"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Re-born - Bölüm 4: Feodal Beden, Ormandan Çıkış


“AAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHHH”

 

Bu seferki acı öncekinden birkaç seviye daha yüksek olsa da, yaklaşık dört gün sürdüğü için delirme eşiğini geçmeden başarıyla işlemi tamamlamıştı. Gözlerinden akan kanı temizledikten sonra yattığı yerden doğruldu.

 

Artık sağ gözünün ışığı sönmüştü. Sarı olan sağ gözü, artık irisleriyle beraber simsiyahtı. Tamamen bir karadeliği andırıyordu, gelen tüm ışığı yutuyordu. Bu göze bir anlığına bakmak bile kişiyi sersemletebilirdi, bu şey çok tuhaftı.

 

Daha tuhaf olan şeye gelirsek, sol gözündeki sarı irislerinin parlaklığı artmıştı. Tıpkı güneş gibi sapsarı, göz alıcı ışıklar yayıyordu. Göz bebeğinin içindeki siyahlık ise dağılmıştı, sadece göz bebeğinin orada olduğunu belirten simsiyah bir halka duruyordu, ancak içi de sapsarıydı. Aslında korkutucu olan şey, sol gözündeki beyaz kısımların tamamen siyaha dönmesiydi.

 

Artık etrafa muazzam bir iblisvâri aura salan bu göz, baktığı kişinin ruhunu emebilecekmiş gibi dehşete düşürücüydü. Uzun süre doğrudan bu göze bakmak, kişinin akıl sağlığını bile bozabilirdi. Artık tanrısal yakışıklılığının ve erkeksi görünümünün yanına, iblisvâri görünümü de eklenmişti.

 

Raven şu anda görüşünü deniyordu, ancak hiç hesapta olmayan şeyleri gördü. İlk olarak görüşü nedense 360 dereceye çıkmıştı. Normalde sadece 300 derece olup, sağ arka çaprazında ufak bir zayıf nokta bırakması gerekirdi. Tabii ki şikayetçi değildi, fakat şaşırmasının önüne geçemedi. Yaptığı geliştirmeler ile düzenlemelerin bu derece etki bırakmış olması, onu gerçekten de memnun etmişti.

 

“Test sürüşüne çıkalım o zaman” dedikten sonra hızla mağaradan ayrıldı. Önce görüşünü test etti. İki yüz elli kilometre önünü görebiliyordu, arka görüşü de oldukça sağlamdı.

 

Tabii arkasındaki görüşü önündekine eşit değildi. Raven basit bir hesapla arkasındaki görüşün öndekinin beşte biri olduğunu anlamıştı. Önünün iki yüz elli kilometre ötesini görürken, arkasının da elli kilometre ötesini görüyordu.

 

Tepki hızı da oldukça artmıştı. Görüşünün yirmi beş kat artmasıyla beraber artık her şeyi yirmi beş kat daha yavaş görüyordu. Sineklerin kanat çarpışlarını bile aşırı rahat bir şekilde gözlemleyebiliyordu.

 

Bir başka özelliği ise, kalınlığı yirmi beş metreden az olan her şeyin öteki ucunu görebilmesiydi. Mağaraların içini, artık girmeden bile duvarlarına bakarak kontrol edebiliyordu. Gerçi bunlar asıl istediği şeyin yanında sadece promosyon kalıyordu. Elde etmek istediği asıl özellik başkaydı.

 

Mana görüşü! Etraftaki canlıların mana yönlendirmesi gibi durumları rahatça gözlemleyebiliyordu. Tavşan ve domuzların mana dolaşımını izleyerek sonraki hareketleri için kısa süreli öngörüde de bulunabilmekteydi. Bu yetenek savaşlarda kesinlikle çok işine yarayacaktı.

 

Artık istediği şeylerin temeli kuruluydu. Geriye bu ormandan ayrılana kadar mana toplamak kalmıştı. Şu an beş yaşındaydı, şehre bu yaşta girerse sıkıntı çekmesi kaçınılmazdı. Şehre gidene kadar gücünü oturtması gerekiyordu. Şehirde ise mana kesinlikle daha fazla olacağı için, güçlenmesi daha kolaylaşacaktı. Şimdiden başlasa iyi ederdi…

 

--------------

 

İki yıl daha geçmişti… Raven’ın yetişimi biraz daha artmış olsa da, asıl artış genel gücündeydi.Toplam gücü gerçekten fazlasıyla artmıştı. Görüşü üç yüz elli kilometreye çıkmışken, arkasının da görüşü yetmiş kilometreydi artık. Ormandan çıkış yolunu da, ormanda gezerken gördüğü konvoylar sayesinde bulmuştu.

 

Derisi bir çelik kadar olmasa da, inkar edilemeyecek kadar sağlamdı. Sevindirici haber ise, bu sertlik yüzünden vücudunun çevikliği azalmaya uğramamıştı. Çevikliğini ve hızını arttırmak için de aklında bir plan vardı, ancak bu bölgede onu denerse en iyi ihtimalle sadece ölürdü. İstediği bedel ve mana gerçekten fazlaydı.

 

Aklında olan şey çeviklikten ziyade, vücudunun sağlamlığını arttıracak olan ‘Feodal Beden’di. ‘Feodal Beden’ 1 milyon 322 bin 46’ncı hayatında golem ırkından ‘rica’ ederek elde ettiği bir teknikti. Bu teknik diğerleri gibi pasifti. Zaten şu anda bulunduğu krallığın özelliklerini öğrenmeden aktif yetenek çalışmak istemiyordu.

 

Bu yeteneğin özelliklerine gelirsek; Kişinin saf -mana eklemedenki- gücü ne kadarsa, o güçle delemeyeceği kadar sert bir deri sağlıyordu. Yani kendisinin zarar veremeyeceği bir güç sağlıyordu, ki bu da ne kadar güçlüysen o kadar yok edilemezsin demek oluyordu.

 

Golemler organik yaşam formları olmadığı için yetişim yolları farklıydı. Sürekli kol gücüne yatırım yaparak verebilecekleri hasarları arttırıyorlardı. Güçleri de doğal olarak fazla oluyordu, böylece yok edilmez bedenlere sahip oluyorlardı. Şans ise Raven’a vurmuştu, zaten manası direkt olarak kas ve beden gücüne dönüşüyordu. Bu yetenek onun için biçilmiş kaftandı.

 

Özelliklerinden bir diğeri, kişinin ağırlığını muazzam derecede arttırıyordu. Golemlerin en küçüğü zaten birkaç yüz metre olduğundan, ağırlıkları da doğal olarak fazlaydı. Bu özellik görülebildiği gibi yeteneklerine de yansımıştı. Ağırlıkları öyle bir düzeydeydi ki, yakınında olan kişiler ruhunun emildiğini hissediyordu.

 

Sahip olunan ağırlık yüzünden herhangi bir zayıflık da ortaya çıkarmıyordu, ağırlığı sadece bastığı yere etki ediyordu. Bu da tam olarak demek oluyordu ki, hareketlerinde yavaşlama veya sapmaya neden olmadan mutlak bir avantaj sağlıyordu. Mutlak bir güç…

 

Tabii ki Raven bu yeteneği düzenleyerek o ağırlık etkisini açıp-kapatabileceği bir hale getirecekti. Çünkü her yerde birkaç milyonluk ağırlıkla gezmek gerçekten problem yaratırdı. Örneğin at arabasına binerdi, at arabası toza dönüşürdü.

 

“Her neyse, hâlâ o kısma gelene kadar zamanım var.” Raven haklıydı, şimdilik  bu lanet ormandan kurtulup manası yüksek bir yere gitmek istiyordu. Bundan önce ise üstüne giyecek bir şeyleri olmalıydı. Şu ana kadar, evden kaçarkenki giydiği elbiselerini parçalayıp mahrem  yerlerini örtüyordu.Yeniden bırakıldığı eve gidip, seks düşkünü adamdan kıyafet araklamalıydı.

