Bölüm 228: Kesinlikle...

avatar
356 15

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 228: Kesinlikle...



Bölüm 228: Kesinlikle... 



Salonda, parlak ışıklar soluk kanepeyi aydınlatarak zarif ve huzurlu bir atmosfer yaratıyordu.



Yang Chen yavaşça girdi. Etrafına dikkatlice bir baktığında hayrete düştü.



Pamuk pijama giyen Lin Ruoxi'nin bir yavru kedi gibi kapıya doğru kıvrıldığını gördü. Saçları yanağını kapıyordu.



Salonun otomatik ısıtması olsa da bu sıcaklık uyumak için gerekli olan sıcaklığa yakın bile değildi.



Lin Ruoxi uykusunda üşüdüğünden, kollarıyla kendini sarmıştı ve dudakları soğuktan solmuştu. Görünüşü ona acıma dürtüsü veriyordu.



Yang Chen kalbinin ısındığını hissetti. Bu manzara ona mutluluk ve gülme dürtüsü veriyordu. Gün içinde, çok sert ve düşmancıldı ancak gece geç saatlere kadar salonda onun gelmesini beklemişti. Bu kadının düşüncelerini kavramak çok zordu.



Yang Chen onu yukarı mı taşımalı yoksa yukarıdan ona bir battaniye mi getirmeli diye düşünerek koltuğa yaklaştı.



O noktada, yaptığı seslerden dolayı Lin Ruoxi uyanmış gibiydi. Uykulu bir şekilde gözlerini açarak güzel yüzünün daha da zarif ve güzel görünmesine sebep oldu.



Lin Ruoxi karşısında duran Yang Chen'e bunun bir rüya olup olmadığını doğrulamaya çalışırcasına sessizce baktı.



“Seni uyandırdım mı?” Yang Chen özür dileyerek gülümsedi.



Lin Ruoxi, bir süre sessiz kaldıktan sonra doğruldu ve saate baktı, 2 idi.



"Televizyon izlerken uyuyakaldım, şimdi uyuyacağım.” Lin Ruoxi gizlice Yang Chen'i bir kontrol etti. Tamamiyle iyi olduğunu görebildiğinden, kayıtsızca konuştu ve yukarı çıkma niyetiyle ayağa kalktı.



Ancak, çok fazla kıvrılmış bir şekilde durduğundan bir bacağındaki kan dolaşımı zayıftı, bu yüzden ayağa kalkmaya çalıştığında bacağı uyuştu.



"Ahh..."



Zaten biraz bitkin hissediyordu, bacağında düzgün ayakta kalmak için gerekli olan gücü olmadığından, Lin Ruoxi koltuğun önündeki sehpaya düşmek üzereydi.



Yang Chen hemen Lin Ruoxi'nin kolundan tutarken Lin Ruoxi'yi göğsüne yaslayarak düşmesini engelledi.



"Şu haline bak, neden bu kadar acele ediyorsun? Battaniyesiz koltukta uyursan üşütebileceğini bilmiyor musun?" Yang Chen gülümseyerek söyledi.



Yang Chen'in göğsüne dayanan Lin Ruoxi'nin burnu onun erkeksi kokusu tarafından saldırıya uğrarken onun içten içe yumuşamasına ve derinden kızarmasına neden oldu.



Ancak, bunu takiben, Yang Chen'in vücudunda kalan bir kadın kokusunu da fark etti.



Uzun süre Rose'un odasında olduğundan ve onunla aynı arabaya bindiğinden doğal olarak vücutları birbirleriyle çok fazla temasa geçmişti. Yang Chen vücudunda dolanan kokuyu fark etmedi ancak bir kadın olan Lin Ruoxi bunu hemen tespit edebilmişti.



Hissettiği tatlı duygular anında yok oldu ve Lin Ruoxi sinir krizine girdi. Alt dudağını ısırdı ve gözleri biraz sulandı.



Bu herif! Sırf onu beklemek için ona bir şey olmuştur diye bu saate kadar bekledi, ama o başka bir kadınla gününü gün ediyordu!



