Cilt 5 Bölüm 79 [ Gözcü Kulesi ]

avatar
1513 6

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 5 Bölüm 79 [ Gözcü Kulesi ]


Çevirmen : Clumsy



Anastasia: “Bilge Shaula……”

 

Anastasia’nın o isimden bahsedişiyle toplantı alanında bir hareketlenme başladı.

 

Herkes birbirine bakar ve duyduklarına inanamadıklarını anlatan ifadelere bürünürken bu durumun dışında kalan tek kişi Subaru’ydu. 

 

Sıkıntılı bir ifadeyle yanındaki Emilia’nın omzuna hafifçe vurarak,

 

Subaru: “Umm, bu Bilge Shaula ünlü biri mi?”

 

Emilia: “……Subaru, alfabeyi öğrenirken “Cadı” hikayesini okumadın mı? Çok okuduğun o kitapta bu masalın olduğunu düşünmüştüm.”

 

Subaru: ““Cadı” masalı mı….. Ah, o resimli kitabı diyorsun. Şimdi sen bahsedince düşündüm de “Cadının” hikayesi de kesinlikle kitapta vardı.”

 

Emilia’nın dile getirdiği şey, Subaru’nun bir yıl öncesine ait hatıralarını gündeme getirmişti.

 

O telaşlı günlere dair hatıralarını maziye gömmüş olsa da bir yıl önce çocuklar için yapılmış bir resimli kitapta alfabeye çalıştığı doğruydu――Roswaal Köşkünde yardımcılığa daha yeni başladığı vakitlerdi.

 

Bu dünyanın popüler çocuk masallarının toplandığı bir klasik koleksiyonu mevcuttu ve tabii ki içlerinde “Kıskançlık Cadısı” ile ilgili çizimli bir kitap da vardı. Ancak o masalda…

 

Subaru: “Tamamen dürüst olacağım, içeriği pek detaylı değildi, bu yüzden her şeyi tamamen anlayamamıştım. Tek anladığım Cadının uzun zaman önce, belli bir yerde, korkunç bir şey yaptığı.”

 

Emilia: “Gerçekten o kadar mı belirsizdi……Emmmm, bir düşüneyim.”

 

???: ““Kıskançlık Cadısı”, bir zamanlar bu dünyaya yıkım ve kaos getiren dehşetin sembolüdür.”

 

Emilia bu meseleyi bilgisizliğini sergileyen Subaru’ya nasıl açıklayacağı konusunda düşüncelere dalarken onun yerine ağzını açan kişi, karşısında oturmakta olan Julius oldu.

 

Julius: “Kayda geçenler yalnızca sonsuz bir zalimliğe ve acımasız bir kişiliğe sahip bir yarı elf olduğu ve gölgeleri kontrol ettiği muazzam bir büyü gücü taşıdığı. Bunun dışında tek bildiğimizse isminin…… Satella olduğu. Dünya üzerinde bıraktığı yaralar şimdi bile gücünü koruyor.”

 

Subaru: “……Eeeh”

 

Subaru, duygularını olabildiğince kontrol altında tutmaya çalışan Julius’un bu açıklaması karşısında çenesini kaldırdı.

 

Nötr bir açıklama yapmaya odaklanmıştı ancak etraftaki hiç kimse dile getirmese de ruh halindeki değişim acı verici bir şekilde kendisini gösteriyordu. Bu esnada açıklamalarına devam ediyordu. 

 

Julius: “Lugnica’nın en doğusundaki Büyük Şelalede Büyülü Mühür Taşlarından oluşan bir mabet bulunuyor. O Cadı şimdi bile o mabette mühürlü halde. Bol miktarda miasma yayarak tabii.”

 

Subaru: “……Onun yok edilemediğini duymuştum. Ama öylesine güçlü bir Cadıyı mühürlemeyi nasıl başarmışlar ki?”

 

Julius: “İşte Bilge isminin devreye girdiği yer burası.”

 

Diyen Julius, Subaru’nun sorusuna başını sallayarak onay verdi.

 

Ve belindeki kılıca dokunan Şövalye, yuvarlak masanın ucuna―― dosdoğru kırmızı saçlı gence baktı.

 

Julius: “Dört yüz yıl önce üç büyük kahraman “Kıskançlık Cadısını” mühürlemek için katkıda bulundu. İçlerinden biri, “Kılıç Azizi” Reid Astrea idi―― yani “Kılıç Azizi İlahi Korumasını” ve Reinhard’ın miras aldığı unvanı ilk elde eden, kılıcın göklerden gelen sahibi.”

 

Reinhard: “Reid Astrea’nın, ilk “Kılıç Azizinin”, İlahi Korumaya sahip olmadığını gösteren kayıtlar da mevcut. Bilinen tüm efsaneler koşulsuz şartsız doğru değil. Tabii ki Reid-sama’nın şu anki Astrea ailesinin ve “Kılıç Azizi” isminin temellerini attığı bir gerçek.”

 

O kişinin ceddinden olan Reinhard, kendisine bakmakta olan Julius’un sözlerini bu şekilde tamamladı.

 

Fakat tarihe yazılmış büyük işler başaran atasından bahsediyor olmasına rağmen kara kara düşünür gibi bir ifadesi vardı. Ayrıca Julius konusunda da endişeleniyor gibi görünüyordu. Kendisine miras kalan İlahi Koruma mevzusunda ısrarcı olacak gibi durmuyordu.

 

Her halükârda,

 

Subaru: “Yani Bilge, Kılıç Azizinin yoldaşıydı, anladığım kadarıyla işin özü bu.”

 

Emilia: “Daha doğrusu Bilge Shaula ve Kutsal Ejderha…… Lugnica Krallığını koruyan ejderhayı biliyorsundur. Her şeyin Volcanica’nın “Kıskançlık Cadısını” mühürlemek için güçlerini birleştirmesi sözüyle başladığı ve bugün bile Krallığı kollamaya devam ettiği söyleniyor.”

 

“Kutsal Ejderha” Volcanica ismini Kraliyet Seçimi adaylarının kararlılıklarını ilan ettikleri esnada birkaç kez işitmişti.

 

Hatırladığı kadarıyla ejderhanın kanı oldum olası çorak topraklara bereket getirebilecek, her hastalığın üstesinden gelme imkanı tanıyacak, kişiyi muazzam veya rakipsiz kılabilecek bir şeydi.

 

Julius: ““Kılıç Azizi”, “Bilge” ve “Kutsal Ejderhaya” Üç Büyük Kahraman demek adettendir. Bunu hatırlamak zorundasın.”

 

Subaru: “Vuaaa, hemen gaza gelme….. Anladım tamam, açıklama için teşekkürler.”

 

Subaru Julius ve Emilia’ya bir elini kaldırdıktan sonra göz ucuyla Beatrice’e baktı. Subaru’nun bakışlarını fark eden Beatrice ise yavaşça kafasını salladı.

 

Maalesef 400 yıl öncesine ait bu efsaneye aşinaymış gibi görünmüyordu.

 

Beatrice Echidna tarafından yaratılmış bir yapay ruhtu ama Yasaklı Kütüphanenin varlığını sürdürmek için gerekli bilgiler dışında dünyadan tamamen kopuktu. Subaru’ya kalırsa Beatrice’in perde arkasındaki bu koşullardan haberdar olmama sebebi, çok uzun bir süre boyunca kapalı kapılar ardında gizlenmiş olduğu için dünyanın gidişatından etkilenmez hale gelmesiydi.

 

Subaru: “Tartışmayı duraksattığım için üzgünüm. Hadi konuşmaya devam edelim. Ama bu Shaula…”

 

Tartışmanın arasına girdiği için özür dileyen Subaru, konuşmayı yeniden orijinal seyrine döndürme inisiyatifini aldı. Ama konuşurken fark ettiği bir tuhaflık yüzünden kafasını eğmeden edemedi.

 

“Bilge” Shaula’nın 400 yıl öncesine ait bir kahraman olduğunu anlıyordu ama――

 

Subaru: “Eeh, Ne? Hala yaşıyor mu? 400 yılın sonunda?”

 

Emilia: “Bu o kadar mı garip…… Ben de gerçekte 100 yaş civarındayım…..”

 

Geri Kalan Herkes: “――!?”

