"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 123A [ Bağırsak Avcısı Sığınağın Kalkanına Karşı ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy 

 

Mücadele tamamen kızışmış, lüks köşke bir yıkım yayılmaya başlamıştı.

 

Çelik çelikle çarpışıyor, tiz metal seslerine kıvılcım yağmurları eşlik ediyor, mehtaplı Roswaal Köşkündeki sıradan yaşam, darbeler ve kesiklerle yok oluyordu.

 

Pencerenin camı paramparça olmuş ve etrafa cam parçaları dağılmıştı. Zemine verilen hasar halıyı uçurmuş, yine duvardaki resimler de parçalarına ayrılmıştı.

 

Kadın: “Harika. Şahanesin.”

 

Garfiel: “Bunu Ram’dan başka birinden duymak beni mutlu etmez!!”

 

Garfiel kalkanlı sağ elini kaldırıp saldırmış, kadının kenara çekilişiyle darbe duvarla buluşmuştu. Ardından kaçan kadını takibi sürdürdü ve sağ kolunun ivmesinden faydalanıp onu eksen kılarak sol elinin tersiyle saldırdı.

 

Kadın: “Tüh.”

 

Garfiel: “Daha bitmedi!”

 

Kadın kaçınmıştı. Fakat henüz bıçağını savuramamışken Garfiel bedenini tekrar bükerek sağ kolunu duvardan ayırdı ve yeni bir saldırıya geçti. Kadınsa aşağıdan yapacağı saldırıyı iptal ederek kolunu kaldırdı ve tekmesini kullanarak kendisini geriye doğru sıçrattı—Garfiel’in darbesinin kadının ayağını teğet geçtiği an oda darmadağın olmuştu.

 

Sol tarafa elinin tersiyle bir darbe.

 

Sağ tarafa bir yumruk.

 

Bacağı geriye ve sola savuruş.

 

Sağa sert bir yumruk.

 

Kendi ekseni etrafında dönüş ve sola bir tekme.

 

Döndükçe darbe üstüne darbe savuran Garfiel kadını kovalama konusunda en ufak bir müsamaha göstermiyordu. Kadınsa Garfiel’in saldırılarından kaçınmak dışında hiçbir şey yapma fırsatı bulamıyordu ve tam ayaklarının koridorun sonuna ulaştığını hissettiğinde Garfiel başını kaldırdı.

 

Garfiel: “İşin bitti!!”

 

Bir adım öne çıkan Garfiel yumruklarını saldı.

 

Yumrukları havayı delip geçerken ay ışığının gümüş yansımaları da kadının karanlık koridordaki şiddetli kovalanışına eşlik etmekteydi.

 

Bunlar bir yaratığın kollarıydı, güçleri bir insanı et yığınına dönüştürmeye kesinlikle yetecek yükseklikteydi.

 

Bu esnada sırtını duvara vermiş olan kadın bacağını ani bir hareketle kaldırdı ve sağ tabanını da duvara yerleştirdi.

 

Gelen yumrukları karşılamaya karar vermiş ve Garfiel saplanabilsin diye bıçağını ileri uzatmıştı. Bıçak metalin metale sürtme sesi eşliğinde kalkanların arasına sıkışmaktaydı.

 

Fakat-

 

Garfiel: “Bu numara işe yarar mı sandın!”

 

Planı bıçağı kalkanların arasından kaydırıp hücumu esnasında Garfiel’e saplamak olmalıydı. Fakat Garfiel’in kasları herhangi bir kadının cılız kollarının böyle bir şeyi başarabileceği güçsüzlükte değildi.

 

Kukri bıçağı hala kalkanların arasındayken Garfiel, bıçağı bükerek parçalara ayıracaktı.

 

Fakat bundan önce—

 

Kadın: “Peki ya işin içine bir numara daha katarsam?”

 

Duvara koyduğu ayağını eksen olarak kullanan kadın yukarı doğru sıçradı.

