"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

On İki Kahraman ve Ölü Cadı'nın Laneti [F5] - 3.Bölüm - İnari-Okami, Yama ve Yamata-no-Orochi


3.Bölüm – Inari Okami, Yama ve Yamata-no-Orochi

 

Japonya, Tokyo. Normal bir evin içinde oturan Okubo Erika Yavuz telefonu kapattıktan sonra derince iç çekmiş ve beyaz koltuğa yaslanmıştı. Uzun siyah saçlara ve siyah gözlere sahip olan Okubo Erika 22 yaşında olmasına rağmen efsanesini devam ettirdiği bereket getiren tilki Tanrıçası Inari Okami’nin güçleri yüzünden en fazla 15-16 yaşlarında duruyordu.

 

“Ee? Yavuz ne dedi?” O sırada yemek hazırlamış olan Hara Yoshitora mutfaktan iki elinde tabaklarla çıkmış ve tabaklardan birisini Erika’nın önüne koymuştu. Hara Yoshitora o anda 12 Kahraman arasından en yaşlı olan kişiydi ve 49 yaşındaydı. Erika’nın aksine bir bereket Tanrısı veya Tanrıçasının gücünü almadığı için yaşı da oldukça belirgindi. Ama yaşı hakkında onunla dalga geçebilecek kimse yoktu çünkü normal insanlar bile Cehennem Kralı Yama’nın gücüne sahip birinin verdiği havadan korkarlardı.

 

“Yunanistan’a yolculuk etmesi gerekiyormuş. Eh, onun o kadar sıkıntısı yok sayılır. Haris zaten aşırı kolay bir hedef. Yalnızca Silas’la uğraşacak. Ama ben bir de bu koca yılanla uğraşmak zorundayım. Muhteşem.” Erika tabaktaki Katsudon’u çubuklarıyla yemeye başlarken bir yandan da mırıldanmaya devam ediyordu.

 

“Zaten o maymun beyinliyi ikna etmek için o kadar uğraşmıştım. Bir de şimdi-” O konuşmaya devam ederken Yoshitora birden elini onun başının üzerine koymuş ve saçlarını okşamıştı. “Bu kadar yeter. Önce yemeğini ye. Daha sonra birlikte Sojuro’yu bulmaya gideriz, tamam mı küçük kız?”

 

Erika konuşmaya devam etmek istese de Yoshitora’nın gülümsemesini görünce başını hafifçe sallayıp geçmişti. Yoshitora babacan bir figürdü ve neredeyse tanıştığı herkese hayatlarını tamamen değiştirebilecek öğütler verebilirdi. Erika bunu biliyordu ve bir süre sonra onun söylediklerini yapmak normal gelmeye başlamıştı. Eğer Yoshitora kurnaz planlar kursaydı 12 Kahraman arasındaki düzen yıllar önce, kahramanların çoğu daha gençken, bozulmuş olabilirdi.

 

Erika, Yoshitora’nın sözlerinden sonra yemeğine odaklanmış ve yemeğini bitirene kadar bir daha konuşmamıştı. Yemeğini tamamen bitirdiğindeyse dışarıya bakmış ve havanın kararmaya başladığını gördükten sonra başını hafifçe sallamıştı.

 

“Şimdilerde oraya gitmiş olması gerekiyor. Yoshitora, geliyor musun?” Erika’nın sözlerinden sonra Yoshitora direkt olarak kendisine ve ona birer ceket almış ve bir şey söylemeden Erika’yı takip etmeye başlamıştı. Yapılı bir vücuda sahip orta yaşlı bir adamın 15-16 yaşlarında görünen bir kızı ciddi bir yüzle takip etmesi dışarıdaki kişilerin bazılarını güldürmüş, bazılarını ürkütmüştü.

 

En sonunda ulaştıkları yer ise kararan havada daha da belli olan parlak kırmızı neon ışıklarına sahip bir geçide sahip bir bölgenin girişiydi. Birçok pavyon, aşk-oteli ve gece kulübünün yer aldığı ‘Uykusuz Kent’ Kabukicho; Yanagi Sojuro’nun en çok görülebileceği yerdi.

 

“Hey küçük kız, yaklaş bakalım…” O sırada sarhoş olduğu yüzündeki kızarıklıktan belli olan orta yaşlı bir adam sapık bir şekilde kıkırdarken elini Erika’ya doğru uzatmıştı. Ancak eli daha ona ulaşamadan önce birden vücudu titremiş ve gözleri yukarıya kaymıştı.

 

Adam o anda irisleri kırmızıya dönen Yoshitora ile göz göze geldiğinde titremiş, uzattığı elini geri çekmiş ve arkasına bile bakmadan kaçmaya başlamıştı. Kaçarken bir yandan da çığlıkları duyulabiliyordu. “Şeytan! Şeytan!”

 

“…Yoshitora, insanlara cehennemi göstermeyi kes lütfen.” Erika ne olduğunu görmese de tahmin edebiliyordu ve Yoshitora’nın onu dinlemeyeceğini bilse bile uyarmıştı. Aynı onun düşündüğü gibi Yoshitora gülüp irislerini normal hale çevirse de herhangi bir şekilde onayladığını gösteren bir hareket yapmamıştı.

 

“Burası, Kızıl Yatak.” En sonunda ikili bu bölgedeki ünlü bir geneleve ulaşmışlardı. Kızıl Yatak isimli bu genelevin ünü bir kızın yalnızca bir kez sunulmasıydı. Çoğunlukla para sıkıntısı çeken kadınların bir kereliğine vücutlarını satabildikleri bu yer ismini kabul edilmek için tek özellik olan bakire kızların kanlarının normalde beyaz örtüleri kırmızıya boyamasıydı.

 

Elbette, örtüler sürekli değiştiriliyor ve yıkanıyorlardı ancak bu birçok kızın bekaretini o örtülerin üzerinde kaybettiği anlamına gelmiyordu. Kötü durumdaki kişileri avantajına kullandıkları için sevilmeyen ancak kimseyi zorlamadıkları için nefret de edilmeyen bir yerdi.

 

“Oho, Erika gelmiş!” Genelevin sahibi çoğu yeri açık olan ve mükemmel vücudunu gösteren kırmızı bir kıyafet giyen çekici bir kadındı. Erika buraya birçok kez Sojuro ile konuşmak için geldiğinden o da Erika’yı oldukça iyi tanıyordu ve bir kez onu davet edip Yoshitora’nın gözlerinde cehennemi görmüştü. Birçok kişiden hızlı bir şekilde kendine gelmiş olsa da bir daha Yoshitora ile göz göze gelememişti.

 

Kadın kendi adını gizliyordu ve bu üçlünün özel güçlerini fark ettikten sonra onlardan özellikle gizlenmeye başlamıştı. Onlarla bu genelev dışında herhangi bir bağı olmasını istemiyordu çünkü bu heyecanlı gözükse de aynı zamanda aşırı tehlikeli bir durumdu.

 

“Sojuro 1.Odada. Zaten tek müşterim de o. Sokak dolu görünse de çoğu kişi yalnızca geçiyor çünkü herkes çıkan salgından korkuyor. Paralarını peşin almayan kızların çoğu da isteklerini çektiler zaten.” Kadından bilgiyi aldıktan sonra Erika direkt olarak 1.Odaya ilerlemişti. Kadın ne kadar cana yakın davransa da ondan hoşlanmıyordu.

 

1.Odanın kapısına geldiğinde Erika kapıyı yavaşça açmış ve Yoshitora ile birlikte içeriye girmişti. Aynı anda, kanlı bir örtüye sahip bir yatakta yanında üç kızla birlikte çıplak bir şekilde yatan Yanagi Sojuro yavaşça dikleşmiş ve sırıtmıştı.

 

“Vay, vay. Kimleri görüyorum.” Sojuro kısa siyah saçlara ve siyah gözlere sahipti. Vücudu Yoshitora kadar olmasa da oldukça yapılıydı ve uzun da sayılırdı. Yataktaki kızları hareket bile ettirmeden örtünün altından sıyrılmış ve çıplak bir şekilde durmuştu. O bunu yaparken ne kendisi, ne de onu izleyen Erika veya Yoshitora utanmış görünüyorlardı.

 

“Pff, bunu ilk yaptığımda Erika epey utanmıştı. Büyüdükçe daha da sıkıcı olmaya başlıyorsun.” Sojuro üzerine bir şeyler geçirirken hafifçe yakınmıştı. Ardından, tamamen siyah renkli kıyafetlere büründükten sonra yanında taşıdığı bir şarap şişesindeki şaraptan bir yudum almıştı.

 

“Ee? Ne istiyorsunuz? Şu toplantı şeysine katılmayacağımı söylemiştim. Beni ikna etmeye geldiyseniz elinizde iyi bir şeyler olsa iyi olur.” Sojuro o anda bile hâlâ rahattı ancak Erika o anda dünyayı saran tehlikenin büyüdüğünü biliyordu. Bu yüzden elinde kalan son parçaları da oynaması gerekiyordu. Öncesinde Sojuro’yu biraz bile olsa kontrol altında tutmak istediği için bunu yapmamıştı ancak şimdi başka bir seçeneği yoktu.

 

“Ama-no-Tsurugi veya Kusanagi-no-Tsurugi. Bu iş bittikten sonra iki kılıçtan birini bulmana yardım edeceğim.” Erika bu iki kılıçtan bahsettiği anda Sojuro’nun vücudu birden donmuştu. Ardından, siyah gözleri onun ciddi olup olmadığını görmek istermişçesine Erika’ya dönmüştü.

 

Ama-no-Tsurugi Sojuro’nun efsanesini devam ettirdiği sekiz başlı yılan Yamata-no-Orochi’yi öldürmek için kullanılan silahken Kusanagi-no-Tsurugi onun kuyruklarından birinden çıkan bir silahtı. İkisi de efsanevi silahlardı ve ikisi de Sojuro için önemlilerdi. Bu nedenle direkt olarak bir cevap vermemişti.

 

“…O halde, katılacağım. Ama bana Ama-no-Tsurugi’yi bulmamda yardım edeceksin.” Bir süre düşündükten sonra Sojuro bu kararı vermişti. Erika da direkt olarak başını sallamış ve onaylamıştı. Ardından, Sojuro direkt olarak Erika’yı takip ederek genelevden ayrılmıştı.

 

“Bu arada, neden seni öldüren kılıcı seçtin?” Yolda ilerlerken Yoshitora Sojuro’ya bakmış ve sormuştu. Sojuro ise yanında taşıdığı şarap şişesinden bir yudum alıp cevap vermişti. “Kahramanların mantığını biliyorsun. Şu anda çoğumuz doğuştan kahramanlar olarak doğsak da bazıları daha sonrasında efsanelerin eşyaları ile iletişime geçip kahramana dönüştüler. Dante Baxter ve Haris Peroti böyleydiler. Eğer birisi Ama-no-Tsurugi’yi bulursa Susanoo’nun güçlerine sahip bir kahramana dönüşebilir ve bu benim için sorun demek.”

 

Çoğu kahraman temsil ettikleri gücün inançlarına ve düşmanlıklarına önem vermese de arada bazıları ortaya çıkıyordu ve eğer Susanoo’nun gücüne sahip bir kahraman çıkıp bir de Susanoo’nun düşmanlığına sahip olursa Sojuro’nun günleri rahat geçmezdi.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1431

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1189

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 772

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 634

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 619

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13823 Üye Sayısı
  • 656 Seri Sayısı
  • 31164 Bölüm Sayısı


creator
manga tr