Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Ölüm İmparatoru - Bölüm 18: İlk Çağrı,Gölge Şövalyesi!


[DN]: Sürprizzzzz :D 

 

 

 

Kahkahalar tüm ev boyunca duyulabiliyordu. Bir süre sonra kahkahalar durdu ve içerideki üçlü konuşmaya başladı.

 

 

"Bundan sonra kardeşiz he,aslında hoş bir his. Anlatabileceğim bir his değil aslında ama..."

 

 

"Haklısın Büyük Kardeş Vals ancak bu bizi kardeş yaptı ve sizle kardeş olmaktan mutluyum."

 

 

"Ortanca Kardeş doğru söylüyor,sizle kardeş olmaktan memnunum Büyük Kardeş Vals!"

 

 

"Peki öyleyse. O zaman şimdilik ayrılalım çok terledik duş alalım sonuçta yarın tekrar buluşacağız,yeteneklerimizi almalıyız." 

 

 

"Büyük Kardeş haklı! Bir an önce gidip duş almalıyım benim daha çok işim var,umarım babam kızmaz." Chun aklına bir şey  gelmiş gibi endişelendi ve hızlıca çıktı.

 

 

"Bende ayrılıyorum o zaman Büyük Kardeş Vals,gidip antrenmanıma devam edeceğim. Yarın görüşürüz." Chun'un ardından Chanq da saygıyla eğildikten sonra oradan ayrıldı.

 

 

Vals odada yalnız kalmıştı. Vücudun yere bırakıp yayıldı,yorulmuştu ama mutluyduda. Kendine iyi kardeşler bulmuş ve bu işten memnundu. Biraz daha yerde kalan Vals,kalkıp duş aldı ve odasına girdiğinde bir pencere aniden önünde belirdi.

 

 

[Sistem denildiği üzere,size bir ödül verecek. Birinci olduğunuz için en çok ihtiyaç duyduğunuz şeylerden verilecektir. Ödülleriniz;

 

  1. Necromansi'ye giriş
  2. Çağrı öğrenimi
  3. Karanlık elementine yatkınlık
  4. Karizma,Güç ve Büyü Gücü +1
  5. Gölge Lordu'nun Ünvanına,+1 Liderlik]

 

 

[Sistem bu ödülleri otomatik olarak size göndermiştir. Odanızdaki masanızda kitapları bulabilirsiniz,gelecekte dahada güçlü olmanız dileğiyle Efendim. Umarım ödüllerinizi beğinmişsinizdir.]

 

Bildirimleri gören Vals kendini zar zor tutmuştu. Xu'nun söylediğine göre kendisi Necromancer,yani ölü çağıran olarak biliniyordu ancak ne çağırabiliyordu ne de çağırabilecek bir şey biliyordu. Sonunda istediklerini edinmişti ve bu onu aşırı memnun etmişti. 

 

 

"HEYT BE! Sonunda ulan,artık kendi ordumu kurabilirim. Hhehehheeh..."

 

 

Vals hızlıca masadaki kitaplara gitti ve üstünde Necromansi yazan kalın kitabı aldı. Açtı ve okumaya başladı,okudukça Necromansi'nin düşündüğünden daha güçlü ve tehlikeli olduğunu gördü. Tehlike onun için değil,rakipleri içindi! Bu Necromansi o kadar güçlüydü ki...

 

 

Vals kitabı aralıksız 5 saat okudu. Aklında kalanlarıda bir kaç kez tekrarladıktan sonra derin bir nefes verdi.

 

 

"Ufff... Şuanki seviyem Necoramsi için biraz zayıf ancak halen kendime asker çağırabiliyorum. Bu Necromansi için Mânam ve Karanlık Elementi ile bağım yüksek olması ve bir yandada öok iyi kontrol etmem lazım. Ne kadar başarılıysam çağırdıklarım o kadar farklı,güçlü ve ZEKİ olabiliyor!"

 

 

"Neyse eğer bir çağrı yapmak istiyorsam sözleri bilmem gerekiyor. O zaman Çağrı Öğrenimi kitabını alayım,Necromansiyi şimdilik yeterince anladım."

