Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Re-born - Bölüm 1: Yeniden


"Demek bu sefer de böyle bitecekti ha... " hafifçe mırıldandı.

 

 

"6 milyon 153 bin 657 tamamlandı..." Tekrar başlama zamanı gelmişti. "Dostum bu boğuk karanlığa alışmam hiçbir zaman mümkün olmayacak sanırım. Neyse o zaman yeni oyuna başlayalım." 

 

 

Birinci ay... İkinci ay... Altıncı ay...  Artık fetüs gelişimine geçmişti. Bir şey hissetmişti,çok bol ve doygun yapıya sahip bir şey.

 

 

"Vay canına,bu kadar zengin manaya sahip bir yere denk gelmeyeli uzun zaman olmuştu,en azından 600  bin olmuştur sanırım."  Raven fazla oyalanmadan bu doygun manayı emmeye başladı.

 

Aslında bir tekniği öğrenmeden,mana emmek imkansızdır.Ancak Raven,bunca deneyimi sayesinde herhangi bi problem olmadan istediği gibi yeni bir özümseme tekniği oluşturabilmişti. 2 ay boyunca bu şekilde mana özümsemeye devam etti,ta ki önüne 2 yol çıkana kadar... Her seferinde zorlandığı soru:

 

Savaşçılık mı, Büyücülük mü? Aslında çok kolay gibi gelen bu sorunun cevabı her yerde değişiklik gösterebiliyordu. Bazı yerlerde mana,büyücülük yapmak çok uygunken,bazı yerlerde ise savaşçılığın gereksinimlerini karşılıyordu.Gerçi Raven için pek fark etmiyordu,her türlü mana dönüşümü yapabilecek yetenekler oluşturabilirdi.

 

 

Gerçi doğana kadar,hangi manaya yatkın bir yerde bulunduğunu tespit etmek mümkün değildi.Fakat Raven zaman kaybından nefret ettiği için direkt olarak savaşçılık eğitimine geçti. Aslında her türlü bunu seçmek zorundaydı. Nedeni ise… Tam olarak 6 milyon 153 bin 656 yaşamının tamamı kör olarak geçmişti. Evet,tüm bu yaşamlarında hepsini kör olarak geçirmişti ve büyücülüğün temel koşullarından biri belirli büyülü dizilimleri ve tılsımları oluşturmaktı.Göremediği için de bunu yapmanın zor olacağını anlamak için çok fazla zeki olmaya gerek yoktu.Yani savaşçılığa mâhkumdu.

 

 

Neden kör olarak bu kadar yaşam geçirdiğine gelirsek;ilk yaşamında etrafını görme becerisine sahipken ailesini kurtarmak için şeytanla anlaşma yapmıştı.Şeytan ise bunu karşılığında ondan kendisine çalışmasını,ve kalan hayatlarının tamamında kör oalcağını söylemişti.Ama nedense kendisine çalışmasını istedikten sonra,tüm hayatlarında onunla tek kez bile iletişime geçmemişti.

 

 

O zamanlar çok saftı tabii ki,12 yaşındaki bir çocuktan ne beklerdin ki? Hiç düşünmeden kabul etmişti ve ailesi karşılığında bu laneti üzerine almıştı.Pişman mıydı? Tartışılırdı… Tabii ki o anlaşmadan sonra,ilk hayatına dair olan anılardan sadece az önce anlatılanlar kalmıştı.Renkleri,ailesinin yüzünü, kendi yüzünü,insanların yüzünü,-kısacası neredeyse her şeyi-unutmuştu.Sonra ise bu döngüye girdiğini hatırlıyordu,her hayatındaki hafızası asıl bilincine ekleniyordu.Kısacası ilk hayatı hariç tüm bilgiler aklındaydı şu anda.