 

Subaru’nun mırıldanışını işiten Emilia, suratında beliren gizemli bir ifadeyle parmaklarından birini dudaklarına götürdü. O mırıltı toplantı alanını bir nebze hareketlendirse de Subaru’nun verdiği tek karşılık, “İyi bir noktaya parmak bastın.” oldu.

 

Yavaşlayıp birazcık düşünseydi yarı elf Emilia’nın gerçek yaşının 100ü aşkın olduğunu, Beatrice’in de 400 yaş civarında bir Loli olduğunu hatırlardı. Puck’ın da 400 yaş civarında olduğundan bahsettiğini hatırlıyor gibiydi; bu durumda Emilia Kampının yaş ortalaması 100 falan mı oluyordu?

 

Subaru: “Bu son derece şok edici gerçeği bir kenara bırakırsak…..Bilgenin şu anki durumu nedir?”

 

Julius: “Hayatta. ――Bu konuda bir şüphe yok gibi görünüyor.”

 

Subaru: “Görünüyor derken……?”

 

Subaru, Julius’un belirsiz yanıtı karşısında kaşlarını çattı.

 

Ancak net bir yanıt veremeyen tek kişi Julius değildi, herkes aynı durumdaydı. Bilhassa Kraliyet Muhafızlarından olan Ferris ve Reinhard sıkıntılı görünüyordu.

 

Subaru: “Ee, bu ne anlama geliyor?”

 

Julius: “Nerede olduğu biliniyor ve hayatta olduğunun teyit edildiğini söyleme cüreti de göstereceğim. Ancak Bilgeyle konuşmayı başaran hiçbir insan olmadı…..Geldiği anlam bu, sanırım.”

 

Subaru: “Tekrar ediyorum, bu da ne anlama geliyor?”

 

Nerede olduğunu biliyor ve belli belirsiz de olsa hayatta olduğunu teyit edebiliyorlardı. Fakat onunla iletişime geçmek imkansızdı.

 

Subaru tüm bu izlenimlerini bir araya getirebilir mi diye düşünüyordu ama…

 

Julius: “An itibarıyla Bilge Shaula, “Cadının Mabedinin” yakınlarında ve “Kıskançlık Cadısını” diriltme planı yapanları durdurabilmek için orada inzivaya çekilmiş durumda. O günden beri bu, hiç değişmedi.”

 

Subaru: “……400 yıldır mı?”

 

Julius: “400 yıldır.”

 

Absürt bir hikayeydi.

 

Beatrice’in 400 yıl boyunca kendisini Yasaklı Kütüphaneye kapatması başlı başına büyük bir olayken Bilge Shaula her kimse o da bayağı inatçı biri çıkmıştı.

 

Ferris: “Bilge Shaula’nın içerisinde yaşadığı kule―― Pleiades Gözcü Kulesi, değil mi? Saygın Bilge, Cadının Dirilişinin önüne geçmek için orada gece gündüz emek vermeye devam ediyor.” 

 

Subaru: “……Mhm, kulenin ismi aklıma bir şey getirdi ama önemi yok, devam et.”

 

Ferris: “Bana devam etmemi söylesen de bildiklerim aşağı yukarı bu kadardı. Bilge Shaula dünyada huzuru sağlamak adına her şeyini verip Mabedi kollamaya devam ediyor, söylenen bu.”

 

Ferris’in somurtkan bir ifadeyle ellerini çırparak söyledikleri bunlardı.

 

Bunun son olduğunu söylese de tavrından ve toplantı alanına çöken cenazevari havayı açıklayamıyor oluşundan hikayenin tamamen sonlanmadığı belliydi.

 

Doğal olarak herkesin bu hale gelmesinin bir sebebi olmalıydı――

 

Subaru: “Öyleyse, rahatsız edici biri olma şansı var mı acaba?”

 

Anastasia: “Bilge Shaula dünyadaki huzuru sağlamak adına Cadıyı gözlemeye devam ediyor……İsmi bütün dünya tarafından biliniyor. Ben de Kararagi’de olduğum günlerden beri bilirim. Ama Bilge Shaula aynı zamanda başka bir şekilde de tanınıyor.” 

 

Subaru: “――?”

 

Anastasia zarif bir gülümsemeyle birlikte konuşmaya bir saniye ara verdi.

