Cilt 4 Bölüm 95 [ Sigma ] (1/2)

avatar
3190 3

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 95 [ Sigma ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy

 

 [Ram: Barusu. Hain kumpasında bir ilerleme kaydettin mi?]

 

Uyuyakalana dek ağlayan Emilia’yı bırakan Subaru, binadan çıkar çıkmaz Ram ile karşılaşmıştı.

 


Eli hala kapı kolunda olan Subaru, kendisinin dışarı çıkmasını beklediği beli olan Ram’a gözlerini kısarak baktı.

 

[Subaru: “Hain kumpas” kulağa son derece rezil ve biraz da korkutucu geliyor, o yüzden şöyle demeyi keser misin lütfen?]

 

[Ram: İki yetişkin erkeğin sinsice dolaşıp bir şeyler planlamasına başka ne denir ki? Roswaal-sama rıza verdiği için o tüccarın Sığınağın etrafında istediğini yapmasına bir şey söylemeyeceğim ama……]

 

Ram’ın bahsettiği “Tüccar” Otto olsa gerekti.
İkisi de Sığınakta yaşıyor olsa da vaktinin çoğunu Roswaal’la ilgilenmekle geçiren Ram, Otto ile çok kısa bir etkileşimde bulunmuştu. Birbirleriyle konuştukları vakit, Emilia’nın Yargılamadan çıkışını bekledikleri anlardan ibaretti.

 

Otto’nun burada bulunmasının tek sebebi Subaru tarafından getirilmiş olmasıydı. Yani hakkında hiçbir bilgi bulunmadığı için Ram’ın gözünde güvenilirliğinin az olduğundan şüphe yoktu.

 

Ve Subaru için bile, kişiliği bir yana bırakıldığında gezgin tüccar olarak yeterliliği tartışmaya açıktı. Roswaal’la görüşmesine bakarak bile tüccarlıktan ziyade bir komedi oyununun ciddi karakteri olmaya daha uygun olduğu söylenebilirdi.

 

Yine de Roswaal’ın Otto’ya Sığınakta kalma izni verdiği doğruydu. Onu alenen kovamayan Ram’ın Otto hakkındaki fikirleri de daima sert olmuştu.

 

[Subaru: Ehh, kendi başına yapması gereken sıkı bir çalışma var. Bu konuda fikrini değiştirmeye çalışmayacağım.]

 

[Ram: Bu bir arkadaşın söyleyeceği bir şeye benzemiyor. O sana yardım etmeye bu kadar niyetliyse senin de bu iyiliği geri ödemek için hiç değilse biraz çaba sarf etmen gerekmez mi, Barusu?]

 

[Subaru: Arkadaş…… ha. Yani aksini iddia eden bir şey söylemeyeceğim ama sana da arkadaşmışız gibi mi geliyor?]

 

[Ram: Tüm kısıtlamaları kaldırmışken ve böyle aşinalıkla iletişim kurarken…… arkadaş olmadığınızı söylemeye mi çalışıyorsun? İnsanlarla ilişkinden bağımsız olarak böyle iletişim kuruyor olman bayağı korkutucu bir düşünce.]

 

Ram kollarıyla omuzlarını sarmış ve ürperirmiş gibi yapmıştı. Kızın sözleri ve tepkisiyle yanakları gevşeyen Subaru ise boğazının derinliklerinden bir kahkaha koyuverdi.

 


Ram da Subaru’nun boğuk gülümseyişinden iyice ürkmüş gibi aynı pozisyonda gerileyerek araya biraz mesafe koydu.

 

[Ram: Peki, Barusu, sorumu tekrarlayacağım. ―― Hain kumpasında bir ilerleme kaydettin mi?]

 

[Subaru: Ehh yani…… işlerin yavaşça ilerlediğini ama üstünde çalışılacak bazı pürüzler olduğunu söyleyebiliriz.]

