Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Re-born - Bölüm 5: Lütfen Hediyemi Kabul Edin


“Merhaba genç leydi, ben Raven.”

 

Kız ancak birkaç saniye daha geçtikten sonra şu an ne yaptığını fark etti. Bu kadar uzun süre karşısındaki kişinin suratına baktığını anlayınca da  kızarmasının önüne geçemedi. Heyecandan konuşmayı unutmuştu.

 

Raven da pek takmadı zaten. Sonuçta bu son olmayacaktı. İlerde bu sahnelerle sık sık karşılaşması kaçınılmazdı. Fakat dikkatini çeken şey, kızın fazlasıyla güzel olması ve asil bir auraya sahip olduğuydu. Ne yazık ki bütün evrenlerdeki  en güzel kız gelse bile Raven’ı  sadece dış görünüşüyle etkileyemezdi.

 

Üstelik bu kız Raven’ın bu hayattaki annesiyle aynı ortamda bile bulunamazdı.

 

Bu kırmızı elbiseli kızın boynu ile kolundaki takılar da kesinlikle normal değildi. Bazı evrenlerdeki eşyaların özellikleriye beraber görünüşü de değiştiğinden, Raven bunların büyülü nesne mi yoksa sadece pahalı takılar mı olduğunu anlayamamıştı.

 

Yeniden karşısındaki yaşlı adama dönüp, “Eğer başka bir isteğiniz yoksa ben yeniden yola çıkıyorum.” Demesinin ardından tekrar şehrin yolunu tuttu.

 

Aslında yaşlı adamın onu şehre kadar bırakması için yemliyordu. Adamcağız da zaten bu tuzağa düştü.

 

“Bekleyin lütfen, eğer şehre gidiyorsanız biz sizi bırakabiliriz.” Raven bu anda içinden zaferinin keyfini çıkarıyordu. Sonuçta ne kadar uzakta olduğunu bilmediği yolu yürüyerek gitmek için fazla üşengeçti. Sormak istediği sorular da olduğu için bu ikiliyle yolculuk etmeyi amaçlıyordu. 

 

“Zahmet olacak ama teşekkür ederim.” Demesinin ardından at arabasına yürüdü.  Yerdeki kız hâlâ kalkamadığından ona elini uzatıp kaldırmıştı. Raven elini uzatmasa yerden kalkmak gibi bir amacı yoktu sanki. Kız Raven'ın elini tuttuğu sırada ruhunu teslim etmiş gibiydi.

 

Yaşlı adam da olanları kafasına fazla takmadan yola çıkmak için son hazırlıkları yaptı. Önde yaşlı adam otururken arkada güzel kız ve Raven yan yana oturuyordu. Raven dışarıyı izlerken, kız da Raven'ın elini tutmasının şokunu atlatmaya çalışmakla meşguldü.

 

Birkaç dakika geçtikten sonra yaşlı adam insiyatifi eline alıp konuşma ihtiyacı duymuştu. “Ben Queeg. Buradan torunumla geçerken bu haydutların saldırısına uğradık. Siz olmasanız gerçekten başımız derde girerdi. Torunumun adı ise İnori. Size gerçekten minnettarız,” demesinin ardından tekrar başıyla eğilme hareketi yaptı vardı. Ardından kız da Raven'a utangaç bir ifadeyle dönüp konuştu.“Teşekkür ederim.”

 

Raven başta kızın sağlık problemleri olduğunu düşünse de,  konuşmasıyla şüphelerinden arındı. Tabii adamın da dediği her şeyin yalan olduğunu da anladı.

 

İlk olarak adamın gözlerindeki ufak değişimler, Raven’ın keskin görüşünden kaçamamıştı. İkincisiyse, adamın kıyafetlerinin iç cebinde gördüğü armaydı. Son olarak da geçmiş hayatlarında en az birkaç yüz kez bu tür durumlarla karşılaşan Raven’a bu numaralar sökmezdi.

