Cilt 4 Bölüm 108 [ Sağlam Zamanlamalı Kişi ] (2/2)

avatar
2645 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 108 [ Sağlam Zamanlamalı Kişi ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy 

 

Mükemmel tuzaklara yakalanıp iki sağlam büyü darbesi yiyen Garfiel’in hala hayatta olması, şaşırtıcı yaşam gücünün kanıtıydı. Rakibi de buna hazırlıklı bir şekilde merhamet göstermemişti.

 

Garfiel’e zarar verebildiğini teyit eden Ram hafifçe iç çekti. Sonra da tüm bu sürpriz saldırıyı arkasından izlemiş olan Otto’ya döndü.

 

[Ram: Bunu zaten biliyordum ama öyle bir görünüşün var ki izlemek insana acı veriyor.]

 

[Otto: Bunun tüm kalbi ve ruhuyla dövüşmüş birine söylenmeyeceğine eminim…….]

 

[Ram: Önemli olan sonuçtur. Çabaların başarıya erişti mi erişmedi mi? Bu uğurda yaptıkların ikincil önemde…… Bu yüzden tekrar edeceğim: Seni izlemek insana acı veriyor.]

 

[Otto: Oof, gerçekten acımasızmışsın…… Tam da Natsuki-san’ın söylediği gibi.]

 

Otto’nun çabalarına dair en ufak bir takdir sergilemeyen Ram, buruk bir gülümseme eşliğinde hafifçe homurdandı.

 

Otto, zorlu mücadelesinin sonucunda Garfiel’e biraz zarar vermeyi başarmıştı. Yalnızca öfkelenmesine yarayan ufak tuzaklar silsilesinin yanı sıra son saldırısıyla onu normal şartlarda yenilgiyi kabul edebileceği bir noktaya taşımıştı.

Ama Otto’nun hesaba katmadığı bir şey vardı.

 

[Ram: Garf’ın Toprak-Ruhu İlahi Korumasını unuttun herhalde.]

 

[Otto: Toprak-Ruhu mu…… o da ne?]

 

Bu soruyu işiten Ram hafifçe iç çekti. Ardından başını dehşete düşmüşçesine salladı ve Otto’ya tam bir küçümseme ile bakarak bir kez daha iç çekmeyi ihmal etmedi.

 

[Otto: Daha ne kadar hayal kırıklığı sergileyeceksin acaba!? Cidden canım acıyor artık!]

 

[Ram: Garf’ın Toprak-Ruhu İlahi Koruması isminden de anlaşılacağı üzere toprağın kutsayışını sunan bir İlahi Koruma. Ayağı yere değdiği sürece bedeni dirençli bir toprak kalkanı tarafından korunuyor. ――Bunun dışında Toprak Büyüsü ile korkunç bir yakınlığı var. Ona karşı Al-sınıfı bir büyü kullandın ve bir de Dona’yı seçtin……]

 

Elini alnına götüren Ram gözlerini kapatıp başını eğdi.

 

[Ram: Öyle bahtsızsın ki sana acıyasım bile gelmiyor.]

 

[Otto: Yani ömürlük bahtsızlığım en sonunda bu noktaya geldi, öyle mi!? Bu çok korkunç! Hem Ram-san, madem bunu önceden biliyordun, bana da söylesen olmaz mıydı!?]

 

[Ram: Ram-sama diyecektin herhalde?]

 

[Otto: Neden herkes beni sınıf konusunda en dibe itmeye çalışıyor!?]

 

Tepesi atan Otto’yu hiçe sayan Ram, asasının ucunu sallayarak yeniden Garfiel’e döndü.

 

Şu anda baygın olmalıydı lakin sonsuz dayanıklılığı kesinlikle takdire şayandı. Sığınağın özgürleştirilmesinin önündeki en büyük engelin o olduğuna şüphe yoktu. Bir an önce hizaya getirilmeli ve işler çözülene dek gözlem altında tutulmalıydı――

 

[Ram: …………]

 

Ram’ın kaşları hafifçe kalkmıştı. Ardından dudaklarını açarak kuru havayı hissetti, kırmızı dilini bir anlığına dışarı çıkardı. Ve-

 

[Ram: Garf]

 

[Garfiel: …… Lanetlenicem. Sen cidden acımasız bi kadınsın.]

 

Garfiel eğik başını kaldırarak Ram’ın çağrısına karşılık vermişti.

 

Açılan keskin gözleri öfke ve nefretle doluydu ve kesici dişleri dövüş arzusunun yatışmadığını gözler önüne sermekteydi.

