Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Ölümün Çağı - Bölüm 12-Akademi Öğrencileri


 8 kişilik insan topluluğu 5 kız 3 erkekten oluşuyordu, üzerlerinde ise kırmızı aslan figürü işlenmiş cübbe giyiyorlardı. Seram konuştu,

''Bir grup aynı cüppeyi giyiyorsa muhtemelen bir akademinin veya tarikatın müritleridir.''

Liao onları bir süre daha izledikten sonra bir şey demeden hayvan aramaya devam etti. Seram sordu,

''Gidip bir bakmayacakmısın ? ''

Liao kafasını iki yana sallayıp konuşmaya başladı,

''Hayır. Onlarla karşılaşsam bile ne diyeceğim ki ? Ayrıca muhtemelen benim bu giydiklerimle dalga geçip beni küçük görürler, boşuna sinirlenmeme gerek yok.''

Seram Liaoya hak vermişti, gerçekten, önceki sahipleride bazen kendileri normal insanlar gibi giyinip auralarını saklayarak hiçbirşey yapmadan gezerlerken bazen gelişimcilere denk geliyorlardı ve bu gelişimcilerden illaki bir kaçı kibirli pislikler oluyordu, ve bazen normal giyinen önceki sahiplerini normal bir insan gibi görmüşler ve aşağılamışlardı, fakat kim bilebilirdiki laf attığı kişinin tüm ailesini ve bağlı olduğu tarikatı sırf ona laf attığı için öldürüp yok edeceğini ? 

Seram aslında önceki sahibinin özellikle böyle bir durum istediği için normal giyinip, gelişimini saklayıp gelişimcilere fazla yakın davrandığını biliyordu. Sırf katliam yapabilmek için normal insan kılığına girip bir kaç yıl kendisine laf atılmasını beklediği zamanları bile hatırlıyordu ! 

Liao bunları duyunca afallamadan edemedi.

OHA! 

Seram söylendi,

''Hmm,demek sonunda düşüncelerimiz bir olmaya başladı, iyi , iyi !''

Liaoda bu duruma şaşırmıştı, sonuçta seramın düşüncelerini isteyerek anlamamıştı, direk zihninde belirmişlerdi !

Seram düşüncelerini anlayıp konuşmaya başladı,

''Bu normal, zihinlerimiz ve ruhumuz bir olalı fazla olmadı, bu yüzden zihnin hala benim düşüncelerimle koordineli bir şekle girmedi, bunun için birazcık daha zaman gerekecek. Fakat zaten önemli bir şey değil, zaten genellikle senin düşüncelerini anlayıp sen sormadan sorularını cevaplıyorum. Neyse bunları boşver, artık canavarmı avlayacaksın yoksa insanlarlamı tanışacaksın ne yapacaksan yap!''

Liao bir süre düşündükten sonra canavar avlamaya karar vermişti, az öncede söylediği gibi, insanlarla tanışmasına şimdilik gerek yoktu.

Zihnini akademi müritlerinden çekip tüm alana yaydı ve bir canavar aramaya başladı,demeden bir tane canavarı farketmişti.

Bu canavarın ne tür olduğunu bilmiyordu fakat seram söyledi,

''Düşük derece 12. seviye, Orman Şahini.''

12. seviye !

Ormana girdiğinden beri canavar avlıyordu fakat şimdiye kadar öldürdüğü en güçlü canavar 9. seviyeli bir kurttu, yani 12. seviyeli bir canavarla ilk karşılaşması olacaktı!

Tabii bu şahininde sonu muhtemelen ölümün fısıltısıyla tek darbeyle ölmek olacaktı.

Liao,seramın neden ona yeni bir sabre alması gerektiğini şimdi daha iyi anlamaya başlamıştı, bu gidişle herşeyi tek darbeyle kesip, tecrübe kazanamayıp, savaştan zevk alamamasını sağlayacaktı !

Fakat şu anda başka bir silahı yoktu, yani yapacak tek şey elindeki sabreyle şahine karşı savaşmaktı.

Liao bunu düşününce üzgün hissetti fakat yapacak birşeyi yoktu, hızla şahinin bulunduğu bölgeye doğru gitmeye başladı.

Canavarı hissettiği yere varınca, yeşil tüyleri olan şahinin bir ağacın üstünde daireler çizerek uçtuğunu görmüştü.

Liao oraya gelince şahinde onu farketmişti ve kahverengi gözleriyle düşmancıl bir şekilde ona bakmaya başlamıştı. Bir süre baktıktan sonra insanın hala gitmediğini farkedince sinirlenmeye başlamıştı ve hızla alçalarak Liaoya doğru pençeleriyle saldırmaya hazırlanıyordu!

