Cilt 6 Bölüm 10 [ Bir Çırpıda ] (2/2)

avatar
844 4

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 10 [ Bir Çırpıda ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy



Geriye doğru -çiçek tarhının girişinden bu yana- birkaç yüz metre çoktan kaplanmıştı. Arkalarındaki yolun tıkanışıyla dört bir yanlarının Courtesan Ayıları tarafından kuşatıldığı belli olmuştu. Sayıları yüzleri, hatta belki binleri buluyordu. Ciddi bir sayı farkı söz konusuydu.

 

“ーーーー”

 

Aklından bunlar geçen Subaru’nun bakışları, vagon çatısının üzerindeki Emilia ile buluştu.

 

Emilia öndeki Courtesan Ayısına bakıyor ve onunla nasıl baş etmesi gerektiğine kafa yoruyordu. Eğer şu ana dek olduğu gibi savaşmaktan kaçınmak mümkünse ejder vagonunun önünü Emilia’nın büyüsüyle temizlemek ve hızla ilerlemek en uygun yol olurdu.  

 

Ancak zamanlamada hata edip işleri fazla aceleye getirmek istemiyordu.

 

Meili: “Şşşşーー”

 

Subaru ve ne yapacağı konusunda kafası karışmış olan topluluğun önünde duran Meili ise tam bir soğukkanlılık timsaliydi.

 

İlk önce bir parmağını dudaklarına götüren kız, kararsız Subaru ve diğerlerini sakinleştirdi. Sonra da dudaklarına götürdüğü parmağıyla ön tarafı işaret ederek kendisine bakan Courtesan Ayısına kaşlarını çattı.

 

Meili: “Tch tch tch.”

 

İleri uzanan bir parmak ve Meili’nin dudaklarından kaçan dil şaklatma benzeri bir ses.

 

İşte o ses, insanların kedileri yatıştırmak için kullanacağı cinstendi. Eğer söz konusu canlı gerçekten de bir kedi olsaydı hoş bir izlenim verebilirdi ama ortada şeytani bir Cadı Yaratığı olunca ortalık hiç de yatışmıyordu.

 

Yine de Meili’nin tüm parmakları dilinin sesine eşlik etmeye başladıkça Courtesan Ayısının baktığı nokta da değişmeye başladı, derken bakışları iki şoför yerine yalnızca Meili’ye, oradan da Meili’nin parmaklarına kaydı.

 

Meili: “Tch tch tch…… tch~.”

 

Bu sırada Courtesan Ayısının tüm ilgisini parmaklarına çekmiş olan Meili, parmaklarıyla ejder vagonunun sağını işaret ettiği elini yavaşça salladı. O kolun hareketine çekilen ve öncesinde vagonu duraksamak zorunda bırakmış olan Courtesan Ayısı ise yüzünü o yöne çevirerek o istikamette tek bir adım attı.

 

Subaru: “ーーAh.”

 

Ve Courtesan Ayısının bu davranışıyla, vagonla arasına mesafe koymaya başlayışıyla Subaru’nun boğazından içgüdüsel bir rahatlama sesi kaçtı.

 

Bedenleri kaskatı kesilmiş olan Emilia ve Beatrice’in omuzları da rahatlama ile gevşedi. Duraksamaya sebep olan ayıyla birlikte diğer Courtesan Ayıları da araya mesafe koyacak şekilde hareketlendi.

 

Böylece çiçek tarhındaki yolculuk tekrar başladıーー daha doğrusu olması gereken buydu.

 

“ーーーー~hk!!”

 

O saniyede gerginlik dağılmıştı ve hiç kimse sesini yükselttiği için suçlanamazdı.

 

Kalp denen şey, çıkmazın en üst seviyelerinin doğurduğu baskı altında güçlü kalamazdı. Bu insanlar için olduğu kadar Yer Ejderleri için de geçerliydi.

 

İşte bu yüzden Courtesan Ayısına yenik düşmenin doğurduğu baskıya maruz kalan Gyan, kısa bir kükremeyle birlikte ayağını öfkeyle yere indirdi.

 

Subaru: “Oh siーー ~hk.”

 

Ve Gyan’ın ansızın sessizliği bozan kükreyişiyle birlikte uyku halindeki tüm Courtesan Ayıları hep bir arada tepki verdi. Aynı şekilde ejder vagonundan uzaklaşmaya teşebbüs eden ayı da arkasını döndü ve bu tepkisi çevresindekileri etkilediーー tüm Cadı Yaratıkları ayaklanıp sergiledikleri keskin dişlerle vagona atılmaya başladı.