"Bırak beni, senin endişene ihtiyacım yok!" Dedi Lin Ruoxi soğuk bir şekilde.



Yang Chen neyi yanlış yaptığını anlamadı, neden ikisi de böylesine kalp ısıtıcı bir durumdayken bu kadın yeniden sinirlenmişti? Bu sözleri söylediğinde, sesi kemik titretici kış kadar soğuktu.



Yang Chen'in, Lin Ruoxi'nin tatlı bir koku salan yumuşak figürünü bırakmaktan başka bir çaresi yoktu ve onun merdivenlerden çıkmasını izlerken yüzünde sert bir gülümseme vardı.



"İleride, geç dönersem beni bekleme. Bana hiçbir şey olmaz, yalnızca kendini yorarsın." Yang Chen gerçekten endişelenmişti.



Lin Ruoxi merdivenin korkuluklarını destek olarak kullandı, "Bu kadar kendini beğenmiş olma, sana televizyon izlerken uyuyakaldığımı söyledim, kimse seni beklemiyor." derken arkasına bile bakmadı.



"Televizyon izlerken uyuyakaldın ama yine de televizyonu kapatmayı akıl edebildin?" Yang Chen'in garip bir gülümsemesi vardı, bu bahane çok dandikti. Utanılacak ne vardı?



Lin Ruoxi'nin ayakları durdu, arkasını döndü ve gözleri hafiften kırmızıydı. Soğuk bir gülümsemeyle, kendiyle alay edermişçesine homurdandı, "Bu doğru! Ben aptalım! Sana nasıl yalan söyleyeceğimi bile bilmiyorum! Ben senin için neyim, burası senin için ne? Dışarıda bir sürü kadının var ve ben senin gözlerinde bir hiçim! Kalmak için sıcak ve sevimli yerlerin ve geceyi seninle geçirmek isteyen insanların var! İstediğin zaman gelip istediğin zaman gidiyorsun, geceyi dışarıda geçirdiğinde bir mesaj bile bırakmıyorsun! Bir kez aramıyorsun bile!"



"Seni neden bekleyeyim? Çünkü ben aptalım, zaten senin için önemi olmayan bir insan olduğumu biliyorum ama yine de böylesine salakça bir şey yaptım... Merak etme, ileride sana yalan söylemeyeceğim çünkü bir daha bu gece beklediğim gibi aptalca seni beklemeyeceğim!"



Bunu dedikten sonra Lin Ruoxi kasten arkasını döndü ve acı bir şekilde merdivenlerden yukarı çıktı.



Yang Chen tamamen hareketsiz durdu, Lin Ruoxi'nin sözleri onu afallatmıştı.



İstediğin zaman gelip istediğin zaman gitmek...



Adım adım fazla yorgun bir şekilde yukarı çıkan silüete bakan Yang Chen aniden çok yoğun bir huzursuzluk ve endişe hissetti, Lin Ruoxi'nin gittiği yer villanın ikinci katı değil de bir daha yollarının kesişmeyeceği paralel bir yol gibiydi!



"Bekle! Lin Ruoxi orada kal!" Diye bağırdı Yang Chen.



Lin Ruoxi durdu ancak arkasını dönmedi, bir şey demeden olduğu yerde kaldı.



Evlendiklerinden beri bu, Yang Chen'in onu ilk defa adıyla çağırışıydı ve bunu çok hiddetli yapmıştı.



Yang Chen derin bir nefes aldı ve düz bir suratla, "Lin Ruoxi, ileride eğer geç kalacaksam kesinlikle arayacağım. Dürüst olmak gerekirse gerçekten evde beni bekleyen birinin olmasına alışık değilim. Ayrıca, beni beklemeyi bırakması için birini arayıp ne olduğunu açıklamak... Benim için çok zor çünkü geçtiğimiz yirmi yılda böyle bir alışkanlığım yoktu. Seni bilgilendirmeyi bu yüzden ihmal ettim, umarım beni anlayabilirsin. Ancak, gelecekte, seni arayıp açıklamamı yapacağım."



"Sen ve bu ev, benim için önemli şeylersiniz. Sen kesinlikle..."



Yang Chen konuşurken, Lin Ruoxi hafifçe kafasını kaldırdı, sonra da hızlıca merdivenlerden çıkıp odasına koşarak Yang Chen sözünü bitiremeden kapıyı kapadı.



Yang Chen derin bir şekilde iç çekti ve dudaklarında acı bir gülümseme oluştu. Salona iyice bir baktı, sonra da ışıkları kapatıp dinlenmek için yukarı çıktı.



Bir sonraki sabah erkenden Yang Chen'in şarj olmuş telefonu çaldı.



Yang Chen kolayca uzandı, sonra da kulağına tutup aramayı kabul etti.



"Günaydın kociş, umarım seni uyandırmadım?" Rose çekinerek selam verdi.



Yang Chen'in gözleri kapalı kalmaya devam etti ancak zorla gülerek, "Eğer cevabını biliyorsan neden soruyorsun? İşler nasıl?” dedi.



"Sekreter Fang ve Büro Şefi Cai'nin yardımıyla birlikte Dongxing'in çok fazla Salon Ustası ve Alt Mafya Patronu'nun eksik olması sebebiyle dünkü saldırı oldukça sıkıcıydı. Zhou Guangnian'ın direnecek zamanı yoktu. Ancak sonunda onun evine gittiğimde, işler biraz garipti."



"Garip olan neydi?" Yang Chen uyuşuk bir şekilde sordu.



Rose, "Oraya Büro Şefi Cai ile gittim. Zhou Guangnian'ı bulduğumuzda çoktan kafasına yediği bir kurşunla ölmüştü. Dahası, öldüğündeki pozisyonu çok garipti, diz çökmüştü." dedi.



"Peki ya diğerleri?" Yang Chen buna hiç aldırmamış gibi görünüyordu.



"Zhou Dongcheng birkaç yakın yardımcısıyla kaçtı, onları yakalayamadık. Şehri kapatma emri yalnızca sabaha kadar süreceğinden, onu yakalamak... Zor olacak." Dedi Rose üzülerek.



"Sorun değil, kötü emelleri olan birisi değil, bu yüzden kasıtlı bir şekilde onun işini zorlaştırma. Sadece her ihtimale karşı hazırlıklarını yap."



"Ben de öyle düşündüm, bu yüzden adamlarımı olayın bitimiyle uğraşmaları için gönderdim, onu görmezden geliyoruz." Rose usulca bir sesle konuştu, "Kociş, sen uyumaya devam etmelisin, ben şimdi çalışacağım."



"Çok fazla çalışma, bazı şeyleri Küçük Zhao ve Rongrong'a bırakabilirsin. Artık elitlerin döndüğünden, onları iyi ödüllendirmelisin, casusluk zor iştir."



Yang Chen, aramayı bitirdikten sonra uyumaya devam etmedi. Bunun hafta sonuna denk geldiğinden, Yang Chen, o anki en önemli mesele bu olduğundan Yuan Ye'yi hastanede ziyaret etmeden önce kahvaltı etmeyi planladı.



Aşağı indi, Wang Ma çoktan mebzul bir kahvaltı masası hazırlamıştı. O gün, pirinç, soğuk yemekler ve ısıtılmış önceki günden yemekler vardı.



Yang Chen, Lin Ruoxi'nin hala gelmediğini fark etti, bu yüzden o hatunun hala ona sinirli olup onu görmek isteyip istemediğini içten içe merak etti. Ancak, bu konuda bir şey yapamıyordu, Lin Ruoxi'nin odasına girmesi doğru olmazdı.



"Genç efendi, uyanmışsınız. Dün gece gerçekten çok geç gelmiş olmalısınız, şükürler olsun ki güvendesiniz. Hanımım ve ben sizin için çok endişelendik." Wang Ma'nın rahatlamış bir gülümsemesi vardı.



Yang Chen şaşkına dönmüştü, bu yüzden sordu, "Wang Ma, neyden bahsediyorsun?"



"Dün akşam yemeğinde, Cai Ailesi'nin ikinci hanımı, hanımımı arayıp ona evden ayrılmaması gerektiğini söyledi. Gece, Zhonghai'nin güvende olmayacağını söyledi. Her zaman dışarıda olduğunuzdan ve telefonunuza ulaşılamadığından ikimiz de size bir şey olduğundan çok endişelendik, Genç Efendi." Dedi Wang Ma.



Yang Chen'in zihninde birçok düşünce çıkageldi, Lin Ruoxi'nin koltukta nasıl kıvrılmış olduğun hatırladı ve bir suçluluk patlaması hissetti. Lin Ruoxi ona kızmakta gerçekten haklıydı. Onun için beklemekle kalmayıp aynı zamanda onun için endişelenmişti.



"Bu yemeklerin hepsi dünden kalma ancak biz yalnızca biraz yedik. Hepsini bu sabah ısıttım, lütfen daha çok yiyin, genç efendi." Wang Ma içten bir şekilde bir kase pirinç doldurup Yang Chen'e verdi, "Aslında, bunlar sizi karşılamak içindi, daha yeni döndüğünüzden, hanımım sizin için yemek bile pişirdi. Ancak, hanımım yemeğin korkunç göründüğünü söyleyip dokunmadı bile."



Yang Chen yanlış duyup duymadığından şüphe duydu, "Ruoxi yemek mi pişirdi?"



"Bu doğru, marul yemeği." Wang Ma, köşedeki sararmış marul yemeğini gösterdi. Bir gece geçtiğinden, üzerindeki susam yağı biraz yapış yapış görünüyordu, "Genç Efendi, bir denemek ister misiniz?"



Yang Chen mutlu bir şekilde kafa salladı, Lin Ruoxi'nin beceriksizce yemek yapmaya çalışma görüntüsü zihninde canlandı ve gülmemek için kendini tuttu.



Yemek çubuklarıyla birkaç yaprak alarak pirincin üzerine koydu. Tadı önemsemeden, gülümseyerek yemeye devam etti.



"Genç efendi, tadı nasıl? Hanımımın yemek yapma potansiyeli var mı?" Diye sordu Wang Ma genişce gülümsedi.



Yang Chen yemek yemenin ortasındaydı ve konuşmakla uğraşamazdı, bu yüzden coşkuyla başını salladı.



Kısa bir süre içinde iki kase pirinç midesine inmişti. Yang Chen yemek yemeyi bitirmiş sayılırdı, Lin Ruoxi'de hala aşağı inmediğinden, bir hastayı ziyaret etmek için hastaneye gittiğini Wang Ma'ya söyleyerek evden ayrıldı.



Yang Chen gittiğinde, Lin Ruoxi sinsice ikinci kattan indi. Masaya doğru gitti ve yalnızca küçük parçalar kalan marul yemeğine baktı. Biraz büyülenmişti.



Wang Ma derin bir şekilde gülümsedi, "Hanımım, görünüşe bakılırsa genç efendi sizin pişirdiğiniz yemekten çok memnun, yalnızca sizin pişirdiğinizi yedi."



Lin Ruoxi hafiften kızardı. Merakla yemek çubuklarını aldı ve maruldan ufak bir parça alarak dikkatlice ağzına götürdü...


“Wu... Wu! Pui pui bleh……”



Lin Ruoxi kaşlarını çattı ve yeri tekmeledi. Kızgın bir şekilde, "Çok tuzlu, o tahtaları eksik herif tuz yiyerek mi büyüdü!?"



Lin Ruoxi'nin aynı anda hem sinirli hem mutlu olduğunu gören Wang Ma kıs kıs gülmeden edemedi.









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21861 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 40658 Bölüm Sayısı


creator
manga tr