 

Ancak Raven adamı yalanlamayacaktı, işine yaramazdı çünkü. Şehre kadar götürmesi yeterdi. Şehre gitmeden önce de cevaplara ihtiyacı vardı. Raven hemen bilgi toplamaya başlamak istedi.

 

“Ah, önemli değil. Eminim kim olsa aynısını yapardı. Bu arada, bu ormanın adı nedir ve özellikleri nedir söyler misiniz? Yanlışlıkla bu ormana geldim ve oldukça sıkıntılar yaşadım.” Yaşlı adam Raven’a gülümseyerek baktı ve sorusuna yanıt verdi.

 

“Bu ormanın derinlikleri vahşi canavarlarla doludur. Genelde insanlar eğitim yapmak için gelir ve okullar bazen yarışmalar düzenler buralarda. Manasının düşük olduğunu fark etmişsindir zaten. Bunun nedeni başkentteki okulun buradaki manayı formasyonlarla kendi okullarına aktarması. Bu yüzden buradaki mana yok denecek kadar az. Mana sürekli bu seviyelerde olduğu için buraya ‘Yokluğun Ormanı’ deniyor.” Queeg sözünü bitirdiğinde Raven hafifçe iç çekti.

 

Bu başkentteki okul yüzünden eğitimi birkaç yüz kez yavaşlamış olabilirdi. Gerçi pek fark etmezdi, on milyon yıllık ömre sahip olmuştu artık. Eninde sonunda zirveye çıkmaya kararlıydı. Bu zirveye de ulaşmak zaman alacağından, birkaç yıllık kayıp pek lafını edeceği bir şey değildi. Tabii şu yaşına kadar daha hızlı yetişim yapması onu oldukça mutlu ederdi.

 

Adama biraz daha göz gezdirdiğinde bir tuhaflık fark etti. Yaşlı adamın damarlarında dolaşan kan, tam olarak kırmızı değildi. Arada ufak yeşil parçacıklar vardı. Raven bunların zehir olduğunu anladı. Kızda da aynısını gördü.

 

Fakat bu zehir parçacıkları dantiandan atılıyordu. Bu da demek oluyordu ki bu zehir parçaları onlara saldıran adamlar tarafından atılmıştı. Rengin koyuluğuna bakarak zehrin oldukça güçlü olduğu kanısına varmıştı. Muhtemelen kız da bu zehre dayanamayıp bayılmıştı, kızı canlı olarak istemişlerdi…

 

Yaşlı adamın ise hem bu zehre dayanıp, üzerine bu adamlarla savaşabilmesi gerçekten olağanüstüydü. Raven bu yaşlı adamın istese zorlanmadan kendisini öldürebileceğini anlamıştı.

 

Raven uzun zamandır kendisinin zehre dayanıklı olduğunu biliyordu. Yılanlar üzerinde yaptığı deneyler sonucu, yılanların zehrinin kendi vücuduna girdiğinde direkt olarak kendi kanına dönüşüyordu. Vücudununun alabileceğinden fazlası da imha ediliyordu. Yani zehir içmenin kendisine bir bakıma yararlı olduğu söylenebilirdi.

 

Raven işine yarayacak bilgiler almak için sorular sormaya devam etti, “En bol mana en yakın nerede bulunur bir bilginiz var mı?” Yaşlı adam ise bu soruya düşünmeden cevap vermişti. “Şu an gidiyor olduğumuz şehirdeki okul mana bakımından gerçekten zengindir. Başkentteki okulla kıyaslanamayacak olmasına rağmen, en yakındaki yer orasıdır.”

 

Raven şimdi bir şeyler anlamaya başlamıştı. Bu okula girmeliydi. Uzaktaki yüksek seviyeli okulların kendisinin başına bela açması muhtemeldi.Sorularına devam etti. “Giriş sınavları falan var mı?” Yaşlı adam üzgün şekilde, “Elbette var ancak geçen hafta bitmiş olması lazım. Ne yazık ki sınavlar da yılda bir kez oluyor. Girmek isterseniz kaçırdınız yani.” Raven içinden ‘Neden tüm şanssızlıklar beni buluyor?’ diye düşünmeden edemedi.

