Bölüm 271: Hiç Üzerime Alınmadım

avatar
15 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 271: Hiç Üzerime Alınmadım


Hiç Üzerime Alınmadım

Az önce olanları merak ederken, yan taraftan birkaç kişi Yang Chen’e doğru yaklaştı. Başını çevirdiğinde tanıdık yüzler gördü: Yuan Hewei ve Yang Jieyu çifti ile Parti Sekreteri Fang Zhongping.

Yang Chen, Yang Jieyu’yu gördüğünde kalbinde hâlâ tuhaf bir his hissediyordu. Hiçbiri gerçeği tam olarak itiraf etmemiş olsa da, aptal olmadıkları için meseleyi az çok tahmin edebiliyorlardı. Ancak şüpheleri ne kadar derinleşirse derinleşsin, konuyu açmaya o kadar cesaret edemiyorlardı.

Öte yandan, Fang Zhongping’in yüzü asıktı. Yang Chen’e belli belirsiz gülümsese de bakışları Tang Wan’ın gittiği yöne çakılmış gibiydi. Yang Chen merak etmeden duramadı: Fang Zhongping de mi Tang Wan’ın hayranlarından biri yoksa? diye düşündü; ama o gece dertleri başından aşkın olduğu için daha fazla kafa yormadı.

Yuan Hewei gülümseyerek, "Burada olduğundan, üstelik Patron Lin’in kocası olduğundan haberimiz yoktu. Hepimiz kısa bir şok yaşadık," dedi. Yuan ailesi Zhonghai’nin en büyük klanı olduğu için, Yuan Hewei’nin bu davete katılması Liu ailesine dostane bir mesaj niteliğindeydi.

Bu mütevazı ve kararlı adam Yang Chen üzerinde Liu Kangbai’den çok daha iyi bir izlenim bırakmıştı. Yang Chen nazikçe sordu: "Yuan Ye’nin iyileşme süreci nasıl gidiyor?"

Yuan Hewei kahkaha atarak, "Yumurcak son zamanlarda bütün gün evde oturuyor. Neredeyse tamamen iyileşti. Doktor vücudunun eskisinden çok daha sağlıklı olduğunu ama göbeğinin de bir kat kalınlaştığını söyledi," dedi.

Yang Chen buna şaşırmadı; Yuan Ye üzerinde uyguladığı "Sonsuz Kararlılık Yenileme Kutsal Metni’nin eşsiz qi’sini boşuna kullanmamıştı.

"Yang Chen, sen Tang Wan’ı tanıyor musun?" diye sordu Fang Zhongping aniden.

Şaşıran Yang Chen hafifçe başını salladı. "Evet, ama daha önce sadece birkaç kez karşılaştık," dedi. Fang Zhongping bunu duyunca rahatlamış gibi göründü. Yuan Hewei ve Yang Jieyu’nun yüz ifadeleri ise değişti ama sonunda bir şey söylemediler.

Yang Jieyu bir şey hatırlamış gibi nazikçe, "Az önce eşini gördüm, gerçekten büyüleyici bir güzelliği var. Bir kadın olarak ben bile güzelliğini kıskandım. Ancak pek mutlu görünmüyordu. Onunla tartıştınız mı?" dedi.

Yang Chen, Yang Jieyu’nun bu samimi konuşma tarzına pek alışık değildi. Başını sallayarak, "Evet, benim yüzümden aramızda küçük bir tatsızlık oldu," dedi.

"Onu Cai kardeşlerle birlikte gördüm, iyi olacaktır. Ancak Yang Chen, seni darlamak istemem ama evli çiftlerin birbirine tahammül etmesi en iyisidir. Eşin bu kadar büyük bir uluslararası şirketi yönetiyor, biraz asabi olması kaçınılmaz. Seninle evlenmeyi seçtiğine göre kalbinde seni gerçekten seviyor olmalı. Onun hareketlerini anlayışla karşılamalısın."

Yang Jieyu’nun arabuluculuk rolünü üstlendiğini gören Yang Chen acı acı gülümsedi. Dışarıdan kim Ruoxi ile benim aramdaki gerçekleri bilebilir ki? Sanırım şimdilik bu tavsiyeyi kabul etmekten başka çarem yok.

Yang Jieyu gülümseyerek devam etti: "Küçük Ye’den evli olduğunu duymuştum. Eşinin nasıl biri olduğunu merak edip duruyordum. Bakıyorum da, şu an hayal ettiğimizden çok daha iyi bir hayat yaşıyorsun. Sen bu kadar yetenekliyken, bir de böyle bir eşin varken, gelecekteki çocuklarınız şüphesiz deha olacaktır."

Çocuklar mı... diye düşündü Yang Chen. Kulağa mükemmel bir plan gibi geliyordu ama Ruoxi ile bu imkansız değil miydi? Eve gidince yine iki yabancı gibi davranacaklarından emindi.

Bu ziyafete hiç gelmemeliydim. Trajediler gerçekten de arka arkaya geliyor.

Yang Jieyu duygulanmış görünüyordu. "Ah, küçüklüğünden beri ailenle birlikte olmadığını duydum. Ne büyük talihsizlik. Eğer hepsi burada olsaydı, eminim ikinizle de gurur duyar, çok mutlu olurlardı."

Yang Jieyu sözlerini bitirdiğinde, Yuan Hewei bilinçaltıyla karısının elini çekerek ona susması için işaret verdi. Yang Jieyu çaresizce sustu; gerçekten de konuyu biraz fazla ileri götürmüştü.

Yang Chen hafifçe gülümsedi ve bu sözleri pek dert etmedi. Ancak çevredeki insanlar için bu sahne sıradan bir sohbetten çok daha fazlasıydı.

Başlangıçta Yang Chen’in buraya sadece Lin Ruoxi sayesinde girdiğini sanıyorlardı. Beklenmedik bir şekilde, Tang Wan’ı bile tanıyordu. Tang Wan’ı tanıması bir dereceye kadardı; ama Yang Chen, Zhonghai’nin en büyük klanı olan Yuan ailesinin çiftiyle de çok yakın görünüyordu. Üstelik Fang ailesinden Sekreter Fang bile onunla son derece nazik bir şekilde konuşuyordu.

Bu üç kişi, Liu ailesinden Liu Kangbai’den çok daha önemli figürlerdi; hele ki Yang Jieyu’nun ailesinin Pekin’de ne kadar derin bağları olduğunu bilenler için. Onun Yang Chen ile bu kadar yumuşak konuştuğunu görünce çoğu kişi şunu düşünmeden edemedi: Bu şanslı adam Yang Chen... yoksa Pekin’deki o büyük ailelerden birinin üyesi mi?

Öte yandan, bir köşede duran Lin Ruoxi, Cai Yan ve Cai Ning; Yang Chen’in Yuan Hewei, Yang Chen’in Yang Jieyu ve Fang Zhongping ile olan samimiyeti gözlerinden kaçmamıştı. Konunun iç yüzünü bilen Cai Yan bir yana, Lin Ruoxi ve Cai Ning şaşkınlıkla izliyorlardı. Yang Chen’in bu kadar üst düzey bağlantıları olduğundan ikisinin de en ufak bir haberi yoktu.

Calosa not: Aslında pekte bağlantı sayılmazlar :D  

Lin Ruoxi’nin hisleri karışıktı. Yang Chen’i buraya üst sınıftaki insanlarla kaynaşması için getirmişti. Beklenmedik bir şekilde, o sadece Yuan ailesinden Yuan Ye’yi tanımakla kalmıyor; Yuan Hewei, Yang Jieyu ve Sekreter Fang Zhongping ile de ahbap çıkıyordu. Ancak Yang Chen bu konulardan Lin Ruoxi’ye hiç bahsetmemişti.

Ben de hâlâ aptal gibi onun Zhonghai'de tutunacak bir yer bulması için çabalıyorum. Meğer o başından beri benim bu çabalarımla içten içe dalga geçiyormuş... diye düşündü Lin Ruoxi.

Yang Chen, birdenbire ziyafetin odak noktası haline geldiğinden habersizdi; Lin Ruoxi’nin ona olan öfkesi ise daha da derinleşiyordu.

Yuan Hewei, "Liu Kangbai sana karşı pek hoşnutsuz görünüyor. Eğer gerçekten bir şey yapmaya cüret ederse, yardımcı olabileceğimiz her konuda bize gelebilirsin. Sana bir can borcumuz olduğu için zarar görmeni istemiyoruz," dedi.

Umarım bir şey yapmaya cüret eder, diye geçirdi içinden Yang Chen. "Pekala, teşekkür ederim," dedi.

Calosa note: xd 

Kısa bir sohbetin ardından ziyafette dans seansı başladı. Salonun dans pistinde muhteşem ışıklar dönmeye başladı. Dans pistinin hemen yanında, Viyana’dan özel olarak getirilmiş eşlik orkestrası yerini aldı ve melodik bir vals çalmaya başladılar.

Pek çok kadın ve erkek, genç ya da yaşlı, kendi dans partnerleriyle piste yayılarak salon dansına başladılar. Centilmen bir adam olan Yuan Hewei, Yang Jieyu’yu dansa davet etti. Çift, piste çıkarak sevgi dolu bir şekilde dans etmeye başladı. Fang Zhongping onları imrenerek izledi; iç geçirerek bir köşeye çekilip tek başına oturdu.

Yang Chen dans etmeyi planlamıyordu; alkol bakmaya niyetliydi ki aniden Liu Yun’un dans pistinin bir köşesinde Lin Ruoxi ve Cai kardeşlerin yanında durduğunu gördü! Kaşlarını çatan Yang Chen, bunun iyiye alamet olmadığını anlayarak hızla oraya yürüdü.

Aynı anda Liu Yun, kusursuz bir dans daveti duruşu sergileyerek kolunu uzattı ve Lin Ruoxi’ye nazikçe gülümsedi. "Bayan Lin, bu gecenin ev sahibi olarak, sizi bir dansa davet etme onuruna erişebilir miyim?"

Belli ki Liu Yun’un bu hareketi Yang Chen’e bir meydan okumaydı. Az önce birkaç kışkırtıcı sözle ikiliyi ayırmıştı; şimdi de ev sahibi kimliğini kullanarak Lin Ruoxi’yi dansa kaldırıyordu.

Lin Ruoxi zor durumdaydı. Elbette bu adamla dans etmek istemiyordu. Aptal değildi; Liu Yun’un Yang Chen’i herkesin önünde aşağılamaya çalıştığını biliyordu. Ancak Liu Yun, Liu ailesinin tek oğluydu ve ziyafetin ev sahibiydi. Böyle bir ortamda Lin Ruoxi’yi dansa davet etmesinde yadırganacak hiçbir şey yoktu. Dans etmeyi bilmediğini söyleyemeyeceği için, iyi bir bahane bulamamanın çaresizliğini yaşıyordu.

Lin Ruoxi’nin gerildiğini gören Cai Yan araya girdi: "Bay Liu, Ruoxi dans etmeyi pek sevmez. Siz başka birini bulun."

Liu Yun hâlâ çok nazik davranıyordu. Gülümseyerek, "Müdür Cai, davetim çok samimi. Umarım buna karışmazsınız," dedi.

Cai Ning, kardeşinin kolunu çekerek onu susturdu. Bu durum Cai ve Liu aileleri arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiği için araya girmeleri için bir neden yoktu.

"Hey, sen de nereden çıktın? Kocası olarak daha ben bile onunla dans etmemişken, sen ne işler karıştırıyorsun?"

Tam o anda Yang Chen, Liu Yun’un önünde bitti. Lin Ruoxi ve Cai kardeşler, Yang Chen’in aniden ortaya çıkışıyla kalakaldılar; hepsinin yüzünde karmaşık bir ifade vardı.

Liu Yun soğuk bir şekilde gülümsedi. "Öyle mi? Ben de Bay Yang, Bayan Tang ile dans edecek sanmıştım. Bayan Tang da nadir bulunan bir güzellik sonuçta. Bay Yang dünyadaki her güzeli fethetmek istiyor herhalde, yanılıyor muyum?"

Yang Chen sinsi bir gülümseme bıraktı. "Bu bir kıskançlık mı yoksa hayranlık mı? Neden etrafımdaki her kadının benimle tuhaf bir ilişkisi olduğunu düşünüyorsun?"

"Öyle değil mi?" diye sordu Liu Yun hoşnutsuzlukla.

Yang Chen arkasındaki Cai kardeşleri işaret etti. "Ya onlar? Müdür Cai beni defalarca karakola tıktı."

"Aptal Yang Chen! Neden bizi işaret ediyorsun? Ölmek mi istiyorsun?!" diye bağırdı Cai Yan yüzü kızararak; sanki kuyruğuna basılmış gibi tepki vermişti. Cai Ning de oldukça mahcup olmuştu. Yang Chen’in sadece Liu Yun ile tartıştığını bilse de hâlâ tuhaf hissediyordu.

Liu Yun’un da diyecek bir şeyi kalmamıştı çünkü Cai kardeşler sıradan kadınlar değildi. Zoraki bir gülümsemeyle, "Tamam, benim hatam olsun o zaman. En azından bazı istisnalar varmış. Ancak Bay Yang, eşiniz olarak Bayan Lin’in sizinle dans etmek isteyeceğini hiç sanmıyorum, yanılıyor muy mu?"

Yang Chen, hiçbir ifade belirtmeksizin arkasını dönüp sessizce bekleyen Lin Ruoxi’ye baktı. İkisinin bakışları kesiştiğinde, aralarında sonsuz ve karmaşık duygular akıp gidiyor gibiydi.

Yang Chen beklenmedik bir çeviklikle geriledi; bedeni adeta müziğin ritmine kapılmıştı. Kendi ekseninde dönerken attığı adımlar, yıllarca bu eğitimi almış bir asilzade kadar hatasızdı. Lin Ruoxi’nin önünde reverans yapıp elini uzattığında, davetkar duruşu kusursuz bir zarafetin simgesi gibiydi.

Sadece Yang Chen’in rezil olmasını bekleyen Liu Yun değil, Cai kardeşler bile hayretler içinde kalmıştı.

Lin Ruoxi’nin hayatında ilk kez topluluk içinde zihni tamamen boşalmıştı. Yang Chen’in onu gerçekten dansa davet edeceğini hiç düşünmemişti. Daha şaşırtıcı olanı ise, kuzu şiş satan bu adamın salon dansı bilmesiydi! O an Lin Ruoxi o kadar utandı ki kalp atışları hızlandı.

Onlarca saniye düşündükten sonra Lin Ruoxi, ince kollarından birini kaldırıp Yang Chen’in eline bıraktı.

"Davetini kabul etmemek inanılmaz kaba bir davranış olurdu. Ben görgüsüz biri olmak istemiyorum. Seninle dans etmeyi kabul etmemin tek nedeni bu. Hiç üzerine alınma."

Yang Chen acı bir şekilde gülümsedi. "Hiç üzerime alınmadım," dedi. "Sadece seninle dans etmeyi çok istemiştim."







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 56997 Üye Sayısı
  • 398 Seri Sayısı
  • 44023 Bölüm Sayısı


creator
manga tr