“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Ölümün Çağı - Bölüm 31-Aile? Usta?


İnsanlar, hayvanlar veya herhangi bir ırk, gelişim yaparak seviye atladıkça gıda yeme gereksinimleri de düşer.

Mesela temel gelişimde ki birinin hala normal bir insan gibi iştahın olur. Normal seviyede 3 gün yemek veya su içmeden durabilirsin, usta seviyesinde 1 ay, büyükusta seviyesinde 1 yıl, yasa aleminde 10 yıl. Bu böyle uzadıkça uzar, eninde sonunda herhangi bir gıda tüketmeden istediğiniz kadar yaşayabilirdiniz. 

Tabii bu yemek yiyemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Liao'nun Seram'dan duyduğu kadarıyla sınırlarına kadar gelişim yapmış bazı ustalar sırf zevk için kendi seviyelerindeki veya kendinden daha güçlü canavarlarla ölümüne savaşıp onların etlerini yerlermiş. Liao en başta bunu duyunca epey şaşırmış ve bunun saçma olduğunu düşünmüştü, fakat zaman ilerledikçe ve ormanda avladığı canavarların etlerini yedikçe o 'zirve seviye' kişilere hak vermeye başlamıştı. Çünkü canavarın seviyesi yükseldikçe etlerinin kalitesi ve tadı da ona oranla katlarca güzelleşiyordu!

Başlarda Liao sadece düşük seviye canavarların etlerini yiyordu fakat düşük seviye canavarların etleri arasında bile devasa farklar vardı! 

Mesela düşük-1. seviye canavarın etiyle düşük-12. seviye canavarın eti arasında dağlar kadar fark vardı! Ve düşük-12. seviye canavarın etiyle orta-1. seviye canavarın eti arasında da dağlar kadar fark vardı! Liao bunu keşfedince şok olmadan edememişti. Ayrıca orta derecedeki canavarın her seviye artışında artan lezzeti oran olarak düşük derecedeki canavardan daha yüksekti! Yani düşük-1. seviye etle düşük-2. seviye etin arasında %10 kadar lezzet farkı varsa, orta-1. seviye etle orta-2. seviye etin arasında %20 kadar lezzet fark vardı!

Liao bunu ormanda yediği canavarlar sayesinde keşfetmişti ve bunun nedenini Seram'a sorduğunda,''Heralde yani, canavarlar seviye atladıkça etlerinde biriken enerji de artar ve bu canavarların etlerinin daha lezzetli olmasını sağlar. Bu etleri canavarı öldürdükten hemen sonra yersen içindeki enerji de doğal olarak senin gelişimine yardımcı olur, tabiki eninde sonunda seviyen arttığı için o düşük seviyeli etler sana yardımcı olmaz.'' demişti.

Liao bunu duyduktan sonra sürekli olarak daha yüksek seviyeli canavar arayıp durmuştu. Bunun sebebi hem gelişimini arttırmak, hemde o canavarın etinin daha lezzetli olduğu bildiği içindi. Fakat ne kadar ararsa arasın bulabildiği en yüksek seviyeli canavar orta-9. seviyeli canavardı ve bunu öldürmek için epey uğraşması gerekmişti. 

Şu anda yüzüğünde bir kaç tane orta seviyeli canavar vardı ve bu canavarlar yüzüğün nerdeyse tamamını kaplıyordu. Bu yüzden birini atmak istemişti fakat orta seviyeli canavar etinin lezzetini düşününce vazgeçmiş ve onları yüzüğünde tutmaya karar vermişti, nasıl olsa yüzüğe koyacak başka bir şeyi yoktu.

Liao ormanda canavar avlayıp onların etlerini yemeye başlamasından itibaren en büyük hobisi canavar etlerini yemek olmuştu, bilhassa daha yüksek seviyeli olanların! Ayrıca o zamandan beri en büyük hayali daha güçlü olmak değil, var olan en iyi eti yemek olmuştu!

Seram bunu öğrenince başta şok olmuş, fakat kısa süre sonra derin bir nefes çekip kendi kendine,

''Elbette, önceki ustalarım gibi, bu çocuğunda normal birisi olmasını beklemiyordum zaten.''

Seram konuştuğu sırada Liao orta seviyeli bir canavar eti çıkarmış ve onu kızartıp yiyordu, o yüzden Seram'ın dediklerini hiç dinlememişti. Ayrıca eti yerken o kadar mutlu oluyordu ki suratının etrafında garip parıltılar ortaya çıkıyordu!(tabiki hayali olarak.)