 

 

Vals elini masaya attı ve ortalama bir kalınlığa sahip,üstünde Çağrı Öğrenimi yazan simsiyah kitabı aldı. Kitabı kendine çekti ve kitabı açmadan önce bir süre kitabın kapağına bakıp öylece durdu. Derin bir nefes aldıktan sonra kitabı açtı ve odaklanarak hiç bir ayrıntıyı atlamadan okumaya başladı.

 

 

Aradan 2-3 saat geçti ve Vals kitabı kapadı. Kendi kendine konuşmaya ve okduklarını unutmamak için aklına kazımaya başladı.

 

 

"Bir çağrı için yeterli Mâna yoksa bu büyü geri tepebilir ve ağır iç hasarlara sebep olabilir çünkü Necromansi yasaklı bir sınıftır,yani bu sınıf tamamen kötülük ile bağlantılı bir sınıf olduğundan diğer Karanlık Element kullanan Kara Büyü sınıflarından farklıdır. Bu yüzdende bu sınıf istenmez ve en lanetli sınıflardan biri olarak görülür..."

 

 

"Bu sınıf niye bana geldi ki? Herkesin Beyaz Atlı Prensi olmak varken niye herkesin nefret etmesi gereken Kara Şövalye oluyorum?! Her neyse,şimdilik çağırabileceğim şeyler zayıfta halen güçlü kabul edilebilir,o zaman çağırmaya senle başlayalım..."

 

 

Vals sözlerini bitirdiğinde ayağa kalktı ve sağ elini öne doğru uzattı,gözlerini kapadı ve bir süre düşündükten sonra gözlerini açtı. Ağzından sözler akmaya başladı ve her kelime söylediğinde gözlerinden soğuk bir parlaklık yayılıyordu bununla beraber gittikçe siyahlaşıyorlardı.

 

 

"Ben,kendini ölümle bir yapan,ölüme yol açan. Ben ki tüm insanların korkması ve diz çökmesi gerekenim,beni görenler korkmalı,ağlamalılar. Beni görenler canları için yalvarmalı ve boş sözlerini akıtmalılar."

 

 

"Ben,ölümün kendisi olacak,ölüm benden sorulacak kişiyim. Ölümü onlara getirmek ve ölümü her zaman yanımda tutmak için,benim için ölmek,ben öl diyince ölmesi için seni çağırıyorum..."

 

 

"Karanlıktan olan ve karanlık için ölecek,gücü ile düşmanlarımı ezecek,kuvveti ile önümde bir dağ gibi dikilecek olanı,gölge şövalyesini çağırıyorum. Ortaya çık ve Lorduna diz çök,diz çok ki ölümün elimden olmasın!"

 

 

Vals'ın sesi,bir şeytan konuşuyormuş gii geliyordu,derin ve kudretli olan bu ses her duyulduğunda Vals'ın sesi dahada kuvvetli çıkmaya ve ürkütücü olmaya başlıyordu. Son sözünü söylediğinde sesi,tamamen şeytan gibi,gözleri kapkaraydı. O kadar karanlıktı ki yıldızsız gece bile yanında parlak kalırdı.

 

 

Sözlerin sonuna gelindiğinde Vals'ın elinde kendiliğinden bir kesik oluştu ve bu kesikten bir kan yere doğru düştü ancak bu kan yere düşerken yaşvaça siyahlaşmış ve simsiyah bir şekilde yere değimişti. Bir sonraki saniyede ise bir anda yerde bir sembol gözükmüştü. Sembol garip desenler ve anlaşılmayacak bir dil ile yazılmış sözlerle oluşturulmuştu.

 

 

Sembol gözüktükten hemen sonra parlamaya ve soğuk bir hissin odayı sarmasını sağladı. Sembol parladı ve sembolün için siyahlara büründü,biraz sonra ise bir şey o karanlıktan ortaya çıktı. Bu şey 1,90-2,00 arası bir boya sahipti. Bu şey yavaşça sembolün ortasında yükseldi ve en sonunda tamamen ortaya çıktı.

 

 

Büyük,kalın siyah bir zırha sahip,yüzü tamamen kask ile kapanmış bir şövalye ortaya çıktı. Bu şövalyenin kılıcı neredeyse 2 metreyi aşıyordu,zırhının kalınlığı normal bir zırhın iki katı gibi duruyordu ancak bu şövalye hiçte rahatsızmış gibi durmuyordu. 

 

 

Şövalye,Vals'a baktı ve onla göz göze geldi. Vals'ın siyah gözlerindeki soğuk parlamayı gören şövalye bir anda diz çöktü,bir uğultu çıkartsada bunun ne anlama geldiğini kimse anlayamazdı ancak o sırada Vals bunun anlamını biliyordu!

 

 

"Ben,ölümün izinde olan ve sizin Efendinizim. Bana canını sunma sebebini anlıyorum ancak şuanlık canın bana lazım,KALK,BENİM ASKERLERİM BEN HARİÇ KİMSENİN KARŞISINDA DİZ ÇÖKEMEZ! Bundan sonra benim askerimsin ve bu da canının benim olduğu anlamına gelir. Ben kimseye diz çökmüyorsam,babama bile çökmüyorsam,sizler kimseye çökemezsiniz."

 

"Wuuuoh..."

 

 

Vals'ın kudretli sözleri karşısında Gölge Şövalyesi bir anda titrediğini hissetti. Ölümü tatmış olsada ve halen bir ölü olsada,öldüğünde bile bu derece bir titreme ve soğukluk vücudunu sarmamıştı. Sanki şuanda karşısında ölümün kendisi vardı ve ona bir emir veriyordu,yaşamasını istiyordu! Gölge Şövalyesi hiç tereddüt etmeden başını eğdi ve bir ses çıkardı.

 

 

Vals o sırada hem kendindeydi,hem de değildi. Kendinde olan tarafı sözleri söylüyor ve konuşuyordu ancak gözlerinin rengi,sesindeki değişim yada etrafa yaydığı bu kudretli ve ezici Aura[1]'yı o yapmıyordu. Bu olaylar sanki onun doğal haliymiş gibi kendiliğinden gerçekleşiyordu ve buna karşı yapabileceği bir şey yoktu.bu şey gibiydi,bir kuşun doğduğu andan itibaren uçmayı bilmesi gibiydi,istemsizce yapıyor ama alışkın olduğu bir şeymiş gibi hissettiriyordu.

 

 

Bu sırada  Gölge Şövalyesi kılıcını öne doğru uzattı ve Vals'a sundu Vals kılıcı aldı ve elindeki kılıcın üstüne sağ elini getirdi. Elini sıkıp bir damla daha kan akıttı. Bu seferki kan tamamen simsiyahtı,kan kılıcın ortasına düştüğü an,bir parıltı kılıcı sardı. Düşen yerde kan yayıldı ve bir yuvarlak oluşturdu. O sırada Xu'nun sesi duyuldu.

 

 

[Efendim,gerçek bir Necromancer olmanızı kutluyorum. Şimdi,her Necromancer'ın bir sembolü,işareti vardır. Sizinde bir sembole ihtiyacınız var,lütfen sembolünüzü belirtin. Böylece sembolünüzü oluşturabilirim.]

 

"Sembol,benim sembolüm... Buldum! Benim sembolüm bu olacak..."

 

 

[1]: Aura,kişinin oluşturduğu ve kuvvetini belirten bir tür güçtür. Aura bir seviyeden sonra öyle bir seviyeye ulaşır ki sadece aura ile binleri dize getirebilirsiniz.

 

 

Hadi benden size bir sürpriz olsun. Sıkılmıştım yazayım dedim. Pazartesi görüşürüz... Belki de yarın ;)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1388

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1169

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 964

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 890

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 783

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 743

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 596

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 528

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20464 Üye Sayısı
  • 582 Seri Sayısı
  • 28719 Bölüm Sayısı


creator
manga tr