Cilt 4 Bölüm 78 [ Ağlamak Üzere Olan Bir Ses ] (2/2)

avatar
3487 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 78 [ Ağlamak Üzere Olan Bir Ses ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy 

 

Subaru’nun bedeni hala Sığınağın içerisindeki Mezarda olmalıydı.

 

Subaru’yu buraya getiren şey mental-bedeniydi, ruhu da denebilirdi. Eğer ruhu burada ölürse fiziksel bedenine geri dönebilir miydi? Ruhlar ölebilir miydi?

 

Umurunda değildi. Eğer bu yeni bir ölüm ve yeni bir başlangıçsa sıkıntı yoktu.

 

Cadıların yardımını almayacak, kendisini eskisinden daha çok aşındıracak, gereksiz her şeyi kesip atacaktı. Basit ve yürekten bir şekilde isterse yollar açılacaktı―― bunu yapabilirse ve-

 

[Minerva: Ah o aptal――!]

 

Subaru’nun intihara meyillendiğini fark eden Minerva kollarını sıvadı ve onu yumruklarıyla iyileştirmek üzere ileri atıldı. Ancak önü Subaru’nun yanında durmakta olan Typhon tarafından kesildi.  

 


Küçük Cadı, küçük uzuvlarını uzatmış ve Minerva’nın yolunu kapatmıştı.

 

[Typhon: Baru seçimini yaptı! Karışma Nerva!]

 

[Minerva: Gözlerimin önünde yaşanan mazoşistliğe de intihara da cinayete de izin veremem! İçinde dönen zihinsel ıstıraplar falan umurumda değil! Görünmeyen yaralar beni zerre kadar ilgilendirmiyor! Amaaa! Görebildiğim yaraları görmezden gelmem mümkün değil!]

 

Tek adımıyla altındaki zemini çökerten Minerva’nın yumruğu, rüzgarı delip geçerek Tyhpon’un yüzüne yaklaştı.  

 

Dağları bile parçalayabilecek güçteki yumruk, yaşayan bir varlığa temas ettiği anda onu iyileştiriyordu. Ancak yine de şok dalgalarının ve darbenin etkisi hedefe olağan bir şekilde aktarılıyordu.

 

Bir patlama sesi yaratan yumruk, Typhon’u havalandırmıştı.

 

Küçük kız bir yaprak misali kolayca uçmuş, çimenliklerin üzerindeki yapay gökte dans edercesine ilerlemişti. Bu oldukça zalim bir manzaraydı―― ancak tek kurban Typhon değildi.

 

[Minerva: ――――Tch!]

 

Minerva’nın sağ kolu da omzundan itibaren buz kristalleri misali parçalanmaktaydı.  

 

Bu, Gurur Cadısına dokunmanın ve bir ‘’günahkâr’’ olarak görülmenin sonucuydu.

 

Minerva başını yukarı kaldırıp kolunun kaybının acısıyla çığlık atacak gibi ağzını açtı――

 

[Minerva: Bir çizik――!!]

 

Çığlık atmak için açmamış da olabilirdi tabii…
Başka insanların acısına karşı hassa olsa da kendininkini tamamen ihmal ediyordu.

 

Tam olarak Natsuki Subaru’yu eleştirdiği şeyi yapıyor, kendisini umursamıyordu.

 

[Minerva: Her neyse, şimdi――!]

 

Engeli ortadan kaldıran Minerva, sol elini Subaru’ya doğru gerdi. Görkemli kolunu yukarıdan aşağıya indirmeye hazırlandı ve-

 

[Sekhmet: Şimdi karşına ben çıkacağım… haa.]

 

Sarı saçları savrulan kızın yere yapışması kısacık bir an sürmüştü.

 

Tüm bedeni yere bastırılmış ve çimlerde insan şekilli bir krater açılmıştı. Minerva öfke içerisinde kızararak kafasını kaldırdı ve oturmakta olan Sekhmet’e doğru çığlık attı.

 

[Minerva: Yoluma çıkmayı kes――! Sekhmet――!]

 

[Sekhmet: Bunu yapmayacağım, huu. Duygusal olarak çocuğun tarafındayım, haa. Ayrıca Typhon’un da, huu… Yani yoluna çıkmayı kesmek için bir sebebim yok, haa…]

 

Sekhmet’in savaş ilanını işiten Minerva, acınası bir şekilde dudaklarını ısırdı ve etrafına baktı.

 

Ancak Daphne ve Camilla tarafsızdı, Echidna ise yalnızca sonucun ne olacağını merak etmekle meşguldü. Ve Satella――

 

[Satella: Hhh……hha……]

 

Dizlerinin üzerine çökmüş halde Subaru’nun ağzından dökülen kanları seyrediyor, titrek bir sesle mırıldanıyordu.

 

Kan parçaları ve parçalanan dilinin boğazını tıkayışıyla boğulmak üzere olan Subaru, bilincinin bir köşesiyle Satella’yı gözlemliyordu.

 

Ağlıyordu, değil mi?

 

Subaru’nun “Ölümüne” şahit olan kız, hiç olmadığı kadar sarsılmış görünüyordu.

 

[Satella: Neden anlayamıyorsun……? Korumak istediğin onca şeyin arasına kendini de dahil etmelisin.]

 

Neden Subaru hakkında böyle düşünüyordu? Hayalleri içerisinde Subaru’nun ne kadar desteğini görmüştü ki?

 

[Satella: Tabii ki herkes gibi sen de kaderin çıkmaz yollarıyla baş etmek zorunda kalacaksın. Ama bunları tersine döndürebilme şansına sahipsin…… ve… kendini de kurtarmalısın… peki neden…]

 

Tamamen yanılıyordu.

 

Subaru, kavradığını düşündüğü şeylerde bile başarısız olamayan ümitsiz bir piçti, kurtarmak istediklerini kurtaramıyordu, her şeyi yarım yamalak yapıyordu. Bundan kaçış yoktu.

 

Bundan kaçmaya, işe yaramaz benliğinin üstesinden gelmeye söz vermemiş miydi?

 

Olabileceğinin en iyisi olmaya karar vermemiş miydi?

 

――O zayıf olan ama zayıf olmak istemeyen benliği içerisinde mücadele veriyordu.

 

Hiç kimse Natsuki Subaru’nun zayıflığına tanık olmayacaktı.

 

Güçlü, asil ve sarsılmaz bir kahraman olması gerekiyordu.

 

Çünkü kendisinden bunu bekleyen bir kız vardı. Subaru bu kızın başına bir lanet sarmıştı ve bu lanetin bedelini ödemekle yükümlüydü. Yo, yükümlülük denemezdi. Aslında o kendisine inandığı için onun inanabileceği bir adam olmaya devam etmek istiyordu. O kız kendisine ‘seni seviyorum’ dediği için o ‘seni seviyorumu’ devam ettirmek istiyordu.

 

Evet. Öyleydi.

Öyleydi.

 

Eğer Subaru’nun ölümüne yas tutması gereken biri olacaksa, o olacaktı.

 

‘’Ölümü’’ seçmek, kendisine inanan o kıza ihanet etmek demekti. Gerçi tabii ki Subaru için ‘’Ölüm’’ bir son değildi. ‘’Ölümü’’ bir basamak olarak kullanarak ‘’Ölümün’’ arkasındaki sebepleri ortadan kaldırmaya ve kaybettiği her şeyi geri kazanmaya hazırlıklıydı.

 

Peki ölümü seçen Subaru’nun ardında kalanlar ne olacaktı?  

 

Bunu düşünmemeliydi.
Bunu bilmemeliydi. Bunlar tehlikeli düşüncelerdi.

 

Böylesi iyiydi. Natsuki Subaru bu şekliyle iyiydi.

 

Kendisi için yas tutacak kişileri düşünmemeliydi.
O buna değecek biri değildi. Subaru’nun hayatı tüketilebilir bir kaynaktan ibaretti. Kullan, kullan, kullan ve en sonunda sona eriş- olması gereken buydu.

 

Ölümü pratik ve etkili bir şekilde kullanmalıydı. Kendi ölümüyle yüzleşmemeliydi.

 

Mantıklı davranmalıydı. Hiçbir şey düşünmemek iyiydi. Ulaşmak istediği şeye ulaşması için terk etmesi gerekenleri terk etmeliydi.

 

Herkes böyle yapardı. Subaru da böyle yapmalıydı.

 

Kendisi için kıymetli olanları, kurtaracağına söz verdiklerini kurtarmalıydı.

 

Eğer yalnızca bunu yapabilirse, Subaru――

 

[Satella: İkinci Yargılamada…… ne gördün öyle……?]

 

Yargılama. ―― Yargılama. Yargılama,“Yargılama”. Yargılama Yargılama Yargılama, “Yargılama” Yargılama, Yargılama, Yargılama, Yargılama――?

 

Şok ve yetersiz oksijen düşünme yetisini sınırlandırmıştı.

 

Görüşü bulanıklaşmış, dünya kırmızılıkla titreşmeye başlamış, zihninde fırtınalı bir havadaki televizyon sesleri yankılanmaya başlamıştı. “Bitme zamanı gelmişti zaten.” diye düşündü belli belirsiz.

 

Son yavaşça yaklaşıyordu.

 

Bu ölümü kaçıncı karşılayışıydı? Artık saymak zahmetli olmaya başlamıştı ama sorun yoktu.

 

Eninde sonunda saymaktan midesinin bulanacağı kadar çok ölümle yüzleşmiş olacaktı.

 

Bütün ölümlerini saymaya yetecek raddede bir akıl sağlığına sahip olacağını düşünmüyordu zaten.

 

Çelikten bir kalp.
Sarsılmayan, çelikten bir kalbe sahip olmak için――

 

Subaru’nun bilinci yavaşça, yavaşça uzaklaştı.
Ve silindi.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

{Sana güveniyorum oğlum.}

 

Bir ses.

 

Gürültülerin ötesinde, hengamenin arasından gelen korkunç netlikte bir ses.

 

{――İyi yolculuklar.}

 

Bir ses daha.

 

Farklı bir sesti. Ancak göğsünde aynı duyguları uyandırmıştı.

 

{Sana arkadaşım diyebilmek isterdim.}

 

Farklı bir ses ve farklı bir his.
Duymak bir şekilde acı verici olmuştu. Ancak bir hoşluğu da vardı.

 

{Subaru-dono…… lütfen beni bağışla……}

 

Ve bir ses daha.

 

Göğsünde kabaran bir özlem ve yalnızlık. Özür dilemek istediği bir ses.

 

{Sen… o kişi değilmişsin…… hiç değilse… o kadarını anladım…… ama……}

 

Kalbini sımsıkı kavrayan bir ses.

 

Bu sesi duymak kendini daha fazla tutamamasına yol açmıştı. Bu ses ağlamak üzereydi. Bu sesin ağlamasına izin vermemesi gerekiyordu. Koruması gereken bir sesti. Ses, ses, ses…

 

{Bana ne kadar harika olabileceğini göster Subaru-kun.}

 

*Thud*, kalbi bu sese yanıt verebilmek için yanıp tutuşuyordu.

 

Bedeni ısınıyordu. Bir sorumluluk hissiyle doluyordu. Bu kendisini daima destekleyen bir sesti. Ve-

 

{Teşekkürler, Subaru.}

 

Bir ses daha geldi.

 

{――Beni kurtardığın için.}

 

――Bu her şeyin başlangıcını anlatan sesti.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Ağlıyor olmalıydı.

 

Subaru’nun değer verdiği insanlar ölümünü öğrendiğinde yas tutar mıydı?

 


Bencil bir şekilde ‘’Ölümü’’ seçerek kaçtığı ve ardında bıraktığı dünyalardaki yeri doldurulamaz kişiler Subaru’nun ölümünün yasını tutuyor, onu anıyor muydu?

 

Subaru’nun kendi zayıflığına yanarak Ölümden Dönüşü tekrarladığı, mükemmel geleceğe ulaşmaya çalışırken son anda tökezlediği ve geride bıraktığı kişiler―― yasını tutmuş muydu?

 

Kendisi için kıymetli olan kişiler.

Koruması gerektiğine inandığı kişiler.

Çıkmaz yollarından kurtarmayı dilediği kişiler.

 

――Bu kişilerin gözünde yası tutulacak kadar değerli miydi?

 

Değer verdiğim insanlar için de değerli olduğumu düşünmek kibir mi?

Öyleyse biraz kibirli olmamda sakınca yok, değil mi?

 

Korumak istediğim kişilerin de beni korumak isteyeceğine inanıyorum.

Biraz inançlı olmamda sorun yok, değil mi?

 

Öldüğümde gözyaşı dökecek insanlar ve beni ellerini uzatıp kurtarmaya çalışacak kişiler olmalı.

Bu kadarcık şeyi ümit etmeye iznim var, değil mi?

 

――Böyle düşünmem normal, değil mi?

 

Ölmek istemiyorum.
Bunun tek yol olduğunu düşünüp pes etmek istemiyorum.

 

Sevdiklerimi korumak için bile olsa yalnızca bir basamak olarak ortadan kaybolmak istemiyorum.

 

Hepsini koruyacağım gelecekte ben de yer almak istiyorum.

Böyle düşünmem normal, değil mi?

Benim… buna hakkım var… değil mi?

 

Eğer öyleyse――

 

[Subaru: Ölmek… istemiyorum……]

 

Ağzından kaçan kanlar ve havaların arasından konuşmuştu.

 

Boğazını kapayan kesik dili yoldan çekilmiş, ağzı kapanıp açılmıştı, nefes almaya çalışıyordu. Ciğerleri genişliyordu, beynine oksijen ulaşıyordu ve bulanık görüşünü geri kazanmaya başlıyordu.

 

[Minerva: İşte gerçek düşünceleri……kh!]

 

――Bacakları olmasa da irade gücüne sahip olan Öfke Cadısı, kıpkırmızı kesilmiş suratıyla Subaru’yu kafa atarak iyileştirmekle meşguldü.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21982 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40727 Bölüm Sayısı


creator
manga tr