Cilt 6 Bölüm 19 [ Bilgenin Konumu ] (2/2)

avatar
1715 10

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 19 [ Bilgenin Konumu ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy



Subaru: “――Ee, senin söylentilerdeki “Bilge” olduğunu söyleyebiliriz yani, öyle mi?”

 

Curcuna bir süreliğine yatışmış ve nihayet o curcuna öncesinde girilmesi gereken konuya gerçek anlamda girilebilmişti.

 

Subaru’nun sağ kolunu serbest bırakan Shaula ortada bağdaş kurmuş, grup da çember halinde etrafını sararak yerleşmişti. Bu sırada Subaru, uyuşan sağ kolunu kaldıramıyor veya kımıldatamıyordu.

 

Shaula: “――――”

 

Subaru: “Cevap ver bana. Sen “Bilgesin”, değil mi?”

 

Shaula: “Hmm~ Bu soruyu cevaplamak biraz zor.”

 

Sorusu sessizlikle karşılanan Subaru, aynı soruyu bir kez daha tekrarladı. Ve Shaula da bunu takiben turşu yemişçesine ekşimiş bir yüzle belli belirsiz bir yanıt verdi.

 

Bu yanıt karşısında kaşları çatılan Subaru, şaşkınlığını sergiledi. Emilia ise onun yerine elini kaldıran taraf oldu ve “Bu durumda” sözleriyle giriş yaparak,

 

Emilia: ““Bilge” olup olmadığın bir kenara bırakılırsa…….. Bunca zamandır bu kulenin içinden Kum Tepelerini koruyup kolladığı söylenen kişi sendin, değil mi?”

 

Shaula: “Ah, şüphesiz ki o benimmmm. 400 yıldır heeeeer ama heeeer gün bu kum denizinin ortasında nöbet tutuyorum ve geçirdiğim tüm o nafile günler hem duyanı hem okuyanı ağlatacak cinsten..…..!”

 

Emilia: “Zavallıcık……tch”

 

Subaru: “Emilia-tan, etkilenmesene. Ve sen de gereksiz hisler paylaşma.”

 

Empatik Emilia’nın gözleri, yumruğunu sallayarak bu karşılığı veren Shaula karşısında yaşarmıştı. Subaru ise Emilia’yı sakinleştirdikten sonra Shaula’nın yanıtına dayanarak Julius’la göz göze geldi.

 

Julius da bu bakışma sonrası başıyla onay verip konuşmanın gidişatını üstüne aldı ve “Yani” diyerek lafa girdi.

 

Julius: “400 yıldır herkesçe tanınan “Bilge” olarak hareket etmenin yükünü üstlendiğinizi söylemekte haklı olur muyum? Shaula-sama.”

 

Shaula: ““Sama” gibi ekler ekleyerek beni utandırıyorsun. Böyle şeylere alışkın değilim, yani benimle normal şekilde herhangi bir saygı eki eklemeden konuşabilirsin. Shaula-sama demen……Dhehehe”

 

Julius: “Öyleyse kendimi düzelteyim. Herkesçe “Bilge” olarak tanınan kişi sensindir muhakkak, değil mi? Shaula.”

 

Shaula: “Şeeey, çok emin değilim desem? Herkes bir şeyler söylüyor olsa bile kuleden hiç ayrılmadığım için dışarıda dolaşan dedikoduları hiç bilemiyorum. Beklenmedik şekilde tuhaf bir his doğuruyor, değil mi? Bana bir “Bilge” deniliyormuş gibiiiii yani.”

 

Shaula’nın tamamen rahat yüz ifadesi tamamen düşünceli bir ifadeye çevrilirken atmosfer de aynı değişime uğradı. Julius ise onun arayıştaymış gibi görünen bakışlarının derinliği karşısında gözlerini kıstı.

 

Az önceki söylemi söz konusu kişi Julius olmasa bile görmezden gelinemeyecek cinstendi. Çünkü Shaula’nın sözleri doğruysa…

 

Julius: “Eğer sen “Bilge” değilsen “Bilge” Shaula efsanesi tamamen asılsız bir dedikodudan ibaret demektir. Yoksa senin dışında “Bilge” olarak değerlendirilen bir Shaula daha olduğunu mu söylüyorsun?”