 

Hemen yola koyuldu, zaman kaybına uğramamak için de hızını yükseltmişti. İyi ki görüşünü arttırmıştı, yoksa imkanı yok bu yön duygusuyla o evi yeniden bulamazdı. Birkaç dakika sonra evin yanına gelmişti. Evden ayrıldığından beri geliştirdiği yüksek duyu gücü sayesinde de, içerinden gelen çoklu inleme seslerini daha evin on kilometre gerisinden duyuyordu. Görüş yeteneği sayesinde olanları da görebiliyordu.

 

“Bu adam da baya abartmış, bu yaşında andropoza girecek böyle giderse.” Raven aurasını gizleyerek evin içine girdi. Birkaç kıyafet alarak çıkmaya hazırlandı. Henüz yedi yaşında olduğu için o adamın elbiseleri kendine olmazdı, ancak önceki hayatlarındaki dikim becerilerini kullanarak kendine bir şeyler ayarlayabilirdi.

 

İlgi çekmemek için genel olarak siyah kıyafetleri aldı. Aynalardan birinin yanından geçerken, hayatındaki en büyük belalardan biri olacak şeyi fark etti…

 

Çok yakışıklıydı! Bu öyle böyle bir şey değildi. Bu insancıl da değildi. İnsanların yüz hatlarının tam olarak 17-18 yaşlarında oturması gerekirken, Raven bu yaşında böyle görünüyordu. İlerde neler olacaktı aklı bile almıyordu.

 

İki yıldır gözlemlediği konvoylardaki insanlar sayesinde kendinin farklı olduğunu hemen anlamıştı. Zaten anlamamak için ağır mental engelli falan olmak gerekiyordu. Gözleri ise daha fenaydı. Koyu altın renginde olan saçları, gözleriyle beraber etrafa şeytanlık yayıyordu.

 

“Bu iş böyle olmaz, yüzümü imha etmeliyim.” Dedikten sonra mutfaktan aldığı bıçakla derisini zar zor parçalamıştı. Birkaç dakika sonra yüzü tanınmaz haldeydi.O ilahi yakışıklılıktaki surat gitmiş, yerine korku filmlerinden fırlamış bir yüz gelmişti. Fakat ardından onu üzen olay gerçekleşmişti.

 

“Neden bu kadar hızlı iyileşiyorsun lan!?” Raven gelişmiş görüşü sayesinde yüzünde yavaştan kapanan yaraları fark etti. Böyle giderse iki saat içinde yüzü eski haline dönerdi. “Ah lanet olsun.”

 

Raven birkaç kumaş parçası alıp yüzünü, sol gözünü, ve saçlarını kapamıştı. Röntgen görüşü sayesinde kumaşın altından da görebiliyordu. Hemen evden ayrılıp yola koyuldu. Yolun sonunu göremediği için biraz canı sıkılmıştı. Acelesi yoktu ama ormanda boş boş yürümek kesinlikle hoşuna gitmiyordu.

 

Siyah kıyafetleri ve kafasındaki siyah kumaşlar yüzünden tam bir gezgine benzemişti.

 

Gece olana kadar yürüdükten sonra da durmadı. Sabah olduğunda en az birkaç yüz kilometre yürüdüğüne emindi lakin yolun sonu hâlâ görünmüyordu. Raven’ın canı cidden sıkılmıştı. Bir yerden duyduğu çığlıkla irkildi. Duyuşu görüşünden daha yüksek olduğu için, hâlâ neler olduğunu göremiyordu ancak sese doğru koştu. Bir at arabası çalarsa oldukça işine yarardı.

 

“Klasik novel sahnelerinde olan bu olay neden benim başıma geliyor ki!?” Raven biraz daha ilerledikten sonra görüşüne yerde baygın yatan kırmızılar içinde bir kız ve yanında onu korumaya çalışan ağır yaralı, yaşlı bir adam girdi. Karşılarında ise yerde yatan iki ölü adam ve ayakta yaralı duran üç kişi vardı. Yaşlı adam bağırdı.

 

“Sizi uyarıyorum, eğer şimdi gitmezseniz hiçbirinizi sağ bırakmam.” Bu sözün üzerine karşılarında duran adamlar sırıttı ve liderleri gibi duran, iri yarı bir adam öne çıktı.