 

Sonra da kötü bir hisse kapılan Subaru’ya bakarak devam etti.

 

Anastasia: “Bilge Shaula, tek bir ruha bile güvenemeyen, ciddi güven sorunları olan biri. ――Mabede ve Gözcü Kulesine yaklaşan kişileri amaçları ne olursa olsun katlediyormuş ya da en azından ben öyle duydum.”

 

※  ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

――Gerçek tam da Anastasia’nın anlattığı gibiydi.

 

Bilge Shaula, Pleiades Gözcü Kulesini inşa etmişti ve “Cadının Mabedini” gözlemeye devam ediyordu.

 

Bugüne dek Bilgeyle iletişime geçmeye çalışan pek çok kişi olmuş ama hepsinin planları başarısız olmuş ve hepsi pes etmişti.

 

Bunun sebebi de bizzat Bilge Shaula’nın müdahalesi olmuştu.

 

Anastasia: “Lugnica’nın en doğusundaki Büyük Şelale….. Gözcü Kulesindeki “Cadının Mabedi” oranın yakınlarında görünüyor ama Bilge, iki tip insandan hangisinin yaklaşmaya niyetlendiğini bilemiyor, sizce de öyle değil mi?”

 

Bu nedenle Bilge, gelen kişiyi, “Cadının Mabedini” bulmaya çalışan biçare bir Cadı Tarikatı üyesi mi yoksa Gözcü Kulesinin Bilgesiyle arkadaşça bir iletişim kurmaya çalışan biri mi diye düşünmeden, ayrım gözetmeksizin öldürüyordu.

 

Gelen kişinin iyiliği veya kötülüğü, hoşlandığı veya hoşlanmadığı şeyler, adilliği veya kötü niyetliliği fark yaratmıyordu, çünkü ilerlemenin en iyi yolu buydu.

 

Sonuç olarak geride kalan 400 yılda Bilge Shaula ile iletişime geçebilen herhangi birine dair hiçbir rapor veya kayıt bulunmuyordu.

 

Ferris: “Amaaaaa, oraya yaklaşan herkes saldırıya uğradığı için Bilge Shaula’nın hala Gözcü Kulesinde olduğundan aşağı yukarı emin olabiliyoruz.”

 

Subaru: “Hakikaten amma can sıkıcı bir Bilgeymiş…”

 

Ferris: “Öyle değil. Açıkçası Mabede yaklaşmaya çalışan çok fazla Cadı Tarikatı üyesi var, senin hayal ettiğinden çok daha fazla, Subaru-kyun. Bilge-san onların her biriyle baş ediyor, o yalnızca “Kıskançlık Cadısının” dirilişini önleme amacını kararlılıkla sürdürüyor.”

 

Pozitif bir fikir beyan ediyor olmasına rağmen ifadesi aydınlanmamıştı. Tüm Kraliyet Muhafızlarının yüzlerinde aynı huzursuz ifade vardı ve bunun gerçekleşmesi için Bilge, Kraliyet Muhafızlarının acı bir ders çıkarmasıyla sonuçlanacak bir deneyim yaşatmış olmalıydı.

 

Yine de Subaru, Ferris’in allayıp pulladığı bu fikri başını sallayarak onayladı.

 

Elbette “hedefe ulaşmak için ne gerekirse yap” çerçevesinden bakılınca durum inanılmaz can sıkıcı olabilirdi ama Cadı Tarikatı üyelerinin şeytani doğasını hesaba katınca bu, doğal bir önlemdi.

 

Daha ziyade sebep, “Kıskançlık Cadısını” gözlemeye devam eden biri olduğu için bu dünyanın “Kıskançlık Cadısına” karşı etkili bir nevi güvenlik sistemi olduğunu düşünmenin akla yatkın olmasıydı. 

 

Priscilla: “Karanlık gelip geçicidir, zamanın izin verdiği ölçüde korku içerisinde yaşayan o keşişin gerçek yüzüyse beni ilgilendirmiyor. Esas önemli olan, benim sınırlı vaktimin çalınıyor olması. Bu işe yaramaz gevezeliklere devam edecekseniz aceleyle hana döneceğim. Schult’un ayaklarıma masaj yapması gerekiyor.”

 

Schult: “E-emredersiniz Madam. Priscilla-sama çok emek verdi ve çok yoruldu! Bunu tüm kalbimle takdir ediyorum.”

 

Kadın tarafından kucaklanıp iri göğüslerinin arasına gömülen Schult, kırmızı bir suratla bu yanıtı verdi. Yüzünde kötücül bir gülümsemeyle oğlanı seven Priscilla, daha en baştan bu konferansa pek değer biçmemişti.

 

Ortalığı karıştırmadan buraya kadar gelmiş olması bile mucizeydi.

 

Felt: “Prensesin yanındaymışım gibi görünsün istemesem de bir an önce konuya dönmemiz gerektiğinde hemfikirim. Bize Bilgeyi anlatın.” 

 

Felt, suratına yerleşen bir sabırsızlıkla birlikte esas konuya dönülmesini talep etti.

 

Bu değişimi kabul eden Subaru da yeniden Anastasia’ya döndü.

 

Subaru: “Sürekli lafını kesip dursak da bu münzevi Bilgeyle ilgili ne diyecektin?”

 

Anastasia: “Eveeet, hikaye nihayet başladığı noktaya dönüyor.”

 

Diyen Anastasia ellerini çırptı. Ve sonra da masanın etrafında oturan herkesin yüzlerine tek tek bakarken bir yandan da tilki kürküne kibarca dokunarak,

 

Anastasia: “――Herkesin bildiği üzere Bilge Shaula eşsiz bilgeliği ve büyü gücüyle “Kıskançlık Cadısının” mühürlenmesine yardımcı oldu. Aynı zamanda dünyayı kapsayan geniş bir görü yeteneği olduğu ve bu dünyayla ilgili şeyi bildiği söyleniyor. Eğer bu ikisi abartısız bir şekilde doğruysa…… Sizce de Cadı Tarikatının ardında bıraktıklarıyla ilgilenmenin bir yolunu bilmiyor mudur?”

 

Subaru: “……Ama, söylediklerin yalnızca istekli bir düşünceden ibaret değil mi?”

 

Anastasia: “Bu fikre karşı olduğunu mu söylemek istiyorsun Natsuki-kun?”

 

Subaru’nun sorusunu bir başka soruyla yanıtlamış gibi görünse de Anastasia’nın sorusuna yanıt vermek güçtü.

 

Yalnızca “Bilge” unvanına bakıldığında ona güvenmeye çalışmak açık bir yol olurdu. Bu bağlamda Subaru, bunun kötü bir fikir olduğunu düşünmüyordu. Eğer efsane denilebilecek kadar büyük başarılar elde etmiş biriyse, gerçekten de Günah Cadı Faktörlerini etkisiz hale getirmenin bir yolunu biliyor olabilirdi.  

 

Ama Subaru’nun içinde farklı bir gerginlik söz konusuydu.

 

“Bilge” Shaula ve içinde yaşadığı Pleiades Gözcü Kulesinin isimleri. O iki isim, Anastasia’nın teklifini itaatkarca kabul etmesine izin vermiyordu.

 

Çünkü Shaula da Pleiades de Subaru’nun aşina olduğu kelimelerdi.

 

Subaru: “――――”

 

Subaru’nun modern bilgilerine dayanarak Shaula, Akrep takımyıldızının en parlak ikinci yıldızının ismiydi.

 

Pleiades Gözcü Kulesinin Pleiades’i ise Pleiades(Ülker) Kümesi olarak bilinen kümeden geliyordu―― Ve o ismin Japonca karşılığı da “Subaru” idi.

 

Tabii ki bunun “Natsuki Subaru’yu” ifade eden bir şey olduğunu düşünmüyordu ama bu dünyada ortaya çıkan gök cisimleri adlarını düşünmek, içindeki alarm seviyesinin maksimuma yükselmesi için yeterliydi.

 

Cadı Tarikatı Günah Başpiskoposları――Petelgeuse, Regulus, Sirius, Capella, Alphard, Batenkaitos.

 

An itibarıyla açığa çıkan tüm Günah Başpiskoposu isimleri Subaru’nun dünyasında var olan yıldız isimleriydi; haliyle Bilge Shaula ve Pleiades Gözcü Kulesine önyargılı yaklaşmaması imkansızdı. 