 

Shaula: “Söylentilerdeki “Bilge” Shaula’yı tanımıyorum amaaaaa bildiğim kadarıyla benim dışımda Shaula isimli bir tanıdığım yooook. Bana bu ismi Ustam verdi, yani yalnızca bana vermiş olmalı…..Amaaaa-”

 

Shaula’nın bakışları kısacık bir an için Subaru’ya dönse de Subaru daha önce ne Shaula’nın kendisine ne de bir başka şeye veya kişiye Shaula ismini vermişti.

 

Fakat “Shaula” isminin kulağa tanıdık geldiği bir gerçekti. Çünkü Shaula da bir yıldızın, Scorpius’u oluşturan yıldızın ismiydi―― ve anlamı da “İğne” idi.

 

Doğal olarak düşünceleri Gözcü Kulesinden ateşlenen beyaz ışık huzmelerinin gerçek rengine kaymıştı fakat Shaula’dan bilgi alma işini sonraya ertelemekte bir sakınca görmüyordu. Şu anki öncelikleri farklı bir mesele olmalıydı.

 

Shaula: “Ustamın hiçbir fikri yokmuş gibi göründüğüne göre Shaula yaaaalnızca benim ismim tabii ki. Ustam o ismi saaaaadece bana verdi…… Başka bir Shaula’ya gerek yok.”

 

Julius: “Anlıyorum. Ustana gerçekten bağlıymış gibi görünüyorsun. ――Günahkar biri olmalı, ha.”

 

Subaru: “Şunları söylerken bana bakmayı bıraksana. Bunlar yanlış ithamlar. Masumiyet varsayılmalı.”

 

Ram: ““Suçluluğu kanıtlandı”….. Benim aklımdan geçense bu.”

 

Subaru: “Yasalara bağlı bir millet olmaktan gurur duymuyor musun sen!?”

 

Müdahaleler bir yana, Shaula’nın söylediklerinden herhangi bir yalan havası almamıştı. Durum buysa efsanelerde bahsi geçen kişiden farklı mıydı yani?

 

Bu sırada Anastasia etrafında sohbet edenleri hiç düşünmeksizin bir anda göğüs cebini kurcalamaya başladı. Sonra da -bakın şu işe- her nedense cüzdanından biraz bozuk para çıkarttı.  

 

Subaru: “Sakın bana…… bir anda paranı sayacağını söyleme?”

 

Anastasia: “Böyle bir hobim olsa ve bozukluklarıma dokunmak derin düşüncelere daldığımda daha başarılı olmamı sağlasa da….. Niyetim bu değil. Buyur, Krallık paralarını gördüğünde ne kastettiğimi anlayacaksın.”

 

Diyen Anastasia, avcundaki bozuklukları sersemlemiş haldeki Subaru’ya fırlattı. Subaru da aceleyle yakaladı; fırlatılanlar 4 farklı madeni paraydı: bir bakır, bir gümüş, bir altın ve bir de kutsal altın bozukluk.

 

Muhtemelen Shaula’ya rüşvet veya bahşiş vermek gibi bir olasılık söz konusu olamazdı. Kendisine söylendiği gibi bozuklukları kontrol eden Subaru, üzerlerindeki işlemeleri fark etti.

 

O ana dek bu dünyanın paralarına gerçekten dikkatlice bakmamıştı ama――

 

Subaru: “Yani paralara resimler, dizaynlar falan işlemek her yerde yaygın bir uygulama. Ne garip.”

 

Anastasia: “Bunda nasıl bir tuhaflık gördüğünü anlayamadım? Paranın nereden geldiğini bilmemiz gerekiyor….. Ayrıca para her zaman ülke tarihiyle birlikte gelir. Bu yüzden de üzerlerinde asıl olarak ülke tarihiyle ilgili işlemeler olur.”

 

Subaru: “Hmmmm……?”

 

Subaru ilgisini bozuklukların üzerindeki işlemelere kaydırmış şekilde Anastasia’nın açıklamasını dinliyordu. Ve yakından baktığındaysa… Demek ki her bozukluğun üzerinde farklı dizaynlar var diye düşündü―

 

Emilia: “Kutsal Altın Bozukluklarda “Kutsal Ejderha” var, Altın Bozukluklarda “İlk Jenerasyon Kılıç Azizi”, Gümüş Bozukluklarda “Bilge” ve Bakır Bozukluklarda “Lugnica’nın Kraliyet Kalesi”. Bilmiyor muydun?”