 

Bunun hemen öncesindeーー

 

Emilia: “ーーEl Huma!!”

 

Mana hızla cisimleşirken şekillenen buz mızrağının ucu, Cadı Yaratığının kafatasına saplandı.

 

Keskin öncü buz, ayının koca ağzını delip geçti, ağız boşluğunu ihlal ederek ensesinden çıktı. Ve beyni çalkalanan Courtesan Ayısı sesini bile çıkartamadan ölü halde geriye yığıldı. Bu kuvvete yakalanan birkaç Courtesan Ayısı da duraksamadan yana devrildi.

 

Subaru: “Kaçalımーー!!”

 

Ejder vagonunun çatısındaki Emilia’nın saldırısına tanık oluşunun hemen ardından Subaru, bu şekilde bağırdı.

 

Ve Julius da çağrısına tepki olarak dizginleri savurdu, ejder vagonu ansızın şiddetli bir ilerleyişe geçti. Tabii ki Patrasche de vagonun ardından Cadı Yaratıklarının hala hareketsiz olduğu tarafı seçerek hiddetle koşmaya başladı.

 

“ーー~hk!”

 

Subaru: “Geliyorlargeliyorlargeliyorlargeliyorlargeliyorlargeliyorlargeliyorーー lar!!”

 

Tek bir darbeyle, boğaz kesişiyle geciken amansız ses, Augria Kum Tepeleri gecesini paramparça etti.

 

Uçsuz bucaksız çiçek tarhı bir anda parçalanırken keskin dişlerin ve nahoş manzaraların ortaya çıkışıyla tembel Courtesan Ayıları sürüsü hızla ilerleyen ejder vagonunu hedefleyerek harekete geçti.

 

Beatrice: “Subaru! Sımsıkı tutun yoksa kendini yerde bulursun, doğrusu!”

 

Güçle yıkanan bu halüsinasyon, sayısız Courtesan Ayısının kana susamışlığı ve iştahının doğurduğu baskıydı.

 

Pençelerle donatılmış kalın kollarıyla gerçekleştirdikleri acımasız saldırıları, ejderini süren Subaru’yu da hedefliyordu. Doğrudan bir darbe aldığı anda bedeni rahatlıkla paramparça olurdu, kuvvetleri iç organlarını rahatlıkla dışarı saçabilecek düzeydeydi.

 

Ancak tam da o darbeyi yemenin eşiğindeyken mavimsi beyaz bir ışıltı araya girerek Cadı Yaratıklarını delip geçti.

 

Emilia: “Hiy! Yah! Tamamdır ~hk! Sen…… al bakalım, Huma~!”

 

Her zamanki gibi bir anafor oluşturan mana ile birlikte kalbinden gelen sesiyle karanlık gökte mavimsi beyaz ışıkların gürültülü bir dans sergilediği izlenimi veriyordu ve bu izlenimin sebebi yukarıdan zemini işaret eden sayısız keskin mızrak ucunun dönüşümüydü.

 

Tek bir anlık durgunluğun hemen sonrasında da itici güç kazanmışçasına atılan mızrak uçları sürü halde ejder vagonuna çullanan Courtesan Ayılarının kafataslarını, kollarını, gövdelerini ve bacaklarını parçalayarak kanlarının fışkırmasını sağladı.

 

Subaru: “O~o~o~o~h! Tam da Emilia-tan’dan beklendiği gibi! Sana yeniden aşık oldum!!”

 

Emilia: “Şimdi böyle şeyler söylemenin zamanı değil! Kaçın!”

 

Subaru: “Tamam!”

 

Emilia’nın saldırısıyla hayatı kurulan Subaru, Patrasche’yi daha da ivmelendirdi.

 

Bu ani etkileşim süresince Emilia öyle soğukkanlı bir şekilde çarpışmıştı ki gerçekten şaşırtıcıydı. Geçmişte savaşmaktan kaçmış olsa da esasında savaşmaktan korkuyor değildi. Ve savaşmaktan kaçınma eğilimi ile kararsızlığı, mücadele başlar başlamaz silinip gitmişti.

 

Ram: “Barusu, ölene dek koştur. Eğer ölmek istemiyorsan!”

 

Subaru: “Hı hı, tabii kiーー eh, Ram!?”

 

Emilia tarafından verilen zorlu mücadelenin mavimsi beyaz ışıkları tamamen vagonun önüne doğru taşınırken dolambaçlı bir yol izleyen Courtesan Ayıları grubu hep birlikte donakalmıştı.

 

Gyan telaşla buz yapısını aşıp geçerken şoför koltuğunda dizginleri tutan kişiyse yolcu kompartımanından gelen Ram’dı. Bu esnada başarıyla dizginleri idare edip telaşa kapılan yer ejderini süren Ram karşısında Subaru’nun gözleri irileşmiş, bakışları etrafta dolanmaya başlamıştı.

 

Subaru: “Julius’a ne oldu!?”

 

Ram: “Uzun menzilli bir saldırı gerçekleştirmesi imkansızken sürücü olarak burada durmasının yardımı dokunmazdı. İşte, sebep bu.”

 

Ram Subaru’nun çağrısı karşısında arkaya doğru hızlıca bir bakış attı. Onun bakışlarını takip edip arkaya bakan Subaru ise patavatsızca sersemledi.

 

Çünkü tekerleri kükreyerek ilerleyen ejder vagonunun yan tarafındaki işlemelerden birine tutunan Julius, şövalye kılıcını kavramış şekilde yaklaşan Cadı Yaratıklarını temizliyordu.

 

Julius: “Tüm sorumlulukları Emilia-sama’ya yüklemek de olmazdı, gördüğün gibi.”

 

Subaru: “Bana laf mı soktun sen!”

 

Julius: “Böyle söylemekーー”

 

Cümlesini bu noktada yarıda kesen Julius, şövalye kılıcını yaklaşmakta olan bir Cadı Yaratığının pençeleriyle buluşturdu. O pençelerin arasından giren sağlam kesik Courtesan Ayısının koluna derinlemesine saplandı. Aynı hızla dans eden ucu yaratığın boğazına nüfuz edince de çığlığı yükselen ayı, beyin sapının yok edilişiyle bir çırpıda canından oldu.

 

İşte bu dans, verdiği minimal yıkımla gerçekten zarif ve havalıydı.

 

Julius: “Yanlış olur.”

 

Cadı Yaratığının başarıyla icabına bakan Julius, kılıcının tozunu alırken Subaru’ya verdiği yanıtı tamamladı. Subaru ise bu hareket karşısında güvence ve yenilgi hislerini bir arada tadarak acı bir surat ifadesine büründü.

 

Özetle uzun mesafe Emilia’nın kontrolündeyken kısa mesafedeki çarpışmalar Julius’a düşmüştü. Bu şekilde devam edilebilirse ejder vagonuna ilişkin endişelerden kurtulmak mümkün olabilirdi.

 

Ancak problem diğer konularda değil, bu yolda yatıyordu.

 

Subaru: “Beako, yapabilir misin?”

 

Beatrice: “Subaru, sen de yakıtını tüketmeme konusunda dikkatli olmalısın, sanırımーー!”

 

Patrasche’nin üzerinde bedenini ayaklandıran Subaru, bir eliyle dizgini tutup diğer eliyle Beatrice’i kucaklayarak küçük bedeninin ejderin tepesinde dikilmesini sağladı.

 

Ve ikili ellerini birbirlerine kenetlerken Subaru’nun iç organlarında bir şeyler zonkladı. İşte bir tortuyu andıran o şey de ısıyı kullanarak yavaşça Subaru’nun bedeninden Beatrice’e akmaya başladı.

 

Beatrice: “Minya!”

 

Büyüyle birlikte mor kristaller şekillenerek Yer Ejderinin burnunun önünde uzanıp yolu kapayan Cadı Yaratıklarını hedefledi. Doğru nişan alma ve anlık ilerleme ile sonuç, sürecin hemen sonrasında kendisini belli etti.

 

Cam kırılması misali bir ses yükselirken büyü saldırısı dosdoğru Cadı Yaratıklarına ulaştı ve kristaller parçalandı. Ancak hemen ardından Cadı Yaratıklarının bedenleri de benzer şekilde paramparça oldu.

 

Subaru: “Tamamdır, iyi gidiyorsun, Beako!”

 

Beatrice: “Ama pervasızca saldırıp duramayız, doğrusu! Temkinli bir şekilde birikim ya…… Minya!”

 

Subaru: “Ne olmuş temkinli birikime!?”

 

Beatrice’in savaş gücü, Subaru’nun bedeninde kalan manaya bağlıydı.

 

Ezici bir şekilde çoğalan bu tehdide karşı çıkmak adına Beatrice’in bile o kadar taviz vermesi mümkün değildi. Her bir büyü saldırısıyla ruhu düşüşe geçermiş gibi bir kayıp hissi tadan Subaru, konuşkanlığı ve soğukkanlılığıyla Beatrice’in gerginliğini dindirmeye çalışıyordu.

 

Tabii ki bu düşünceliliği de Beatrice tarafından rahatlıkla anlaşılabiliyordu.

 

Meili: “A~h, yeter, yeter! Neden bu~ hale geldi ki! Bunun, ica~bına bakılabilirdi!”

 

Derken o ana dek sessizliğini korumuş olan kişi, yani son ağır top, ayaklanarak harekete geçti.

 

Ram’ın yanında oturan şoför Meili, kızarmış bir suratla ve yaşlı gözlerle çevrede toplanan Courtesan Ayıları sürüsüne baktı. Ve bir parmağını kendisine itaat etmeyen Cadı Yaratıklarına doğrulttu.

 

Meili: “Kötü, kötü hayvan-sanları azarlayacağım! Hadi gel, Kum Solucanı!”

 

Subaru: “ーーYok artık!?”

 

Meili’nin bir çocuk gibi surat asıp böyle söyleyişinin ardından Courtesan Ayılarının yükselişi sayesinde yeniden çöle dönen zemindeki kumların çalkalanışıyla içeriden koca bir figür atıldı.

 

Tüm bedenini yeraltından iten devasa yaratığın kuvvetiyle yutulan sayısız Courtesan Ayısı sürüklenerek göğe fırlatıldı. Ve yüksekten kuma çakılan Cadı Yaratıklarının kemikleri kırılırken talihsiz olanlar dosdoğru devasa ağzın içerisine inerek çiğnendi.

 

Çölü parçalara ayırarak dışarı fırlayan ve mide bulandırıcı çiçek tarhına yıkım getiren o devasa canlı, Kum Solucanıydı.

 

İğrenç bir koku taşıyarak alacakaranlıkta tuhaf bir ses yükselten Kum Solucanı, ejder vagonuna takılan Courtesan Ayılarını avı bellemişti ve iri cüssesiyle sıçrayıp parçaladığı yaratıkları bir bütün olarak yok etmekteydi.

 

Meili: “Git~, Kum Solucanı! Hepsini ama he~psini mahvet!”

 

Subaru: “Hey, sen ciddi misin! Ciddimisinciddimisinciddimisin, heyheyhey!”

 

Zeminde gümbürtü sesleri doğurabilecek bir ağırlıkla kum denizinde sürükleniyor, o devasa yaratıktan kaynaklanan baskıyla ezilen Courtesan Ayılarının çığlıkları yükseliyordu. Courtesan Ayıları da minyon bedenlere sahip değildi ancak toplam uzunlukları on metreyi bile aşabilen Kum Solucanlarına rakip olabilmeleri imkansızdı.

 

O koca kütleler çarpışma anında eziliyor, Courtesan Ayıları ardı ardına birer cesede çevriliyordu.

 

Subaru’nun canavarlar arasında gerçekleşen böyle kati bir savaş karşısında söyleyebileceği uygun tek bir kelime dahi yoktu.

 

Emilia ve Beatrice’in büyüleri, Julius’un kılıç ustalığı, Meili’nin olağandışı yeteneğiyle yol temizleniyor, ejder vagonu ve Patrasche çiçek tarhı boyunca ilerliyordu.

 

Meili: “A~h! Kum Solucanı~!”

 

Derken Meili’nin tiz çığlığı yükseldi.

 

Aynı anda çok sayıda Courtesan Ayısının pençelerini devasa bedenine geçirdiği Kum Solucanı tüm bedeninden bol miktarda vücut sıvısı akıtarak yere devrildi.

 

Derisi sümüksü ve ıslak olan Kum Solucanı, yılanlar veya böcekler gibi dayanıklı değildi. Yumuşak bedenini destekleyen deri, pençelere kolayca yem olmuş ve acı verici bir ölüm feryadı kum denizi boyunca yankılanmaya başlamıştı.

 

Meili: “Sıradaki! Sıradakisıra~daki! Hızlı~ca gelmeye devam edin!”

 

Bir dev solucan yığılıp kalırken Meili solgun bir yüzle ellerini çırptı. Ve bununla birlikte kumlar bir kez daha kalkarken farklı Kum Solucanları açığa çıktı.

 

Bu defa sayıları altıydı ancak ilkine nazaran iki kat daha ufaklardı ve Courtesan Ayıları tarafından kuşatıldıkları takdirde kaşla göz arasında avlanırlardı.

 

Subaru: “Bu hızla…… ~hk.”

 

Zorbalık derecesinde bir baskıyla karşı karşıyaydılar. Korkunç bir umutsuzluğa kapılmış olan Subaru, bu çıkmazdan kurtulmalarına yardımı dokunabilecek bir şey arayışıyla çaresizce etrafına bakınıyordu. İşte o noktada fark etti.

 

Uzaklarda olan gözcü kulesi artık gözlerinin önünde diyebilecekleri bir yakınlığa erişmişti.

 

Subaru: “Çok azıcık kalmış! Eğer bu hızla gözcü kulesine ilerleyebilirsekーー”

 

Cadı Yaratıkları öylece geri çekilecek değildi ama orada korkutucu bir güç olma ihtimali varmış gibi görünüyordu.

 

O an için Subaru’nun aklında özel bir düşünce yoktu.

 

Fakat gözcü kulesine ilerleyebildikleri takdirde bu çıkmazdan kurtulacak gücü bulabileceklerini hissediyordu.

 

Umudun doğasında çıkmadık candan ümit kesilmez düşüncesi vardı. Ve gerçekten de bu düşünceyle hata edilmezdi.

 

Subaru: “Bu hızlaーー”

 

Ancak ortadaki güç buna elverişli değildi.

 

O güç, Pleiades Gözcü Kulesine yaklaşan tüm cüretkar yoldaşlarının üzerine ardı arkası kesilmeksizin yağan bir demir çekiçti.

 

“ーー?”

 

Gözlerini çaresizce açık tutan ve bir yandan Patrasche’ye tutunurken bir yandan da Beatrice’i destekleyen Subaru, önünde görünür olan gözcü kulesi karşısında kaşlarını çatmıştı.

 

Ter döküyordu ve gözlerini belli belirsiz kıstığı anda hafif bir rahatsızlık duymuştu.  

 

Kulenin merkezinde, ışıldarmış gibi görünen bir şey mevcuttu.

 

Subaru: “Ne……”

 

Ancak Subaru, bu cümlenin sonunu getiremedi.

 

“ーーーー”

 

ーーO ışıltı göğe atıldı ve hedefini hiç değiştirmeksizin dosdoğru Subaru’nun kafatasına ulaştı.

 

O saniyede saldırının etkisiyle Natsuki Subaru’nun boynunun yukarısında ne var ne yoksa havaya uçtu ve aynı bilinçsizlikle buharlaştı.

 

“ーーーー”

 

Ortada bu tek saniyelik trajik anı gözlemleyip sesini yükseltebilecek hiç kimse yoktu.

 

Her nedense bu anı gözlemleyebilecek ve çığlık atabilecek olanlar kökler ve dallar tarafından adamakıllı yukarı kaldırılmış durumdaydı.

 

Kafasını yitiren yer ejderi verdiği raporla yığılıp kalmıştı.

 

Yana devrilen ejder vagonunun gücüne kapılmış halde kafatasını yitirmiş insan bedenleri baskı altında paramparça olmuş, et parçacıklarına dönüşmüştü.

 

Kumların üzerinde yalnızca bir kum gölü uzanıyor ve kavrulmuş kumlar, vücutlardan dökülen kanları yutuyordu.

 

Ve ince kum parçaları kum denizinin üzerinde çürüyen her ama her şeyi çok geçmeden, ağır ağır, yavaş yavaş midesine indirerek gizlemeye başlıyordu.

 

Kan çiçekleri, yolculuklarının tek simasıymışçasına canlı renklerini miras bırakmıştı.

 

Lakin kan kırmızı o çiçekler bile ebediyen her şeyi yutan o kumların içerisinde gözden kayboluyordu.

 

ーーİşte böylece grup, yok oluşu karşıladı.

 

#Sürprizli son diye buna derim. Bütün bölüm boyunca ayılarla çarpışıp tam kurtulabiliriz az kaldı derken hooop, patladı gitti kafalar. The Boys dizisini izleyenler varsa oradaki biri de pıt diye milletin kafasını patlatıyordu, o sahneler geldi şimdi aklıma. Neyse yeniden bölüme dönüyorum. E biz bu tehdidi nasıl aşacağız? Yaratıklarla savaşılır, fırtınadan kaçılır falan ama bu konuda ne yapabiliriz ki? Gerçekten çözümü ve Subaru’nun nerede uyanacağını çok merak ediyorum. Öyleyse büyük bir heyecanla sıradaki bölüme geçmek gerek, ilk fırsatta orada görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21900 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40689 Bölüm Sayısı


creator
manga tr