Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Ölümün Çağı - Bölüm 30-Lorenda


Hizmetçi konuştuktan sonra Ceis hafif bir nefes aldı ve konuştu,

''Pekala, şimdi geliyoruz. Sen gidebilirsin.''

Ceis konuştuktan sonra hizmetçi kapının ardında hafifçe eğilmiş ve dönüp gitmişti. Bu sırada Ceis ve Liao hala birbirlerine sarılmış vaziyetteyken Ceis, Liao'nun gözlerine bakıyordu.

Hafifçe sordu,

''Eğer gergin hissediyorsan bu akşam ki yemeğe gitmeye biliriz?''

Liao, derince Ceis'in gözlerine bakmıştı. Sonra hafifçe gülerek konuştu,

''Hehe, neden gergin hissedeyim ki? Sadece gelecekteki babam ve annem ile tanışacağım.''

Ceis bunu duyunca ilk başta şaşırmış, sonra ise hafifçe kızarmış suratıyla kafasını Liao'nun göğsüne yaslamıştı. Liao'da Ceis'in saçlarını okşamaya devam ediyordu. Kısa süre bu şekilde durduktan sonra Ceis'in gözleri birden açıldı ve 'aah' dedikten sonra hızla ayağa kalktı! Liao ne olduğunu anlamamıştı ve az önceki huzurlu ortamdan bir anda ayrıldıkları için hafif bir şok geçiriyordu. Ceis, Liao'ya bakıp konuştu,

''Hey! Bizi zaten aşağıda bekliyorlar, biz neden hala burada sarmaş dolaş halde duruyoruz!?''

Oh! Az önce hizmetçi geldiğinde ailenin yemek masasında beklediklerini zaten söylemişti, fakat Liao ve Ceis birbirlerine sarıldıkları zaman onu tamamen unutmuşlardı! Liao'da hemen ayağa kalktı ve Ceis'in elinden tutup kapıya doğru gitmeye başladı.

Hızlı adımlarla yürürken kısa sürede kapıyı geçip merdivenlerden inmeye başlamışlar, kısa sürede 1. kattaki geniş salona gelmişlerdi. 

Salonun tepesindeki geniş kristal avizenin tam altında uzun ve geniş bir dikdörtgen masa bulunuyordu. Masanın üstünde çeşit çeşit yemek bulunuyordu. Bu yemeklerin fiyatlarınu duyan herhangi biri muhtemelen yemek mi yoksa elmas mı yediklerini sordurtabilirdi.

Elbette Liao'nun asıl dikkatini çeken şey avize, masa veya yemekler değil, masanın 2 ucunda oturan kişilerdi. 

Basanın bir ucunda iri yapılı bedeni ve kısa sarı saçıyla London oturuyordu. Onun sağında 3, solunda ise 2 tane orta yaşlı fakat güzelliğinden hiç kaybetmemiş 5 kadın oturuyordu. 

Karşı tarafta ise sivri bıyıklı, hafif uzun saçlı kumral saçlı tombul bir adam oturuyordu. Sağında ve solunda toplam 9 kadın oturuyordu. Hafifçe somurtuyordu ve bu yüz Liao'yu germişti fakat Liao ile Ceis'in geldiğini görünce yüzünde birden gülücükler açmıştı.

Liao bu ani değişime şaşırma fırsatı bile bulamadan konuştu,

''Sonunda geldiniz! Burada açlıktan kırıldım!''

London da geldiklerini farketmişti fakat tam o konuşacağı sırada tombul adam konuşmuştu ve susmak zorunda kalmıştı, fakat o konuşmasını bitirince döndü ve tam konuşmak üzereyken Liao ile Ceis'in el ele tutuştuğunu fark etti. Gözleri hafifçe büyürken muzip bir gülümseme ile Liao ile Ceis'e baktı ve konuştu,

''Sonunda gelebildiniz. Ne yapıyordunuz da yemeği unuttunuz?''

Ceis bunu duyunca yüzü kızarmıştı ve hafif kızgın bir şekilde babasına bakarken birden tiz bir çığlık duyulmuştu,

''Kızıııım! Annen seni görmeyeli uzun zaman oldu! Gel anneye bir öpücük veeer!''

Londonun sağında oturan koca memeli, uzun kahverengi saçlı güzel bir kadın birden ayaklanıp Ceis'e doğru koşmaya başladı. Koşarken memesi sağa sola doğru sallanıyordu ve Liao bunu görünce şok olmadan edemedi!

Kadın hiçbir şeyi umursamadan Ceis'e doğru koştu ve onu koca memeleri arasına alıp yanaklarından öpmeye başladı. Öperken konuşuyordu,

''Muah, kızıım, muah, seni çok özledim! Muah, sende anneni özledinmi? Muah!''

Liao yan taraftan bu sahneyi izlerken hafifçe gülümsemeden edemedi. Bu kadının Ceis'i sevdiği her halinden belliydi, kendisinin hiç ailesi olmadığı için aile sevgisi nedir bilmiyordu, o yüzden sadece bu sahneye bakıp imrenebilirdi. 

Ceis koca memelerin arasında kalıp öpücük yağmuruna tutulduğu için zar zor nefes alıyordu. En sonunda nefessiz kalmaya başladığı için çırpınmış ve zorla kadının kucağından kaçınmıştı. Saçı başı dağılmıştı ve yüzünün her yerinde ruj izi vardı, nefes nefese kalmış bir şekilde öyle duruyordu, zarif halinden eser kalmamıştı. Sonunda biraz soluklanmıştı ve kadına dönüp sinirli bir şekilde konuştu,

''Anne! Beni öperken biraz daha dikkat edermisin lütfen!? Yoksa kızını mezaramı gömmek istiyorsun!?''

Kadın bunu duyunca yüzü solmuş ve tekrar hızlı bir şekilde Ceis'i kucağına alıp değişik bir şekilde konuşmaya başladı,

''Hayııır! Annen sadece seni uzun zaman görmediği için özledi ve sana sarılmak istedi, neden böyle diyorsun! Ühü ühü.''

Son sözlerinde gözlerinden gerçekten göz yaşları gelmeye başlamıştı. Ceis tekrar nefes alamamaya başladığı için çırpınıp zorla kadından kurtuldu ve nefes nefese bir şekilde bağırarak konuştu,

''Aaah! Sadece bu sabah biraz işin var diye şehre gittin ve daha 1 gün bile geçmedi!''

''O bile çok uzun bir süre! Seni görmediğim her an annen çok acı çekti, kızıım!''dedikten sonra tekrar Ceis'e sarılıp onu öpmeye başlamıştı.

Liao başını çevirip hafifçe masadakilere baktı ve onların normal bir şekilde bu ikiliyi izlediklerini gördü, o zaman fark etti ki bu her zaman olan bir şeydi. Kısa süre sonra koca memeli kadın yorulmuş olacak ki sonunda Ceis'i kendi isteğiyle bıraktı ve Ceis saçları dağınık bir şekilde oraya diz çöküp nefes nefese kaldı. 

Liao ona yaklaşıp elini uzattı ve sordu,

''İyi misin?''

Ceis hafifçe Liao'nun uzattığı eli tuttu ve doğruldu. Yüzünü Liao'ya döndürdüğünde yüzünde bir gülümseme olduğunu fark etti ve yanaklarını şişirip sinirli bir şekilde konuştu,

''Hmph! O kadar komikmi görünüyorum!?''

Liao hafifçe gülerek Ceis'in dağılmış saçlarını yavaş yavaş düzeltirken konuştu,

''Hehe, hayır. Sadece bu halinin tatlı olduğunu düşündüm.''

Ceis bunu duyunca gözleri büyümüştü ve kızararak Liao'ya hafifçe yumruk atıp söylendi,

''Aptal.''

Masadaki herkes bu görüntüye şaşırmış vaziyetteydi. Koca memeli kadın titreyen eliyle hafifçe Liao'yu göstermiş ve Ceis'e bakarak sormuştu,

''B-b-bu kim?''

Liao, Ceis'in saçını düzeltmeyi bitirdiği sırada kadının kendisini gösterdiğini fark etmiş ve ona dönüp hafifçe eğilip konuşmuştu,

''Ben Liao, Ceis'in erkek arkadaşıyım.''

Masadaki London hariç herkes şaşırmış bir şekilde Liao'ya bakıyordu. O sırada koca memeli kadının titremeleri artmış ve kısık sesle tekrar tekrar 'hayır' diyordu. Liao ne olduğunu anlamamıştı fakat kadın birden kendine gelip,

''HAYIIR! KIZIMI BENDEN ALIP GÖTÜRMEEE!''diye bağırmıştı!

Liao kadının birden bağırmasını beklemediği için büyük bir şaşkınlık içerisindeyken kadın birden Ceis'e doğru koşmuş ve omuzlarından tutup titreyen sesiyle sormuştu,

''Ceis, k-kızım.. Bu doğrumu?''

Görünüşe göre kadın Liao'ya inanmayıp birde kızına sormak istemişti, fakat Ceis'in hafifçe kızaran suratını ve 'evet' demek için açtığı ağzını görünce birden konuşmaya başladı,

''Hahaha, değil mi? Biliyordum! Bu çocuk senin sevgilin felan değil, sadece bir arkadaşın ve siz bana şaka yapıyorsunuz! Hahaha!''

Liao'nun şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı. Ne diyor bu kadın? Ceis'in 'evet' diyeceği besbelliydi! Ne oluyor!?

Bu sırada Seram gülmekten ölüyordu,

''Hahahahahahahaha! Tebrikler evlat! Harika bir anne buldun! Hahahahahahaha!''

London, tombul adam ve diğer kadınlar bile bu sözleri duyunca çarpık bir şekilde gülümsemekten başka bir şey yapamadılar. Bu kadının kızına olan sevgisini şehirde bilmeyen bir kişi bile yoktu. Eğer birisi kızının bir saç teline bile zarar verse o kişinin soyunu bile yok ederdi manyak!

Bu sırada Ceis hafif düşmüş suratıyla konuşmaya çalıştı,

''A-anne, o gerçekten benim-''

''Tamam tamam, arkadaşın bu akşam bizde yemeğe kalabilir. Hem daha önce hiç bir arkadaşını evine getirmemiştin, ve senin arkadaşlarının hepsini tanıyorum. Bu çocuğu ilk defa görüyorum, nereden tanıştın?''

Bu sefer Liao konuştu,

''Ben paralı asker loncasından geliyorum. Ceis'in koruma için verdiği ilana ben geldim, bu şekilde tanıştık.''

Kadın bunu duyunca şaşırmış bir şekilde konuştu,

''Koruma? Ceis'in korumaya mı ihtiyacı vardı?''

Bu sefer London konuşmaya katıldı,

''Lorenda, kızımız sadece evin muhafızları yerine başka bir koruma istedi.''

Kadın bunu duyunca Ceis'e baktı ve konuştu,

''Kızıım, eğer isteseydin sana bir koruma bulurdum. Neden ne olduğu belirsiz kişilerin geldiği paralı asker loncasından koruma istiyorsun ki?''

Ceis bunu duyunca gerçekten sinirlenmişti ve söyledi,

''Anne!''

Bu sırada Liao konuşmaya başladı,

''Şey, aslında annen haklı. Ailemin kim olduğu belirsiz ve şehrin dışından geldim. Ayrıca her ne kadar bugün kayıt olsamda ben bir paralı askerim ve paralı askerlerin çoğunun ne tür pislikler olduğunu biliyorum.''  

Bu sırada Lorenda adlı kadın kafasını aşağı yukarı sallayarak 'hmm,hmm' diyordu. Liao kadına bakıp devam etti,

''Fakat artık fark etmez, sonuçta bundan sonra Ceis'in yanında ben olacağım!''

Ceis bu sözlerden sonra kızarmış bir şekilde Liao'nun yanında durmaya başladı.

Masadakiler bunu duyunca hafif şaşırmış ifadelerle Liao'ya bakmaya başladılar. Bu kadar cüretkar olmasını beklemedikleri belli oluyordu. Lorenda'nın ağzı açık kalmıştı, bunun onu ne kadar şok ettiğini ancak tanrı bilebilir. Kısa süre sonra kendine gelip titreyen sesiyle konuşmaya başladı,

''Y-y-yani, gerçekten, senin sevgilinmi?''

Bu soruyu Ceis'e sormuştu. Ceis kararlı bir biçimde ''Evet!'' dedi.

Kadın bunu duyunca bir süre sessiz kalmıştı. Liao hafifçe gerilmeye başladığını hissediyordu fakat kısa süre sonra kadın ağlamaya başlayıp Ceis'e sarılınca tekrardan şok geçirmeden edemedi! Bu sırada kadın konuşuyordu,

''Ceiiis, Kızııım! Anneni bu kadar erkenmi bırakacasııın?? AAAAAAHAAAAAA!! ÖÖÖHÜÜÜÜ!!''

Resmen böğürerek ağlıyordu!

Bu sırada tombul adam hafifçe bir iç çekerek hüzünlü bir şekilde konuştu,

''Aah, Lorenda! Senin duygusal halin yüzünden yemeklerin tümü soğudu! Hey, sen! Hizmetçileri çağır ve onlara bu yemekleri ısıtmalarını söyle!''

''Derhal efendim!''

Salonun bir köşesinde bekleyen hizmetçi emri aldıktan sonra yerinde durmaya cüret edemedi ve konuştuktan sonra hemen ayrıldı.

Lorenda hala Ceis'e sarılıp ağlıyordu ve Ceis onu sakinleştirmek için epey uğraş vermişti. Sonunda kadın sakinleşti ve Ceis'den ayrılmaya gönlü el vermiyormuş gibi yavaşça ayrıldı ve Liao'ya soğuk bakışlarla bakmaya başladı,

''Velet! Kızımı benden aldın, fakat sana hala güvenmiyorum!''

Liao bunu duyunca değişik bir şekilde gülmeden edemedi. Yani bu kadını kendisine güvendirmesi için ne yapması gerekiyordu ki? Güçlümü olmalıydı? Yada bir ailesimi olmalıydı? 

İlkini gerçekleştirebilirdi fakat ikincisi için güvenmiyorsa o zaman hayatı boyunca Liao'ya hiç güvenemeyecekti. Bu sırada Ceis hafifçe nefes verip elini alnına koydu ve konuşmaya başladı,

''Anne, neden herşeyi bu kadar abartıyorsun? Hem zaten akademiye gideceğim zaman'da senden ayrılmış olacağım, o zaman neden bu kadar üzülmedin?''

''Hmph! O başka bu başka! Hem akademideyken seni ziyarete gelebilirdim!''

Ceis bunu duyunca çarpık bir şekilde gülümsedi, yapacak birşey yoktu, onunda annesi böyleydi işte. 

Lorenda hala Liao'ya soğuk bakışlar atarken Ceis'in elinden tuttu ve masaya doğru götürmeye başladı,

''Hadi kızım, yemekler soğumadan yemeye başlayalım.''

London'un yanına oturup Ceis'i de kucağına oturtmaya çalışıyordu fakat Ceis birden kaçmaya çalıştı. Fakat kadının kavrayışından kurtulamadı ve zorla kucağına oturtturuldu. Ceis utanmış bir şekilde konuştu,

''A-anne! Artık büyüdüm! Bu şekilde oturmak istemiyorum!''

Lorenda Ceis'in utanmış suratını görünce yanağını ona sürtünmeye başladı ve konuştu,

''Aah, kızıım! Utanmış halin bir ayrı tatlı oluyor! Ayrıca sen benim için her zaman küçük, tatlı bir kız olacaksın!''

Ceis pes etmiş bir şekilde annesinin kucağında oturmaya devam etti.

Liao'nun hala arka tarafta onları izlediğini fark eden London hafifçe gülümsemiş ve sol tarafını işaret ederek konuşmuştu,

''Evlat, geçip otursana.''

Liao kendine gelip gülümsemiş ve''Peki efendim.'' diyerek London'un solundaki 3. sandalyeye oturmuştu.

Bu sırada hizmetçiler çoktan yemekleri ısıtmış ve geri getirmişti.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1074

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 974

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 817

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 769

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 586

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 581

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 514

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11644 Üye Sayısı
  • 323 Seri Sayısı
  • 16471 Bölüm Sayısı


creator
manga tr