 

Raven’ın “Peki başkenttekiler ne zaman?” sorusunu sormasıyla yanda oturan İnori’nin kalbi tekledi. Yaşlı adam ise İnori’ye sakin olmasını söyler şekilde çaktırmadan göz attı. Ardından “Haftaya başlar, eğer tam hız giderseniz beş gün içinde orda olursunuz.” dedi.

 

Raven teşekkür ettikten sonra arabadan atladı. Yaşlı adam ona merakla bakarken “Benim halletmem gereken işlerim var, her şey için çok teşekkür ederim.” dedikten sonra son hız ormana daldı. Yaşlı adam Queeg ve İnori ona merak ve şaşkınlıkla bakarken, İnorinin gözlerinde melankoli belirtileri tekrar ortaya çıkmıştı

--------------------

 

Raven birçok hayvanı seri seri avlarken, bir yandan da etraftan topladığı samaşıklarla onları kendine bağlıyordu. Mağarasından çıkarken de topladığı malzemeleri yanına alıp kıyafetinin içine saklamıştı. Genel olarak diş ve pençelerden oluştuğu için dışarıdan belli olmuyordu.

 

Elindekiler muhtemelen yetmeyeceği için daha fazlasını elde etmek istiyordu.

 

Sekiz saatin sonunda gece olmuştu artık. Yola yeniden koyulması gerekiyordu. Hızını son noktasına kadar çektikten sonra şehre doğru koştu. Önce elindekileri satacaktı, ardından ise başkente doğru ya koşacaktı ya da binek hayvanı satın alacaktı.

 

Raven gördüğü tüm hayvanları atlatarak koştu ve sekiz saat sonra şafağa yakın bir zamanda şehre ulaştı. Hem ırkından, hem de ailesinin soyundan gelen dayanaklılık sayesinde nefes alış veriş düzeni bile değişmeden tam hızıyla buraya kadar gelebilmişti.

 

Şehre girmeden önce iki yüz metre yukarıya zıplayarak şehri kolaçan etti. Gözüne bir satım alanı ilişti. Simsiyah olan sağ gözü hariç başının her yerini yeniden siyah kumaşla kaplayıp direk tezgahtarın yanına gitti.

 

Raven elindekileri masaya atıp “Bunlara ne kadar verirsin?” Sesini kalın bir şekilde ayarlayıp aurasının da bir kısmını da salmıştı ki adamın boş sorularıyla vakit kaybetmesin. Gerçekten de çok işe yaramıştı. Adamın meraklı ifadesi, korkuyla bastırılmıştı. Yutkunamadan para dolu bir torbe hazırlayıp Raven’a uzattı.

 

Raven adamın kendisini kandıramayacak kadar sinmiş olan yüzünü gördüğü için torbanın içine bakmadan oradan ayrıldı.

 

Yoldan sıradan birini çevirip “Başkente nasıl gidilir?” dedi. Raven yedi yaşında olmasına rağmen boyu yaşıtlarından uzundu, bu yüzden de insanlar onun çocuk olduğunu anlayamıyordu. O insan da Raven’ın güçlü birisi olduğunu anlayıp korkuyla sağ tarafını işaret etti.

 

Raven hemen o tarafa doğru koşmaya başladı. Anladığı şeylerden biri de eğer koşarsa normal binek hayvanlardan daha hızlı koştuğuydu. Yüksek seviyelilere de fazla para harcamak istemiyordu.

 

Dört gün aralıksız koşup, birkaç kez de kaybolduktan sonra yorulmasa bile biraz acıktığını hissetti. Şehre de yakınlaştığını mananın artışından anlıyordu. Karşılaştığı insan sayısı da artmıştı. Şehre girmeden önce bir geyik yakalayıp tamamını pişirip afiyetle yedi.

 

Şehre girme zamanı gelmişti. Yeniden yola koyuldu. Şehre kadar bir süre daha koştuktan sonra mana miktarının, yedi yılını geçirdiği ormandakinin neredeyse yüz katı kadar daha fazla olduğunu gördü. Şehre tamamen girdiğinde ise bu miktar daha da artmıştı!

 

“Burada geçireceğim bir ay, benim tüm hayatımdaki eğitimimden daha yararlı olur. Keşke o orman gibi lanet bir yere düşmeseydim.” Raven şu an mutluluk ve üzüntüyü aynı anda yaşıyordu. Üzüntüsü zaman kaybından dolayıyken, mutluluğu ise daha az zamanda daha fazla güç kazanacağı içindi.

 

Girmek istediği okuldaki mana miktarının daha fazla olduğunu bildiği için şimdilik mana özümsemek yerine şehri gezmeye karar verdi.

 

 Şehre attığı yukardan bakışla şehrin en az altı-yedi bin kilometre çapında olduğunu tahmin etti. Öncelikle tıbbi malzemeler satan bir yere gitmeyi tercih etti. Oradan aldığı eşyalar ile mana özümsemesini zahmetsiz hale getirecek tekniğini aktif edecekti.

 

Bu tekniği yolda gelirken düşünmüştü. Bu evrendeki mananın oldukça pasif olduğunu gördüğü için mana emilimini kolaylaştıracak bir teknik yaratmaya karar verdi. Bu tekniğe isim vermeyecekti, çünkü yarattığı tekniklere saçma sapan isimler verme konusunda tanrıları bile gülmekten yere yatıracak kadar kötüydü.

 

Tıp dükkanına geldikten sonra, “Mana veren meyve, bitki veya taş gibi herhangi bir eşya var mı burada?” diye sordu. Raven’ın böylesi saçma sorusu karşısında adam da şaşırmıştı. Elinde o türden eşyalar vardı ancak böyle soru mu sorulurdu? O eşyaların adı piyasada ‘eğitim hapları’ olarak geçiyordu. Ancak Raven’ın yüzü kapalı olduğu için karşı çıkacak kadar yürekli değildi. Karşısındaki kişi özel bir şahıs olabilirdi. Böyle bir durumun yaşandığını daha önce başkalarından işitmişti.

 

Adam kafa sallayıp “Elbette” dedikten sonra onu bir rafa yönlendirdi. Raven “En ucuzunu ver.” dedi. Herhangi bir mana toplama eşyası işine yarardı. Fazla da para harcamak istemiyordu, zaten çok parasının olduğunu sanmıyordu. Her ihtimale karşı para ayırmalıydı.

 

Adam, karşısındaki kişinin bilgisiz olduğunu sanıp, daha fazla para kazanıp dükkan sahibine yalakalık etmek için orta fiyatlılardan birini uzattı. “Fiyatı yüz elli altın, sandığa koymamı iste-”

 

 Adam daha lafını bitiremeden Raven elini masaya vurup aurasını salmıştı. Elini masaya vurmasıyla bütün dükkan sallanmıştı. “Beni kandıracak kadar cesaretli misin?” dedikten sonra adam çoktan korkudan altını ıslatmıştı.

 

Karşısındaki kişi insan mıydı be? O nasıl heybetli ve korkunç auraydı? Adam Raven’ın bir uzman olduğu konusunda emin olmuştu. Hemen lafı kıvırmaya başlamıştı, “Hayır efendim ne haddime? Size hediye etmek istemiştim sadece. Lütfen hediyemi kabul edin.” derken bile ecel terleri dökmekteydi.

 

Kendisi sadece basit bir çalışandı, eğer bir uzmanı kızdırdığı için öldürülse kimse bunu umursamazdı. Dükkan sahibi de olayı burada kapatmasını rica etmek için bu uzmana daha yüksek seviyeli hediyeler verirdi. Böylece bu ölen adam da hiç varolmamış gibi tarihe gömülürdü. Bu adam kendi parasından hediye edecek olsa da hayatı paradan daha değerliydi.

 

Raven beklemeden hapı aldı ve dışarı çıktı. Başına bela almadan okula girmek tercihiydi. Bir köşeye geçip tekniği aktifleştirmeye başladı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10752 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr