ÇN: Merhaba arkadaşlar, ben serinin yeni çevirmeni Calosa. MGA’dan tanıyanınız vardır diye düşünüyorum. Velhasıl, serinin 256’dan sonraki kısmında bazı kusurlar bulunduğu için, o bölümleri baştan çevirip seriyi yeniden hayata döndürmek amacıyla projeyi devralmış bulunuyorum :D
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Farklı Dünyalar
Yang Chen sonunda güveç restoranına geri döndü. Beklerken Zhao Teng ve Wang Jie’nin sabrı iyice taşmıştı. Yang Chen göründüğünde nihayet rahatladılar.
“Müdür Bey, tanıdık biriyle mi karşılaştınız?” diye sordu Wang Jie.
“Evet, öyle de denilebilir. Sadece biraz sohbet ettik,” dedi Yang Chen gülümseyerek. “Hadi gidelim, şirkete dönüyoruz.”
Zhao Teng ve Wang Jie’yi Yu Lei Eğlence’ye bıraktıktan sonra Yang Chen ofisine geçmedi. Bunun yerine ikiliye, potansiyel bir iş ortağını aramaya gideceğini söyledi. İkisi de doğal olarak bu duruma sevindi.
Öğleden sonra Rose Bar oldukça sakindi. Bara girdiğinde, Chen Rong’un birkaç garsona temizlik yapmaları için talimat verdiğini gördü. Siyah beyaz hizmetçi üniforması giymiş olan Chen Rong artık olgun bir hanımefendiye dönüşmüştü. Yang Chen’i görünce tatlı bir gülümsemeyle yaklaştı.
“Yang Ağabey, ablam evde değil. Bu sabah dışarı çıktı.”
“Öyle mi?” Yang Chen boşuna geldiğini öğrenince moralini bozmadı. Gülümseyerek sordu: “İşler nasıl gidiyor? Rose’dan işin bazı kısımlarını devraldığını duydum.”
Chen Rong’un yüzü kızardı. “Geçenlerde bir yatırımda hata yaptım ve çok para kaybettim. Şu an biraz korkuyorum.”
“O kadar endişelenmene gerek yok. Madem Rose bunu yapmana izin veriyor, başarısız olabileceğini de göze almıştır. Birçok başarılı CEO, yalnızca lise diplomasıyla başlayıp zamanla öğrendi. Sen ise liseyi bitirdikten sonra üniversiteye kabul edildin. Rose’dan düzgünce bir şeyler öğren. İki yıl içinde mutlaka kendi gücünü göstereceksin,” dedi Yang Chen gülümseyerek. “Bizim Rongrong’umuz çete lideri olmaya hak kazandığında, o zaman Rose Ablanı da çekip alırım. Sana güveniyorum.”
Chen Rong önce dudağını büktü, sonra mutlu bir şekilde başını salladı.
Rose’un telefonunu aradıktan sonra Yang Chen, onun Deniz Kartalları’nın kaldığı apartmana gittiğini öğrendi. Rose, özellikle onların durumunu kontrol etmek için oraya gitmişti. Yang Chen, Deniz Kartalları’ndaki ekip arkadaşlarıyla ilgilenmesini istemişti ve Rose da bu görevi büyük bir sorumlulukla yerine getiriyordu.
Yang Chen arabayı hızlı sürerek kısa sürede apartmana ulaştı. Bir korumanın rehberliğinde bodrum kata indi. Aslında yasa dışı eşyaların saklandığı bu bodrum, geniş ve gizli bir odaydı. Şimdi ise yenilenmiş, Deniz Kartalları’nın hassas aletlerini ve yüksek teknolojili hesaplama sistemlerini yerleştirdiği bir merkeze dönüştürülmüştü.
İçeri girdiğinde, farklı boyutlarda ekranlara sahip, düzenli biçimde dizilmiş birkaç sıra ekipman gördü. Bazıları veri gösteriyor, bazıları ise videolar ve haritalar yansıtıyordu. Ham verileri ancak özel askeri eğitim almış kişiler anlayabilirdi.
O sırada, kırmızı deri giysiler içinde çekici görünen Rose, Deniz Kartalları’nın lideri Molin ile sohbet ediyordu. Yanında birkaç adamı ve tercümanlık yapan yabancı dil bilen bir kişi vardı.
Yang Chen’i görünce Rose tatlı bir şekilde ona doğru koştu ve sarıldı.
“Kocacığım, arkadaşların gerçekten harika. Eğer o zaman onların yardımı olsaydı, Batı Birliği Cemiyeti’ni ve Dongxing’i çoktan ortadan kaldırırdım. O kadar zahmetli planlar kurmak zorunda kalmazdım.”
Yang Chen, Rose’un burnunu hafifçe sıkarak, “Kendi emeğinle kazandığın zafer en değerlisidir. Bir şehri yerle bir etmek için nükleer bomba kullanmak, geride hiçbir şey bırakmamaktan başka bir işe yaramaz,” dedi.
Molin, Yang Chen ve Rose’a imrenerek baktı. “Majesteleri Pluto, Bayan Rose gibi çok güzel kadınlar var mı? Bana birini tanıştırabilir misiniz? Aniden bir Çinli hanımla evlenmek istedim.”
“Burada bir aile kurmayı mı planlıyorsun?” diye sordu Yang Chen.
“Neden olmasın? Harika yemekler, sert içkiler ve güzel kadınlar var. Üstelik her şey çok ucuz. Burası tam bir cennet!” dedi Molin heyecanla.
// Molin'de bir Türklük sezdim :D
Yang Chen dudak büktü. “En az yarım yıl burada yaşadıktan sonra karar ver. O zaman Rose’u senin çöpçatanın yaparım.”
Rose gözlerini devirdi. “Çöpçatanlık yapmak istemiyorum. Benim bile düzgün bir kimliğim yok. Asıl bana bir çöpçatan bulunsa daha iyi olur.”
“Bir daha böyle konuşursan kalçana bir tokat atarım,” diyen Yang Chen, elini Rose’un kalçasına uzatıp hafifçe sıktı.
Rose’un yüzü kıpkırmızı oldu. “Herkes bize bakıyor! Beni adamlarımın önünde utandırmak mı istiyorsun?!”
Yang Chen etrafına soğuk bir bakış attı. Herkes başını başka yöne çevirmişti.
“Bak, kimse fark etmedi,” dedi muzipçe.
Rose çaresizce gülümsedi ve Yang Chen’in göğsüne hafifçe vurdu. “Sistemler tamamen kuruldu. Artık istediğin yerleri izleyebiliriz. Şimdi antrenman odasına geçeceğiz. Seçtiğim birkaç elit, Deniz Kartalları üyeleri tarafından eğitiliyor. Sen de gelmek ister misin?”
Yang Chen başını salladı.
Antrenman odası ikinci kattaydı. Duvarlar yıkılmış, alan parlak ışıklar ve kaliteli ahşap zeminle bir dövüş salonuna dönüştürülmüştü.
Kapı açılır açılmaz iri bir adam üzerlerine doğru savruldu.
Yang Chen bir adım öne çıktı, adamı tek koluyla yakaladı, dönerek yere sağlam bir şekilde bıraktı.
Odaya baktığında Adeline’i gördü. Dev adamı fırlatan oydu.
Adeline, sekiz elit tarafından aynı anda saldırıya uğradı. Ancak hepsini tek tek yere serdi.
Rose dehşete düşmüştü.
Adeline soğuk bir ifadeyle, “Gerçek gücümü kullansaydım, hepiniz ölmüş olurdunuz,” dedi.
// Saygılar :D
Rose, Yang Chen’e dönerek, “Seninle Adeline arasındaki fark ne kadar büyük?” diye sordu.
Yang Chen gülümsedi. “Biz farklı dünyalara aitiz. Kıyaslanamayız.”
Ardından Adeline ve diğer siyahi üyeye dönüp konuştu:
“İkiniz birlikte üzerime gelin.”
İkisi de şoke oldu ama kabul etti.
Hareket ettikleri anda ortamın havası değişti. Keskin bir basınç hissi yayıldı.
Rose nefesini tuttu.
Bir anda boğuk bir çarpışma sesi duyuldu.
Kimse Yang Chen’in ne yaptığını göremedi.
Adeline ve arkadaşı üç metre uzağa savrulmuştu.
Yang Chen ellerini silkeledi.
“Şaşırmayın. Herkesin ait olduğu bir alan vardır. Ben sadece onlarla oynuyordum. Aynı dünyada değilseniz kazanamazsınız.”
Rose’un gözleri hayranlıkla doldu.
Adeline ayağa kalkıp yarı şakayla, “Majesteleri Pluto, bizi biraz daha nazik savuramaz mısınız? Zemin çok sert,” dedi.
Yang Chen güldü. “Kilo vermek istemiyor muydun?”
Adeline kızardı.
Yang Chen Rose’a dönüp yanağını okşadı.
“Bana öyle bakmayı bırak. Seninle ciddi bir şey konuşmam gerekiyor.”
“Nedir?”
“Sana para kazandıracak bir şey…”
// Kesin altına yatırım yap diyecek :D
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