O sırada Liao yemek masasında oturup önündeki tabağa bir parça et koymuştu ve o eti yerken aynı parıltılı surat ifadesini yapıyordu.

Bunu ilk fark eden Ceis oldu ve Liao'nun suratını görünce hafifçe şaşırmış ve onu izlemeye başlamıştı, bu suratının tatlı olduğunu düşünüyordu. Kısa sürede bir kaç kişi daha Liao'nun suratını fark etmiş ve şaşırmıştı fakat bir şey demeden yemeklerini yemeye devam ettiler.

Kısa sürede yemekler yenmiş ve masadaki boş tabaklar vs. hizmetçiler tarafından toplanmıştı. Kısa sürede masa tamamen boşaldı ve masanın tam ortasında duran vazo dışında masada herhangi bir şey yoktu. Masanın bir ucunda oturan tombul adam masadakilere baktıktan sonra kalkmış ve konuşmuştu,

''Benim bazı işlerim olduğu için sizinle sohbete devam edemeyeceğim.''dedikten sonra malikaneden çıkmıştı. O gittikten bir süre sonra onun tarafında oturan kadınlarda birer birer mazeret uydurarak oradan ayrılmışlardı. Şu anda masada London, 5 eşi, Ceis ve Liao vardı.

Kısa süren sessizliğin ardından London gülümseyerek sordu,

''Evlat, ailenin kim olduğunu biliyormusun?''

Bu soruyla birlikte masadaki herkes Liao'ya dönmüştü, cevabını bekliyorlardı. Liao biraz gerilmeden edemedi, sonuçta kim o kadar gözün üstünde olduğunu bilirken gerilmez ki? 

''Hayır, ailem olarak sadece ustam var.''

London sormaya devam etti,

''Sormamda sakınca yoksa, ustan kim?''

''Ustam Seram adında münzevi bir gelişimci.''

''Seram?''

London bir süre düşündü fakat ginede aklına belli bir figür gelmedi. Sonuçta kendisi bir dük yakınıydı ve tanıdığı bir çok büyük figür vardı. Sordu,

''Ustan hangi seviyede?''

''Bilmiyorum.''

''Bilmiyor musun?''

London şaşırmıştı, hangi öğrenci ustasının seviyesini bilmezdi ki?

''Heh! Muhtemelen ustan sadece usta seviyesinde ve öğrenmemizi istemiyorsun!''

Bu sefer konuşan Lorenda idi. Muhtemelen Ceis'in erkek arkadaşı olduğu için hala Liao'yu sevmiyordu o yüzden böyle bir şey demişti. Fakat Liao aldırmadı ve şaşırmış bir görünümle Lorenda'ya bakıp konuştu,

''Usta seviyesi mi?''

Lorenda, Liao'nun neye bu kadar şaşırdığını anlamamıştı ve oda şaşkın bir şekilde Liao'ya bakmaya başladı.

''Yanlış anlamayın fakat kendü gücüme oldukça güvenirim, büyükusta seviyesinin altında kimse beni yenemez! Ustam ise beni sadece üflemesiyle yok edebilir!''

Bu sözleri söylerken ciddi görünüyordu ve Lorenda onunla dalga geçmek üzereydi, fakat Liao'nun gözlerine denk gelince birden tüm vücudu dondu! Nefes alışı durmuş ve gözleri genişlemiş şekilde sabit bir şekilde Liao'nun gözlerine bakıyordu. Şu anda tüm vücudu derin bir ceset ile kan okyanusuna girmiş gibi hissediyordu! 

Liao gözlerini ondan çektiğinde sadece bir an geçmişti fakat ona yıllar geçmiş gibi geliyordu ve o kan okyanusunu hatırlayınca vücudu titremeden edemiyordu.

Ceis hala Lorenda'nın kucağında oturduğu için titremesini fark etmişti. Ona baktığında yüzündeki beyazlığı fark edince korkmadan edemedi ve endişeyle sordu,

''A-anne? Neyin var?''

London ve diğerleri Ceis'in sorusunu duyunca Lorenda'ya bakmış ve titreyen vücuduyla solmuş yüzünü fark etmişlerdi. London başta şaşırmıştı fakat kısa sürede ne olduğunu fark etmiş ve kızgın bir şekilde konuştu,

''Evlat! Biraz ileri gitmiyor musun!?''

Liao'da başta ne olduğunu anlamamıştı fakat sonra Lorenda'nın gözüne baktığı an aklına geldi ve üzgün şekilde konuşmaya başladı,

''Üzgünüm. Ne kadar enerjimi dışarı yaymayı engellesemde bazen gözümle temas kuran kişiler etkilenebiliyor, beni affedin.''

London bunu duyunca siniri biraz geçmişti ve şaşırmadan edemedi.

''Enerjinin yayılmasını engelleyebiliyormusun? Ayrıca sadece bir bakışla mı Lorenda'yı bu hale getirdin? Onun normal-yüksek seviyesinde bir büyücü olduğunu farkındamısın?''

Liao elbette bunun farkındaydı. Yavaşça konuştu,

''Hangi seviyede olduğu önemli değil, ölümden korkmadığı sürece benim enerjimi hissettiği zaman herkes korkar.''

London, Ceis, Lorenda ve diğerleri bunu duyunca şok olmadan edemedi. Ölümden kormadığı sürece mi? Ölümden korkmayan insanları saysan muhtemelen bir elin parmaklarını bile geçmez!

London kısık sesle sordu,

''O halde, enerjini biraz salabilir misin?''

Liao bunu diyeceğini biliyordu o yüzden sordu,

''Emin misin? Belki sen sorun olmayabilirsin fakat Ceis ve diğerleri aynı Lorenda gibi olabilir.''

London kaşlarını çatıp biraz düşündü. Diğer eşlerinin hepsi en az normal seviyedeydiler. Fakat Lorenda bile sadece bir bakışıyla bu hale gelmişti ki aralarında en güçlüsü Lorenda idi. Sonunda kararını verdi ve sordu,

''Lorendaya yaptığın gibi sadece bana yönlendirebilirmisin?''

''Hey, onu isteyerek yapmadığımı söylemiştim!''

Söylensede gözlerini hafifçe London'un gözlerine doğru çevirdi. London başta birşey hissetmemişti fakat bir kaç saniye sonra kalbi birden hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Lorenda gibi ölümle ilgili illüzyonlar görmemişti fakat o da içgüdüsel olarak ölüme karşı korku duyuyordu. Vücudu yavaşça kendi kontrolünden çıkmaya başlamıştı. Önce kalbi hızlı atmaya başladı, sonra vücudu hafifçe titremeye başlamıştı. Ne kadar engellemeye çalışırsa çalışsın bunu engelleyemiyordu.

Liao çoktan gözlerini London'un gözlerinden çekmişti ve onun vücudunun verdiği tepkiyi izliyordu. Kısa süre sonra London biraz sakinleşmişti ve bir iç çekerek konuştu,

''Gerçekten korkunç. Ne kadar engellemeye çalışsamda vücudumun ölüme karşı verdiği doğal tepkiyi engelleyemedim, bu beni çok güçsüz hissettirdi.'' son sözleri güçsüz bir şekilde söylemişti. 

Masada oturan diğerleri bu sözlerden sonra şok olmuştu. Şaşkınlık ve huşu içinde Liao'ya bakmaya başladılar.

Ceis de başta şaşırmıştı fakat sonradan mutlu bir şekilde konuştu,

''Benim erkeğim tabiki de güçsüz olmayacak! Değilmi, anne?''

Lorenda Ceis'i sıkı sıkıya kucaklayıp korkmuş bir sesle konuştu,

''Kızıım, bu çocuk çok korkunç! Böyle biriyle sevgili olmayı gerçekten istiyormusuun??''

Liao çarpık bir şekilde gülümsemeden edemedi. Sırf ölüm enerjisi çalışıyor diye korkunç olarak anılmıştı, ne yapması gerekiyordu ki? 

Bu sırada Seram hafifçe gülüp konuştu,

''Heh! O kadın bana zayıf dediği için bunu haketmişti!''

Liao bunu duyunca şok oldu! Yavaşça Seram'a sordu,

''Onu korkutan sen miydin?''

''Tabiki de! Ustana zayıf dedi, yani bana! Nasıl cezasını vermeden durabilirdim ki, değilmi velet?''

Liao uzun bir nefes vermeden edemedi.'Tahmin etmeliydim, ölüm enerjim ne kadar korkunç olsada bu kadar büyük bir etki yaratamazdı! Tabiki de bunu yapan hakarete uğramış olan Seram, yani 'ustam' olacak!' kendi kendine konuştu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr