karakterler şimdiden dökülüyor…… Barusu bir yerlerde hafızasını kaybetti ve Anastasia-sama’nın bilinci de uçurumun derinliklerinde…]

 

[Subaru: Aahh… durum hiç iyi görünmüyor, ha……]

 

Ram’ın patavatsızca beyanını dinleyen Subaru, karamsar bir şekilde elleriyle kafasını sardı.

 

Problemler biriktikçe birikiyordu―― Subaru daha kendi karmaşasını bile bir düzene oturtamamıştı ve yeni zorluklar çıkıp duruyordu. Hiçbir yere varacakları yoktu.

 

Bu durumda――

 

[Emilia: Millet, bana kalırsa başlarımızı böyle eğsek bile hiçbir şeyi çözemeyiz. Hayal kırıklığınızı anlayabiliyorum, gerçekten anlayabiliyorum ama…… moralimizin bozulmasına izin veremeyiz.]

 

[――――]

 

[Emilia: Bir sürü kişinin umudu bizim bu kuleye gelişimize bağlı. Subaru ve Anastasia-san’ın başına gelenler büyük meseleler. Ama…]

 

Diyen Emilia, ellerini çırparak herkesin ilgisini üzerine çekti.

 

Sonra da anlık bir duraksamanın ardından menekşe gözleriyle herkesi tarayarak,

 

[Emilia: Burada duramayız. ――Pes etmemeliyiz, bana oldum olası bu öğretildi.]

 

Emilia sırayla tüm üyelerin yüzlerine bakarak ciddiyetle böyle söyledi. Ve bakışları nihayet onun menekşe cazibesinin içine işleyişiyle soluksuz kalan Subaru’ya ulaştı.

 

Doğal olarak Subaru’nun göğsüne bir ısı yayıldı. Ne söyleyeceğini bilemiyor ama Emilia’nın gözlerindeki beklentiyi görebiliyordu. İşte o bakışları görüp bir şeyler yapması gerektiğini hissederek yumruğunu sıktı.

 

[Beatrice: Of! Acıdı! Oy, Subaru!]

 

[Subaru: Ah, benim ha……yo, benim hatam değil! Çünkü kararlılığımın kanıtı bu!]

 

[Beatrice: Sen ciddi bir ifadeyle böyle söylesen de canımı acıttın mı acıttın, sanırım! Şimdi oturup yaptığın şeyi bir düşün, doğrusu!]

 

[Subaru: Ü-üzgünüm. Canını acıtarak hata ettim. Ama kararlılığımla hata etmedim! Evet, aynen öyle!]

 

Subaru, Beatrice’in hassas bilekleri sıkıştırıldığı için yükselen itirazları karşısında özür dilese de hızla kafasını salladı.

 

Durumun endişe verici olduğunu görebiliyordu. Ancak çözülemez problemler üzerine endişe edip durarak ileriye tek bir adım bile atılamazdı. Açıkçası Subaru bunu şahsi tecrübelerinden biliyordu.

 

Eğer yalnız olsaydı yolunu kaybedeceği kesindi. Fakat yalnız değildi. Neticede her şeyi unutmuş olsa bile Emilia ve diğerleri yanındaydı. İşte bu yüzden――

 

[Subaru: Doğru, ansızın hafızamı yitirmem başınıza büyük dertler açtı, bu konuda sizlerden özür dilerim. Fakat bu, durumumuzun umutsuz olduğu anlamına gelmiyor. Bunu başka türlü düşünün. Kim bilir, belki de artık gereksiz prangalardan kurtulmuşumdur ve tazecik bir bahar gibi yeni fikirlerle dolup taşmaya hazırımdır. Bu da bu karmaşadan kurtulmaya hazır olduğumuz anlamına gelmez mi?]

 

[“Anastasia”: ……bu… oldukça ilerici bir yaklaşım.]

 

[Subaru: Gerici olmasını mı yeğlerdin? Tüm önemli şeyler önümüzde uzanıyor. Şans, cesaretIi ve atıIganIara güIer yüz gösterir derler, bilmez misiniz? Hem iş bu kuleyi ele geçirmeye geldiğinde belki de daha esnek bir fikir geliştirmemiz gerekebilir. Bu dünyanın adetleriyle sınırlı kalmayan bir şey, mesela, BAŞKA BİR DÜNYADAN GELME BİR FİKİR!]

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 26517 Üye Sayısı
  • 848 Seri Sayısı
  • 43025 Bölüm Sayısı


creator
manga tr