 

Ayağıyla kalkanların arasına hapsolan bıçağın tutacağına vurdu ve kalkanlar arasında ufak bir boşluk doğurdu.

 

Ve o boşlukta,

 

Kadın: “İşte esas hamle.”

 

Garfiel: “—!?”

 

Tamamıyla tepetaklak bir hal alan kadının sol elinde bir bıçak daha mevcuttu. Bu uğursuz görünümlü üçüncü kukrisiydi. Sahiden bu kadının üzerinde saklı bıçak sayısı kaçtı?

 

İnce bıçak az önceki bıçak ve kalkanların arasından rahatlıkla geçmekteydi.

 

Havada bir ses bile çıkarmadan ilerliyor, Garfiel’in boynunu kesmeyi hedefliyordu. Garfiel bu saniyede dönüşse bile darbe en ölümcül kısımlarından biriyle buluşacaktı.

 

Ancak Garfiel bıçağı karşılamak için daha acımasız bir yol seçmişti.

 

Kadın: “İnanılmaz.”

 

Garfiel: “—Bu söyğlemin bheni mhutlu etmeyecek!”

 

Kadın mest olmuş bir şekilde fısıldamış, Garfiel ise kafasını öne uzatmıştı.

 

Kadının soldaki bıçağını durması için keskin dişleriyle resmen ısırmıştı. Ağzının kenarındaki ufak kesiklerden kanlar damlıyor, bıçağın metalik kokusu burun deliklerini acıtıyordu.

 

Garfiel: “Khokuyo lahnet olashıca!!”

 

Gücünü çenesine aktaran Garfiel bu sözlerin ardından bıçağı parçalara ayırdı.

 

Sonra da parçaları tükürüp atarak pençeli ayağını hala tepetaklak duran kadına doğru savurdu. Kadınsa kafatasını patlatacak güçteki bu tekmeyi karşılamak için kolunu feda etti.

 

Islak kumaşın duvara vuruluşunu andıran bir sesle kıpkırmızı damlalar koridoru ıslattı.

 

Garfiel koluyla suratındaki kanları sildikten sonra burnundan uzunca bir nefes vererek arkasına göz gezdirdi.

 

Çıkmazdan kurtulmayı başaran kadın birkaç metre geride dikilmekteydi. Fakat bileğinden omzuna pek çok kemiği kırılmış, sol kolu çarpık bir şekilde sarkmaya başlamıştı.

 

Garfiel: “Sadece tek kolunu kaybederek kurtulman lanet olasıca sağlam bi işti. Has*ktir, ağzım acıyo.”

 

Kadın: “...Huhu, teşekkürler. Ahh... acıyor. Sahiden acıyor. Yaşadığımı hissediyorum.”

 

Garfiel: “Eh? Sadece başkalarını kesmekten diil, kendinin kesilmesinden de mi hoşlanıyosun? İşte bu harika benliğimin anlayabileceği bi şey diil.  Seni anlamaya çalıştığım da yoktu zaten.”

 

Kadın harikulade bir gülümsemeyle kanlarını damlatıyor, Garfiel’in içinde bir tiksinti uyandırıyordu. Kalkanlarını birbirine vurdururkense—kadının arkasındaki bir şeyi fark etti.

 

Garfiel: “Hey, abla. Hala burda ne bok yiyosun? Az önce gördüğün gibi sana sürekli havalı bi gösteri sunamam. Git de yapman gerekeni yap.”

 

Frederica: “...Ta-tabii. Yapayım.”

 

Aslında Frederica sessizce olup bitenleri izlemeyi seçmiş değildi, adeta donakalmış ve hareket edemez hale gelmişti.

 

Garfiel ve kadın arasındaki dövüş işte bu kadar çok boyutluydu.

 

Frederica bu mücadeleye dahil olmuş olsaydı ilk bir iki darbeden sonra çabucak çekilirdi.

 

Bu ikili kendisinden öylesine üstündü ki...

 

Frederica dikkatini kadının arkasına vererek hedefine bir göz attı—yani Rem'in uyuduğu odaya. Aradaki mesafe yalnızca birkaç metreydi ve kendisinin odaya olan uzaklığı kadınınkinden çok daha azdı.

 

Hiç değilse odaya ulaşmayı başarabilirse Rem’i sırtlanır ve içerideki pencereden kaçabilirdi.

 

Kadın: “Bu kadar tetikte olmana gerek yok ablası.”

 

Frederica: “...Ha?”

 

Kadın: “Şu anda küçük kardeşine kapılmış durumdayım. Herhangi bir odaya gidişin veya orada yapacağın iş beni rahatsız etmez. Buna dair en ufak bir ilgim yok.”

 

Frederica: “—!”

 

Kadının arkasına bakmaya bile tenezzül etmeyişi Frederica’nın güvende olacağını garantiliyordu.

 

Muhtemelen yalan söylemiyordu. Düşmanını bu şekilde kandıracak tipte biri gibi görünmüyordu, zaten buna ihtiyacı da yoktu. Her şeyden önce, sözlerindeki içtenlik dinleyen herkes tarafından anlaşılabiliyordu.

 

Şu anda ilgisi tamamıyla Garfiel’in üzerindeydi.

 

Sahiden Frederica’yı daha az umursayamazdı.

 

Ama yaydığı aura öylesine ürperticiydi ki tüm köşkü kapsıyordu. Başlangıçtaki havasını tamamen çocuk oyuncağı gösteren keskin ve şiddetli bir kana susamışlık söz konusuydu.

 

Garfiel: “Abla.”

 

Frederica: “—Sana güveniyorum.”

 

Frederica bu sözlerin ardından aklındaki odaya ulaşmak için kadının korkunçluğunda boğularak koridorda ilerledi—

 

—Ve Garfiel’e son bir bakış atarak odaya girdi.

 

Buna şahit olan Garfiel ise uzunca bir iç çekti.

 

Garfiel: “Ablamı görmezden gelecek kadar telaşsız olman... aslında durum bu diil, di mi?”

 

Kadın: “Böyle harika bir partner karşısında telaşsız kalacak kadar hilekâr mıyım ben? Şu anda tamamıyla seninim. —Ahh, dayanamıyorum.”

 

Bu tüyler ürpertici kadın hem ışıl ışıl bir cazibe hem de kan dondurucu bir dehşet barındırıyordu.

 

O gülümserken onun tutkulu, delici bakışlarıyla yıkanan Garfiel duruşunu değiştirerek bedenini alçalttı.

 

Garfiel: “Cidden iğrenç bi mahluksun. Seni parçalara ayırıp lime lime edicem.”

 

Kadın: “Ben de bağırsaklarını hiçbir zarar vermeden çıkartacağıma söz veriyorum.”

 

Sol kolu hala sarkık halde olan kadın sağlıklı sağ kolunda bıçağını hazırladı.

 

Sonra da göğüsleri yere değecek kadar eğildi ve-

 

Kadın: “Ben Bağırsak Avcısı, Elsa Granhiert.”

 

Garfiel: “... Kalkanların En Güçlüsü, Garfiel Tinzel.”

 

#Sağlam bir çarpışmaydı, ikisi de dişine layık bir rakip bulmuş durumda. Bağırsak avcısı ve kalkanların en güçlüsünün çarpışmasının nasıl sonlanacağını pek yakında öğreneceğiz inşallah, kendime spoiler olmasın diye ileriki bölümlere bakmadım. Ben de sizinle birlikte öğreneceğim yani laughing 
O zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere arkadaşlar, iyi haftalar diliyorum smile




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1263

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 662

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 196

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15594 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21004 Bölüm Sayısı


creator
manga tr