 

Subaru: “E-Emilia-tan bu sözlerle süper eğitimli bir karakter gibi konuşuyor……!”

 

Emilia: “Olsa olsa bariz şeylerden bahsediyorum. Alışveriş yaparken bile dünyadan habersiz miydin, paralarına bir kez olsun doğru düzgün bakmadın mı?”

 

Subaru, Emilia’nın bu acıklı sorgulaması karşısında masumca ıslık çalarak izini gizledi ve bozuklukları kontrol eder etmez tam da Emilia’nın açıkladığı gibi olduklarını gördü.   

 

Kutsal Altın Bozukluğunda bir Ejderha işlemesi, Altın Bozuklukta keskin bakışlı bir adam, Bakır Bozuklukta Kraliyet Kalesi ve son olarak Gümüş Bozuklukta ise bir…

 

Subaru: “Genç ve yakışıklı bir herif, sanırım. Shaula ile en ufak bir benzerlik taşımıyor.”

 

Beatrice: “Ama dünyanın gözünde Shaula, bu çizimdeki adammış gibi görünüyor, doğrusu.”

 

Bozukluğun üzerine uzun saçlı, yakışıklı, cesur görünümlü bir adam çizilmişti. Doğal olarak ne kadar evirip çevirseniz de yarı çıplak, çekici bir kadın şeklinde yanılgıya düşmek pek olası görünmüyordu.

 

Shaula “Ben de bakayım” diye rahatsız ede ede yaklaşınca Subaru, bozukluğu ona uzattı. O bunu yaptığı andaysa Shaula Gümüş Bozukluğa yakından bakarak dedi ki:

 

Shaula: “Heeh, bayağı iyi yapılmış ha? Tıpatıp Ustama benziyor.”

 

Subaru: “Onu nerede görüyorsun acaba!? Ah, yo, burada çizilmiş olan “Bilge” senin Ustansa bana hatıralarındaki Ustanı anımsattığımı söylerken ne kastediyordun?”

 

Shaula: “Tanrııım, sen neden bahsediyorsun? Benim Ustam bir tanecik, başkası yok.”

 

Subaru: “Öyleyse kendimi bir kez daha tekrar edeyim. ONU NEREDE GÖRÜYORSUN ACABA!?”

 

Subaru boğazını temizleyip kendisini Gümüş Bozukluktaki dizaynla kıyaslayan Shaula’ya avazı çıktığınca bağırdı. Saç şeklini değiştirse bile ifadesi ve en başta ırkı bile çizimdekinden farklı görünüyordu. Tek benzer yanları cinsiyetleri gibiydi. Yalnızca yakışıklı bir yüze sahip olmakla yargılanacaksa Julius, o çizimdeki kişiye Subaru’dan daha benzerdi.

 

Fakat Shaula Subaru’nun bu fikri karşısında “Eeeeeh” diyerek tatminsiz bir bakış attı.

 

Shaula: “Gördüğüm şey gaaayet doğru bence. Saçların var, iki gözün, bir burnun, bir de ağzın var işte.”

 

Subaru: “Bu mudur yani!? İltifat şeklin bir anaokul çocuğunun portresi gibi değil mi!?”

 

Emilia: “Sanırım ben de Subaru ile bu Bilgenin birbirine benzediğini düşünmüyorum…”

 

Shaula’nın suratı asılsa da Subaru’nun ve tabii ki Emilia’nın hükmü üstün gelmişti. Söyledikleri mantıklıydı. Yine de Shaula hala ikna olmuşa benzemiyordu.

 

Shaula: “Ben insanların yüzlerini kıyaslamakta pek iyi değilim de o yüzdeeen. Erkeklerle kadınlar birazcık farklı ama onun dışında herkes aynı gibi değil mi? ……. Sonrasında her şey boyutta bitiyor, haksız mıyım?”

 

Beatrice: “Bu kadın az önce Betty’e baktı ve bu sonuca vardı, sanırım.”

 

Subaru: “Sorun yok, Beako tatlılığı ve ufaklığıyla eşsiz. Bunu bir kenara bırakırsak, güzelliği algılamakta bu düzeydesin ama onca kişi arasından bana Ustam diyorsun. Beni tamamen başka biriyle karıştırıyorsun!”