 

Ferris: “Subaru-kyun’un muhalifliğini bir kenara bırakırsak……”

 

Ferris başarılı bir itirazda bulunamayıp sessizliğini koruyan Subaru’nun yerine konuşmayı böldü. Ve parmağını yanağına yerleştirip gözlerindeki sert bakış haricinde normal tavrını koruyarak,

 

Ferris: “Bilge Shaula’yı ziyaret etme fikri iyi olabilir ama esas mesele bunu nasıl yapacağımız değil mi? Bir yolu var mı ki? Sonuçta hiç kimse Gözcü Kulesine ulaşmayı başaramadı.”

 

Felt: “Hiç kimsenin başaramama sebebi Bilgenin çok güçlü olması, hikaye bu şekilde, değil mi?”

 

Felt Ferris’in boşa umut veren sözleri karşısında, sandalyesinin üzerinde bağdaş kurmuş şekilde bu yanıtı verdi. Ve Reinhard’a doğru kaçamak bir bakış attı.

 

Yani mesele yalnızca Bilgenin gücüne denk olamamaksa…

 

Felt: “Söz konusu Reinhard olunca bunu başarabiliriz, haksız mıyım? Güçlü olmak dışında hiçbir işe yaramıyor ama iş güce geldiğinde çııııılgın bir şeye dönüşüyor.”

 

Reinhard: “Felt-sama’nın beni övmesi alışılmadık bir durum, çok teşekkür ederim.”

 

Felt: “Ben de bunu kastetmiştim işte.”

 

Felt Reinhard’ın cevabına suratını asarak sinir bozukluğunu anlatan bir sesle karşılık verdi. Ancak Reinhard, bunun hemen sonrasında canı sıkkınmışçasına kaşlarını düşürdü.

 

Ve bu şekilde “Ama…” diyerek yaptığı mahcup girişle,

 

Reinhard: “Maalesef ben de Gözcü Kulesine ulaşamadım. O güce sahip değilim.”

 

Felt: “……Bu herifin bile o güce sahip olmaması… birazcık panik uyandırıcı değil mi?”

 

Julius: “Savaş gücü eksikliğinden bahsetmiyor, Felt-sama. Bu dünyada Reinhard’ın gerçek gücünün erişemeyeceği hiçbir alan yok derim. Ama Pleiades Gözcü Kulesi bu tür engellerden farklı bir problem teşkil ediyor.” 

 

Ferris: “Yani detayları biliyorsun…. Gerçi bir Kraliyet Muhafızıysan bu çok doğal, sanırım.”

 

Julius’un Reinhard’ın kelimelerinin devamını getirdiğini gören Ferris’in yüzü rahatsız bir ifadeye büründü. Üç Kraliyet Muhafızı arasındaki gergin ilişkiyi göz ucuyla gözlemleyen Subaru ise Reinhard’a dönerek,

 

Subaru: “Bilgeyle buluşmaya çalışmanın ardındaki amaç neydi?”

 

Reinhard: “Krallığın verdiği bir emirdi. Hastalığa yönelik bir tedavi bulmak içindi. ――Yaklaşık iki yıl önceydi.”

 

Subaru: “İki yıl önce……”

 

Hastalık kelimesi ve iki yıl önceden bahsedilişi sayesinde Subaru, şartları anlayabilmişti. 

 

Bugünden iki yıl önce Kraliyet Ailesi üyeleri bilinmeyen bir hastalık yüzünden Kraliyet Kalesinde ardı ardına hastalanmaya başlamıştı. Hiçbir tedavi yöntemi bulunamayan bir salgındı―― Büyük ihtimalle hastalığın tedavisini öğrenebilsin diye Reinhard’a Bilgeyle iletişime geçme emrini vermişlerdi.

 

Ama Reinhard bunu başaramamıştı ve bu da üç Kraliyet Muhafızının kederli surat ifadelerini açıklıyordu.

 

Reinhard: “Gözcü Kulesi ve Mabet, Lugnica’nın en doğusundaki Büyük Şelalede. ―― Etrafları Augria Kum Tepeleriyle çevrili. Gözcü Kulesi kum tepelerinin girişinden, uzaklardan görünebiliyor. Yani orayı gözden kaçırmak mümkün değil ama……”

 

Subaru: “Ama?”

 

Reinhard: “O kum tepelerinde sıklıkla meydana gelen tuhaf olaylar söz konusu, bu yüzden Gözcü Kulesine yaklaşmak mümkün olmuyor. Bir teoriye göre bunun sebebi Mabetten sızan miasma imiş.”

 

Reinhard: “Bunun yanı sıra Augria Kum Tepeleri miasmaya çekilen Cadı Yaratıklarının uğrak noktası halini almış durumda. Cadı Yaratıklarının miasmayla dolu o arazide sergilediği vahşilik ve kuvvet, normal sınırların ötesinde. Bu bağlamda oraya adım atmak bile intihar gibi görülebilir.” 

 

Subaru: “Yani Cadı Yaratıklarının UĞRAK noktası olan tutarsız bir çöl. Cehennem gibi olduğu kesin……”

 

Bilgenin doğurduğu sıkıntının üstüne bir de Reinhard’ın bile aşamadığı, tonlarca Cadı Yaratığının yuvası olan bir çöl mevcuttu―― Dolayısıyla bu girişimden vazgeçmek için pek çok sebepleri vardı.

 

Ve 400 yıldır tek bir kişinin bile Bilgeyle iletişime geçememiş olması anlaşılabilirdi.

 

Anastasia: “――Evet ama ya o cehennemi aşmanın bir yolu varsa?”

 

Herkes: “――――”

 

Tam da kederli bir atmosfer herkesi etkisi altına almak üzereyken işitilen bu ani kelimeler karşısında tüm kafalar kalktı.

 

Anastasia ise tamamen doğru anda araya girmenin doğurduğu tatminle gülümsedi. Ve herkes görebilsin diye başını sallayıp onay vererek,

 

Anastasia: “Öyle bir yol var, en başta Bilgenin ismini anma zahmetine girme sebebim de bu.”

 

Ferris: “Kararagi’den Anastasia-sama, 400 yıldan beri inzivada olan Bilgeye ulaşmanın bir yolunu mu biliyor? ……Nasıl bir yolmuş bu?”

 

Anastasia: “Tatlı suratını mahvediyorsun. O öfkeli surat ifadesine bürünmesen de açıklayacağım zaten.”

 

Gaza gelmiş olan Ferris’e pervasızca dönen Anastasia, boynundaki kürkü çıkarttı.

 

Ve yuvarlak masanın üzerinde açıp kafa kısmını kaldırarak,

 

Anastasia: “Defansif mücadele öncesinde sizlere yapay ruhumdan, Echidna’dan bahsetmiştim. Bu ufaklık, Pleiades Gözcü Kulesine ulaşmanın yolunu biliyor. ――Bu sayede Gözcü Kulesinin Bilgesiyle buluşabileceğiz.”

 

Subaru: “――――”

 

Anastasia’nın ilanını işiten Subaru’nun nefesi kesilmişti.

 

Yapay Ruh Echidna, kendisini tilki kürkü şeklinde gizleyen o şey, Bilgeye ulaşmanın anahtarıydı.

 

???: “――Amma ilgi çekiyorum, ha. Beni utandıracaksınız!”

 

Diyen tilki ruhu, boynunu kaldırdı.

 

Ancak Subaru, aynı ismini aldığı Cadı gibi ona da ne kadar güvenebileceğini bilmiyordu.

 

#Çok iyi bir bölümdü. Gözcü kulesinin isminin Japoncada ‘Subaru’ anlamına geldiğini okuduğumda kafamda ünlemler belirdi. Ayrıca bilgenin adı da aynı başpiskoposlarınki gibi bir yıldız ismi çıktı. Gerçekten ilginç olaylar oluyor. Peki meşhur tilki kürkü Echidna 400 yıldır hiç kimsenin ulaşmadığı, Reinhard’ın bile yaklaşmayı başaramadığı Bilgeye ulaşmalarını nasıl sağlayacak? Nasıl bir yol, nasıl bir tasarı var akıllarında? Merakla bekliyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22073 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40933 Bölüm Sayısı


creator
manga tr