 

 

Her seferinde ise farklı bi evrende yeniden hayat buluyordu;yetişim yapılabilen dünyalar, yapılamayanlar,insanların oldukları,olmadıkları,cinlerle dolu olanlar, orklarla, elflerle, tanrılarla… Yani sonuç olarak bazen elf,bazen ork,bazen ise tanrı olarak yeniden hayat buluyordu.Tanrı olsalar da,bu savaşların olmayacağı anlamına gelmiyordu tabii ki;genelde savaş sırasında hayatını kaybediyordu zaten,-kör olması savaşamayacağı anlamına gelmiyordu- onun dışında ise suikastler ve ihanetler gibi şeylerde elveda ediyordu.

 

 

 

Bütün yaşamlarının geneline bakacak olursak; 5 milyon 455 bin 122 kez,yetişim yapılabilen evrenlerde var olmuştu,böylece de yetişim konusunda aralarında bulunduğu Yüce Ata Tanrılar’ın en görkemli hayallerinde bile göremeyecekleri bir bilgiye ulaşmıştı.Göremiyor oluşu bilgiye ulaşmasına engel değildi.Her seferinde,nasıl olduysa bir türlü bilgi ve kitaplara ulaşımını sağlayabilmişti-buna daha doğumunun hemen ardından öldürüldüğü seferler dahil değildi-.Sonuç olarak mutlak bilgileriyle beraber geldiği herhangi bir evrende eşsiz bir güce sahip olabilirdi.

 

 

Ancak kader acımasızdı,göremediği için gelişimi mutlaka bir yerde tıkanıyordu.En azından yeterli çalışırsa 1 milyon yıl yaşayabiliyordu.Bu uzunluktaki ömre ulaştığında daha fazla çalışamayacağından,sürekli sonraki hayatlarında daha rahat yaşayabilmek için bilgi toplamaya başlıyordu. Pek fazla değişiklik olmasa da,artık bağımlılık gibi bir şeye dönüşmüştü,bilgi toplamak çok hoşuna gidiyordu…

 

 

Savaşçı manası toplarken 1 ay daha geçmişti…Yetişimi anlaşılmasın diye dantianını mühürledi. Sonunda o an gelmişti,o yeni hayata atılım anı: Doğum. Ancak nedense kendini tuhaf hissediyordu.Hiç böyle olmazdı,her seferinde aynı hisse sahip olurdu. “Ah hayır ya,olamaz. Sanırım başıma muazzam bir bela gelecek.” Doğum başarılı bir şekilde gerçekleşmişti.Formalite olarak ağlamıştı da. Her şey normaldi,tek bir şey dışında;

 

 

Gözlerinde bi titreşim vardı. Normalde böyle olmazdı,aslında hiç böyle olmazdı;çünkü her yaşamında gözünün yerinde olduğunu bildiği halde,asla gözlerini hareket ettirememişti.Kalbi ve zihni, 8 katrilyonluk deneyimine rağmen ölümcül bir şekilde hızlanmıştı heyecandan dolayı.O anda artık hiçbir şeyi umursamadan gözlerini kocaman açtı…

 

 

Önünde olanları fark ettiğinde,daha doğrusu gördüğünde bir an heyecandan bilincini kaybedeceğini sandı. Önündeki saçları ve gözleri kıpkırmızı olan,mutlak yakışıklılığa sahip adam,tuhaf bir şekilde ona bakıyordu.Evet, o adam babasıydı.Tabii Raven ilk defa görme yetisine sahip olduğundan dolayı,renk ve güzellik bilgisine sahip değildi.Ne de olsa renkleri kitaplardan veya anlatımlardan öğrenemezdiniz. Fakat sonsuz deneyimiyle anladığı bir şey varsa,önündeki olan adam kesinlikle normal değildi.

 

 

“Yüzümde bir şey mi var acaba,neden tip tip bana bakıyor?” diye düşündü.İlk defa görebildiğinden, heyecanına rağmen kendini toplayabilmişti. Sonra babası onu baygın annesinin yanına götürdü.Annesi ise ilahi bir güzelliğe sahipti,yine kırmızı gözlere ve saçlara sahipti.Annesini görünce ırkının özelliklerinden birinin bu saç ve göz rengi olduğunu anladı.Fakat annesi babasından daha fazla şaşırmıştı,ayrıca yüzünde bir korku oluşmuştu çocuğunu görünce.

 

 

“Çok mu çirkinim acaba?” sorusunu kendine sormadan edememişti.Çirkin ve güzel sıfatlarının nasıl belirlendiğini bilmese de,anlatılanlara göre böyle tuhaf tepkilerden anlaşılabiliyordu. Annesi bir anda ağlamaya başladı, “Hayır,çocuğumuzu korumalıyız. Efsanedeki lanetli çocuğun doğmuş olduğunu anlarlarsa,onu yaşatmazlar.” Babası hızlıca yanına gelip çocuğu aldı ve doğumu sağlayan kadın doktoru öldürdü.Aslında sadece doktora bir bakış attı,ama doktor oracıkta ruhunu kaybetti.

 

 

“Elene,merak etme çocuğumuzun ölmesine izin vermem,veremem.Onu, sadece insan ve türlü yaratıkların olduğu bir dünyaya bırakacağım.Hayatını koruyabileceğimiz bir zaman gelene kadar,en azından ben krallığa sahip olana kadar,onu bir tanıdığıma teslim edeceğim.Çok iyi biri olmasa da,kötü bir şey yapacağını sanmıyorum.Bu süre zarfında onu izleyemecek olsak da,kesinlike rahat bir yaşamı olacaktır.” Demesinin ardından,çocuğu biraz aşağı indirerek,annesinin çocuğu öpmesine izin  verdi.Tekrar eski pozisyonuna geldiğinde ise,annesinin şelale misali dökülen gözyaşlarını izlemeye devam etti.Baba ve oğulun kalbinde muazzam bir ağırlık oluştu.

 

 

Babasının tek adımıyla,artık az önceki doğduğu dünyada olmadığını anladı.Çünkü mana miktarı ve yoğunluğu, insanları üzüntüden ağlatacak kadar düşmüştü. İleri atılan ikinci adımla beraber,bir kapının önüne gelmişti.Yağmur,bardaktan boşalırcasına gökten düşmekteydi,yine annesi aklına gelmişti Raven’ın.Gerçi hala anlamamıştı nerede olduklarını;çünkü kapı gibi şeyleri zekasından dolayı anlayabilse de,evin şekli ve rengi aklında karışıklık yaşatıyordu.

 

 

Kapıyı tokmak ile çalacağını sansa da,bir anda kapının içinden geçmişlerdi.İçerdeki adam korkudan altını ıslatmıştı neredeyse.Evinde bir anda,şeytansı görünüşe sahip olan varlıklardan gören kim olsa korkardı gerçi.İçeriye girip çocuğu adamın eline teslim ettikten sonra,adamla çocuğun alnına dokundu.Raven’a mühürlü bir bilgi yığını giderken,adama direk bütün olaylar dosdoğru anlatılmıştı.

 

 

Ardındaki tek saniyede babası,adamın eline bir çuval tutuşturarak tamamen yok olmuştu.Adam da kendini toplayıp çocuk için bir yatak hazırladı.Raven ortalama sayılacak ailelerden birinde doğduğunu anlamıştı,çünkü yatak kesinlikle yumuşak değildi.En azından yatağı vardı gerçi.Bundan on milyonlarca kat daha kötü sayılacak durumları da yaşadığı için,bunu bir nimet olarak bile görebilirdi.

 

 

Adam onu ardında bırakıp yiyecek şeyler hazırlamak için gidince,Raven yetişime devam etti,ne zaman ne olacağını bilemezdi.Bir ay boyunca böyle geçti,sadece yemek yiyip,yetişim yaptı.En başta anne rahmindeyken çektiği manasıyla,burdaki manayı karşılaştırınca ağlayacak gibi olsa da,yetişime devam etti.Buradaki yetişim levellerini bilmese de,en azından bir dereceye ulaşmış olduğunu biliyordu.

 

 

İki ay daha yetişimle geçince görüşü muazzam bir şekilde arttı. Raven bunun normal olmadığını anlayabilecek kadar zekiydi,ayrıca bunun ırkından dolayı olduğunuda anlayamayacak kadar  mal da değildi. “İlk defa görebiliyorum,hem de muazzam görüşe sahip bir ırkın bedeninde.” Henüz ne kadar uzağı görebileceğine dair deneme yapamamış olsa da,normal insanları ezici şekilde mağlup edecek bu görüşüyle,birçok avantaja sahip olacağını düşünüyordu.

