Cilt 4 Bölüm 79 [ Rüyanın Sonlanışı ] (1/2)

avatar
3642 2

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 79 [ Rüyanın Sonlanışı ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy 

 

Soluk borusundan oksijenin geçtiğini fark eden Subaru, yoğun öksürüklerle boğazını tıkayan kan parçacıklarını çıkarttı.

 

Hala yüzüstü yere yığılmış haldeydi, kesik kesik nefesler almaya çalışarak oksijeni, yaşamın kaynağını arıyordu.

 

Şu anda ne korkunç göründüğünü düşünecek zaman değildi.

 

Tabii dilini ısırıp ölmeye çalıştıktan sonra ilk kurtarılma fırsatına tereddütsüzce tutunmanın ne kadar acınası bir hareket olduğunun farkındaydı.

Ama-

 

[Subaru: …benim…….]

 

[Minerva: ――Hm?]

 

[Subaru: Benim hayatımın… bir değeri var mı……? Ölmem dışında…… defalarca ölüp geri gelmem dışında……bir değere sahip miyim……?]

 

Ölümden Dönerek herkesi kendi çaresizliklerinden kurtarmak.

 

Natsuki Subaru, canını ödeyerek elde ettiği bu sonucun tek değeri olduğuna inanıyordu.

 


Ama acaba başka türlü düşünmesi uygun olur muydu?

 

[Subaru: Benim… Ölümden Dönüş dışında… bir değerim olduğunu düşünebilir miyim? Değer verdiğim kişilerin de…… bana değer verebileceğini…… düşünmem… uygun mu?]

 

[Minerva: ……Nerden bileyim ben!]

 

Minerva bakışlarını kaçırmış ve Subaru’nun sızlanışlarına bu karşılığı vermişti.

 

Sağ kolunu ve iki bacağını kaybeden kız bu bağırış sonrasında sol koluyla Subaru’dan uzaklaştı. Ve yüzünü sağ omzuna götürerek―― ısırdı. Kayıp sağ kolu, ışıklar eşliğinde yenilenmeye başladı.

 

Sonra da geri gelen sağ yumruğuyla bacaklarının köklerini yumruklamaya başladı―― ve böylece kolu gibi bacakları da yenilendi.

 

Öfke Cadısı Minerva, hâlihazırda kısa olan eteği iyice kısalmış ve sağ kolu çıplak kalmış olsa da hemen hemen mükemmel bir duruma ulaşmıştı.

 

Yepyeni bacaklarıyla ayağa kalkıp kollarını çaprazlayıp iri göğüslerini meydana çıkarttıktan sonra bakışlarını Subaru’ya çevirdi.

 

[Minerva: Senin bir değerin olup olmadığı zerre kadar umurumda değil. Ama o senin hayatta kalmanı çok istiyor…… ve ikinci Yargılamayı da gördün, değil mi?]

 

[Subaru: ……Ama ikinci Yargılama… benim hatalarım… ve günahlarımdı……]

 

[Minerva: Salak mısın sen? Mesele senin batırdığın dünyaların sorumluluğunu alman değil. İnsanların senin hatalarının sonucunda ne kadar üzüldüğünü görmen. ――Bu senin sorunu yanıtlamıyor mu?]

 

[Subaru: ――――h]

 

Ve hatırladı.

 

Ağlayan sesi hatırladı. Pişman sesi. Her zamanki nazikliğiyle vedalaşan sesi.

 

Kendisine inananların fısıltılarını. Ve savaşmak için motive eden, her şeyi başlatan sözleri.

 

Normal şartlarda hayatında olmaması gereken şeyleri hatırladı.

 

Hiçbir şeye sahip olmayan, ne yapacağını, neden var olduğunu bile bilmeyen Subaru, bu dünyaya çağrılmıştı.

 

Değerini kanıtlamak için savaşmak zorundaydı. Değer verdiklerini korumak için bu yalnız yolda ilerlemek zorundaydı.

 

Sadece başkalarından bir şeyler kazandığımı düşünüyordum, aksini düşünmem normal mi?
Onlar benim için ağlar mı?

 

Onlar da benim için kendi güçsüzlüklerine lanet eder mi?

 

Onlar da benimle bir gelecek görmek ister mi?
O sevdiğim insanlar, o noktaya geldiğimizde gülümseyerek beni yanlarına alacak mı?

 

O noktada yanlarına alınmayı hak edeceğinden emin değildi.
Ama bu yolda inatla tek başına yürümeyi sürdürürse kendisine bir yer bulamayacağı kesindi.

 

Kalbini çeliğe dönüştürür ve sarsılmaz bir iradeyle savaşırsa her şey sonlandığında yüzünde bir gülümseme oturtabilecek hassasiyeti kalmayacağı kesindi.

 

Peki inanabilir miydi?

 

Kendi kalbini kaybetme pahasına, kendisi için değerli olanlara bir gelecek temin etme seçeneği.

 

Devam edeceği yolu kaybetme pahasına, kendi kalbini ne yapıp edip koruma seçeneği.

 

Peki ikisini de seçmeyip daha açgözlü bir seçeneğe tutunma şansı var mıydı?

 

Değer verdiği kişilere bu geleceği sağlarken Natsuki Subaru olarak kalabilmek---- bunu arzulayabilir, buna inanabilir miydi?

 

[Satella: ――Yapabilirsin.]

 

[Subaru: ――――]

 

Bunlar yalnızca gözyaşı akıtmakla yetinen Subaru’nun dile getirilmemiş düşünceleriydi.

 

Ancak yanıtın zamanlaması öyle harikaydı ki sözlü bir iletişim kurmuş gibiydiler.

 

Hala yerde yatmakta olan Subaru, başını çevirerek Minerva’nın ötesine baktı―― ve dizlerinin üzerine çökmüş olan, gülümserken gözlerinden akan yaşları silmeyen kızı gördü.

 

Hala yüzünü seçemiyordu.

 

Bir karanlıkla kaplıydı, yüz ifadesini seçmek mümkün değildi. Ama Subaru, onun gülümsediğini bir şekilde biliyordu.

 

Echidna açıklamıştı. Subaru’nun Satella’nın yüzünü görememe sebebi kızı kabullenmemiş oluşuydu. Gülümseyişini göremeden fark edebilmesinin sebebi ise Subaru’nun bilincinin görmüyor oluşu hakkında ısrarcılığıydı.

 

[Satella: Beni kurtardın. Ve bu yüzden kurtarılmalısın. Kurtarılmanı… diliyorum.]

 

Satella’nın sözlerinin ve sesinin kırık kalbine işlediğini fark eden Subaru, yüzünü kollarına gömdü. Gözyaşları zaten işi batırmıştı, şu anda olduğundan daha acınası görünmesine imkân yoktu. Ama yine de hiç kimsenin bu halini görmesini istemiyordu.

 

Satella’ya karşı takındığı bu acımasız tavırdan sonra onun sözleriyle nasıl böylesine rahatlayabilirdi? Ve yüz ifadesinin rahatladığını nasıl gösterebilirdi?

 

Yine de Satella’nın sebebi anlaşılmaz ‘’Aşk’’ sözleri, Subaru’nun Yargılamanın gerçek manasını anlamasını sağlamıştı.

 

[Echidna: …… Minerva’nın Typhon ve Sekhmet engelini aşmasına şaşırdım ama şahsen siz ikiniz çok daha şaşırtıcısınız.]

 

Echidna, konuyu kafasını yere gömen Subaru’dan uzaklaştırarak sessizce bu kelimeleri mırıldandı.

 

Önce Minerva’ya ve yenilenmiş uzuvlarına bakan Echidna, bakışlarını başka bir noktaya çevirdi―― siyah tabutun pençeleriyle yere tutturulmuş Typhon’a ve Sekhmet’e bakmakta olan tabut sahibi Daphne’ye.

 

Echidna’nın sözlerini işiten Daphne, gırtlağından garip sesler çıkarttı. Ardından alt bedenindeki bandajları çıkartarak çimlere adım attı ve dilini uzattı.

 

[Daphne: Ty-Ty’a karşı en iyi kişinin ben olduğuma hiç-şüphe-yok~… Kırkayak Tabutun düşünecek bir beyni yok… benim kollarım ve bacaklarım görevi görüyor~ Ty-Ty’ın otoritesi benim üzerimde işe yaramaz…]

 

[Typhon: UUuu~, Phinnie~ kes şunu~~! Hnnn~! UUuu~!]

 

[Sekhmet: Yani haa… Beni kontrol altında tutmak için gerçek vücudunu kullanıyorsun öyle mi? Huu. Ben Echidna değilim, haa. Neden hünerlerini sergiliyorsun ki? Huu… Minerva’nın aksine senin neden dahil olmak istediğini anlamıyorum, haa.]

 

Sekhmet aşırı yoğun saçlarını sert bir şekilde kaşıdı. Typhon bu şekilde rehin alınmışken düşüncesiz davranamazdı.

 

Sekhmet’in sorusunu işiten Daphne, kısa atkuyruğunu savurdu ve gülümseyerek [Eeeeeeeh~] dedi.

 

[Daphne: Subaruun~, Daphne’ye bir hayli büyük laflar etmişti~ Büyük Balinayı öldürmüş, sırada da Büyük Tavşan varmış~? Yani~ Ben de hiç değilse~ Onlarla yüzleşecek kadar direnmesine izin vermek istedim~]

 

[Echidna: İlginç bir bakış açısı. Kafasına koyduysa kesinlikle başaracaktır. Bunun farkındasın, değil mi? ……Yoksa Büyük Tavşanın yok edilmesini mi istiyorsun?]

 

[Daphne: Ne fark eder~? Daphne’den ayrıldığı anda~ onun açlığı Daphne’nin midesini ilgilendirmemeye başladı~ Yok edilip edilmediği beni pek ilgilendirmez~…… Ama benim bastırılamaz açlığıma sahip olan Büyük Tavşanın sonuna nasıl kavuşacağını merak ediyorum~]

 

“Sonuçta” diye devam etti Daphne.

 

[Daphne: Eğer sona ermek tatmin ediciyse~……bu benim hiç tanıyamadığım bir mutluluk olacak~]

 

Sürekli olarak bitmeyen bir açlıkla işkence çeken Daphne için tatmin olmak, erişilmez bir rüyaydı.

 

Büyük Tavşan da bastırılamaz açlığının bir yansıması, kendisinin bir uzantısıydı――Tabii Daphne bu tarz bir yakınlık hissetmiyordu.

 

Eğer Büyük Tavşan kendisinden farklı bir sona erişecekse, bu sonunda tatmin olacağı anlamına gelir miydi? Daphne’nin mutlu sona ermesi, tatmin olması mümkün müydü? Yüzünde yemek dışında bir sebeple oluşan nadir bir gülümseme mevcuttu.

 

Daphne’nin yanıtını alan Echidna, tatminkâr bir baş sallayışıyla ilgi odağını değiştirdi. Baktığı kişi Subaru, Satella veya Minerva değildi. Daphne, Sekhmet veya Typhon da değildi. Diğerlerinden tamamen farklı bir noktada tek başına duran kişiye dönmüştü.

 

Bu kişiye, yani Şehvet Cadısı Camilla’ya bakan Echidna, beyaz saçlarını usulca okşadı.

 

[Echidna: Peki ya sen Camilla? Senin de Daphne gibi bir sebebin var mı?]

 

[Camilla: Sö-söylemek ……istediğin bir şey mi… var? E-Echidna…chan……?]

 

[Echidna: Çok basit. ――Ölüm döşeğindeyken, yıkılmak üzereyken onun bilincine seslendin. “Yüzsüz Tanrıça” Otoritesini kullandıktan sonra sonucun ne olacağını biliyor olmalısın.]

 

[Camilla: ――――]

 

[Echidna: Senin seslenişin onun için her türlü önemi taşıyordu. Bunu biliyor olmalısın. Bu yüzden soruyorum. Ona pek tutkun olamazsın. O zaman sebebin neydi?]

 

Echidna’nın sorusunu işiten Camilla, elini dudaklarına yerleştirerek gözlerini sağa sola çevirdi. Ve kendisine arka çıkacak bir şeyler yapmaları umuduyla Daphne ve Minerva’ya baktı.

 

Ancak orada Camilla’nın kanına girebileceği hiçbir Cadı bulunmuyordu.

 

Çaresiz Camilla, tırnaklarını ısırarak sulu gözlerle Echidna’ya döndü.

 

[Camilla: Ge-gerçek…… bir sebebim yoktu? O…… E-Echidna-chan’ın teklifini re-reddetti…. Ben de mutlu oldum…… ve her nedense her-herkes dövüşmeye başladı…… bunların be-benimle hiçbir alakası yoktu…… ama…]

 

[Echidna: Ama?]

 

[Camilla: A-aşk büyük bir şeydir……bilirsin? Gö-görmezden gelmek…… hoş değil. O gö-görmek …… istemese de ortada bir AŞK var…… ve bu-burada bir şey varken…… reddedilmesine göz yu-yumamazdım. Ve ben…… karşılıksız olmasına müsaade edemem.]

 

Yalnızca sonu korkunç bir netlikte olan cümleleri işiten Echidna omuz silkti. Ve Açgözlülük Cadısı olarak buruk bir gülümseme takınıp diğer Cadılara döndü.

 

[Echidna: Sekhmet ve Typhon iradesine saygı duyarak müdahale etti, Minerva ise hayatına saygı duyarak onu iyileştirmeyi seçti. Daphne hayatını geri kazanmasına yardımcı oldu, çünkü savaşçı ruhunu görmek istiyordu. Camilla ise görmeyi reddettiği aşkı görebilmesi için Otoritesini kullandı――Yani buradaki herkes kendine has sebeplerden ötürü Natsuki Subaru’ya yardım etmeyi seçti.]

 

Echidna’nın hareketlerini tarif edişi tüm Cadıların ifadesini değiştirmişti.

 

Gurur başını kaldırdı, Tembellik gayretsiz bir şekilde iç çekti, Öfke homurdanarak kollarını katladı, Oburluk tabutunun bacaklarından birisini höpürdeterek gülümsedi ve Şehvetse mutsuzca surat astı.

 

Ve hepsini gözlemleyen Açgözlülük, elini çenesine götürdü.

 

[Echidna: Bu gerçekten ilginç. ――Sence de öyle değil mi?]

 

Echidna’nın dudaklarına keyif dolu bir gülümseme yerleşti.
Son sözlerinin hedefi doğruca karşısında duran kişiydi―― yani ayağa kalkmakta olan Subaru.

 

Kollarıyla gözyaşlarını silip ayağa kalkmayı başarmış olan Subaru, Echidna’nın sorusunu yanıtsız bıraktı. Cansız bakışlarını tek tek tüm Cadıların üzerinde gezdirdi.
Ve-

 

[Subaru: Siz gerçekten…… neyin nesisiniz?]

 

[――――]

 

[Subaru: Merak. Sempati. Acıma. Görev. Beklenti. Tiksinti.…… Hiçbirinizin yardım sebebi anlamlı değil. Size neden ‘Cadı’ dendiğini daha iyi anlıyorum.]

 

[Echidna: Hakaret aşamasına döndüğüne göre gücünü geri kazandın herhalde?]

 

[Subaru: ……Bilmiyorum.]

 

Echidna gözünü kısıp bakarken Subaru da bir elini göğsüne bastırarak mırıldandı.

 

Bu tek kelime, şu anki tüm hislerini mükemmel bir şekilde anlatmıştı.

 

[Subaru: Ne yapacağıma… karar vermiş olmalıydım. Yapmam gereken şeyler değişmedi. Bu kadarı kesin. Kesin…]

 

“Ama” diyerek başkalarından ziyade kendi kendisine konuşmayı sürdürdü.

 

[Subaru: Bunun için tek yol olduğuna karar vermiştim. Seçimimi yapmıştım…… bu seçimi yapacağımı söylemiştim. Ama Yargılama her şeyi darmadağın etti.]

 

Var olmaması gereken gelecekleri anlatan Yargılama――Subaru’yu eylemlerinin sonuçlarıyla karşı karşıya getirmiş, verdiği ‘’kesin kararlar’’ da kalbiyle birlikte dağılmıştı.

 

Onca şeye şahit olmaya zorlanan Subaru, gördüklerini ardında bırakıp daha net bir bakış açısına, kararlılığa erişmek zorunda kalmıştı. Daha doğrusu olması gereken buydu.

 

[Subaru: Ama bana yardım edebileceğini düşündüğüm kişilerin gerçek sebeplerini öğrendikten ve Satella’nın burada belirişine tanık olduktan sonra……kafam allak bullak oldu. Hepiniz… şu şeyleri yapmayı kesin artık. Kendime ne yapmak isteyeceğim benim bileceğim iş. Olan oldu ve……]

 

Bu noktada, çoktan harcanabilir olduğuna karar verdiği hayatına nasıl tutunacaktı?

Bu noktada, olabildiğince çok kullanacağını söylediği hayatının kıymetini nasıl bilecekti?

Bu noktada, sevildiğini öğrendikten sonra kendisiyle ne yapacaktı?

 

[Subaru: Artık ne yapacağım…… hakkında… en ufak bir fikrim yok.]

 

“Ölmezsen hiç kimseyi kurtaramazsın!” diye bağırıyordu Subaru’nun mantığı.

“Kendine zarar verirsen arkandan acı çekecek kişiler var” diyordu Subaru’nun anıları.

 

Ölmezse insanlar acı çekecekti. Ölürse insanlar acı çekecekti.

 

[Echidna: ――Bu soruyu sana bir kez daha soracağım, Natsuki Subaru.]

 

Subaru başını kararsızlıkla sallarken Echidna kısık bir sesle bu cümleyi sarf etti.

 

Başını kaldıran Subaru, Echidna’nın tek bir parmağını kaldırmış olduğunu gördü. Ve onun gözlerinde yansımasını gören Echidna, başını hafifçe salladı.

 

[Echidna: Benimle işbirliği yapıp başarısız olmadan, kurtarmak istediğin herkesle arzuladığın geleceğe ulaşabilirsin. Bu kadar düşünmekten ve endişelenmekten kurtulacağın kesin. Daha net konuşmam gerekirse, önüne çıkan tüm problemleri çözme konusunda bana güvenebileceksin. Tek yapman gereken bu çözümlerin uygulanmasına tamamen odaklanmak ve engellerin üstesinden gelmek olacak. Eğer sürekli kafa yormak senin için çok acı vericiyse hepsini bana bırakma şansına sahipsin. Bunun için sende kusur bulmayacağım, hatta bir bakıma hoş karşılayacağım. Ve bu yüzden sana sorumu tekrarlayacağım.]

 

[Subaru: ――――]

 

[Echidna: Ne yapacağın hakkında hiçbir fikrinin olmadığı bu anda, elini tutup sana rehberlik etmeme izin verir misin? Ben, seni hiçbir başarısızlık olmadan o geleceğe ulaştıracağım. Bu konuda sana söz veriyorum.]

 

Kibarca bu sözleri sarf eden Echidna, elini Subaru’ya uzattı.

 

#Merhaba arkadaşlar. Düzenli takip edenlerin bildiği üzere bugüne dek birkaç aksilik hariç her gün bir bölüm paylaşarak ilerledik. Ancak ingilizce kaynağımıza yetişmemize çok az kaldı. Bu yüzden yönetimin aldığı karar gereği haftalık bölüm sıklığımızı azaltacağız. Net olmamakla birlikte, kaynağımızda belli bir miktar birikene dek haftalık 2-3 bölüm civarı bir seyirle ilerleyeceğiz gibi görünüyor. Anlayış göstermenizi umuyorum, iyi okumalar dilerim.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21951 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40707 Bölüm Sayısı


creator
manga tr