Cilt 4 Bölüm 76 [ ≠Satella ] (1/2)

avatar
3807 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 76 [ ≠Satella ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy

 

――Bu, Subaru’nun Cadının kendisi ile ilk yüz yüze gelişiydi.

 

Kıskançlık Cadısı ismini sayısız kez işitmiş ve Sığınaktaki karanlık döngüsündeyken de tehdidinin tadına bakmıştı.

 

Kızın empoze etmeye çalıştığı kurallara karşı koyarak elde ettiği yürek burkucu tecrübelerin sayısı bir veya iki ile sınırlı değildi. Emilia’nın bedenini ele geçiren ve Sığınağı yok eden bu Cadıya dair pozitif bir izlenim edinmek çok zordu.

 

Özellikle de Echidna ile yaptığı son konuşma, ‘’Cadı’’ kelimesine dair yoğun bir tiksinti duymasına yol açmıştı. Ancak-

 

[Subaru: Tabii… bu…… diğer Cadılardan bambaşka bir seviyede.]

 

Karşısındaki Cadının yaydığı baskıyı hisseden Subaru, boğuk bir sesle mırıldanmıştı.

 

Karşısındaki zayıf bir kadındı.

 

Kolları iki yanına sarkıyor, enerjisiz bir şekilde Subaru’ya bakıyor gibiydi. Simsiyah bir elbiseyle sarılıydı――Bedeni de adeta kalp atışı gibi bir ritimle atmaktaydı.

 

Elbisesinin kolları uzun olsa da garip solgunluktaki parmakları görülebiliyordu. Kıskançlık Cadısı da diğer Cadılar gibi güzel olmalıydı.

 

Ancak bunu teyit edebilecekleri hayati parçası eksikti.

 

[Subaru: Bir çok kez gördüm……ama bu da neyin nesi?]

 

Cadının boynundan yukarısını örten gölgeli pelerin, görsel doğrulamayı imkânsız kılıyordu.

 

Kıskançlık Cadısının yüzündeki gölge, elbisesindeki karanlık gibi değildi, bir sis misali dalgalanarak kendisini Subaru’dan gizliyordu.

 

Subaru’nun sorusu afallatıcıydı. Ancak Cadı hiçbir tepki vermemişti.

 

Sabırsızlığı ve paniği zirveye ulaşmaya başlayan Subaru’nun alnı da terlerle ıslanıyordu. Bu şekilde çevresine bakmaya başladı―― yani sessizliğe gömülmüş olan dört Cadıya.

 

[Subaru: ――――]

 

Ancak yüzlerindeki değişiklikleri görmek daha da şaşırtıcı olmuştu. Bildiği kadarıyla Kıskançlık Cadısı ve diğer Cadılar arasında bir katil-kurban ilişkisi söz konusuydu. Katilinle karşı karşıya gelmek―― Subaru bunun mental olarak nasıl bir yük yarattığını biliyordu.

 

Ama Cadıların ifadeleri hiç de Subaru’nun tahmin ettiği gibi değildi.

 

Bir nazikçe gülümseme, bir acıma-sempati karışımı bakış, bir kayıtsızlık ve bir de――

 

[Echidna: Demek sınırlarımı aştın ve içeri girmeyi başardın. Hatta yüzsüz bir şekilde Rüya Kaleme sızdın……her zamanki bencilliğin işte.]

 

Kıskançlık Cadısına saf bir düşmanlıkla bakan tek kişi Echidna idi.

 

O nefretin veya ona benzer duygunun Echidna’dan geldiğini görmek Subaru’yu hayrete düşürmüştü. Daha az önce ona herhangi bir şey hissetmekten aciz olduğunu söylemişti. Açıkça sergilediği bu duygu patlamasını görmek ise acaba hata mı ettim diye düşünmeye başlamasına yol açıyordu.

 

Gerçi mantıken bunları düşünmenin zamanı geçmişti.

 

Şu anda problem, önlerindeki bu hareketsiz Cadı ile ilgili ne yapacaklarıydı.

 

[Subaru: Ama niye burada k……]

 

[Minerva: Çünkü gevezelik ederek ve söylememen gereken şeyler söyleyerek onu kızdırdın. Böyle boşboğaz erkekleri pek hoş bulamıyorum. Öfkesini anlar gibiyim.]

 

[Subaru: Ne, anlayamıyorum… Yani gerçekten onun tarafını mı tutuyorsun? O senin ve diğer Cadıların düşmanı değil miydi?]

 

[Minerva: Düşman mı, ne saçma bir şey bu söylediğin?! ……Şimdi söylediklerinde haklı mısın değil misin bakacağız.]

 

Gözlerini kısan Minerva, bu sözlerin ardından sarı saçlarını savurarak harekete geçti.

 

Kıskançlık Cadısının önüne geçerek Subaru’yu görmesini engelledi ve iri göğüslerini kabartarak Cadıyla cesurca yüzleşti. Sonra da,

 

[Minerva: Beni duyabiliyor musun? Benim, Minerva? Öfke Cadısı Minerva? Beni hatırlıyorsan ve sesimi duyabiliyorsan bir şeyler söyle.]

 

[Subaru: ――! Yo b-bekle! Bildiğim kadarıyla onunla konuşmaya çalışmak bir işe yaramaz! Eğer onu kışkırtacak bir şey yaparsan……]

 

[Sekhmet: Sessiz ol da izle haa.]

 

Subaru, Minerva’nın hareketini yalnızca ‘pervasızca’ olarak yorumlayabilirdi. Ancak onu durdurmayı denediğinde yerdeki mor saç kümesi, yani Sekhmet tarafından durdurulmuştu.

 

Subaru’nun döndüğü saç kümesi ise yavaşça boyut değiştirmeye başlamıştı.

 

[Sekhmet: O şeyle geçirdiğimiz zaman, huu… senin kısa iletişimlerinden çok daha fazladır, haa. Endişelenmen normal, huu… ama bu işi Minerva’ya bırakabilirsin, haa…… Bazen düşünmeden hareket ettiği doğru, huu. Ama sanırım bu o zamanlardan biri değil, haa…]

 

[Minerva: Seni duyabiliyorum Sekhmet! Konuşma işini batırıp hepimizin yutulmasına sebep olmamı istemiyorsan beni kızdıracak şeyler söylemeyi bırak! Patlamaya hazırım burada!]

 

[Sekhmet: Birine sinirlenesin olduğunda, huu… önünde nefes almak bile, haa… yeterli oluyor, huu.]

 

Minerva bu acımasız eleştiriyi alırken dahi gözlerini önündeki tehditten ayırmamıştı.

 

Kıskançlık Cadısı da duruma hiçbir tepki vermiyor, yalnızca orada durup Öfke Cadısının içerisinden Subaru’ya bakıyordu.  

 

Sahiden de bu, Cadının şu ana dek verdiği anlık, içgüdüsel tepkilerden çok farklıydı.

 

Ancak bu yalnızca şu ana dek düşmanca bir harekete geçmediği anlamına geliyordu. Bir konuşma gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği bambaşka bir meseleydi.

 

Sekhmet konuşma işini Minerva’ya bırakmışken diğer iki Cadı――

 

[Camilla: Ehh be-bence…… Minerva-chan, e-elinden gelenin en i-iyisini yaparsa …… he-her şey hallolur…… Ama eğer…… Minerva-chan’a u-ulaşırsa……o-onu öldürürüm.]

 

[Echidna: Buna şüphem yok ama daha önce de söylediğim gibi o şeyle yakınlığın korkunç. Ona dayanabilecek tek kişi Sekhmet. ――Anladın mı?]

 

Echidna, kekeleyen ama savaşçı ruhunu takınan Camilla’ya karşı sakin bir sesle konuşmuştu. Bu sırada beyaz saçlı Cadının bakışları, her şey bir rahatsızlık veriyormuş gibi silkinen Sekhmet’in üzerindeydi.

 

[Sekhmet: Ben bile hareketlerini sonsuza dek kısıtlayamam, haa. Yeteneklerimin ona uygun olmadığını biliyorsun, huu.]

 

[Echidna: Tabii ki biliyorum. Bu yüzden uzuvlarını un ufak etmen ve boğazını sıkman gerekiyor. Fiziksel olarak hareketini ve nefes alışını engellersen onu buradan gönderebilirim.]

 

Echidna’nın sözlerindeki düşmanlık, Camilla’nın ifadesini sevimli kılacak kadar fazlaydı. Bunları gayet normal bir havada söylemiş olsa da sesindeki tiksinti şaka yapmıyor olduğunu belli ediyordu.

 

Arka planda bu konuşma süregelirken Minerva, Kıskançlık Cadısıyla yüzleşmeyi sürdürüyordu. Hatta diğer Cadıların sohbetlerini işitmemesini istercesine bir adım daha yaklaşmıştı.

 

[Subaru: ――――]

 

Subaru ise Minerva’nın ilerleyişini yutkunarak izliyordu.

 

Minerva’nın hareketlerini pervasızca ve çılgınca bulsa da esas anlam veremediği şey, Kıskançlık Cadısının neden geldiğiydi.

 

Eğer mevzu eski zamanlardaki gibi olsaydı, Kıskançlık Cadısı Subaru tabuyu yıktığı için gelmiş olurdu. Ancak Cadının buna verdiği tepkiler de ya kolları ile Subaru’nun kalbini sıkmak ya da dünyada fiziksel olarak belirerek her şeyi gölgelere boğmak oluyordu.

 

Dostça bir iletişim olmayacağı kesindi ama bugüne dek geliş sebebini bir kez olsun açıklamamıştı. Hedefini başından beri gizli tutmuştu.

 

Ve bu yüzden Subaru’nun, Cadının Minerva’nın hareketlerine vereceği tepki konusunda hiçbir fikri yoktu.

 

――Eğer Minerva gölgeler tarafından yutulursa diğer üçlü hemen harekete geçecekti.

 

Ve eğer Echidna’nın Sekhmet konusundaki beklentileri doğruysa, Tembellik Cadısı Otoritesi ile Kıskançlık Cadısını ezebilecek, Echidna da güçsüzleşmiş Kıskançlık Cadısını buradan gönderecekti.

 

Ama mevzu buysa――

 

Neden şu anda bunu yapmıyorlardı, neyi bekliyorlardı?

 

[Subaru: ――――]

 

Bu garipse, Minerva’nın en başta Kıskançlık Cadısıyla iletişim kurmaya çalışması da garipti.

 

Camilla bir şey olursa müdahale etmeye hazırdı, Sekhmet aktif bir düşmanlık sergilemek istemiyordu ve düşmanlık yüklü Echidna bile Minerva’nın arzularına ters düşen bir saldırı gerçekleştirmiyordu.
Bunlar neyin kafasını yaşıyordu――

 

[Echidna: Anlaşılan yine biz Cadıların ne düşündüğünü anlamıyor ve bir kenara atılıyorsun.]

 

[Subaru: …………]

 

[Echidna: Gerçi eğer…… düşüncelerimiz öyle kolayca görülebilir olsaydı Cadı olmazdık. Bizi öyle kolay kolay çözemezsin.] (Echidna burada kendisinden bahsederken ‘’boku’’ kelimesi kullanmış.)

 

[Subaru: Sahte Bokukko’luğu bırak artık. ――Tek düşündüğüm şey şu: Eğer Kıskançlık Cadısını göndermek istiyor olsaydınız, şimdi savunmasızken bu şansı değerlendirirdiniz.]

 

[Echidna: Anlıyorum. Durumu böyle yorumladın yani. Aman aman…… ehh, haklısın. Şahsen bu fikrin arkasındayım. Sonuçta beni o şeyi tüm Otoritelerle saldırıp ardında bir toz parçası bile bırakmamak kadar mutlu edecek pek bir şey yok ama……]

 

Echidna bu noktada konuşmayı kesti ve gözlerini kıstı.
Bu tavır onun her zamanki haline hiç uygun değildi―― gerçi Subaru onu pek tanıyor da sayılmazdı ama ona yakışmayan bir utanç sezmiş ve sözlerinin devamını getirmesini beklemişti.

 

Ve Echidna bir sürelik sessizlikten sonra devam etti.

 

[Echidna: O şeyi tüm gücümle yok edip diğer Cadıları kendime düşman etmek, işleri tersinden yapmak olur. Minerva önemli değil ama Sekhmet ve Typhon ile düşman olmak büyük ve sıkıntılı bir kumar.]

 

[Subaru: Anlamıyorum. Neden Kıskançlık Cadısını yok etmek onları düşmanın yapsın ki? O sizin düşmanınız, hepiniz bu konuda hemfikir değil misiniz……]

 

[Camilla: Ö-öyle değil……aslında……]

 

Bir süredir sessizliğini korumakta olan Camilla, ansızın Subaru’nun sorusuna müdahale etti. Ve afallamış haldeki Subaru’ya bakmak yerine Kıskançlık Cadısı ile Minerva’yı izleyerek sessizce kekeledi.

 

[Camilla: “Kıskançlık” her-herkesin düşmanıdır……bu… do-doğru ama o şey… ve o……fa-farklılar.]

 

[Subaru: ……Bu da ne demek oluyor? Neden bahsedi……]

 

[Sekhmet: Burada duranın… hangisi olduğunu bilmedikçe, huu… bunu yapmamız mantıksız olur… ve bunu istemeyiz… haa…]

 

[Subaru: Hangisi… mi……?]

 

Sekhmet de Camilla’nın açıklamasına devam etmişti. Ve bunu işitmek Subaru’nun kafasını daha da karıştırmıştı. Neden bahsediyordu bunlar? Ancak yanıtın geldiği taraf başka bir yön olacaktı.

 

Bir adım daha ilerlemiş olan Minerva, Kıskançlık Cadısına biraz daha yaklaşmıştı.

 

Kollarını iki yana açtı, karşı koymayacağını belirtti ve Kıskançlık Cadısına şöyle dedi:

 

[Minerva: ――Sen Kıskançlık Cadısı mısın? Yoksa Satella mısın? Hangisisin?]

 

#Uzun zaman sonra yine sağlam bir bilgi ile karşı karşıyayız. Bundan sonraki bölümlere de şöyle bir göz attığım için ilginç şeyler gelecek diyorum.
Ama herkesin 'tadını çıkartabilmesi' için alenen spoiler vermiyoruz değil mi sevgili okuyucularım :) 
Kıskançlık Cadısı mı Satella mı? Farklı kişiler mi, peki neden ve nasıl? Cevaplar için okumaya devam!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22005 Üye Sayısı
  • 822 Seri Sayısı
  • 40688 Bölüm Sayısı


creator
manga tr