 

Detaylar ne olursa olsun gerçek niyet barizdi. Söz konusu kişi Ram’dı, yani Subaru’nun sözleşmeli rakibi Roswaal’ın elindeki bir kart. Subaru Ram’a ne kadar güvenebileceğinden emin değildi ancak Ram, yatağa düşen Roswaal’ın gözü ve kulağı rolünü üstlenmişti.

 

Yani Ram’ın Subaru’nun eylemlerine ilgi duyması kaçınılmazdı. Doğruca konunun özüne girmek de tam olarak Ram’ın yapacağı bir şeydi.

 

[Subaru: Peki ya sen? Buraya Emilia için geldin, değil mi? Benimle konuşarak vaktini harcamamalısın.]

 

[Ram: Barusu dışarı çıktıysa Emilia’nın uyuduğundan emin olmuştur, haksız mıyım? O kadar haykırıştan sonra uyuyakaldıysa da yakın zamanda uyanmaz.]

 

[Subaru: …… Bu oldukça sert bir yorum oldu.]

 

[Ram: Dürüst ve objektif bir yorumdu. Sen de örnek alabilirsin.]

 

Bu patavatsız ifade şeklini kullanan Ram, Subaru’nun eğdiği yüzüne bakmaktaydı. Baskının bakışlarını hisseden Subaru ise içinden bir ah çekti.

 

――Emilia ve Puck’ın kontratının sonlanışının üzerinden yaklaşık iki buçuk saat geçmişti.

 

Puck ile bu meseleyi tartışmış ve Emilia’nın uyandığında yüzleşeceği kafa karışıklığı, keder ve şoka hazırlanmış olsa da onu o halde görmenin verdiği pişmanlık tarif edilemezdi.

 

Emilia tutunacak tek dalını yitirmişçesine ağlamaya başlamış, yarı deli bir hal almıştı.

 


Güzel gümüş saçları karman çorman olmuş, tırnaklarıyla tenini kazımış, ayrım yapmaksızın etrafındaki tüm objeleri fırlatmış, duygularını kargaşa yaratan bir çocuk misali dışa vurmuştu.

 

Bu dibe vuruş halinde büyü kullanma opsiyonuna sahip olmamasıysa hem kendisi hem de çevresindekiler için isabet olmuştu.

 

Her halükarda, yaşanacakların farkında olan Subaru dışarıda beklemiş ve Emilia’nın çığlıklarını işitir işitmez içeri girerek kızı sımsıkı sarmıştı.

 


Ve iki buçuk saat sonra Emilia’nın kekeleyerek ağlayışlarını, sızlanışlarını, kırılgan yıkıcı eylemlerini tek başına yatıştırmayı başarmış, en sonunda da Emilia’yı yatırarak odadan ayrılmıştı.

 

Tam Emilia’nın kıyafetlerini değişip bedenini silmesi için Ram’ı bulmaya niyetlendiğindeyse kapının dışında onunla rastlaşmıştı. Belki de Ram da aynı şeyi düşünerek Subaru’nun çıkmasını beklemekteydi. Onun bir kova su ve mendille beklediğini gören Subaru sağlam bir rahatlama duymuştu.

 

Subaru bu düşüncelerle meşgulken Ram sessizce fısıldadı:

 

[Ram: Barusu. ―― Cidden ona yönelik bir umut besliyor musun?]

 

[Subaru: …………]

 

[Ram: Emilia-sama’nın dün geceki haline bakılırsa Yargılamaları aşmak için gerekli şeye sahip olmadığı bariz. Ve tam daha kötüsü olamaz derken de bu yaşandı. Yani Ulu Ruh-sama gerçekten Emilia-sama’nın yanından ayrıldı mı?]

 

[Subaru: …… Demek sen de biliyorsun, ha.]

 

[Ram: Defalarca çığlık çığlığa bağırdığı ve sesi binanın dışına ulaştığı için bir aptal bile olayı çözebilirdi. Ve Barusu dahi çözdüyse Ram’ın çözmesi de gayet normal. Öyle değil mi?]

 

[Subaru: Beni aptal yerine koyduğun hissine kapılıyorum ama seninle tartışamayacağım. Emilia’nın durumu daha da kötüleşti, bu gerçek ortada…]

 

Açıkçası Ram’ın dile getirdiği endişeler aşağı yukarı Subaru’nun streslerinin de dışavurumu olmuştu.

 

Puck’ın sözlerini yutacak kadar ileri gitmemiş olsa da teklifini kabul etmişti. Gerçek buydu.

 

Puck’ın kendi varlığının Emilia’nın gerçek geçmişiyle yüzleşmesini engellediği şeklindeki iddiası, döngüler arasındaki büyük çaplı değişiklikler, Subaru’nun Roswaal’ın İncili hakkındaki şüpheleri, Beatrice’in çığlıkları, Emilia’nın ifadesi ve Puck’ın varlığı――

 

Tüm bu faktörlerin birleşimi Subaru’yu Puck’ın teklifine razı gelmeye, Emilia’yı yalnızlık hapsine mahkum etmeye itmişti. Sonuç olarak Emilia ömründe ilk defa gerçekten ve su götürmez bir şekilde yalnız kalmıştı. Bundan kaçmak içinse zaman ve fırsata ihtiyacı vardı.

 

Ancak şu anda ikisine de sahip değildi. Şartlar ona hislerini düzene koyacak fırsat tanımıyordu ve sürecin üstesinden gelme gücü yalnızca kendi içerisinde mevcuttu.

 


Yani yolunu bulmak Emilia’ya kalmıştı. Ram bunu anlıyor ve Emilia’nın herhangi bir şansı olduğuna inanmıyordu.

 

Subaru da son kısım dışında Ram’a tamamen katılıyordu.

 

[Subaru: Yine de ona yönelik ümitliyim ve ona hala inanıyorum.]

 

[Ram: …… Bu iyimser bir ifadeydi. Peki tam olarak neye dayanarak ümitlisin?]

 

[Subaru: Sadece inanmam gereken şeye inanmaya karar verdim o kadar. Ve bana yardım etmek için çok çalışan ‘’Arkadaşım’’ ile sürekli beni kurtaran ejder sağ olsun…… Artık kendime de biraz daha fazla inanıyorum.]

 

[Ram: Peki bunun Emilia-sama’ya olan inancınla ne alakası var……]

 

[Subaru: Madem kendime inanmaya başlamışım, hoşlandığım kişiye de inanmamın nesi yanlış ki? Emilia’dan hoşlanıyorum ve onun gücü olmak istiyorum. Ondan hoşlanmam kısmen çok tatlı oluşundan kaynaklanıyor…… ama esas sebep… farklı.]

 

Ram’ın şüpheli bakışlarıyla yüzleşen Subaru omuz silkti. Bu paralel dünyaya geldiğinden beri Emilia’ya yönelik hisler taşıyordu―― umudunu yitirdiği ve tutunacak hiçbir şeyi olmadığında kendisine nazik davranan ilk kişi Emilia olmuştu.

 


Hayatını kurtarmıştı ve onunla geçirdiği vakitlerde Emilia denen bu kızı tanımış, ona yardım etmek ister hale gelmişti. Bunun bir kısmı borcunu ödeme arzusuydu ama zamanla Subaru bile ardındaki gerçeği görebilir hale gelmişti.

 

Sonra onu yitirmiş, Ölümden Dönüşü yaşamış ve dünyayı sıfırlamış, onunla paylaştığı tüm anıları yitirmişti. Ama yine de sıradaki geleceği değiştirerek Emilia’yı ölümcül kaderinden kurtarmıştı.

 

Köşkte, Başkentte, Cadı Tarikatı savaşında olup biten her şey――hepsi duyduğu ilk hissin tutkusuyla başlamış ve yolun her adımında daha da alevlenmişti.

 

Emilia Subaru’yu Başkentte kurtarmıştı.

 


Emilia Subaru’yu yıkılmak üzereyken Köşkte kurtarmıştı. Ve Subaru da canını ve kalbini kurtardığı için ona olan borcunu ödemek istiyordu ama bu uğurda onu bencilce yaralamıştı.

 

Ayrı geçirdikleri vakitte aralarında bir uçurum oluşmuş ama eylemlerini görme şansı bulan Subaru bir kez daha ayağa kalkmıştı.

 

Beyaz Balinayı düşürmek, Petelgeuse’yi yenmek ve şu anki dövüş… Tüm bunlar ne içindi?

 

Cadıyla olan derin bağlantısını fark eden, geçmişini geride bırakıp ebeveynlerine veda eden Subaru neden hala çabalıyor, anlaşılmaz güçler tarafından teşvik ediliyordu?

 

[Subaru: Çünkü onu seviyorum.]

 

[Ram: ――――]

 

[Subaru: Sevdiğim kız…  azimli, inatçı, hisleriyle ilgili dürüst olmayan ve gerçekten istese dahi ağlamak istediğini itiraf etmeyen o kız…… bir başkası uğruna canını riske atmaktan yana hiç tereddüt etmez.]

 

[Ram: Buna kendi kendini inandırıyorsun, Barusu. Evet, Emilia-sama başkalarını kendinden önde tutmaya meyilli…… ama bu onun kendi kalbini koruma yolu değil mi? Bu kendisini etrafındakilerin aşağılayışından koruma mekanizması değil mi? Buna defalarca düştün, kullanılmak seni rahatsız etmiyor mu?]

 

[Subaru: Hayır.]

 

Uzun sorularının tek bir kelimeyle cevaplanışı Ram’ın nutkunun tutulmasına yol açmıştı.

 

Nadir görülen bu tepkinin tadını çıkartan Subaru ise arkasındaki binaya bakmaktaydı. Düşünceleri tekrar yatağında uyumakta olan Emilia’ya kaymıştı.

 

[Subaru: Canı isterse beni kullanabilir. Ve kullansa bile içten içe beni kırılmayacak bir araç olarak görüyor demektir ki bu da bana uyar.]

 

[Ram: Bir araç muamelesi görmekten yana sıkıntın yok mu yani?]

 

[Subaru: Öyle değil. Onun için bir işe yaramaya devam ettiğim takdirde ayakta durup ilerleyecek iradesi var demektir… ve bu da beni memnun eder. Başını kaldıracak gücü olduğu sürece de ona yardım etmek için her şeyi yapacağım. Yani beni nasıl isterse kullanabilir.]

 

[Ram: ――――]

 

Ram, Subaru’nun ilanı karşısında gözlerini tatminsizlikle kısmıştı. Nadiren bir duygu belirtisi sergileyen kızdan böyle bir tepki almaksa Subaru için yeni bir tecrübeydi. Bir araç olarak kullanılmayı tereddütsüzce kabul etmek tam olarak Ram’ın yaptığı şeydi――

 

[Subaru: Ben de beni en iyi sen anlarsın diye düşünmüştüm.]

 

[Ram: ――Sana bunu düşündüren nedir?]

 

[Subaru: Fark ettim de, şu ana kadarki tavrın ve davranışlarına bakılırsa…… senin de pek farkın yok. Bu yüzden diğer insanların da aynı şeyi hissetmesini doğal karşılayabileceğini düşündüm.]

 

[Ram: Kendi çözümlenmemiş meselelerini başkalarına yansıttığında herkesin seninle aynı şeyi hissettiğini düşünürsün. Özellikle de karşındaki kişinin senin çözemediğin meseleleri çözdüğünü fark ettiğinde…]

 

Bu seri yanıtı veren Ram bakışlarını söylediği şeyden utanmışçasına uzaklara çevirdi. Sonra da hafifçe iç çekerek Subaru’ya kapıdan ayrılmasını işaret etti.

 

[Ram: Ehh, neyse. Bir araç olmak istiyorsan ol ve efendinin istediğini yap. Bu sırada Ram da canı ne isterse onu yapacak. Bu Ram’ın özgürlüğü, değil mi?]

 

[Subaru: Evet. Ne istersen onu yap. ――Sadece-]

 

Ram, Subaru’nun yanından geçip elini kapıya koyarken ardından Subaru’nun sesini işitti. Durup ona bir bakış attı ve devam etmesini istermişçesine başıyla onay verdi.

 

[Subaru: Kendimi hiçbir şey beklemeden Emilia’ya adıyor değilim, bilesin.]

 

[Ram: …………]

 

[Subaru: Benim de Emilia’dan almak istediğim şeyler var. İstediğim ve Emilia’nın yardımı olmadan elde edemeyeceğim şeyler. Az önce beni kullanmasından yana sorun olmadığını söyledim ama…… Kesinlikle ben de onu kullanacağım.]

 

İfade etmek için kötü bir yoldu ancak aklındaki hedefler doğrultusunda insanlarla iletişim kurması kaçınılmazdı.

 


Nihayetinde Subaru’nun arzuladığı gelecek çevresindeki herkesin dahil olacağı bir gelecekti. Başka bir deyişle Subaru o geleceğe ulaştığında herkesi kullanmış olacaktı.

 

Emilia tarafından kullanılmak istiyordu. Aynı şekilde mükemmel gelecek için Emilia’yı da kullanacak, onu sımsıkı tutacak ve gitmesine asla izin vermeyecekti.

 

[Ram: ――――]

 

Ram hiçbir söz söylemeden arkasını döndü ve eve ilerledi. Ancak tam kapı kapanıp küçük bedenini gözler önünden silecekken――

 

[Subaru: Olanlar çoktan İncil’de yazılanlardan saptı. ――Roswaal bu dünyada özgür kaldı bile.]

 

Son sözlerin hedefe ulaşıp ulaşmadığına dair bir yanıt gelmedi.

 

Ve kapının kapanış sesi Subaru’yu içeride yaşanan her şeyden uzaklaştırdı.

 

Emilia’nın uyanıp Ram’la tartışma ihtimali pek yüksek değildi. Bunun bir sebebi ağlayarak uyuyakalan Emilia’nın bu tarz bir şeye enerjisinin kalmamış olacağıydı. Daha önemlisiyse bedeninin uyanmaya hazır hale gelmesine daha çok uzun süre olmasıydı.

 

[Subaru: Yarın benim büyük günüm. Aradan sonraki gün…… her halükarda sona geliyoruz.]

 

Süre dolduğunda Roswaal karı yağdıracak ve Büyük Tavşan gelecekti. Bu da Sığınağın sonu olacaktı. Bu durumda döngü sonlanacak ve Subaru kontratı tarafından bağlanacaktı.

 

Natsuki Subaru, Roswaal L Mathers ile yaptığı kontrat neticesinde kendisi için en önemli olan şeyi kurtarmak adına her şeyi feda etmeye zorlanacaktı.

 

――Ve Subaru, bunu neden yeni fark ettiğini merak ediyordu.

 

[Subaru: Vazgeçemeyeceğim tek gelecek için mücadele etmek… Hâlihazırda bunu yapıyorum zaten, değil mi?]

 

#Emilia Puck ile olan bağlantısının kopuşunu öğrenip 'beklenildiği gibi' sinir krizleri geçirmiş. O kısımların özet geçilmiş olmasına sevindim, yüreğim o kadar hüznü kaldıramayacaktı doğrusu. 
Ram da serinin başından beri emin olamadığım karakterlerden. Bir döngüde Otto ile birlikte sığınmacıları kaçırmaya yardım etmişti ancak bunun arkasında Roswaal var mıydı yoksa hür iradesi miydi kısmı net değildi. Ne olursa olsun aşırı dobralığından ötürü sinsi bir hareket beklemediğim bir kız, ileride şaşırmamayı umuyorum. Hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22032 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40740 Bölüm Sayısı


creator
manga tr