 

“Eğer sen şimdi kızı bırakıp burdan gitmezsen biz de senin cesedini bile bırakmayız. ” Lider soğuk gülümsemesiyle yaşlı adama atıldı. Yaşlı adama ulaşmak üzereyken sol yanında bir gölge belirdi. Sağ kolunu sertçe gerip lidere yollayan bu silüet Raven’dı.

 

‘Novellerde de böyle oluyordu genelde’ diye düşündü Raven. Lider ise karnına gelen yumrukla vücudundaki tüm kanı kusmakla meşguldü. Arkalarındaki adamlar ise korkudan yere yığılmışlardı. Liderleri kendilerinden en az beş kat daha güçlüydü.

 

Lider böyle düşmüşken onlara ne olurdu kim bilir?

 

İkili kaçmaya çalışırken Raven yerden bir çift taş aldı. Üstün görüş yeteneğiyle tek savuruşta ikisinin de kellesini delmeyi başarmıştı. Raven bile şaşırmıştı aslında, bu adamlar neden bu kadar dayanıksızdı? Ormanda avladığı yaratıklar bile bu adamlardan daha güçlüydü.

 

Tabii ki Raven’ın bilmediği bazı şeyler vardı. Daha fazla düşünmeyip yaşlı adamın yanına gitti. Adamın karnının sağında tehlike oluşturabilecek bir yarası vardı. Yaralarını sarmasında adama yardım etti. Yaşlı adam ise bu karşısındaki kişinin kim olduğunu merak etmekle daha fazla zaman harcıyordu.

 

Raven adamın bakışlarından ne düşündüğünü anlamıştı ancak cevap vermedi. Adamcağız daha fazla korkmasın diye aurasını gizlemişti. Bunca zamandır avlandığı ve birçok hayatındaki deneyimleri ve öldürdüğü adamlar nedeniyle etrafa korkunç bir aura saldığını düşünüyordu.

 

Korkunç demek biraz hafif kalsa da haklıydı da. Hem tüm hayatlarında öldürdüğü kişilerden dolayı bir katilin, hem tüm hayatlarındaki elde ettiği bilgilerden dolayı bir bilgenin, hem sekiz katrilyon yıllık hayatlarının yüzünden bir ölümsüzün, hem de kullandığı İblis’in Lanetli Gözü’nden gelen iblislikten dolayı, korkunçtan öte dehşete düşürücü bir auraya sahipti.

 

Adam kendini sarmayı bitirdiğinde Raven’a eğilip teşekkür etti. “Bizi kurtaran kahramana sonsuz teşekkürlerimi iletmek isterim.” Raven yaşıtlarından daha uzun olduğu için karşısındaki adam onu selamlama ihtiyacı duymuştu. Raven ise  suratını açarkenki sakin suratıyla “Teşekküre gerek yok, sadece buradan geçerken sesleri duydum.” Dedi.

 

Yüzünü açmasının nedeni, karşısındaki adamın güvenini kazanıp onu şehre kadar bırakmasını rica etmekti. Bırakmasa da problem olmazdı ancak yürümek gerçekten sıkıcıydı. Birkaç milyon hayatı olsa da Raven bir türlü sıkılmayı başarıyordu.

 

Karşısındaki adam ise Raven’ın dediklerinin sadece yarısını duyabilmişti. Karşısındaki şahsın insan olup olmadığını sorguluyordu. Bu surat kesinlikle insanları aşıyordu. O sırada ise arkada baygın durumda yatan 13-14 yaşlarındaki siyah saçlı ve kahverengi gözlü güzel kız uyanmıştı. Uyanınca karşısında gördüğü kişiden dolayı ağır bir şok yaşamıştı.

 

Direkt olarak gözlerinde melankoni izleri oluştu. Raven ise bu bakışları anlayıp hafifçe iç geçirdi. Durum daha da tuhaf bir hâl almasın diye selam verdi.

 

“Merhaba genç leydi, ben Raven.”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10751 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr