Cilt 5 Bölüm 3 [ Grupların Perspektifleri ] (2/3)

avatar
2111 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 5 Bölüm 3 [ Grupların Perspektifleri ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy 

 

Subaru Emilia’nın tavrındaki değişime parmak basamadan önce Emilia konuyu değiştirmişti. Bu konuda konuşmak istemediği barizdi. Bir nevi akıllanmış olan Subaru da onu bir açıklama yapmaya zorlamama kararı aldı. Yine de bazen bu tarz şeylere dikkat etmeyi unutuyor ve tam da alışkın olduğu gibi davranıyordu.

 

Emilia: 「Gideceğimizi biliyoruz ama gerçekten aynı kişilerle mi gitmek istiyoruz? Bu konuda Roswaal’la da konuşmak isterdim.」

 

Subaru: 「Bence iyiyiz. Sen gidiyorsun, doğal olarak Şövalyen olan ben de geliyorum ve benim partnerim olan Beako da geliyor. Ama ciddileşirsek olası bir savaş için Garf’ı ve çok ısrarcı olduğu için de Otto’yu götürüyoruz.  Senin ihtiyaçlarına yardımcı olmaları için Petra veya Frederica’nın da gelmesini gerçekten isterdim ama…」

 

Emilia: 「Ne yazık ki Roswaal Batı Lordları Toplantısıyla meşgul olacak. Ve Petra’nın da hizmetçilik eğitimi için ona katılması gerektiğini çok uzun süredir biliyoruz. Gerçi bu konuda çooook öfkeli…」

 

Subaru: 「Çünkü Sığınak meselesinden beri Roswaal’dan tamamıyla nefret ediyor. Roswaal bundan keyif alıyor, bu da Ram’ın sesini çıkarmamasını sağlıyor ama…」

 

Petra bir hizmetçi olarak adil ve ışıl ışıl şekilde olgunlaşsa da özünde hala tehlikeli bir çocukluk taşıyordu. Efendisi Roswaal’a yönelik sertliği bilhassa vurucuydu ve makul olarak çayına ıslak çamaşırların suyunu sıkıyor olabilirdi. Ancak Subaru Petra’nın tarafında olduğu için böyle bir şeye ‘teorik olarak’ tanık olsa bile bunu görmezden gelmeye hazırdı.  

 

Kırılan güveni yalnızca zaman onarabilirdi. Ama görünen o ki Petra’nın Roswaal’ı dinlemeye başlaması için bir yıl yeterli olmamıştı.

 

Subaru: 「Yani Frederica’nın da kısıtlayıcı ve uygun bir model olmak adına onlarla gitmesi gerekiyor, bu da köşkte yalnızca Ram’ı bırakıyor. Bu şüpheli, gerçi.」

 

Emilia: 「Gerçekten mi? Anne de toplantıya gidecek, yani Clind-san da orada olacaktır. Eminim Petra’ya arkadaşça yaklaşacaktır, yani belki de Frederica’nın gitmesi gerekmez.」

 

Subaru: 「Clind-san… Onu gerçekten çözemiyorum.」

 

Subaru, köşkleri hazırlanırken grup olarak kalmış oldukları Milord Köşkünün güçlü kahyasını düşünmeye başlamıştı. Clind öylesine inanılmaz bir incelikle çalışıyordu ki eylemlerini görmek mümkün olmuyordu. Karmaşık bir iltifat olabilirdi ama onu ancak bu cümle tarif edebilirdi.

 

Subaru’nun parkur eğitimleri de kendisine temellerini öğretmiş olan Clind ile başlamıştı.  O, sıradan insanların fiziksel limitlerini aşamayan ve sınırlarını göz ardı etmeden ilerlemenin bir yolunu arayan Subaru’ya koçluk etmişti. Anne-Rose ve Clind takılmak için yeni köşkü pek çok kez ziyaret etmişti. Subaru bu süreçte Clind’in parkurunda pratik yapışını izlemiş ama Clind, Garfiel’in engelli parkurunu tek damla ter dökmeden veya kıyafetlerini buruşturmadan tamamlamayı başarmıştı. İnsanüstüydü.  

 

Subaru: 「Köşkte kimin kalacağını bir kenara bırakalım, bu konuda endişelenmemize gerek yok. Her halükârda, asıl dikkatli olmak konusunda endişelenmem gerekli. Aynı şey senin için de geçerli, Emilia-tan.」

 

Emilia: 「Mm. Hiç tartışmadan kabul ettiğimiz için kendimi kötü hissediyorum. Otto-kun’dan özür dilemem lazım.」

 

Subaru: 「Saygınlığını umursamaz ama yaşananları da yıllarca unutmaz, takılır kalır. Ona seni ağlatacak kadar sıkı azarladığımı söylerim.」

 

Emilia: 「Heehee, teşekkürler.」

 

Subaru havaya doğru bir aparkat atarken gülümseyen Emilia elini göğsüne götürerek orada asılı olan mavi kristale dokundu. Ulu Ruh hala o kristalde uyumaktaydı.

 

Bu mücevher bırakın onun gerçek gücünü sergilemeyi, iletişim kurmasını sağlayacak kadar bile güç taşımıyordu. Puck birazcık hareket edecek olsa mücevher kırılır ve ruh açığa çıkardı—hiç değilse Emilia ve Beatrice öyle söylüyordu. Açığa çıktığında da etrafa büyük bir yıkım getirmesi, en nihayetinde de manayı tüketip geldiği yere geri dönmesi kaçınılmazdı.

 

Emilia bu gerçekleşmesin ve Puck korunsun diye kristale mütemadiyen mana sağlıyordu. Şimdiyse tek ihtiyaçları renksiz taştan güzel bir mücevher bulup onu kendine getirmekti. Anastasia böyle taşların satıldığı bir yer bildiğini söylemişti.

 

Emilia: 「Puck’la yeniden konuşabilecek olduğumda… ona sormak istediğim çok şey var. Bu yüzden—」

 

Emilia gözlerini kapatarak konuşmasını sonlandırdı. Uzun kirpikleri titreşiyordu. Subaru ise sessizce kafasını kaşımakla yetindi. Emilia’nın ne düşündüğünü belli belirsiz bir şekilde sezebiliyordu.

 

Subaru: 「Geri dönsen iyi olur, kedi ruhu. Sana edecek dağlar kadar şikayetim var.」

 

Bir şövalyenin yapacağı üzere, hakaretlerine rağmen efendisiyle aynı fikirdeydi.

 

※ ※    ※    ※    ※    ※    ※    ※    ※    ※    ※    ※    ※

 

Otto: 「Siz bilirsiniz! Ben bunu herkesin iyiliği için söylüyorum!」

 

Otto Suwen bardağını masaya vurmuştu, kötü bir ruh halinde olduğu belliydi. Subaru, Emilia ile yaptığı konuşma ve yemeğin ardından, gece rutininden önce Otto’yu görmeye karar vermişti ve onun sarhoş haldeki şikayetlerini dinlemekteydi.

 

Garfiel: 「Başından beri böyleydi. Harika kulaklarıma gına geldi.」

 

Subaru’nun yanında oturup Otto’nun şikayetlerini dinleyen Garfiel öfkeli bir şekilde böyle söylerken serçe parmağını kulağına sokmuştu. Bir yandan kafasını kaşıyor, bir yandan da süt dolu bardağıyla keskin dişlerini takırdatıyordu.

 

Subaru, onun gibi ufak yaştakilere alkol verilmemesi için ısrarcı olmuştu. Frederica ve Ram’ın da katılımıyla Roswaal Köşkündeki içki sınırını yirmi yaşa çekmeye çalışıyordu. Ayrıca bir defasında hınzır Otto Garfiel’i biraz içmesi için cesaretlendirmiş ve Garfiel'in liköre hiç toleransı olmadığı açığa çıkmıştı. Artık içki şişesini görür görmez suratı ekşiyordu.

 

Subaru da eski dünyasının kurallarından sapma niyetinde değildi. Bu yüzden köşkte içki içebilenler Roswaal, Otto, Ram ve Frederica’dan ibaretti. Dolayısıyla odadaki tek içici Otto’ydu.

 

Subaru: 「Surat asma. Emilia kendi başına karar verdiği için çok üzgün. Bunu tartışmış olması gerektiğini biliyor. Gerçi tartışmanın bir şey değiştireceğini de sanmıyorum.」

 

Otto: 「Ama her zaman sonuçtan fazlası vardır. Süreç önemlidir. Sık sık sonucun en başından belli olduğu konuşmalar yaparsın ama mühim olan o sonuca ulaşmak için izlediğin rotadır. Bilhassa tekliflerini korumasızca kabul ediyorsak… Rakibin eline düşmememiz gerekirdi!」

 

Subaru işleri yumuşatmaya çalışmış fakat Otto ona sert çıkmıştı. Subaru’nun karşı çıkamayacağı şekilde, bütünüyle haklıydı. Ama-

 

Subaru: 「Bu da neyin nesi, gerçekten de iç işleri bakanı gibi konuşuyorsun. İlk başta çok direnmemiş miydin? Demek ki sen de bu konuda pek gönülsüz değilmişsin.」

 

Garfiel: 「Alt tarafı lanet olasıca bi teklifi kabul ettik, o kadar da karmaşık bi şey diil, Otto.」

 

Otto: 「Siz ikinizin bu kadar az değişmiş olmasına ne demeli!」

 

Subaru ve Garfiel ikilisi bir ağızdan Otto’ya sataşmış ve sonra da bir beşlik çakmıştı. Hemen hemen aynı yaşlarda olan bu üç arkadaş sık sık birlikte takılırdı. Konuşmalarının tamı tamına aynı döngüye doğal bir şekilde ulaşması çok güzeldi.

 

Otto’nun ne düşündüğünü kim takardı! Mükemmel bir iç işleri bakanı olmuştu. Bir tüccarın oğlu olarak iyi eğitimliydi, gezgin bir tüccar olarak dünyanın seyrini öğrenmişti ve hem zeki hem de hesap kitap yapmayı bilen biriydi. Bu, onun için gidip birilerinin kölesi olmaktan daha iyi bir kaderdi. Gerçi kafası hala eğikti, kendisini bu evrak dağının altında nasıl bulduğunu merak ediyordu. İnadı inattı.

 

Roswaal’ın özel evraklarını gördü göreli Emilia’nın yardımcısı olma görevine alışmış ve Margrave Hanesinin sorumluluğuna boğazına dek batmıştı. Kaçma umudu yoktu.

 

Otto: 「O acınası bakışlar da ne oluyor? Boğazlanmasına saniyeler kalan bir tavuğa bakıyor gibisin.」

 

Subaru: 「Daha ziyade sadece yumurtaları için yaşayabilen bir kafes tavuğuna bakar gibiyim.」

 

Otto: 「Daha da kötü!」

 

Garfiel: 「Sen sessiz ol. Ve sen de onunla bu kadar dalga geçmeyi bırak, Kaptan.  Günlük on Otto için kurallar bunlar.」

 

Otto: 「Ne kadar!? Günde on Otto ne kadar ediyor!?」

 

Otto kıpkırmızı bir suratla bağırıyor ama ne Subaru ne de Garfiel yanıt veriyordu. Otto içtiği vakitlerde böyle oluyordu. Stresli bir iş yaptığı için ona içki vakti ayırıyorlardı fakat içki içmek onu daha fazla strese sokmaktan öteye gitmiyordu.

 

Subaru: 「Otto en çok bağırarak rahatlıyor zaten.」

 

Otto: 「Öyle olmadığı ortada!」

 

Garfiel: 「He he, hadi şimdi sessiz ol ve kendine yeni bi içki al. Her neyse, Kaptan, sana danışmak istediim bi şey var.」

 

Subaru: 「Oh? Pek sık yaşanmaz. Danış bakalım.」

 

Otto homurdana homurdana bardağındaki içkiyi tazelemiş ve sessizce yudumlamaya başlamıştı. Bu sırada ağzı sütten beyazlayan Garfiel bakışlarını ondan ayırarak,

 

Garfiel: 「Tabii ki düşmanla alakalı. Adaylar daha önce hiç birbirine sataşmamıştı ve şimdi o kız kavga arayarak karşımıza geçti. Bi şeyler peşinde olmalı, di mi?」

 

Subaru: 「Yani onun bizi bir düelloya davet ettiğini mi düşünüyorsun?」

 

Garfiel: 「Tabii ki bu lanet olasıca şeyi düşünüyorum. O çiroz Joshua’yı boş ver de yanındaki kedi çocuğu gördün herhalde?」

 

—O kedi çocuk seninle aynı yaşta. Bu yorum Subaru’nun dile getirmesi için fazla tatsızdı. Ama Garfiel’in Mimi’yle ne problemi vardı ki? Subaru’ya kalırsa Mimi her zamanki gibi davranmış, çayına ve bisküvisine uzanmış, yemekte de aynı şeyi tekrarlamaktan öteye gitmemişti.

 

Garfiel: 「O kız çılgınca dayanıklı. Ve gözlerini harika benliğimden bi an olsun ayırmadı, sadece konuşma sırasında diil, kahrolasıca yemekte de aynıydı. Buradaki en güçlü kişinin ben olduumu çözmüş olmalı.」

 

Subaru: 「Emin misin…? Yo, yani, Mimi güçlüdür ve bir nevi savaş bağımlısıdır ama…」

 

Gizli amaçları olacak kadar akıllı biri gibi görünmüyordu. Subaru onun yalnızca içi dışı bir, daha doğrusu aklı bir karış havada biri olduğunu düşünüyordu.

 

Garfiel: 「Her halükarda burdayken gözü harika benliğimin üzerinden ayrılmadı. Oraya gittiimizde Emilia-sama’yı ve seni yalnız yakalamamasına dikkat edelim, Kaptan. Otto neyse de seni kaybedersek toparlanamayız.」

 

Otto: 「Ben olmazsam ortalığın tamamen karışacağının farkındasınız değil mi!? Keşke arada bir bunu da hesaba katsanız!」

 

Aslında Garfiel Otto’yu küçümsemeye çalışmamıştı. Yalnızca Subaru’nun dikkatini çekmek için bir kıyaslama yapması gerekmişti. Tabii Otto’yla dalga geçme fırsatını da es geçemezdi.

 

Subaru: 「Peki, bu işi tamamen sana bırakacağım. Bu meseleyi uzatmak istemiyorum, o yüzden kısa keseceğim ama sana güveniyorum, Garfiel.」

 

Garfiel: 「Bana bırak tabii. Kalkanların En Güçlüsüne, diğer adıyla Efsanevi Gardiyan Garfiel Tinzel’e güven!」

 

#Canım Ottocum yaaa, bırak sen bunları gel ben sana iş de vermem, oturur yağ fiyatlarından falan konuşuruz, memleketin halinden bahsederiz, yeni iş kolları buluruz 
Şaka maka bu çocuğa gerçekten hiç kıyamıyorum. Ama böyle laf sokmalı arkadaşlıklara kendi çevremden de aşina olduğum için çok garipsemiyorum. Önemli olan ona sütleriyle eşlik edecek kadar kanka olabilmeleri  
Bir de Mimi meselesi var. Acaba bizim kedi çocuğumuz kaplan çocuğumuza vurulmuş falan olabilir mi? Gözlerini üzerinden ayırmamasını ona yorasım geldi. Neyse okuyup göreceğiz. Spoiler vermek yok arkadaşlar, şahsen ben en ufak detayları bile zamanla, okuyarak öğrenmek istiyorum. Eminim benimle aynı fikirde olan başkaları da vardır. O yüzden bildikleriniz hakkında sohbet etmek istiyorsanız lütfen bunu discord vb başka kanallarda yapın, hiç olmadı spoiler etiketi kullanın.  ( gerçi ona da insanın eli, gözü falan kayıyor, pek güvenilir değil) 
Neyse fazla uzattım, hadi kendinize iyi bakın, tekrar görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22108 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40996 Bölüm Sayısı


creator
manga tr