Cilt 3: Son Söz III [Her Birinin Yemini] (3/6)

avatar
4305 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 3: Son Söz III [Her Birinin Yemini] (3/6)


 

Çevirmen: Clumsy

 

—Beyaz balinayla olan savaştan sonra, başkente dönüş yolunda, Rem, Crusch ve balinanın kafası ile yaralı askerleri taşıyan heyet, 2 günah başpiskoposu tarafından saldırıya uğramıştı.

 

Heyetin yarısı perişan olmuştu. Onlara eşlik eden yarıinsan paralı askerlerse acilen geri çekilerek tam bir yok oluşu engellemişti.

 

[Ferris: Yardımcı kaptan Hetaro başkentin şövalyeleriyle alana geri döndüğünde, günah başpiskoposları çoktan orayı terk etmişti nyan. Geride yalnızca şövalyelerimizin bedenleri ve…]

 

[Crusch: Benim gibi insanlar kalmıştı… değil mi?]

 

Crusch, Ferris’in son sözlerine dudaklarını ısırarak ve kırışmış alnıyla karşılık verdi. Düş kırıklığına uğramış bir ifadesi vardı. Her şeyin kendi hatası olduğunu düşünüyor olmalıydı. Ona göre Ferris’in hikayesindeki “Crusch’’ başka biri olabilirdi.

 

Çünkü—

 

[Crusch: Hafızam silindi… Bir günah başpiskoposu tarafından mı?]

 

[Ferris: Büyük ihtimalle nyan. Crusch-sama ile aynı durumdaki başka hastaları da gördüm. Hafızaları tamamen kaybolmuştu, Ferris’in yapabileceği hiçbir şey yoktu nyan. Şimdi bile Ferris’in bunun sebebi hakkında hiçbir fikri…]

 

[Wilhelm:  “Oburluk” günah başpiskoposu. Bu güç, o olmalı.]

 

Wilhelm Crusch’a sert bir bakış atarak başını eğdi. Ama Crusch’ın bu bakışlar altında adeta ezildiğini gören Wilhelm, gözlerini özür diler gibi kapattı.

 

[Wilhelm: Crusch-sama’nın durumundan habersizdim ve sizi korkuttum. Gerçekten üzgünüm. Öğrenecek daha çok şeyim var.]

 

[Crusch: Hayır… Asıl ben bu kadar faydasız bir efendi olduğum için özür dilemeliyim… Wilhelm-sama hakkında her şeyi hatırlamak için kendimi ne kadar zorluyor olsam da…]

 

Crusch’ın kendisine “Wilhelm-sama” demesiyle irkildi.

 

Yeminli olduğu efendisinin bu kadar acı çektiğini görmenin ve onu korumayı başaramamış olmanın utancı, suçluluğu Wilhelm’in yüzüne yansıyordu. Wilhelm, şu anda kalbinde kendisiyle aynı acıyı taşıyan Subaru’ya bakarken, onu anlamış görünüyordu.

 

Diğer taraftan, Crusch’a olan tutumu hiçbir şekilde değişmeyen Ferris… Subaru’nun hislerini tamamen göz ardı ediyordu.

 

[Ferris: “Tembellik” günah başpiskoposunun icabına bakıldı.  Şimdi ortada “Oburluk” ve “Açgözlülük” var nyan. Yapılabileceklerin bir limiti var nyan. İki günah başpiskoposunun birlikte hareket ediyor olması çok nadir görülecek bir şey.Bunun Emilia-samayla bir ilgisi olmaması beni şaşırtırdı.]

 

[Emilia: ….Ben mi?]

 

Aniden ismi anıldığında Emilia, Ferris’e şok içinde baktı. Ferris ise ona başını sallayarak konuşmaya devam etti.

 

[Ferris: Cadı tarikatı senin gibi bir yarı elfin varlığına asla tepkisiz kalmayacaktır Emilia-sama. Onlar genelde sessiz ve korkutucu gölgelerdir ama şimdi aniden bu kadar büyük bir kargaşa yaratmaya başladılar. Bu işte kesinlikle bir bağlantı var.]

 

Subaru Ferris’in iddialarını ve daha önce de yapmış olduğu bu konuşmayı dinlerken kollarını kavuşturdu.

 

Beyaz balina savaşından önceki gece, Subaru, Ferris ve Crusch’la cadı tarikatı saldırısını tartışırken onun şüphelerini kolayca kabullenmişlerdi. Demek ki başka şüpheler de olmalıydı…

 

[Emilia: Ama umm… Cadı tarikatı hakkında pek bir şey bilmesem de… Cadı  “Kıskançlık Cadısı” adını tercih ediyor, değil mi?]

 

Emilia elini gergin bir şekilde kaldırarak hiç beklenmeyen bu soruyu dile getirmişti.

 

Subaru kulaklarına inanamamış, Wilhelm ve Ferris’in ifadeleri donmuştu. Bu sözler karşısında afallamayanlar yalnızca Emilia ve Crusch’tan ibaretti.

 

Tepkilerini görmek Emilia’yı daha da gergin hale getirmişti.

 

[Emilia: Üzgünüm! Tepkilerinizden bunun asla ama asla söylememem gereken bir şey olduğunu anladım.]

 

[Subaru: Fakat… Emilia-tan… Cadı hakkında bilgin var. Onu bana ilk anlatan sendin.]

 

İlk tanıştıklarında Subaru'ya isminin “Satella” olduğunu söylemişti. Ardından Subaru ölüp yeniden başladığında ona bu isimle seslenmişti. Emilia'nın o zamanki kızgınlığı… bu ismin yasaklı olduğunu bildiğini gösteriyordu.

 

Ancak Emilia, Subaru’nun sözlerine karşılık olarak başını salladı.

 

[Emilia: Yaşadığım ormanın yakınlarında ufak bir köy vardı… Oradakiler benim kıskançlık cadısına benzerliğim yüzünden benden nefret ediyordu… Yani onun dünyada nasıl göründüğünü biliyorum ama cadı tarikatı gibi şeyler…]

 

[Ferris: Emilia-sama’nın geçmişte neler yaşadığını bir kenara bırakalım nyan! Ama bu noktada cadı tarikatını bile bilmiyor olduğunu söylemek çok acayip nyan!!]

 

Ferris’in omuzları kalktı, elleri dalga geçer gibi bir iç çekişle savruldu.

 

Ferris’in bu tavrını gören Subaru’nunsa öfkesi kabardı ve Ferris’in gözlerine bakarak sertçe yanıt verdi.

 

[Subaru: Bunu nasıl söyleyebilirsin? Bir şeyi bilmediğini itiraf etmenin ne kadar cesaret gerektirdiğinin farkında mısın? Önemli bir şeyi sormanın neresi yanlış?]

 

[Ferris: Subaru-kyun gerçekten ikna edici nyan! Gerçekten hem bir efendi hem de yardımcısınız nyan!]

 

Ferris, Subaru’nun gizlemeye çalıştığı hoşnutsuzluğuyla acımasızca dalga geçmeye devam ederken, Subaru sinirle ayağa kalkmaya yeltendi.— Ama,

 

[Crusch: Ferris. Az önce söylediklerini hoş göremem. Bir an önce özür dile.]

 

Subaru bacaklarına gücünü vermeden önce odada bu sözler yankılandı.

 

Koyu mavi elbisesinin içinde şu ana kadar narin ve kırılgan olan kadın, aniden heybetli ve öfkeli birine dönüştü. Gözlerinde bir şövalyenin sert bakışları vardı.

 

[Crusch: Natsuki Subaru-sama’nın söylediği gibi, bilmediği bir şeyi soran birini alay konusu edemezsin. Senin bile buna hakkın yok. Anlaşıldı mı?]

 

[Ferris: …Anlaşıldı, Crusch-sama.]

 

Crusch, bu kuvvetli sözleri kaybolurken kısa bir süre önce olduğu gibi nazikçe konuşan kız haline döndü. Ama o geçmişteki büyüleyici Crusch’tan bir şeyler duyduktan sonra dönüştüğü bu narin kızı görmek Subaru’yu şaşkına çevirdi. Ferris de aynı şekilde gözlerindeki şoka engel olamıyordu.

 

[Ferris: Emilia-sama, lütfen kabalığım için beni bağışlayın. Siz de aynı şekilde Subaru-kyun.]

 

[Subaru: Sen… ha… hayır, sorun değil. O zaman artık Emilia-tan’ın duymak istediği gibi cadı tarikatından bahsedelim. Dürüst olmak gerekirse ben de detayları bilmiyorum…]

 

Subaru’nun geri çekildiğini gören Ferris, neşeli bir [Anlaşıldı-nyan] ile karşılık verdi. Ve kısa elbisesinin içinde, bir parmağıyla hafifçe alt dudağına dokunarak ortalıkta sallanmaya başladı.

 

[Ferris: Öncelikle, Emilia-sama’nın söylediği gibi , cadı tarikatı “kıskançlık cadısına” tapan bir tarikat. 400 yıl önce cadının durdurulamayan yükselişinden bu yana bu fanatikler aktif. Şövalyelerin emrine göre, bu organizasyonun bütün üyeleri görüldüğü anda öldürülmelidir.]

 

[Emilia: Görüldüğü anda öldürülmek… Bu kadar ağır bir görevi yerine nasıl getirebilirler?]

 

[Ferris: Cadı tarikatı hedeflerine ulaşmak için bırak bir köyü, tüm şehri bile yakmaktan çekinmeyecek. Lord Roswaal’ın köşkünün yakınlarındaki köy, tarikat tarafından yıkılmanın eşiğine geldi. Bir günah başpiskoposu da daha önce güneydeki Volakia İmparatorluğunun bir şehrini tek başına pusuya düşürmeyi başarmıştı.]

 

Emilia sanki bu gerçekleri sindiremiyor gibi gözlerini kırpıp duruyordu... Subaru, onun tepkisini anlıyordu. Çünkü cadı tarikatının yarattığı dehşet, çoktan kalbinin derinliklerine oyulmuştu.

 

Artık deliliği ölçmek için standardı Betelgeuse idi.

 

Ama güç açısından "Açgözlülük", Betelgeuse'den tamamen farklı bir seviyede gibi görünüyordu.

 

[Ferris: Bir dakika, durun, devam edeyim nyan… Cadı tarikatı günah başpiskoposlarının hepsi 6 günahtan birinin adını almış ve tembellik dışında hepsi yönetici.]

 

[Emilia: 6 cadı…  “Tembellik”, “Açgözlülük”, “Oburluk”, “Şehvet”, “Öfke” ve “Gurur”, değil mi ?]

 

[Ferris: Evet ve aralarında en iyi tanıdıklarımız “Tembellik” ile “Açgözlülük”. Açgözlülük, daha önce bahsettiğimiz gibi, tüm şehri yok edişiyle tanınıyor. Diğer taraftan tembellik, cadı tarikatının neden olduğu her küçük rahatsızlığın ardında görünüyordu. Ama tembellik, cezalandırıcı heyetimiz tarafından çoktan yok edildi nyan… Değil mi, Subaru-kyun?]

 

[Subaru: Evet… Tembellik öldü. Onun gözlerimin önünde yok oluşunu gördüm, buna kesin gözle bakabilirsiniz.]

 

Subaru Ferris'in sözlerini teyit ederken zihninde iğrenç Betelgeuse'in son anları oynuyordu.

 

Subaru’nun ismini keskin bir nefretle haykırışı… Bu ses kulaklarından çok uzun bir süre silinmeyecekti. Bir lanet gibi, inlemeye devam ediyordu…

 

— Subaru'nun acımasız kaderinin arkasındaki neden bu muydu?

 

[Ferris: Geriye 5 günah başpiskoposu kaldı. 2 tanesi Crusch-sama’ya yapılan suikastın sorumluları. 400 yıl geçmesine rağmen hala hareketleri gizemini koruyor, onları yok etme çabaları da hiçbir sonuç vermedi. Amaçlarına gelince… Kıskançlık cadısını diriltmek istedikleri söyleniyor.]

 

[Subaru: Cadıyı… diriltmek mi?]

 

Bu kelimeleri göz ardı edemeyen Subaru, koltuğunu devirerek sıçradı.

 

Ardından bunun kızları korkuttuğunu fark ederek ellerini aşağı yukarı sallamaya başladı.

 

[Subaru: Onu diriltmek… bu mümkün mü ki? Cadı 400 yıldır ölü değil mi? Böyle bir şeyi hayata döndürmek…]

 

[Wilhelm: Subaru-dono, Kıskançlık Cadısı ölü değil. Onun hayatı hala dünyanın kıyısına bağlı. Ne yazık ki...]

 

Wilhelm, telaşlı Subaru'ya sessizce bu gerçeği açıkladı.

 

Subaru ise konuşamayarak Wilhelm’in gözlerine baktı. Gördüğü gözler sert ve ciddiydi.

 

[Wilhelm: Büyük şelalenin yakınında bir mühür taşı tapınağı var. Cadı orada, yıkılmaz varlığı içeride mühürlendi. Ejderhanın ve kılıç azizinin güçlerinin birleşimiyle dahi, cadı yok edilemez.]

 

[Subaru: Mühürlü… Bunu daha önce duydum galiba… Ama onu diriltmek için mührü neden kırmıyorlar?]

 

Subaru bunu daha önce nerede duymuştu? Ama daha da önemlisi sorunun kendisiydi…

 

…Cadı orada mühürlüyse yalnızca mührü kırmak yeterli olmalıydı. Fakat bunun yerine, ne zaman bir yarı elf ortaya çıksa anlamsız cinayetler ve yıkımlar gerçekleştiriyorlardı. Cadı tarikatı ne yapmaya çalışıyordu ki? O bu soruyu düşünürken Wilhelm kafasını salladı.

 

[Wilhelm: Tapınağa yaklaşmak neredeyse imkansız. Öncelikle, büyük şelalenin yakınında çok az mana var, oraya yaklaşan hiç kimse cadının kokusuna dayanamıyor. İkinci olarak, yaşlı bilgeleri geçemezler.]

 

[Subaru: Yaşlı bilgeler…?]

 

[Ferris: Yaşlı bilge Shaula, ilk jenerasyon kılıç azizi ve ejderha Borukanica kıskançlık cadısını mühürleyen kahramanlardı nyan. Sonrasında büyük şelalenin yakınlarında Pleiades gözetleme kulesine yerleşip emekli oldular. Ama bu yalnızca göstermelik bir emeklilikti. Şu anda bile cadıyı diriltmek isteyenlere karşı nöbetlerini tutmaya devam ediyorlar. —İşte hikaye böyle devam ediyor.]

 

[Subaru: Gerçekten… çok yaşlı olmalılar…]

 

400 yıl bilgeler için bile çok uzun bir süreydi.

 

Ama bu konu dışıydı. Subaru, Ferris’in devam edebilmesi için bunu bir kenara bırakmaya karar verdi.

 

[Subaru: Pekala, artık cadının mührünün kırılmaması gerektiğini biliyoruz. Peki onu nasıl diriltecekler?]

 

[Ferris: Sorsan bile nyan, Ferris cadı tarikatından değil, cevabı o da bilmiyor. Tek yapabileceğimiz, bir cadı tarikatı üyesine işkence yapmak ve onlara söyletmek nyan.]

 

Ferris yüzünde bir  “benden bu kadar”  ifadesiyle Subaru’nun sorusunu başından savdı.

 

Subaru tatmin olmamış olsa da bu soruyu daha fazla uzatmanın anlamı yoktu.

 

Emilia başını salladı.

 

[Emilia: O zaman… ben neden böyle muamele görüyorum… Peki Puck neden…]

 

[Subaru: Puck şu anda bir şey mi söyledi? Ona sormam gereken dağlar kadar şey var!]

 

[Emilia: Puck yanıt vermiyor… Maddeleşmiş olmasına rağmen… Yalnızca yakınlarımda olduğunu biliyorum…]

 

Emilia’nın koltuğunda büzüştüğünü görmesine rağmen Subaru ona “Sıkma canını” diyemedi.  Puck’la kesinlikle konuşması gerekiyordu.

 

Ayrıca, "Açgözlülük" günah başpiskoposunun nerede veya ne zaman ortaya çıkacağını tahmin etmenin hiçbir yolu yoktu. Puck’tan alacağı bilgiler çok önemliydi.

 

[Ferris: Cadı tarikatı hakkında söyleyebileceklerim bu kadar nyan.Artık, tartışmayı geleceğe taşıyalım.]

 

[Subaru: Gelecek…?]

 

Ferris bir alkış eşliğinde Subaru’ya dönerek neşeli bir gülümsemeyle şöyle söyledi:

 

[Ferris: Basitçe söylemek gerekirse, bu ittifak… hadi onu dağıtalım nyan.]

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22070 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40887 Bölüm Sayısı


creator
manga tr