 

 

En sinirini bozan şey ise;evin sahibi olan genç adamın,babasının kendisine çuvalla verdiği parayla her gün kendi bezini değiştirip mamasını vermesi için hizmetçi tutmasıydı.Bu normaldi tabii ki,ancak her gün bu hizmetçilerle sevişip geceleri kendisinin uykusunu bozması deli ediyordu Raven’ı.Her hafta da farklı bir hizmetli geliyordu eve.Tamam gençti, delikanlıydı, kanı hızlı akıyordu, gençliğinin baharındaydı; ancak neden günde 3 kez?

 

 

Her neyse,artık umursamıyordu fazla.Ama bu gözünün gücüyle biraz oynamak istiyordu.1 yaşına girdiğinde bu gözlere ayar atıcaktı. “İblislerden öğrendiğim tekniği,bu gözlerde kullanmak kesinlikle çok eğlenceli olacak.Ah,bir de babamın beynime mühürlü olarak koyduğu bilgiler var. Onlara da bir bakayım.”

 

 

Zihninden rastgele bir mühür bozma tekniği seçti.Kullanmasının ardında şok oldu,mühür etkilenmemişti bile. Mutlu olmuştu aslında,babasının böyle bir tekniği hızlı bir şekilde koyması,onun ne kadar güçlü olduğunu haykırıyordu.Raven’ı bu şekilde durduramazdı gerçi; hemen en güçlü tekniğini kullandı,mühür sanki orada hiç yokmuş gibi kırıldı.Bilgiler ise zihnine akın etti…

 

 

Üst düzey özümseme teknikleri,savaş teknikleri,hareket becerileri,yetişim gizleme becerileri,aura saklama özellikleri,avlanma becerileri bulunuyordu bilgilerde.Bir de not;

 

 

“Öyle güçlen ki,beni ve ırkımızı aş.Sonra bizi bulup,üzerindeki iftiraları silip at.” Ardında ise, farklı dille yazılmış bir kehanet gösterildi.Hepsini okuyabilmişti,muhtemelen babasının ırkının diliydi,ya da daha kadim bir şey.Şöyle yazıyordu, “Irkımızda öyle biri doğacak ki,geçmiş tüm atalarını aşacak,öyle ki evrenin zirvesine ulaşacak.Ancak öfkesiyle önce kendi ırkını,sonra tüm evreni yok edecek.Sarı gözleri ile tamamen bir yıkıma sahip olacak…”

 

 

Raven içten içe kahkahalar atıyordu.İlk olarak;eğer kehanetteki kişi kendisiyse,sinirle evren yok etmesi mümkün değildi,8 katrilyon yıllık yaşamıyla sonsuz bir iradeye sahip olduğunu söyleyebilirdi.İkinci olarak ise neden evreni yok etsin? Gözlerinin görebileceği bir hayata sahip olduktan sonra,neden görebileceği bir evreni yok edecekti?

 

 

Babasından kalan son bilgi parçacığı ise,ona bakıcılık eden adamın bir tanıdığı olduğu,canını sıkarsa evden ayrılabileceğiydi.Raven bu haberle memnun oldu.En azından birkaç yıl daha kalacağını düşünmüştü.Sonra ise yan odasından gelen iniltiyle tekrar siniri bozuldu.Yavaşça doğrulup aurasını gizledi.Ardından ise kapıya yöneldi,kapının kulbunu zıplayıp açtı.Anladığı kadarıyla bir ormandaydı.Sonra ise dümdüz ilerledi,ta ki adamın kendisini bulamayacağı bir yere kadar.Hoş,zaten evin dibinde durup sadece aurasını saklasa bile bu adam kendisini bulamazdı.

 

 

Bir mağara bulduktan sonra durdu.Şimdiden yapacağı ilk şeyi belirlemişti.Gözleriyle birkaç oyun oynayacaktı…




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10751 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr