"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Re-born - Bölüm 6: Dikkat Çekme, Yıkım


Raven bir köşede yeni  tekniğini elde etme çalışmalarına başlamak için elindeki hapa enerjisini karıştırıyordu. Bu öyle basit bir işlem değildi. Manasını ve hapı ancak birkaç yüz kez zorlu aşamalarla işledikten sonra sonunda hap istediği kıvama gelmişti.

 

Bu teknikten kazanacağı şey savaş gücünün artması değildi, lakin dolaylı yoldan kesinlikle artış hızını arttıracaktı.

 

Normalde insanlar etraftan sürekli mana emerdi. Meditasyon yaparak da bu emilim hızını birkaç yüz katına çıkarırdı.

 

Raven’ın yapmak istediği şey ise meditasyon yaparken emdiği manayı, meditasyonda değilken de emmekti. Yani teknik çalışırken, yürürken, yemek yerken, ve hatta uyurken sürekli meditasyondakiyle aynı manayı özümseme yeteneğine ulaşacktı. Artık meditasyon yapmasının gereği kalmayacaktı.

 

Hapın biraz manasının birazını emdikten sonra manayı toz haline getirdi. Elindeki kalitesiz bıçakla koluna açabileceği en derin yarığı oluşturdu. Yara hemen kapanmadan önce tozu yaraya attı. Böylece hap direkt olarak kanına girecekti. Eğer hapı yutsaydı kan soyundan dolayı manası vücuduna dağılırdı, sadece kalan az miktardaki mana da dantianına giderdi. 

 

İstediği şey bu değildi, mananın kanı yoluyla taşınması onun asıl isteğiydi. Kan damarlarında gezerken gözeneklerindeki değişimleri de sağlayacaktı. Değişimlerden sonra ise sınırsız özümsemeye kavuşacaktı.

 

Bulunduğu evrenin manası oldukça pasif olduğu için bu tekniği kullanabiliyordu. Yaptığı şey de zaten pasif manayı aktifleştirip saldırgan bir hale getirmekti.

 

Artık kullandığı bütün yetenekler ağır bir yıkım getirme üzerine kurulu olacaktı. Raven’da uzun zamandır yıkım tekniklerine çalışmak üzerine düşünüyordu.

 

Bu yaptığı mana özümseme becerisi de dolaylı yoldan oldukça işine gelecekti. Belli sınırları aşarsa yeteneğinin özünde bulunan yıkım vücuduna gelirdi. Normal bir insan ölümcül derecede ağır acı nöbetleri geçirebilirdi, ancak Raven’ın hesaplarına göre en ağır yıkım durumunda bile kendi iradesiyle hissedeceği şey sadece ufak bir kaşıntı olurdu.

 

Tekniği bütün vücudunda dolanırken hafif bir acı hissetti. Bir saat sonra  acı bittiğinde ise yıkım hesaplarının doğru olduğunu anladı.

 

Şimdi geriye kalan tek şey okulun sınavlarına kadar mana emmekti. Dantianı yüzünden yetişim artışı muazzam düşük olsa da, kaldığı ormandakinin yüz katı kadar manaya sahip bir yerdeyken kesinlikle her şey daha iyi olmalıydı. En azından emdiği mana, normal yetişimiyle artıracağı gücün çok daha fazlasını sağlıyordu.

 

Eğer kan soyu uyanmadan önceki beş senede mana emmeseydi muhtemelen şu anda bir seviyeye bile sahip olmazdı. Umduğu şey de zaten okulun yetişime göre öğrenci almamasıydı. O zaman okula girememesi kuvvetle muhtemeldi.

 

Aradan üç gün geçtiğinde sonunda sınav günü gelmişti. Sorarak okulun bulunduğu yeri öğrendi. Bir saat sonra okulun yanına gelmişti. Okulun adı ‘Varoluşun Okulu’ydu. En azından ismi Raven’ın koyabileceklerinden daha iyiydi.

 

Etrafta bekleyen onbinlerce öğrenci adayı vardı. Anladığı kadarıyla okula sadece on yaşından küçükler alınıyordu. Çünkü gördüğü üzere eşlikçiler hariç herkes on yaşından küçüktü.

 

“Bakalım başıma neler gelecek burada.” Raven sakin bir okul hayatı süremeyeceğini biliyordu,  hatta emin olduğunu söyleyebilirdi. Şimdilik bunları kafasına takmasına gerek yoktu gerçi. Kurulu olan elli sıradan herhangi birini seçip sıraya girdi.

 

Girdiği sırada önünde kendi yaşlarında bir kız vardı. Kızın beline kadar uzanan sarı saçları, pamuk gibi olan teniyle uyumla parlayan koyu yeşil gözleri vardı. Kızın arkası dönük olsa da Raven görebilmişti. Fark ettiği şeylerden birisi de, normal insanlara göre daha çekici bir auraya sahip oluşuydu.

 

Görünüşü yolda karşılaştığı İnori isimli kızı bile aşıyordu, inkar edilemeyecek bir güzelliğe sahipti. Kız bir şey hissetmiş gibi aniden arkasını döndü. Gördüğü kişi yüzünü, saçlarını ve sol gözünü siyah kumaşlarla kaplamış, siyah pelerinlere bürünmüş bir şahıstı.

 

Buradaki herkesin ortalama olarak aynı yaşlarda olduğunu biliyordu. Fakat karşısındaki kişiden çok daha farklı bir şey hissetti. Açıktaki tek yeri olan simsiyah sağ gözüne baktıkça da zihni bulanıyordu.

 

Raven da kızın bir boşluğa düşmesinden korkup sağ gözünü kapattı. Kız ancak o zaman kendine geldi. Kız utanmış bir şekilde “Özür dilerim” dedi.  Raven kızın kötü bir niyeti olmadığını anlıyordu. “Önemli değil.” Dedikten sonra başını hafifçe aşağı salladı.

 

Raven dikkat çekmemek için sarındığı kumaşların daha fazla dikkat çektiğini anlamıştı. Etraftaki insanlar ona bakış atmaktan kendilerini alamıyordu.

 

Raven hafifçe iç çektikten sonra saçlarını ve sol gözünü birlikte kapayan kumaş parçasını çıkardı. Artık sadece gözleri ve saçları görünüyordu. Sapsarı olan sol gözünü dağınık saçlarıyla kapamadan önce sadece bir anlığına görünse de, önündeki yüzü ona dönük olan kız görmüştü.

 

O gözü sadece bir anlığına görmesiyle kızın içinde tarifi olmayan fırtınalar kopmuştu. Hem çekici olup, hem de muazzam bir iblislik yayan bu gözü görünce soğukluk içine işledi.

 

Göz akı denen bir şeyi yoktu, normalde beyaz olması gereken yerler tamamen siyahtı. Sarı gözün içinde ise göz bebeğinin sadece orada olduğunu belirten siyah bir halka vardı. O göz bebeğinin siyah çemberi hariç gözleri sapsarıydı.

 

Saçı ise güneş gibi parlak sarıydı. Raven saçlarını düzenli olarak kesmediği için, dağınık saçları uzun sayılabilirdi. Sarı saçlarının bir kısmını sol gözünü kapamak için kullandı. Bu sürede sol gözünü sadece önündeki sarı saçlı kız görmüştü.

 

Raven kıza biraz daha bakınca kız çok utanmıştı. Neden böyle bakmıştı ki karşısındaki erkek çocuğuna?  Her zaman yaşıtları arasında arzulanan biriyken, şimdi bir erkeğe bu kadar uzun bakması kulaklarının kızarmasına neden oldu.

 

Kız hemen arkasına dönse de Raven bundan eğlenmişti. Biraz daha deneme yapmak için uğraşmak istedi.

 

Raven normalde bu işlere fazla takılmazdı ama insanların kızarabildiğini ilk kez görüyordu. Daha fazla deneme yapmak çok cazip gelmişti. Yaptığının doğru olmadığını bilse de kızın omzuna elini attı.

 

“Ben Raven, seni utandırmak gibi bir amacım yoktu, umarım kafana takmazsın.” Kız hemen kırmızı yüzünü çevirdi. Kendini sakinleştirmeye çalışıp, “Ben de Chelsey, tanıştığıma memnun oldum. Önceden yaptığım şeyler için asıl ben üzgünüm.” Kız saf bir gülümseme takınmıştı.

 

Raven bu kızın saf kalbini sevmişti. İlerde bir şans bulursa arkadaş olabilirlerdi.

 

Sıra ilerlerken fark etmişti ki kayıt kısımları özel düzeneklerle döşenmişti ve ötesi görülememekle beraber, ses de geçirmiyordu. Raven için fark etmezdi aslında.

 

Önündeki kız da kayıt işlemlerini bitirip okula girmişti. Sıra Raven’a gelince tombul görevli Raven’a tip tip baktı.

 

“Velet, adın nedir?” Raven böyle davranışlara sahip şahıslarla en az yüz trilyon kez karşılaşınca artık umursamıyordu.

 

“Raven.” Dedi.  Görevli Raven’a bir salakla konuşuyormuş gibi baktı. “Çocuk soyadını da söylesene.Yoksa piç misin?” demişti. Raven da görevlinin aynı bakışlarını ona geri iletti. Sadece sağ gözü görülebildiği için ve o gözü de kapkara olduğu için görevliye bir ürperti çökmüştü.

 

Raven bu adamla daha fazla uğraşmamak için önceki dünyalarında öğrendiği dillerin birinden bir soy ismi söyledi. “Adım Raven, Raven Kaiser.” Görevli üstündeki tuhaf histen kurtulmak için hemen karşısındaki çocuğu test alanına yolladı.

 

Test alanı oldukça genişti. Birkaç bin kişi vardı. Ortada ise üç adet sahne vardı.birinde sadece bir duvar varken diğerinde ise hazır bekleyen bir adam vardı.Üçüncünün zemininde de dizili düzenler vardı. İkinci platformdaki adam tamamen pelerinlerle kapalıydı. Raven özel görüşüyle ikinci platformun üstündeki kişiyi gördüğünde ise biraz şaşırmıştı.

 

Bu adam onun yiyişmeyi seven bakıcısydı! Pelerinin içindeki kıyafet ise kıpkırmızıydı. Sol göğsünde ise bir rozet vardı, ‘lider’.

 

“Bu adam okulun sahibi miymiş ha? İşler tuhaflaşıyor.” Raven hafiften şaşırmıştı. Oysa ki hiç belli etmemişti bakıcı adam. Gerçi neyi belli edebilirdi ki, adamı gördüğü sayı ve her gördüğünde adamın yapıyor olduğu şey belliydi.

 

Raven bu ve benzeri durumlarla nadiren de olsa karşılaşırdı. Bu adamın aura ve yetişim saklaması ise kusursuzdu. Bu adam gerçekten de uzman olarak adlandırılmayı hakediyordu.

 

Raven içeri girdiğinde ise direkt olarak adamın kendisine dönmesi onu tuhaf hissettirmişti. Adamın kendisine tanıdığına emindi. Raven başını başka tarafa çevirdi.

 

Bir saat daha geçtikten sonra sınav alanına girişler kapanmıştı. Pelerinli adam havaya yükselip gür bir sesle “Okulumuzun öğrenci adaylarına iyi dileklerimi belirtmek isterim öncelikle. Bu gördüğünüz seçim oldukça kolay olacaktır. İlk platformda duvara vereceğiniz hasarla doğuştan gelen özelliklerinize değer biçeceğiz. Benim bulunduğum olan ikinci platformda yeteneğinizi ölçerken, üçüncü olanda ise iradenizi ölçeceğim. Yetenek eksikliği, kesinlikle sağlam bir irade ve azimle kapatılabilir. İlk ve ikinci testlerde yeterli sonuçlar alanlar isterlerse üçüncü testten muaf olabilirler.”

 

Raven’ın bakıcısının sözleri bittiğinde kimseden çıt çıkmıyordu. İlk olarak iri yarı bir çocuk sahneye çıktı. On yaşında görünüyordu. Yaşından dolayı Raven’ın normalin üstünde olan boyundan birkaç santim daha uzundu. Cüssesi yavru fillerle karşılaştırılabilecek düzeydeydi.

 

Adam tekrar bir açıklama yaptı, “Herkesin üç şansı var, bu üç vuruştan en iyisi seçilecektir. Zaman konusunda endişelenmenize gerek yok, yerleştirdiğimiz düzenler sayesinde burada zaman dışarıya göre farklı akıyor. Bunu her zaman açamasak da, sınav günlerinde zaman sıkıntısı yaşanmasın diye  her yıl bir kerelik açıyoruz. Bu duvar ise zirve derece insan alemindeki yaratıkların bedenlerine eş derecede güçlüdür. Bu sayede kendi gücünüzü de test etme şansına sahip olacaksınız.”

 

Raven bu açıklamadan memnun olmuştu. Hem bu dünyadaki yetişim seviyesinden bir bilgi kapmış, hem de gücünü gerçekten test edebileceği bir yere sahip olmuştu. Önceden karşılaştığı şeylerin hepsini tek vuruşta  imha ettiği için kendi gücüne dair bir görüye sahip değildi.

 

İri yarı çocuk gerilip duvara sağlam bir yumruk savurmuştu. Etraftaki herkes şaşırmıştı. Bunun çok güçlü bir yumruk olduğunu anlamışlardı. Duvarın üzerinde semboller belirmişti ve sonunda bir sayıya dönüşmüşlerdi. “324”. Kimse bu sayının iyi olup olmadığın bilmese de, diğerlerinin sonuçlarına göre belli olacaktı.

 

Cüsseli çocuğun diğer iki vuruşu da sırasıyla “336” ve “308”di. Çocuk ter içinde sıradaki platforma geçti. Bakıcı adam çocuğa sadece bir bakış atıp gülerek, “Yetenek, yeterli” dedi. Son platformda ise on beş saniye boyunca dayanıp dışarı atılmıştı.

 

Böylece testler devam etti. Raven bekleyip gözlemlemeye devam etti. Genel olarak vuruşlar 100-200 arası olsa da, 250’yi geçenler de vardı. Ama hâlâ en baştaki çocuğu geçen olmamıştı. Sıra Chelsey denen güzel kıza geldiğinde insanlar ağzının sularının akmasına engel olamadı.

 

Kız gerçekten aşırı güzeldi, manzara gibi sadece bakarak bile mutluluğa sahip olabilecek kadar güzeldi. İlerde ise savaşlara neden olabilecek kadar güzel olacağına şüphe yoktu. Güzellik ve çekiciliğin Raven’a karşı işe yaramaması çok yazıktı.

 

Chelsey isimli kız kendisine bakanlara bir bakış bile atmadan platformdan yukarı çıktı. Güzel bir duruş sergileyip güzel bir vuruş yapmıştı.

 

“450”. Herkes bu puana dilini yutmuş gibi bakıyordu. Diğer vuruşları ise sırasıyla “426” ve “436”ydı. Yetenek kısmında adam yine sadece bir bakış atıp gülümseyerek, “Yetenek yeterli, iç saha öğrencisi.”

 

Herkes kıskanç ifadelerini saklamakta zorlanmıştı. İç saha öğrencisi neydi? Sadece okuldaki yetenekli insanların birkaç yılda girebileceği özel bir alandı. Aldıkları kaynaklar ve kaldıkları yerdeki mana rezervi daha boldu.

 

Gerçekten muazzam bir lütuftu, çünkü sadece okulun binde birlik kısmı iç saha öğrencisi olabiliyordu. Bunlar ise sonradan giriş hakkına sahip olan insanlardı. Daha önce hiç giriş sınavından iç saha öğrencisi alındığı duyulmamıştı.

 

 En azından Raven’ın yanındaki elemanlar böyle diyordu. Raven bunların hepsini etraftan duydukları sayesinde öğrenmişti.

 

Chelsey irade sınavına girmeden tekrar kalabalığa karıştı. Sınavlar bir süre daha devam ettikten sonra, “Raven Kaiser, sıra sende” sesi bakıcı adamdan yükselmişti. Normalde insanlar gönüllülük esasına göre çıkarken, ilk defa birisi ismiyle çağrılmıştı.

 

Raven ise içinden adama sövmekle meşguldü, “Ben kendimi daha iyi nasıl kamufle ederim diye düşünürken bu adam gidip sesli bir şekilde adımı söylüyor. Bana karşı mı çalışıyorsun be adam!?”

 

Raven adamın bilerek bunu yaptığını anlamıştı, çünkü ardındaki saniyede kahkasını tutmaya çalışan bir su aygıtı gibi bir surata sahip olmuştu  -en azından Raven’ın gözünde böyleydi-.

 

Raven platforma varmıştı. Beyaz duvara bir bakış attı ve elini sürdü. Bu duvar gerçekten iyi tasarlanmıştı. İçindeki manayı daha fazla anlamak için biraz zaman harcadı. Ancak Raven’ın eliyle duvarı ellediğini gören insanların -çocuklar- bazıları öfkelenmişti. İyi muamele görenlere karşı kin besliyorlardı. Raven ise özel muamele gördüğü için daha da sinirlilerdi. Sonuçta hâlâ çocuklardı.

 

Sınavı geçemeyen bir eleman daha fazla dayanamayıp bağırdı. “Hadi lan sarı velet. Göster marife-.” Çocuk daha lafını bitiremeden Raven ona dönmüştü. Karadelik gibi kapkara olan sağ gözle karşılaşan herkesin nefesi kesildi. Chelsey ise önceden de bu durumla karşılaştığı için kısmen iyi durumdaydı.

 

Raven ise bakıcı adama bir göz atıp duvarı ellemeyi kesti. Sadece deneme amacıyla duvara işaret parmağıyla bir fiske attı. Herhangi bir mana eklemesi veya destek tekniği aktif etmemişti. Saf ve düz bir fiskeydi.

 

Fiske duvara ulaştığında duvarda direkt olarak kol kalınlığında çatlaklar belirdi. Bir saniye bile geçmeden ise yirmi metre uzunluğundaki duvar toz bulutu oluşturarak yere yıkıldı.

 

Raven ise içinden daha fazla sövüyordu. “Ben gerçekten salağım. Dikkat çekmemeye çalıştıkça nasıl daha fazla dikkat çekebiliyorum acaba!?”

 

İnsanlar baygınlık geçirme noktasına gelmişti. Chelsey ise muazzam bir hayretle Raven’a bakıyordu. Tatlı gözleri Raven’a dünyanın en korkunç canavarına bakarmış gibi korku ve saygı doluydu.

 

İnsanlar arasında baygınlık noktasına gelenler de sayılar belirdiğinde gerçekten kendilerinden geçmişlerdi.

 

“27.459” Raven artık kafasına takmıyordu. İlk günden her şeyi bakıcısıyla beraber batırmışlardı. Bakıcısına ilerleyip sadece onun duyabileceği bir sesle, “Beni en fazla iç saha öğrencisi yapman yeterlidir bakıcı amca. Daha fazlası ikimizin de başını ağrıtır.” Raven’ın bakıcısı olan okul sahibi de başıyla onayladı.

 

Raven’ın bakıcı amca demesinin nedeni, bu adamın bakıcısı olduğu babasının yerleştirdiği mühürlü bilgilerde geçiyordu. Zaten bu adam da Raven ‘ın mühürlü bilgileri açtığını anlayıp daha fazla sorgulamamıştı.

 

“Yetenek yeterli, iç saha öğrencisi.”

 

Bu sefer etraftan çıt sesi bile çıkmıyordu.

 

------------------------

 

YN: "Kaiser" kelimesi, "Kai-za" gibi okunmaktadır. Yarım Almanca'mla aklıma gelen bu isim; hükmeden, hükümdar ve egemen anlamlarına geliyor. Okuduğunuz için teşekkür ederim




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr