Cilt 6 Bölüm 18 [ Kum Kulenin Koruyucusu ] (2/3)

avatar
1537 7

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 18 [ Kum Kulenin Koruyucusu ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy



Doğası gereği Subaru için uyanmak daima son derece kolaydı; diğer taraftan uyumak için bir mücadele vermeye yatkındı.

Onun için uykudan kalkmak, yüzünü suyun yüzeyine çıkartmak gibiydi. Suyun altına dalan kişi her kim olursa olsun yüzü suyun yüzeyine çıktığı sürece nasıl nefes alınacağını unutmazdı. Subaru’nun nazarında nefes almak bilincinin uyanışını temsil ettiği için de uyandığında “nefes alabilmesi” gayet doğaldı.

Emilia:「Ooh, ne güzel uyanıyorsun, kıskandım. Ben… uyanma işinde geeeeeerçekten kötüyüm.」

Daha önce bu konuşmayı yaptıklarında Emilia’nın yorumu bu şekilde olmuştu. Bu arada, mevzu Emilia’nın uyanışı olduğunda sarf ettiği bu sözlerde ne bir abartı ne de tevazu vardı, sahiden uyanmakta kötüydü. Subaru’nun bu konudaki düşüncesi Emilia’nın çok düşük bir tansiyona sahip olduğu ve uyanıp yataktan çıkabilmesinin yaklaşık bir saat aldığı şeklindeydi.

Subaru sabahları yatağında uyandığında sersemliği geçip kendine gelebilsin diye bekler, sonra da Futonundan çıkıp yüzünü yıkar, saçlarını şekillendirirdi― tarzı buydu. Diğer taraftan Emilia’nın uyku kalitesi Subaru’nunkinden farklıydı, tıpkı bir çocuk gibiydi. Taban tabana zıtlardı.

Emilia:「Ben ormandayken ve yanımda yalnızca Puck varken Puck geceleri pek ortaya çıkmadığı için… Yalnızca uyku gibi şeylerle vakit geçirebiliyordum…」

Bu da Emilia’nın önceki konuşmalarında yaptığı bir yorumdu. Subaru’nun cevabıysa, artık kendisine geceleri eşlik edecek birilerinin olduğu, yani eski hayatında nasıl olduğunu unutması gerektiği şeklindeydi.

Yine de dürüst olmak gerekirse Subaru, onun uyku kalitesini çok kıskanıyordu. Ne olursa olsun gecenin bir yarısı yatağa girip gözlerini kapatınca türlü türlü şey düşünmeden edemiyordu. Bilhassa da farklı şekilde yapabileceği şeyleri ve tüm pişmanlıklarını… O gün yaşananlar olsun, önceki gün yaşananlar olsun, pişmanlıklar zaman veya mekan fark etmeksizin Subaru’ya işkence ediyordu. Böyle şeylerle mücadele edeyim derken de hiç uyuyamıyordu. İşte kötü uyku kalitesinin kaynağı buydu.

―Yani kum denizinin altında olanlar da Subaru’nun içinde yeni pişmanlık tohumları ekmişti. Bundan böyle Subaru’nun uyku kalitesini büyük oranda kötüleştireklerine kesin gözüyle bakılabilirdi.

Subaru:「…neredeyim… ben?」

Subaru uyandığı saniyede bu uyanışın alışıldık『Ölümden Dönüşten』farklı olduğunu anlamıştı. Her şeyden önce etraf aydınlıktı. Kum denizinin altında karanlığa gömülü halde uyandığı alanın aksine etrafını görebiliyor olması bir şeylerin değiştiğinin kanıtıydı.  Bunun yanı sıra ürpertici soğuk da ortadan kalkmış ve bedeni kumun üzerinde yatmaktan oldukça farklı bir hissi kucaklamıştı. Sırtındaki yumuşak hissiyat bir yataktan kaynaklanıyor olabilirdi. Kafasının altında da yastık gibi bir şeyler vardı, başka bir deyişle Subaru―

Subaru:「Bir yatakta yatıyorum…」

Kontrol edip dile getirecek olursa bedeninin üzerinde de beyaz, pamuklu bir battaniye bulurdu. Yastığı olan bir yatak hissi kontrol etmeden emin olamayacağı yabancı bir his değildi. Aksine son derece aşinaydı ve o yatağın ejder vagonundan geldiğini anında fark etmişti. Yani şu anda Pleiades Gözcü Kulesine ulaşmak için kullandıkları ejder vagonunun içerisindeydi.

Subaru:「Burada neler dönüyor…!?」

Subaru, rotasından çıkmış olması gereken ejder vagonunda yatmakta olduğunu anlayarak oturur pozisyona geçti. Ve o anda birinin sağ eline tutunduğunu fark etti. Yüzünü sağ eline doğru döndürecek olursa― yatağın yanı başında yere diz çökmüş şekilde bedenini yatağa doğru yaymış halde uyuyan genç kızı görürdü. O genç kız, yüzünde rahatlama denilebilecek bir ifadeyle Subaru’nun elini tutmuş olan gümüş saçlı Emilia’ydı.

Hafif nefesler alıyor, avcundan bir sıcaklık yayılıyordu. Onun kesinlikle oracıkta olduğunu gören Subaru bitkin, boğuk bir nefes verdi.

Subaru:「Ah, ahhhhh…Emilia, bu sensin değil mi? Güvendesin…」

Emilia’nın yanı başına yerleşmiş bedeni Subaru’da bir gerçeklik hissi uyandırmamıştı. Sağ eli tutuluyor olduğu için sol elini uzatıp Emilia’nın yanaklarına yerleştirdi. Beyaz yanakları ateşi varmışçasına sıcacıktı; teni olağan yumuşak, pürüzsüz halinde değildi. Yalnızca o yanaklara dokunup emin olmak adına onları cesareti elverdiğince okşamak bile sevgi ve şefkatle dolup taşacak gibi hissetmesine yetiyordu.

Subaru:「Oooh, hiç şüphe yok, bu Emilia… Tatlı, narin, sıcacık.」

???:「―Uygunsuz bir şeyler yapmayacaksındır, doğrusu. Emilia senin için aşırı endişelendi, sanırım. İki gündür uyumuyordu, doğrusu.」

Subaru:「Haaaaaa!?」

Emilia’nın yanaklarını okşarken hafif nefes sesleriyle içini dolduran Subaru, bir anda kendisini rahatsız eden bir sesle refleks olarak irkilip geri çekildi. Ve panik halde kafasını çevirmeye çalıştığında genç kızın yaslanmakta olduğu bu yataklı yaşam alanını dışarıya bağlayan kapının önünde rahatsız bir surat ifadesiyle gördüğü kişi,

Subaru:「Bea―」

Beatrice:「Shhhhh, sanırım. Bu mantıksız Subaru’dan hoşlanmadım, doğrusu.」

Subaru:「――――」

Subaru onu yeniden görmenin sevinciyle içgüdüsel olarak sesini yükseltse de sözü Beatrice tarafından kesildi. Ve elini ağzına götürüp sessizce hala uyumakta olan Emilia’ya döndü. Onun sözlerini yutmasına izin veren Beatrice’in katı ifadesi gevşedi ve daha mutlu bir görünüme büründü.

Subaru:「Bu tehlikeli, tehlikeli…Beako. Buraya gel. Gel de sana bir sarılayım.」

Beatrice:「Ne kadar da aptalca şeyler söylüyorsun…neyse, yapacak bir şey yok, sanırım.」

Kavuşmanın verdiği mutluluğu sözleriyle ifade edemiyorsa eylemleriyle ifade etmekten başka şansı yoktu. Subaru tarafından çağrılan Beatrice, iç çekerek ona yaklaştı. Kayıtsızca saçlarının lüleleriyle oynar halde Subaru’nun yanına geldiğindeyse Subaru, boşta kalan sol eliyle kızı yakaladığı gibi sımsıkı göğsüne bastırdı.

Subaru:「Şükürler olsun… gerçekten şükürler olsun. Gerçekten ama gerçekten endişelenmiştim.」

Beatrice:「…Bunlar Betty’nin söyleyeceği sözler, sanırım. Subaru’yu da büyük kız kardeşleri de hiçbir yerde bulamadık ve iliklerimize dek korktuk, sanırım. Korkudan tamamen uyuşup kaldık, doğrusu.」

Subaru:「Öyle mi? Ölmek üzereyim diye mi endişelendin?」

Beatrice:「Tam olarak öyle değil… sanırım. Bu doğru, endişelendim, sanırım. Gerçekten, gerçekten… gerçekten… 」

Subaru Beatrice’in hafif bedenini kucaklarken küçük kız, bakışlarını yere indirerek cümlenin ortasında kekelemeye başladı. Subaru göğsüne yaslanmış kızın saçlarını okşamaya devam edip bir müddet daha sessizce kavuşmalarının keyfini çıkarttı. Ve o sürenin sonunda sessizlik bozuldu; Beatrice yüzünü Subaru’nun göğsünden ayırıp yüz hatlarına yerleşmiş bir rahatlamayla pat diye yataktan sıçrayıverdi.

Beatrice:「Her neyse, uykucu Emilia dışında söylemem gereken başka şeyler de var. Son anların yüzünden herkes endişelendi, sanırım.」

Subaru:「Herkes… Oh doğru, herkes iyi mi? Benden ayrı düşenler ve benimle olanlar?」

Beatrice:「İçin rahat edebilir, doğrusu. Herkes sağ salim burada, sanırım.」

Subaru:「Anlıyorum… Aaaanlıyorum!」

Beatrice’in garantisini işiten Subaru’nun tedirginliği ortadan kalkmıştı. Herkesin güvende olduğunu duymuş, bu beklenmedik yanıt kalbini yatıştırmıştı. Fakat hemen sonrasında o garantinin verdiği nahoş bir dejavu hissiyle kafasını kaldırdı.

Subaru:「Bekle, Beako. Mutluluğum bu kadar kısa sürdüğü için üzgünüm. Ama gerçekten ‘herkes’ iyi mi?」

Beatrice:「Hah, Subaru’nun benden şüphelenmesi can sıkıcı, doğrusu. Betty’nin Subaru’yu bu şekilde kandırmasının hiçbir mantığı olamaz, sanırım. Şaka yapmıyorum, doğrusu.」

Subaru:「Bana darıldığını anlıyorum ama sebep senden şüphelenmem değil. Beni kandırmaya çalışıyor olmasan da bu benim kandırılmadığım anlamına gelmez, daha yeni Pristella’da çektiğimiz işkenceyi unuttun mu?」

Beatrice:「――――」

Bunu işiten Beatrice, Subaru’nun endişesinin kaynağını fark etmiş göründü. Pristella’da Cadı Tarikatı çarpışmasının ardından Subaru, tıpatıp aynı raporu almıştı. Herkesin sağ salim döndüğü söylenmişti ki bu doğru bir varsayımdı ama―

Subaru:「Müsaadenle bir gözden geçirelim. Emilia ve Beatrice benimle birlikte. Onların yanı sıra Rem, Ram ve Patrasche. Anastasia, Meili, Gyan ve son  olarak… Julius. Hepsi bu.」

Beatrice:「――――」

Subaru:「Herkes derken… saydığım herkesin burada olduğunu mu söylüyorsun?」

Beatrice:「Hepsi iyi durumda, sanırım. Hepsi, doğrusu. Betty içlerinden birini unutmuştu, onu hatırlayan tek kişi sensin… ama büyük bir mevzu değil, sanırım.」

Subaru:「Anlıyorum… Anlıyorum. Peki, öyleyse herkesin iyi olduğuna gerçekten ama gerçekten sevindim…」

Gerekli her şeyi teyit eden Subaru, herhangi bir gizli tehlike kaldı mı diye dikkatlice düşündü. Hiçbir şeyi atlamadığına karar verdikten sonraysa nihayet herkesin güvende olduğunu anlatan o kelimelerde güç buldu.

Subaru:「İyi. Aaah… bu iyi!」

Beatrice:「Hadi ya, biraz fazla abartıyor gibisin, doğrusu. En başta tehlikeyi kendine çekme ihtimali en yüksek olan kişi olarak senin iyi olduğunu öğrenince geri kalanların da iyi olduğunu tahmin etmiştik, sanırım.」

Subaru:「Aptal! Bu her zaman doğru olmaz, bilesin! Ben bunu bilsem de hala gerginim… gergin ve endişeliyim… çok endişeliyim. Benim güvende olduğumu öğrendikten sonra ağladın mı peki?」

Beatrice:「Hiç de ağlamadım, doğrusu. Betty yüzünü göğsüne yasladı diye bu, böyle düşünebileceğin anlamına gelmez, sanırım. Bunu kanıtlayamazsın, doğrusu.」

Beatrice bir hıh sesiyle birlikte narin göğsünü şişirse de sözleri kulağa duygu dolu gelmişti. Üstelik yatağın alt kesimlerinde Subaru’nun kapladığı yerin yarısını kaplayan bir bedenin izi vardı― Subaru orayı işaret ederek dedi ki:

Subaru:「Birilerinin şuracığa kıvrılıp yanı başımda uyuyakaldığının kanıtları var ama bu apaçık kanıta rağmen hala endişelenmediğini mi söyleyeceksin? 」

Beatrice:「O Betty’nin izi değil, sanırım! Tamamen yanlış bir suçlama, doğrusu. Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok, sanırım.」

Subaru:「Senden başka hiç kimse böyle davranmazdı! Utanmasana.」

Beatrice:「Yanılıyorsun, doğrusu! Ahh, tanrım, Emilia’yı uyandıracağız, sanırım.」

Beatrice bu anlamsız konuşmalar sırasında hep olduğu gibi konuyu değiştirmeye yeltendi.

Herkes güvendeydi, Subaru bu sözleri işittiği için rahatlamıştı. Kum tepelerinde oldukları sırada peşlerine Cadı Yaratıkları takılmış ve ayrılmaları gerekmiş, Subaru kum denizinin yeraltı alanında ardı ardına『Ölümden Dönüş』yaşamıştı. Emilia ve diğerlerinin neler yaptığı ve tüm bunları geri alamazsa neler olacağı hakkında hiçbir fikri yoktu―

Subaru:「…şimdi sen bahsedince düşündüm de her şeyden şüphelenmekle yalnızca kötüyü çağırmış oluruz, öyle değil mi?」

Beatrice:「――?」

Sersemlemiş görünen Beatrice, sol elini başına koymuş olan Subaru’ya doğru kafasını kaldırdı. Bu davranış Beatrice’e esrarlı gelse de Subaru için bir anlamı vardı. Yo, aslında bu davranışın bir anlamı yoktu ama tüm bunların öznelliğinin en büyük rolü oynadığı söylenebilirdi.

Subaru:「Beako… her zamanki gibisin, Beako. Emilia da her zamanki gibi tatlı.」

Beatrice:「Ne anlatıyorsun sen…」

Beatrice ifadesiz bakışlarını Subaru’ya dikmiş olsa da Subaru, onun sözleri karşısında olağandışı bir rahatsızlık veya gerginlik hissetmiyordu. Uyuyan Emilia’ya yönelik hisleri de sevgiden ibaretti. Yani yeraltında hissettiği o açıklanamaz nefretten eser yoktu.

Subaru:「Miasmayla iyice dengesiz hale gelmiştim ama artık iyiyim, öyle mi? Bunu nasıl tedavi edeceğimize ya da sebebin ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu, bilhassa ne kadar sinir bozucu olduğumu düşününce işi şansa bırakmaktan korkmuştum fakat… 」

Beatrice:「Subaru, kendini hala iyi hissetmiyorsan veya sağlığın için endişeleniyorsan yatıp dinlensen daha iyi olur, sanırım. Şu an için bir telaşla ayaklanmana gerek yok, doğrusu. Öyle ya da böyle Betty ve geri kalanlar yargılamaların üstesinden gelecektir, sanırım.」

Subaru:「…ha?」

Elini Subaru’nun alnına yerleştiren Beatrice, gözlerini düşürmüş olan Subaru’ya yönelik endişesini sergiledi. O kelimelerin içerisinde Subaru’nun daha önce işitmediği bir endişe vardı. Dikkatlice dinleyen Subaru,

Subaru:「Az önce ne dedin sen?」

Beatrice:「İçin rahat edebilir, sanırım. Sebepsiz yere yan gelip yatıyor değilsin, Betty kendini iyi hissetmiyorsan sana sinirlenmeyecek, doğrusu.」

Subaru:「Bu telaşlı konuşmada müthiş şeyler söylediğini anımsasam da kast ettiğim şey o değildi. Sonrasında… bir yargılamayla ilgili bir şeyler söyledin?」

Beatrice:「Ahhh, evet, öyle söyledim, sanırım.」

Subaru’nun sözlerini irdeleyişini işiten Beatrice, karşılığında ağzından bir「Kahretsin」kaçırdı. Aslında bu meseleyi Subaru’dan gizlemek istiyor değildi, daha ziyade Subaru birazcık dinlenene dek endişelenmesin istemişti. Fakat bu Subaru’yu rahatlatmak için yeterli olmayacaktı ve onun pek itaatkar biri olmadığını bilen Beatrice, bunun fazlasıyla farkındaydı.

Subaru:「Beako」

Beatrice:「Biliyorum. Sana düzgün bir açıklama yapacağım, sanırım. Gerçekten sen biraz sakinleştikten sonra konuşsak daha iyi olacaktı… ama buna rağmen ağzımdan kaçtı.」

Subaru:「Bir şeyleri saklayamıyor olman senin tatlı yönlerinden biri. ―En başta sana sormam gereken şeylere yanlış tarafından bakmışım zaten.」

Yenilgiyi kabul eden Beatrice’e belli belirsiz acı bir gülümseme sergilese de o gülümseme yüzünden hızlıca silindi. Ve sesini bir nebze kısıp ağzını açarak doğal olarak sorgulamalarına başladı.

Subaru:「Neredeyiz biz? Ve sakın ejder vagonunun içindeyiz gibi aptalca bir şey söyleyeyim deme.」

Beatrice:「Subaru, daha fazla hayal gücünü zorlama, sanırım.」

Beatrice hızlı bir iç çekişle birlikte kollarını önünde bağladı. Ve topuklarını tıklatıp kafasını odanın diğer tarafına doğru çeviren küçük kız― tavana baktı.

Beatrice:「―Pleiades Gözcü Kulesi.」

Subaru:「――――」

Beatrice:「Kum tepelerinin sonundaki gözcü kulesi, işte oradayız, sanırım.

Ve böyle söyledi.

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

Subaru dikkatlice Emilia’nın elini bıraktı; iki gün boyunca uyanık kalan kızcağız, yatakta uyumaya devam ediyordu. Subaru, onun alnına hızlıca dokunduktan sonra ejder vagonunun dışına yöneldi.

Bir aydan fazla vakit geçirdikleri ejder vagonu, rotasından çıktığı andan bu yana hiçbir değişiklik geçirmemiş gibi görünüyordu. Üzerinde tek bir sıyrık dahi yoktu, yeni gibiydi.

Beatrice:「Subaru’yla birlikte olanların aksine Betty ile birlikte olup『Kum Rüzgarı』yarığı tarafından yutulanlar güvende, sanırım. Çiçek tarhı dışında bir yere fırlatıldık… Subaru ve diğerlerinin bizden ayrıldığını fark ettiğimizde hepimizin beti benzi attı, doğrusu.」

Subaru:「Senin de mi?」

Beatrice:「Emilia ve Julius’un da, sanırım. Yalnızca Betty’nin değil, doğrusu.」

Beatrice bir hıh sesiyle birlikte somurtup bakışlarını başka bir yöne çevirdi ve ejder vagonunun dışına açılan kapıyı açtı. Dışarıdaki rüzgar hissiyatı kum tepelerininkine oldukça benzerdi, karanlık ise kum denizinin yeraltı alanına yakındı. Fakat kum tepelerinin aksine burada rüzgara karışmış kumlar yoktu ve karanlık, yeraltı alanına kıyasla çok daha hafifti. Bunun sebebi alan boyunca yerleştirilmiş büyülü lambalar ve duvarlar boyunca yoğun olarak sıralanmış parlak yosunlardı. Subaru’nun yakınlarındaki yosunlar, kesinlikle『Sığınaktaki』mezarlıkta gördüklerini anımsatıyordu. Nereye giderse gitsin gereksiz çoklukta olmayı sürdürüyorlardı, kesinlikle etrafta olması elverişli bir bitki türüydü.

Subaru:「Burası…」

Beatrice:「Pleiades Gözcü Kulesinin altıncı katı… şey, en alt katı, sanırım. Kum denizinden kuleye bakınca altıncı kat kısmen kumların altında gömülmüş görünüyor, doğrusu. Beşinci katsa kumun üzerinde… gerçi anlaşılması zor denilebilir, sanırım.」

Dairesel alana bakan Subaru, Beatrice’in açıklamasını gözleri irileşmiş şekilde dinliyordu. Muhtemelen bu açıklamayı tam olarak anlayamama sebebi Pleiades Gözcü Kulesinin iç ve dış yapısına tamamen yabancı olmasıydı.

Görebildiği kadarıyla Pleiades Gözcü Kulesinin içi oldukça genişti. Beatrice’in altıncı kat olarak bahsettiği mekanın zemininin bir tarafı taşla kaplıyken hemen ortasında ejder vagonu yer alıyordu. Ejder vagonundan itibaren başlayan dairesel alan yaklaşık 200-300 metre çapındaydı. Kule elips gibi kaba bir şeyden ziyade tam bir daire şeklinde inşa edildiyse o inşaatı yapmak için gereken işçiliğin muazzamlığı ağızları açık bırakırdı.

Subaru:「…Geçmişte yapılan anlamsız işleri düşününce senin aklına da piramitler falan gelmiyor mu? Yalnızca birinin mezarı olmak için ne büyük bir israf. Hmm, bekle, yo, insanların bayındırlık projeleri gibi şeylere minnettar olduğu tarzda hikayeler işitmiştim ama…」

Beatrice:「Ne mırıldandığını gerçekten anlamıyorum, doğrusu.」

Subaru:「Mezar taşlarından bahsediyorum. Bir zamanlar insanları canlı canlı gömmek bile modaydı, ölümden sonra başlarına geleceklerle ilgili aldıkları önleyici tedbirler düşünülünce eski zamanlarda görüş bu şekildeydi, benzer bir fikir yani.」

Beatrice:「…Ölümden sonra olanlarla ilgili hikayeler hayra alamet değildir, sanırım. Saçmalık, doğrusu.」

Subaru’nun düşüncesizce söylemlerini dinleyen Beatrice, somurturcasına gözlerini kaçırdı. Yanaklarına dokunan Subaru ise yapmaması gereken bir şey yaptığını fark ederek Beatrice’in saçlarını okşamaya başladı. Ve ansızın bir şey hatırlayarak ejder vagonunun önüne yöneldi.

Subaru:「Ohh, Gyan! Sen de sağ salim buradasın! Gyan, ölmemişsin!」

Beatrice:「Bir anda neden böyle saçma sapan şeyler söylüyorsun, sanırım!?」

Subaru:「Ha, yo, zar zor fark edebildim. Ama güvende olduğuna cidden sevindim, heh.」

Güvenilir yer ejderi Gyan, ejder vagonunun önünde vagona bağlanmış şekildeydi. Direnç, çöle adapte olan Gyrus ırklarının güçlü yanıydı. Gyan zor şartları atlatmayı harikulade bir şekilde başarmış ve bu sözler karşısında bilhassa utanmazca bir inat sergilemişti.

Subaru:「Bu arada, geri kalan herkes bir yana sen benim ilk kurtuluş yadigarımsın, böyle söyleyince kulağa biraz cüretkar geldi gerçi…」

Gyan:「――――」

Subaru:「Oyoy, suratını asmasana. Mutlu ol. Hey, daha sonra sana sağlam bir yemek vereceğim.」

Gyan:「――――」

Subaru:「Ne oldu? Hey, ben parası olan tiplerdenim bir kere.」

Beatrice:「Artık şu numaralarını biraz azaltma zamanın geldi. Yorgun düşmüş olmalısın, sanırım.」

Beatrice, Gyan’ın yanında sergilediği bu pandomimle haddinden fazla dostane davrandığını anlatırcasına Subaru’ya pis bakışlar attı. Subaru ise Beatrice’in bu tepkisi karşısında「Pardon, pardon」diye boynunu çevirerek,

Subaru:「Hadi amaa, seni utandırmak istemezdim ama kontrol etmek istediğim bir şey var. 」

Beatrice:「Nedir o?」

Subaru:「Şey… Gyan burada olsa da Patrasche henüz ortalıkta görünmedi.」

Normal şartlarda Subaru’nun yer ejderi Patrasche sağlam olsaydı bu vagona bağlanmış olurdu. Fakat ejder vagonunun diğer tarafını kontrol etse bile o simsiyah güzel figür hiçbir yerde görünmüyordu. Bu ideal bir durum değildi. Subaru tedirgin olmuştu ancak,

Beatrice:「Hemen bir sonuca atlama, sanırım. O yer ejderi… Patrasche, onu altıncı katta tutamadığımız için dördüncü katta, doğrusu.」

Subaru:「Dördüncü kat mı? Orası daha mı yukarıda? Neden?」

Beatrice:「Yaraları için tedavi görüyor, sanırım. Ejder vagonundaki kız kardeşlerin küçük olanı… Rem de orada, doğrusu. Kötü durumda olan herkes dördüncü kata götürüldü, sanırım.」

Subaru:「Tedavi mi görüyor… Rem… iyileşecek mi!?」

#Ben kuleye ulaşmak için çok daha büyük maceralar atlatacaklarını, aynı şeyleri sık sık tekrar edeceklerini düşünmüştüm. Yardım alarak böyle kolayca kuleye ulaşacakları ve sapasağlam olacakları hiç aklıma gelmemişti açıkçası. Gerçi bizimki yanarak öldü, tüm grup birbirini öldürdü falan derken çok da olaysız bir yolculuk olmadı tabii. Artık katliama nasıl alıştıysam bu kadarı az geliyor :D
E peki Rem gerçekten iyileşecek olabilir mi? Gördüğü tedavi hafızasıyla mı ilgili? Acaba bizi neler bekliyor… Büyük bir heyecanla bir sonraki kısma geçeceğim, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29820 Üye Sayısı
  • 281 Seri Sayısı
  • 40838 Bölüm Sayısı


creator
manga tr