 

Shaula’nın bahanesini fırsat bilen Subaru, o ana kadarki haksız ithamlarla düştüğü onursuzluğu bir miktar telafi etti. Daha en başından saçma sapan bir fikirdi. Tabii ki düşünmesi bile gereksizdi, Shaula ile arasında hiçbir ortak nokta yoktu ve bu rahatlatıcıydı.

 

Ya da hiç değilse Subaru böyle düşünüyordu, çünkü Shaula kafasını sallayarak dedi ki:

 

Shaula: “Ah. Benim Ustamı bulmuş olmam görünüşle alakalı bir mesele deeeeğil, yani o konuda bir sıkıntı yok.”

 

Subaru: “Görünüşle alakalı değil diyorsun, öyleyse benim o olduğumu nereden çıkarttın? Auramdan mı?”

 

Shaula: “Kokundan.”

 

Subaru: “――――”

 

Shaula: “Yani yo, demek istediğim, Ustam dışında burnumun direklerini sızlatacak kadar karanlık, keskin bir koku yayabilecek bir kişi daha aklıma gelmiyor.”

 

Subaru: “Dürüst olmak gerekirse duygularım ilk defa bu kadar incindi! Ne, o kadar mı kötü durumdayım!?”

 

O anahtar kelime, koku, duyulduğu sırada Subaru bir anlığına kendisini hazırlamıştı. Fakat o hazırlık Shaula’nın sonraki kelime seçimleriyle darmaduman edilmişti.

 

Shaula, bu beklenmedik değerlendirme karşısında suratı kıpkırmızı kesilen Subaru’ya gizemli bir bakış atmaktaydı.

 

Shaula: “Neden öfkelendin ki? Ah, “keskin” dedim diye mi? Sorun değil ki! Ustamın kokusu gerçekten kötü ama sürekli koklamak isteyeceğim cinsten bir koku! Sıra dışı bir pişirme çeşidinin sonucu gibi, ağzından tüküreceğin cinsten değil, havalı yani!”

 

Subaru: “Kızlar “tükürme” ve “havalı” kelimelerini bir arada kullanmazlar! Arkasından bunu getirmene gerek yoktu!”

 

Subaru yüzünü avcuyla örtmüş, olduğu yerde ağlamasına ramak kalmıştı ve son derece utanmış durumdaydı.

 

Subaru: “Urghh…… İnsanların söylediği şeylere alışıyorum artık diye düşünüyordum ama aşağılanmanın bu kadarı da fazla artık. Ben sana ne yaptım ki…..”

 

Emilia: “So-sorun değil, Subaru. Ben seni tamamen anlıyorum. Ee, sonrasında doğru düzgün bir banyo mu yapsak?”

 

Subaru: “Tamamen anlamışmış, hadi canım!”

 

Kederli, çökük Subaru fayda etmez hale gelmişti. Bu sırada Beatrice önce onu yanından teselli etmeye çalışan Emilia’ya baktı, sonra da Subaru’yu kolunun altından kavradığı gibi ağırlığını sırtına dayayarak,

 

Beatrice: “Subaru’yu tamamen yabancı biri olarak algılama sebebini anlıyorum, sanırım.”

 

Shaula: “Onu başka biri olarak algılamıyorum. Bir bebek için amma münasebetsizsin, değil mi?”

 

Beatrice: “Affedersin ama o bebek dediğin senin kıymetli Ustanın partneri oluyor, doğrusu. Ooops, sen onu başka biri sanıyordun, yani o senin ustan falan değil. Pardon, doğrusu.”

 

Shaula: “――――”

 

Beatrice: “――――”

 

Beatrice ve Shaula arasındaki sessiz bakışmada kıvılcımlar yükseliyordu.

 

Konuşma tamamen seyrinden çıkmış, konudan sapılmıştı ama yeniden rayına oturtmaya çalışsalar bile bunu yapabilecek kişi sayısı pek azdı. Durum gereği aklıselim biri kısa çöpü çekecekti.

 

Ram: “Beatrice-sama, bu çekişmeleri işimiz bittikten sonraya saklayalım. Önemli tartışmamız sonlanınca Barusu’nun sahibinin kim olduğuna karar vermekte özgür olursunuz.”

 

Beatrice: “Subaru’nun sahibi yok, sanırım. Esas konu da bu, doğrusu.”

 

Ram: “……Hı hı, tabii.”

 

Ram gözlerinde bir şokla Beatrice’in öfkesini üstlendi. Ve bu yanıttan sonra da gözlerini kısarak hala iğneleyici bakışlarla Beatrice’e bakmakta olan Shaula’ya seslendi.

 

Ram: “Her halükarda bizimle konuşabilirsen çok makbule geçer. Şu ana dek bizimle ciddi bir konuşma sürdüremedin ama bundan sonra yapabilir misin acaba?”

 

Shaula: “Mhm, Ustamın iznini aldım, yani OLUR. Gerçi böyle söylesem de her ama her şeye cevap verecek kadar iyi biri değiliiiimm. Ya da o kadar şey bilmiyorum demeliydim herhalde.”

 

Ram: “Başlı başına bu yanıt bile senin Bilge olarak adlandırılmanın bir hata olduğunu netleştiriyor.”

 

Dolgun göğsünü gururla kabartan Shaula, utanmadan cehaletini daha da dışa vurdu. Ram ise Shaula’nınkine rakip olurcasına kendi küçük göğsünü kabarttı. Ve ortamdaki herkesten daha üstün bir havayla homurdanarak,

 

Ram: “Sen Shaula’sın ama “Bilge” değilsin. Öyleyse merak ediyorum, “Kılıç Azizi” ve “Kutsal Ejderha” isimleri sende bir şey çağrıştırıyor mu?”

 

Shaula: “Kılıç Aziziiiii ve Kutsal Ejderha mı?”

 

Ram: “İsimleri Reid ve Volcanica.”

 

Shaula: “Eeuvvvvvvv!”

 

Shaula Ram’ın sorusu karşısında ekşi bir şey çiğnemişçesine bir ifadeyle dilini çıkarttı.

 

Bu karşılıktan iki ismin de bir şeyler çağrıştırdığı rahatlıkla anlaşılabiliyordu. Ram sessizce bir bilgi beklerken Shaula hala bağdaş kurmuş pozisyonda bedenini sağa sola sallayarak dedi ki:

 

Shaula: “Onları tanıyorum. *Stick Swinger Reid ve Alaycı Volcanica eski dostlarımdır. Onları ayrıldığımız günden bu yana görmedim ama iyi durumda olmaları lazım, haksız mıyım?” (Öyle bir lakap kullanmış ki nasıl çevireceğimi bilemedim, bir gün yeniden bahsi geçerse uygun bir şey bulmaya çalışacağım, saçma sapan bir şekilde çevirmek istemedim.)

 

Ram: “İçlerinden biri…. Reid öldü; uzun zaman önce.”

 

Shaula: “Cidden mi!? Öldürülemez denilebilecek düzeyde olmasına rağmen öldü mü yani!? Nasıl öldü!? Tuhaf bir şey mi yedi!?”

 

Ram: “Ömrü o kadarmış. Hiç kimse göklerin hükmüne karşı gelemez.”

 

Shaula: “Ömrü o kadarmış ha……. Ah, anlıyorum. Doğru. Reid bir insandı, değil mi?”

 

Bir tanıdığının “Öldüğü” söylenilen Shaula, ciddi bir tavırla bakışlarını eğdi. Üzgün gibi görünüyordu, omuzları düşmüş, atkuyruğuna dek bir ağırlık çökmüştü.

 

O ana kadarki söylemlerine ve tavırlarına bakılmaksızın bir arkadaşının ölümünün yasını tutan hali doğaldı, üzücü bir durumdu. 

 

Bu sırada nihayet toparlanmış olan Subaru da Shaula’nın yüzüne baktığında göğsünün içerisinde bir şeylerin kımıldandığını hissetti.

 

Shaula: “Ee, Volcanica iyi yani?”

 

Subaru: “Çünkü o bir Ejderha.”

 

Shaula: “Aah, bir Ejderha, ha. Gerçi Reid’dense Volcanica’nın ölmesini yeğlerdim~”

 

Subaru: “Bu kelimeler biraz ağır oldu, hey!”

 

Shaula ufacık bir mutsuzluk gösterisinden sonra hızla her zamanki haline döndü. Diğer bir tanıdığından bahsederken yüz ifadesi net bir hal almıştı.

 

Bu manzara karşısında Ram, gözlerinden birini düşünceli bir şekilde kapatarak,

 

Ram: “Reid ve Volcanica’yı hatırlıyorsun…… Öyleyse Ustanın ismini de biliyor olmalısın, haksız mıyım?”