 

Sürpriz saldırı mükemmel bir başarıya erişmiş olmalıydı. İşler daha iyi ilerleyemezdi.

 

Ama yine de Garfiel denen bu canavarı yenmek mümkün olmamıştı. Bedeninden hala kanlar sızmakta olan Garfiel en ufak bir yaralanma veya bitkinlik tatmazmış gibi ayağa fırlamıştı. Rüzgar bıçaklarının doğurduğu tüm hasar yüzeyseldi.

 

Teninde sığ kesikler oluşmuş ve hayati olmayan noktalarına yediği sayısız darbeye rağmen gücünden olmamıştı.

 

[Garfiel: Beni bi ağaca bastırıp o büyüyü gerçekleştirdiğinde işim bitti sandım. O an zihnim tüm gücüyle çalışıyodu. Ama lanet olasıca bi cevap bulamadım.…… O yüzden düşünmeyi bıraktım.]

 

Boğuştuğu düşünceleri bir kenara bırakınca da kurtulmak için bedenine güvenmişti.

 

İçgüdüleri açgözlü bir şekilde kurtuluşa yönelmiş ve bedeni kaçınamayacağı o fırtınadan minimum darbeyi almak adına mükemmel bir performans sergilemişti.

 

Bu, savaşçı bir yaşam formunun içgüdülerinin meyvesiydi. Ram bile Garfiel’in kayda değer yeteneği karşısında o ifadesiz suratını bozmadan belli belirsiz bir şekilde yutkunmadan edememişti.

 

Yetenek konusunda dezavantajlı olduğunda dahi sağlam bir muhakeme konusunda kendine güvenen Ram için kendine denk bir rakip bulmak nadir bir durumdu.

 

Bu kişinin Garfiel olması da kalbinde tarifsiz bir duygu uyandırmaktaydı.

 

[Garfiel: Söylesene, Ram. Neden onların tarafını tutuyosun? Sana bunu yaptıran ne?]

 

[Ram: ――――]

 

[Garfiel: Farkındasın di mi? Sığınağı özgürleştirmek için kumpas kuranlarla birliktesin. Bu o Roswaal piçinin arzusuna karşı çıkmak diil mi? O göt…… hiç değilse şu an için Sığınağın özgür kalmasını istemiyo olmalı.]

 

[Ram: Benim karşımda Roswaal-sama’nın arzularını benden daha iyi anladığını mı söylüyorsun, Garf? Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz, yani bir şeyler biliyor olmalısın. Öylece durup bu küstah sözlerini dinlemeyeceğim.]

 

[Garfiel: Ne kadar inatçı olduunu biliyorum. Bu yüzden sana aşık oldum ya. Ve bu yüzden bunu kabullenemiyorum. Roswaal’a tapmayı bırakmadıysan onların tarafını niye tutuyosun? Seni buna nasıl ikna ettiler?]

 

Garfiel’in sözlerini işiten Ram gözlerini kapatmıştı. Dudaklarının, açıklanamaz hisleri bastırmak istercesine titrediğini görmek ender bir manzaraydı. Bu manzara Garfiel’in gözlerini de irileştirmiş ama ifadesi bir an içerisinde silinmişti.

 

[Ram: Ram…… Ram sadece kendi arzuları doğrultusunda en anlamlı olanı seçiyor. O kadar.]

 

[Garfiel: Peki o arzu…… neymiş?]

 

[Ram: Tabii ki Roswaal-sama’ın en içten dileğini yerine getirmek. ――Başka bir şey değil.]

 

Bu yanıtı alan Garfiel uzunca bir iç çekti.

 

Ram’ın bu konu hakkında daha fazla konuşmaya niyeti yoktu. Aklından geçenleri herhangi birinin anlaması mümkün değildi. Tabii belki kalbinin en derinlerinde olanı çözüp onu buna ikna edebilecek biri varsa――

 

[Ram: O Barusu gerçekten can sıkıcı biri.…… Ben bile sebebini anlayamıyorum.]

 

Ram’ın Subaru’ya yönelik tarifsiz bir garezi vardı. Belki psikolojik bir tepki, belki geçirdikleri zamanla biriken bir küçümseme, belki de ikisinden de birazdı ama Ram’ın bunun altında daha köklü bir sebep olduğunu düşünmesi gerekiyordu.

 

Ondan adeta en kıymetli şeyini çalan bir düşman gibi nefret ediyordu―― Subaru’ya duyduğu tarifsiz his bu şekildeydi.

