Cilt 4 Bölüm 2 [hakaret ve minnettarlık] (3/3)

avatar
3849 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 2 [hakaret ve minnettarlık] (3/3)


                     Çevirmen : Clumsy

 

 

[Subaru: ……Ben onu getireceğim, senin bir şey yapmana gerek yok. Zaten sen bir kız taşıyacak olsan sırtının ağrısından sızlanıp dururdun.]


[Otto: Tüccarlar işleri sırasında sürekli ağır şeyler taşır aslında. Sandığın kadar güçsüz değiliz, Natsuki-san.]


Subaru, Otto’nun bir anlık tereddütten sonra gelen uzlaşıcı yanıtından sonra, verecek kaçamak bir cevap arayarak içini çekti.


Ne olursa olsun tepkisi beklenmedikti. Ne kadar kasıtlı olmasa da— sinirleri gergindi, Rem’e herhangi bir şekilde temas etmek isteyen herkese anında düşman kesiliyordu.


[Subaru: Bu iyi değil……Kahretsin, çok zavallı hissediyorum. Ben neden sürekli……]


Bunun üstesinden gelmiş olması gerekiyordu ama yine de karşısına çıkan ilk çakıl taşında tökezlemişti. Neden kendisinde dik duracak gücü asla bulamıyordu?


Eğer Rem burda olsaydı ya da Emilia izliyor olsaydı— eğer ikisi de yanında olsaydı kuşkusuz bu güce kavuşurdu.


[Subaru: Bunu başıma kendim açtım….. Hayır, Rem'i o bedeli ödemeye zorladım. Ne kadar boş beleş biriyim!]


Daha iyi, daha mükemmel bir yol olmalıydı.


Döngünün sonlarına doğru birkaç gün bunun olacağına derinden inanmıştı. Bir yerlerde daha iyi, sorunsuz, mükemmel bir sonuç olmalıydı. Ama Subaru kendini beğenmişliğiyle, korkaklığıyla bu şansı kaçırmıştı. Rem’in fedakarlığı da bunun bedeliydi.


Eğer daha yetenekli biri olsaydı bunu fark ederdi.


Emilia ve Ram'ı köşkten tahliye etmeden önce, Crusch'un elçisine vermiş olduğu mektup boş çıkmıştı. Elçiye eşlik eden bir cadı tarikatı üyesinin mektubu karışıklık yaratmak için değiştirdiğini düşünmüştü ama bu gülünçtü.


Cadı tarikatının, onların bir tehdit oluşturduğundan haberdar olmasının imkanı yoktu. Hem cadı tarikatının, iki taraf arasında güvensizlik tohumları ekmek için bu kadar dolambaçlı bir yol kullanacağına nasıl inanmış olabilirdi? Bundan da öte, bütün bu sıkıntıya girdiyse, boş bir mektuba kıyasla içerikleri değiştirmek daha etkili olmaz mıydı?


Öyleyse neden, mektup neden boştu? Eğer bu cadı tarikatının işi değilse verilecek tek bir cevap vardı.


[Subaru: Mektubu yazan Rem’di. Teslim edilmesini isteyen bendim ve Crusch onu elçiye vermişti, böylece mektup teslim edildi ama yalnızca içeriği silindi.]

 

“Oburluğun” gücüyle adı ve hatıraları yenilenlerin kaderiydi bu. Dünyadan bir varlığın silinmesi geriye yalnızca anlaşılmaz uyuşmazlıklar bırakıyordu. Eğer bunun farkında değilsen asla huzursuz hissetmezdin, hiçbir şeyin kayıp olduğunu fark etmezdin.


Durum böyle olunca, kimin veya neyin için, varlığının bir amacı olmuş olurdu ki—-.


Mektubun boş çıkışını derinlemesine düşünüp araştırınca, yeterince kurcaladığında bu sonuca varabilmişti.


Emilia’nın söylediğine göre mektup son günden önceki akşam ulaşmıştı. O anda mektubun içeriği çoktan silinmişti, demek ki Rem bundan daha önce saldırıya uğramıştı. Eğer öyleyse, Subaru ve Rem’in yolları ayrıldıktan sonra pek zaman geçmemişti. Yetişme şansı azdı, fakat en azından bir şans vardı.


Ama Subaru bu şansın elinden kaymasına izin vermişti. Bunun nasıl olduğunu şu anda söyleyemezdi. Gerçekten olanları fark etmemiş miydi?


Kardeşi Ram ve Emilia, Rem’in onunla birlikte başkente doğru yola çıktığının farkındaydılar ama ondan hiç söz etmemişlerdi, sebebi —


[Subaru:—Ah]


Sonunda olanları anlamıştı.


O anda aptal bir çığlık attı ve elini alnına uzattı. Sendeleyerek duvarda kaydı ve olabildiğince sert bir şekilde kafasını vurdu.


Şok ve acı. Ama tek sefer yetmezdi, yeniden, yeniden, yeniden ve yeniden tekrarladı.


[Emilia: Nn, Subaru!?]


Onun bu açıklanamayan eylemi karşısında diğer üçlü şoktan konuşamıyordu. Ama duyularını ilk geri alan Emilia olmuş ve şaşkın şaşkın seslenmişti. Ardından onu omuzlarından tutup kendine çevirdi ve sordu:


[Emilia: Bir anda ne oldu böyle? Bu ilk defa garip bir şey yapışın değil ama bu yaptığın… Oh—, alnın kıpkırmızı olmuş!]


[Subaru: Aptallığımın derecesi beni tüm benliğimle şaşırttı gerçekten.]


Subaru, Emilia'nın parmak uçlarının serinliğini alnında hissederek, nefes nefese kalıp başını bir trans halinde salladı. Dediği gibi, kendi aptallığına bakmaya dayanamıyordu.

 

Ardından, aniden Emilia'ya yaklaşan Subaru bakışlarını ona çevirdi.


[Subaru: Emilia-tan, senden bir iyilik isteyeceğim.]


[Emilia: Nn, ne—? Bir dakika, Subaru, yüzün çok yakın, gözlerin beni korkutuyor……]


[Subaru: Benim çaresiz aptallığım… beni biraz aşağılayabilir misin?]


[Emilia: Ha?]


Ürken Emilia’nın gözleri iyice büyüdü. Onun tepkisindeki reddedişi gören Subaru, ellerini kızın omuzlarına koyup kendisinden kaçmasını engelleyerek yüzünü ona iyice yaklaştırdı.


[Subaru: Lütfen. Beni bağışlama. Sadece bana hakaret et.]


[Emilia: B, Bu, ben bunu yapamam. Yanlış bir şey yaptığını sanmıyorum……]


[Subaru: BİR YOLUNU BUL İŞTE !]


[Emilia: Ne kadar bunu yapmamı kendin istesen de……]


[Subaru: Lütfen! Eğer benim için bunu yaparsan, ruhum sana feda olsun……!]


[Emilia: Bu kadar ağır bir şey söylemen beni iyice rahatsız ediyor! Tanrım, galiba başka şansım yok.]


Emilia, Subaru'nun umutsuz, acınası isteğine karşı acı çekerek tereddüt etti ancak sonunda nihayet başını salladı. Boğazını temizledi ve Subaru’ya baktı.


[Emilia: Subaru seni ahmak!]


[Subaru: Uuu—]

 

[Emilia: Yaramaz, hiperaktif, inatçı, bencil, serseri-ne zaman durmam gerektiğini bilmiyorum- fazla alaycı pislik!!]


[Subaru: Gu..gu..gul…]


[Emilia: Kimse seni istemedi ama sen yalnızca diğer insanlar için endişeleniyorsun ve sınırını bilmiyorsun. Sen nefret edilen bir yarıelfi destekleyen yufka yüreklinin tekisin. Ben fırça yediğimde ya da depresif olduğumda benim yerime pervasızca saçma sapan şeyler yapıyorsun.]


[Subaru: gu.…..Eh?]


[Emilia: Dinleyen ama doğru düzgün cevap vermeyen, flörtleşen ama sonrasında kaçan bir korkaksın. Büyük bir kavga ettikten sonra bile başı dertte olan birine yardım etmeye giden bir aptalsın. Olaylar istediğin gibi gelişmediğinde ya da bir şey istediğinde söylediğin şeyler çok zalimce. Sonra da her şey bittiğinde herkes bir şeyleri düzeltirken sen tembelce uyumaya gidiyorsun.  Subaru, seni mankafa!]


[Subaru: Mankafa, işte bu pek duymadığım bir kelime……Bilirsin, Emilia-tan.]


Bir azar bekliyordu ama aldıkları bundan çok daha fazlasıydı. Bu sözler kalbini acıtmamış ya da çirkin yaralar bırakmamıştı. Aksine ikisinin de kalbinde derin ve narin izler bırakmıştı.


Subaru’nun seslenişiyle, Emilia ona bakmayı sürdürerek dudaklarını büzdü.


[Emilia: Ne?]


[Subaru: Nasıl söylesem… Benim hakkımda bunları mı hissediyorsun?]


[Emilia: Farkındayım, düşüncelerim bir anda ağzımdan kaçtı gibi. Sonra da devam ettim ama bir yerden sonra ne söylediğim hakkında hiçbir fikrim yoktu …Subaru, senin hakkında bunları mı düşünüyorum sence?]


[Subaru: Merak ediyorum. Eğer anın akışına kapıldıysan bunlar gerçek hislerin olmalı……]


En azından Subaru, o anın gazıyla böyle düşünmüştü.


Bunlar uzun zamandır Emilia’nın kalbinden dışarı çıkmayı bekleyen duygular mıydı, yoksa bir anda ortaya çıkan düşünülmemiş tepkiler miydi?


Hiç kimsenin bu soruyu cevaplayamayacağını düşünüyordu.


[Subaru: Teşekkürler, Emilia-tan.]


[Emilia: Tüm yaptığım senin hakkında kötü şeyler söylemekti. Bunun için teşekkür almak……Subaru, sen gerçekten anormalsin, değil mi?]


[Subaru: ‘Anormal’, ama yalnızca Emilia-tan için. Senden geldiği sürece hakaret de olsa aşağılama da olsa hatta trafik güvenliği şiiri bile olsa benim duygularımı yeşertmeye yeter.]


[Emilia: Sonuncuyu pek anlamadım ama pek bilmem gereken bir şey olduğunu sanmadığım için duymamış gibi yapacağım. —Peki, şimdi tatmin oldun mu?]


Bastırılmış bir kıkırdamayla cevaplamak istese de gözlerini boyayan bir keder vardı.


Ona bazen verdiği bu toy tepkiler adil değildi, onu kendi haline bırakamamasının sebebi de buydu.


Subaru dişlerini gösteren geniş bir gülümsemeyle jestine karşılık verdi.


[Subaru: Evet, şimdi iyiyim. Aslında belki de tamamen iyi değilimdir. Ama cesaretimi toplayıp Emilia-tan’dan bir öpücük koparmak lanetimi kırabilir, keşke……]


[Emilia: Bu çok kötü, çünkü talep ofisi bugünlük kapandı.]


[Subaru: Kahretsin! Mahvoldum! Ben neden sürekli……çok geç kalıyorum……ah!]


Subaru sanki pişmanlık dolmuş gibi kendini yerlere attı. Bunu gören Emilia ise hafifçe gülümsedi. Subaru da yerde perişan görünmek için biraz zaman harcadıktan sonra sonunda ayağa kalktı ve odaya baktı.


[Subaru: Korkarım ilgilenmem gereken bazı işler var. Hepinizi ve Emilia-tan’ı bırakmak üzücü, ama biraz zamana ihtiyacım var. Çok uzun süreceğini sanmıyorum ama… Yüzüne ne oldu, Otto?]


[Otto: Onarımlar için senden para isteyecektim ama bu iç gıdıklayıcı sahneyi izledikten sonra, sanırım pazarlığı sonraya bırakacağım …Ne yapıyordun öyle!?]


Şu ana kadar unutulan Otto dargın sesiyle konuştuğunda Subaru, kollarını birleştirdi ve kafasını kaldırdı. Düşününce Otto, köşkteki henüz tanışmadığı son kişi hakkında hiçbir şey bilmiyordu.


Durum böyle olunca, Otto’ya bundan sonra nereye gideceğini söylemek için hangi kelimeleri seçmenin uygun olacağını düşündü.


Buna biraz kafa yorduktan sonra da kollarını açtı ve şöyle dedi:


[Subaru: Eh, küf kokan bir odada saklanmış, yoğun bukleleri olan bir loliyle buluşacağım.]


Bununla birlikte, durumu açıklama sorumluluğundan tamamen kaçtı ve Otto'yu kafası karışık bir halde geride bıraktı.

 

 

# Animedeki boş mektubun sırrını böylece öğrenmiş olduk. Subaru bunu zamanında anlayabilseydi belki de Rem'i kötü kaderinden kurtarabilirdi. 
Emilia'nın saydığı hakaretler de Subaru'yu hepimiz adına özetledi sanırım. 
O zaman, Subaru'nun yoğun bukleli loliyle buluşmasını görmek için, okumaya devam :) 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22033 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40741 Bölüm Sayısı


creator
manga tr