 

Shaula: “――――”

 

Ram’ın sorusu karşısında Subaru ve diğerleri nefeslerini tuttu.

 

Yalnızca sorgulanan taraf olan ve “Herhalde yani” yanıtını veren Shaula’nın ifadesi bomboştu.

 

Ram’ın sorusu sahiden de “Bilge” gizemini çözme konusunda bir hayli etkiliydi.

 

“Bilge” = Shaula sistemi şimdiye çökmüştü, yani kendisine “Bilge” denilmesini sağlayacak şeyler başarmış olan bir başka kişi varsa doğal olarak o kişiyle tanışmaları gerekiyordu.

 

Shaula her nedense Subaru’yu o kişiyle karıştırmıştı ama o kişinin ismi, hata yapılamayacak bir şey olsa gerekti. Subaru, bir mucize olsun da Natsuki Subaru isimli bir “Bilge” açığa çıkmasın diye dua ediyordu.

 

Ve duaları gerçek olmak üzereydi. ――Hem de hayal dahi edemeyeceği bir tuhaflıkta.

 

Shaula: “Ustamın ismini düşünmeniz ne tuhaf. Sonuçta burnunuzun dibinde ve hepiniz onun yoldaşlarısınız ama ismini bilmiyor musunuz yani?”

 

Ram: “Üzgünüm ama senin Ustan kafasını klozete çarpmış ve bu yüzden pek çok şeyi unutmuş.”

 

Subaru: “Klozeti seçmenin ardında bir ima mı var acaba?”

 

Shaula: “Ustam, yine mi yaptın…..?”

 

Subaru: “Ne demek yine mi!?”

 

Shaula anlayışlı bakışlar atarken Subaru, hiç tatmaması gereken bir aşağılanmayı tadıyordu. Fakat Shaula bir anda bu yanıtı anlamışçasına konuya dalarak dedi ki:

 

Shaula: “Öyleyse benden duyacaksınız. Ustamın ismi….. Evet doğru, o ünlü Büyük Bilginin ismi. Elbette ki “Bilge” gibi bir isimle çağrılmak yalnızca benim Ustama yaraşır!”

 

Subaru: “Sadede gel artık!”

 

Shaula: “Amma da sabırsızsın~ Ama Ustam da böyle işte.”

 

Shaula sinir bozukluğu da barındıran abartılı bir harekette bulunsa da Subaru’nun talebi karşısında suratını asarak dil çıkarttı. Ve sonra da parmağını yanağına yerleştirip korkunç derecede çocuksu bir jestle,

 

Shaula: “Flugel”

 

Subaru: “……Ha?”

 

Shaula: “Ustamın ismi Flugel. Shaula’nın Ustası, Büyük Bilgin Flugel.”

 

Shaula’nın tüm yüzü aydınlandı ve bu kelimeleri sarf ettiği anda göğsünü neşeyle kabarttı.

 

Flugel’e büyük bir sevgi, minnettarlık ve saf bir sevgi beslediğine zerre kadar şüphe yoktu.  

 

Fakat Subaru ve diğerlerinin bu isme verdikleri tepkiler farklıydı.

 

Öyle ya da böyle Subaru, bu ismi tanıyordu.

 

Subaru: “……Ağacı diken kişinin ismi değil miydi o?”

 

Diyen Subaru, daha önce yalnızca bir defa kaderlerinin kesiştiği o tarihi isim karşısında boynunu uzattı.

 

#Subaru Flugel mi teorisini yakından ilgilendiren bir bölüm oldu. Açıkçası ben teoriler hakkında pek bilgili değilim, sadece bölüm altlarına yazdıklarınızı okuyorum. Yine de Subaru’nun Flugel ile aynı kokuyu taşıyor olması, Shaula ismini Flugel’in vermiş olması, yine bu serideki pek çok isim gibi onun da bir yıldız ismi olması ve Shaula isminin de başpiskoposlarda olduğu gibi özel yeteneğiyle ilişkili olması(iğne) pek çok soru doğuruyor. Biz bu seride bir bilgi ediniyorsak yeni üç soruyla karşı karşıya kalıyoruz herhalde. Umarım hepsinin cevabını alırız. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere! 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29819 Üye Sayısı
  • 281 Seri Sayısı
  • 40838 Bölüm Sayısı


creator
manga tr