 

Buna rağmen Subaru’nun davetini kabul etmişti ki bu da teklifin kendisini ne kadar sarstığının kanıtıydı.

 

[Ram: Ayaklanacak kadar toparlandığına emin misin?]

 

[Otto: B-bu biraz sert bir soru oldu…… Yani birazcık iyileştirici büyü falan yapsan hayır demezdim……]

 

[Ram: Ram iyileştirici büyü bilmez. Onları hatırlamama hiç gerek olmadı.]

 

[Otto: İlk defa iyileştirmeyi önemsemeyen bir hizmetçiyle karşılaşıyorum!]

 

Bu şekilde sızlanan Otto titreyen bacaklarını kalkmaya zorladı. Bedeni sarsılsa da burun kanaması sonunda durmuştu. Tabii ki ayakta durabiliyor olması onu herhangi bir şekilde savaşa hazır kılmayacaktı.

 

Yine de hala pes etmediğini görmek, Garfiel’in rahatsız bir şekilde homurdanmasına yol açtı.

 

[Garfiel: Ss…… Son seferinde bana karşı şansın olmadıını anladın sanmıştım. Kozunu kullandın ama ben hala gayet canlıyım, görmüyon mu? Pes etmen gereken zamanı bilmen lazım. Bu eziklik hiç de erkeksi diil, oy!]

 

[Otto: Vah vah, savaşmadan teslim olan temiz yüzlü bir çocuk olmak için pisliğimden hiç ödün vermedim. Son darbede yenilmiş olsam da bedenim benimle olduğu sürece ilerlemeye devam ederim. Yani hiç değilse arkadaşımın hücuma geçmeden önce böyle söyleyeceğini düşünüyorum.]

 

[Garfiel: …… Yine mi o piç?]

 

Garfiel, Otto’nun ağzından çıkan “Arkadaş” kelimesi sonrasında dilini şaklatmıştı.

 

[Garfiel: O boşboğaz piçe nası bu kadar güvenebiliyosun? Güçsüz o. Başarısız. Anca dilini çalıştırmayı bilir. Öyle bi adama yardım etmeye değer mi, hah!?]

 

[Otto: Değer mi, ha? Merak ediyorsun demek. Şu anki Natsuki-san için buna gerçekten değer diyemem.]

 

[Garfiel: …… Ha?]

 

[Otto: Ama ilerisi başka bir hikâye.]

 

Garfiel bu beklenmedik cevap karşısında başını kaldırmış, Otto’nun sırıtışı ise derinleşmişti.

 

Tüm dayanıklılığı tükenmiş, numaraları sonunu çekmişti ama hala, en ufak bir umut kalmamışken dahi gözlerinde tedirginlikten eser yoktu.

 

[Otto: Çünkü ben bir tüccarım. İleride büyük faydasını göreceğim kişilere yatırım yapmayı kötü görmem. Görüyorsun ya, Natsuki-san da…… ileride -bir ihtimal- çok önemli birine dönüşebilir.]

 

[Garfiel: ――――]

 

[Otto: Ama bunun için burada takılıp kalmaması gerekiyor. Peki Natsuki-san’ın en nihayetinde tomurcuklanması için ne yapılmalı ve ben nasıl bir bedel ödeyebilirim? …… Bunu bulmak için böcekleri çıkartmaya ve dalları budamaya devam etmem gerekecek.]

 

Ne baş belası ama, diye düşünen Otto buruk bir gülümsemeyle kafasını kaşımış, onu dinleyen Ram ise bıkkın bir şekilde iç çekmişti.

 

[Ram: Açıkçası Barusu hakkında ne düşünerek bu kanıya vardın bilemiyorum. O güçsüz ve faydasız biri. Doğru düzgün bir çay bile demleyemiyor, hatta hiçbir işi adamakıllı yapamıyor. Bu konuda Garf’a katılıyorum.]

 

[Otto: Bu…… ne kadar da dengeli bir inceleme...]

 

[Ram: Ama garip bir şekilde zamanlama konusunda çok iyi.]

 

Otto’nun Subaru’yu destekleme çabalarını hiçe sayan Ram, araya girmişti. ‘’Zamanlama’’ kelimesini işitmekse iki erkeğin başını kaldırmasına yol açtı.

 

[Ram: Zamanlama. Evet, yalnızca sağlam zamanlamalı kişi, Barusu tam da bu.]

 

Genellikle faydasız olan, tam olarak ne işe yarıyor olabilir diye düşündüren Natsuki Subaru isimli kişi, tam da kendisine ihtiyaç duyulduğu anda gelme konusunda gizemli bir yatkınlığa sahipti.

 

Emilia Başkentte Ram’dan kaçtığında Subaru, Ram’ın yerine onu korumuştu.

 

Subaru köşke yaralı bir şekilde getirildikten günler sonra Yaratıklar patlak vermiş ve Subaru, çocukların kurtuluşunda rol oynamıştı. En büyük katkı ona ait değildi ama varlığının işe yaradığı kesindi.

 

Emilia Başkentten döndüğünde ve köyün etrafındaki arazilere kötücül kişiler yaklaştığında Subaru destek toplamış ve herkesi tehlikeden güzelce korumuştu.

 

Özetle Natsuki Subaru isimli kişinin sahiden de absürt bir zamanlaması vardı.

 

Onu ilgi çekici kılan hiçbir şey yoktu, en ufak bir erkeksi cazibe de taşımıyordu. Ram’ın onun hakkında söyleyebileceği pozitif bir şey bulunmuyordu ve onun için üzüldüğü zamanlarda dahi bunu neden yaptığını bilemiyordu.

 

İşte Natsuki Subaru böyle biriydi.

 

Ve Ram da bu yüzden――

 

[Ram: Barusu’nun zamanlamasına güvenirim. ―― Barusu bir fırsat olduğunu düşünüp harekete geçmişse bu, galibiyet için tek fırsat demektir.]

 

[Otto: Natsuki-san’a bayağı güveniyor gibisin, Ram-san.]

 

[Ram: Ram-sama olacak.]

 

[Otto: Cidden bunun zamanı mı şimdi!?]

 

Arkasında sızlanıp duran gençten rahatsız olan Ram, susturucu bir bakış attı.

 

Neticede ikisi de Subaru’nun niyetine yönelik inanç besliyordu. Ve ikisi de aynı tarafta savaşmayı, Subaru’ya bu konuda bir şey söylememeyi seçmişti.

 

Çoktan yeterince vakit kazandırdıklarının da farkındaydılar ama――

 

[Otto: Garip ama nedense hala devam edesim var.]

 

[Ram: Çünkü onca tuzak ve o güzelim sürpriz saldırıya rağmen pes etmemiş olması çok aşağılayıcı. Böyle bir arsızlık hiç yakışık almıyor, Garf. ――Bunu sana öğretmemiz gerekiyor.]

 

[Otto: Woa, bu korkunçtu. Bu büyük kız cidden çok korkunç. Natsuki-san uyuyan kızın naif oluşuyla ilgili yalan mı söyledi diye merak etmeye başladım doğrusu…]

 

Otto bu alakasız gözlemi mırıldanmış, Ram ise elindeki asanın ucunda mana toplamaya odaklanmıştı.

 

Bu sırada savaşa hazırlanan ikiliyi izlemekte olan Garfiel sessizliğini koruyordu. Başı eğik bir şekilde ikiliyi dinlemiş ve en sonunda öne doğru hafif bir adım atmıştı.

 

[Garfiel: ――――]

 

Mücadelenin yeniden başlayacağını sezen Otto ve Ram’ın bedenleri gerginleşti. Ancak bu kararlılığın karşısında-

 

[Garfiel: ――yeter artık.]

 

Bir fısıltı işitildi.

 

Otto ile Ram’ın kaşları aynı anda çatıldı.

 

[Garfiel: Sıçtıımın düşünme işi çok acı verici――]

 

Garfiel bitkin bir tonla bu sözleri mırıldanmıştı.
Ve-

 

[???: ――――――――WWRRR!!]

 

Ardından yankılanan hayvani kükreyiş Sığınak ormanlarını sarsmaya başladı. Orman yaratıkları dahi titremiş ve bu sesin dominantlığı karşısında başlarını eğmişti.

 

―― Yaratık geliyordu.

 

#Subaru sahiden de 'sağlam zamanlamalı' bir kişi. Tabii bunu da sayısız ölümden dönüşüne borçlu. Neyse ki Ram bunu bilmiyor da bizimkine en azından bir güzel özellik sıralayabiliyor. 
Bu bölümde Otto ve Ram'ın işbirliği yaptığını görmüş olduk ve şom ağzınızı açtığınız için Garfiel'in dönüşümü de başlıyor 
Umarım bu dönüşüm süreci bir sıkıntı doğurmaz. Çünkü bu döngü son olmalı, haliyle buradaki şeyleri geri alma fırsatı doğmayacak. O zaman bakalım neler olacak, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21948 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40706 Bölüm Sayısı


creator
manga tr