Liao ise korkmuş bir yüz ifadesi göstermişti ve şahin kendisine yaklaşırken korkudan hareket edemiyormuş gibi davranmıştı, fakat şahin tam saldıracakken Liao şahinin kafasının üzerine doğru sıçramış ve elini aşağıya doğru savurmuştu, o sırada elinde ölümün fısıltısı belirmişti ve şahinin kafasına doğru savrularak kafasını kesmişti.

Şahin hala ne olduğunu anlamamıştı, Liaonun az önce olduğu yere doğru pençe saldırısı yapmaya devam ediyordu fakat bir süre sonra kendini kaybetti ve kafası yerinden kopup büyük miktarda kan fışkırmasına neden oldu, bedeni hızla yere düşüp büyük bir toz bulutunun kalkmasına sebep oldu.

Liao birşey hissetmeden kuşun cesedinin yanına indi, hafifçe iç çekti.

Seram onun neden iç çektiğini biliyordu ve konuştu,

''Merak etme, ileride düşük seviye bir sabre alıp seni sürekli dövüştüreceğim! Hahahaha !''

Liao bunları duyunca gülsemi ağlasamı bilemedi. Evet, gerçekten normal bir dövüş yapmak istiyordu, şimdiye kadar kimle karşılaştıysa sabre sayesinde tek vuruşla hepsini öldürmüştü! 

Bir süre daha durup cesede baktıktan sonra iç çekip ayrılacaktı ki birden birşey farketti, bir insan grubu ona doğru yaklaşıyordu.

Ruhun dışa salımın yaptıktan sonra gelişen algısıyla farketmişti, şu anda 100 metre ileridelerdi ve hızla buraya geliyorlardı.

Aslında takmayıp gidecekti fakat bir süre daha bekleyip ne olacağını görmek istemişti.

Kısa süre sonra ağaçların arasından kızıl aslan işlemeli kırmızı cübbeli 8 kişi çıkmıştı.

Bunlar daha bir süre önce ruhunu yaydıktan sonra gördüğü kişilerdi.

8 kişilik grup, 5 kız 3 erkek, oraya varınca ilk önce yerdeki başsız şahin cesedini, ardından cesedin yanında dikilen ve onlara bakan 14 yaşında gibi görünen, kızıl saçlı ve ela gözlü genci görmüşlerdi.

Fakat onu gördükleri zaman içleri tarif edilemez bir korkuyla dolmuştu!

Nedenini bilmiyorlardı, bu gencin yerde yatan şahini öldürmelerinden güçlü olduğunu fark etmişlerdi, fakat bu hissettikleri korku onun güçlü olmasından değildi, ölüm korkusuydu!

Neden ? 

Bu çocuk garipti!

Bir süre daha korkuyla ona baktıktan sonra birbirlerine baktılar, ve sonra, gruptan 1.68 boylarında, yaklaşık 16 yaşlarında gözüken hafif koyu kahverengi saçlı ve kahverengi gözlü güzel bir kız öne çıktı ve yumruğunu sıkıp selam vererek onunla konuştu,

''M-Merhaba kardeş, benim adım Leshi Senta, Kızıl Aslan Akademisinin dış öğrencisiyim, acaba kardeşin ismini ve okulunu öğrenebilirmiyim ? ''

Liao ona bir süre bakmıştı, şaşırmıştı. Bu kız ve diğerleri, neden ona baktıklarından beri korkuyormuş gibi gözüküyorlardı ? 

Liao selam vererek söyledi,

''Ben liao, her hangi bir akademiye bağlı değilim, sadece ustamla bir eğitim gezisindeyim.''

Leshi güzel yüzüyle gülümseyerek konuştu,

''Anladım, kardeş Liao, tanıştığımıza memnun oldum!''

Liaoda gülümseyerek cevap verdi,

''Bende memnun oldum.''

Leshi hala liao yüzünden korkuyordu fakat bu korku önceki kadar değildi, Hafifçe gülümseyerek sordu,

''Kardeş Liao, eğer mümkünse şahinin cesedini bize satabilmen mümkünmü ? Aslında, arkadaşlarımla buraya bir kaç canavar öldürüp para kazanmaya gelmiştik, yani anladığım kadarıyla kardeş liao, sen ustanla eğitimdesin ve kıyafetinden anladığım kadarıyla bir süre şehre gidemeyeceksin ve bu şahini eğitimin bitene kadar yanında taşımayacağını düşünüyorum ? ''

Liao sakince konuştu,

''Doğru. Bir süre şehre gitmeyeceğim, ve bu canavarı sadece yemek olarak kullanabilirim.''

Liao,Leshinin ne istediğini zaten anlamıştı,lafı uzatmadan söyledi,

''Şu arkandaki kişinin belindeki orta-yeşil seviyeli sabreyi bana verirseniz cesedi alabilirsiniz.''

Sabreyi ve seviyesini seram söylemişti.

Leshi arkasına dönüp sabrenin sahibine baktı ve sabrenin sahibi ne kadar vermek istemesede ilerleyip sabresini liaoya verdi, çünkü oda bunun çok karlı bir alışveriş olduğunu biliyordu. Arkadaki orman şahinin cesediyle en az 10 tane böyle sabre alabilirdi!

Liao sabreyi aldı ve ağırlık hissetmedi, fakat bu sabreye dokunduğundaki his ölümün fısıltısını eline aldığındaki gibi değildi, biraz değişik hissediyordu. Gümüş kabzasından tutup yavaşça sabreyi çekti ve bir kaç kez savurdu, sanırım bu silaha alışması için biraz alıştırma yapması gerekiyordu.

Sabreyi savurduktan sonra leshi ve diğer 7 kişi şok olmuştu! Sabrenin gölgesini bile görememişlerdi, eğer o sabreyle karşılaşsalardı anında 2 ye ayrılacaklarını hissetmişlerdi, aniden ürperdiler ve az önceki gibi korkuyla liaoya bakmaya devam ettiler.

Leshi,Liao sabreyi bir süre daha savurduğu için onu rahatsız etmeye cürret edemedi ve sabreyi kınına soktuktan sonra konuşmaya başladı,

''Kardeş liao, bu cömert hediye için teşekkür ederiz. İleride Keskin Diş Şehrine gelirseniz Kızıl Aslan Tarikatının dış tarikatında ismimi söyleyerek beni ziyaret edebilirsiniz, sizinle sohbet etmekten memnun olurum.''

Liao başını onaylama anlamında sallayıp konuştu,

''Tamam, eğer şehre gelirsem biraz sohbet için seni görmeye geleceğim. Şimdilik eğitime devam etmem gerekiyor, umarım tekrar görüşürüz!'' deyip arkasındaki ağacın tepesine çıktı ve ağaçların tepesinden atlayarak hızla oradan ayrıldı.

Arkada kalan grup Liao gittikten sonra yavaşça nefeslerini verdiler ve kendi aralarında konuşmaya başladılar,

''Korkunç! Neden ona baktığımda bu kadar korkmuş hissediyordum !?''

''Bilmiyorum fakat gerçekten ürkütücüydü, bir süre daha dursak öleceğimi hissetmiştim!''

Leshi bir süre düşündükten sonra konuştu,

''Önceden okuduğum bir kitaba göre, hatırladığım kadarıyla çok fazla kişi öldürmüş birisi ölüm niyeti yaymaya başlarmış ve ne kadar öldürürse ölüm niyeti o kadar fazla olurmuş ve bu ölüm niyeti etrafındaki kişileri ölümüne korkuturmuş!''

Diğerleri bunu duyunca şok olmuştu!

''İmkansız! O daha 14 yaşında gözüküyordu, nasıl o kadar insan öldürmüş olabilirki !?''

Bunu diyen az önce sabresini Liaoya vermiş olan siyah saçlı yeşil gözlü güzel kızdı.

Leshide buna inanmakta zorlanıyordu,

''Bende buna inanmak istemiyorum fakat korkumuza başka bir açıklama getiremiyorum, tabiki kardeş Liao korkumuzu hakedecek kadar güçlüydü.''

Grup bu sefer Liaonun sabreyi savuruşunu düşündü, gerçekten, muhtemelen hepsiyle ilgilenmesi için bir kaç saniye yeterli olurdu!

Leshi artık bunları düşünmedi ve az önce kazandığı güzel şahin cesedine doğru ilerlemeye başladı, cesedin başını görünce şaşırmıştı,

''Bu kesik bir silahla yapılmış fakat kardeş Liaonun elinde herhangi bir silah yoktu, ayrıca şahinin bedenini bir silah için takas etmişti. Öyleyse bu kesiği nasıl yapmış olabilir ? ''

Leshi anlamamıştı, düşüncelere dalmışken Liao çoktan ordan yaklaşık 5 kilometre uzaklaşmıştı. Aslında acele etmesine gerek yoktu fakat eline aldığı bu sabreye alışması için antrenman yapması gerekiyordu ve sonra ise gerçek bir dövüş için güçlü bir düşman araması gerekiyordu, heyecanlanmadan edemiyordu!

Sonunda gerçek bir dövüş yapabilecekti!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 705

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 466

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17784 Üye Sayısı
  • 486 Seri Sayısı
  • 24185 Bölüm Sayısı


creator
manga tr