Bölüm 219: Çocukluk aşkı

avatar
327 15

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 219: Çocukluk aşkı



Bölüm 219 - Çocukluk aşkı




Ertesi gün, Yang Chen, yalnızlığa dayanamayan genç Yuan Ye'den telefon alırken hala yatağında yatıyordu.



"Yang Chen, uyanık mısın?” Yuan Ye'nin keyfi yerindeydi, yirminci doğum günü onun için harika bir şey gibiydi ve hala yaklaşmakta olan otuzlarının üzüntüsünü hissetmeye başlamamıştı.



Yang Chen esnedi, "Uyuyorsam nasıl telefonu açabilirim?"



"Bu iyi, gelip seni alacağım. Denesen bile evimin adresini bulabileceğini zannetmiyorum." Dedi Yuan Ye.



Yang Chen gerçekten de yolları pek bilmiyordu. Lin Ruoxi, Yuan Ailesi'ni Zhonghai'nin en güçlüsü olarak tanımladığından, ikamet ettikleri adresin biraz değişik olmasını anlayabiliyordu.



"Nerede yaşadığımı biliyor musun?" Diye sordu Yang Chen.



"Bilmiyorum, o yüzden sormak için aradım."



"Ejder Bahçesi 89 numara. Geldiğinde beni ara, biraz daha uzanacağım." Yang Chen bunu dedikten sonra kapatmak üzereydi.



"Bekle!” Yuan Ye mutlu bir şekilde, "Çoktan geldim. Aslında yalnızca bunu doğrulamak için arıyorum."



Yang Chen'in ağzı bir karış açık kaldı. Bir anlığına düşünerek, "Sana adresimi söyleyen o Tangtang veledi olmalı."



“Hehe, doğru tahmin ettin. Senden sonra Tangtang'ı alacağım. Annesi çok katı, eğer birisi gidip onu almazsa evi terketmesi zor olacak." Yuan Ye onun sefaletinden mutlu görünüyordu.



"Çok mutlu görünüyorsun, diğer erkeklerle olma fırsatına sahip olamayacağı için gönlün mü ferahladı?" Yang Chen güldü ve sordu.



"Doğru tahmin ettin, haha  Çabuk aşağı in.”



Yuan Ye ile gerçek hayatta çok buluşmasa da oyun oynayıp çevrim içi sohbet ettikten sonra ikisi birbirlerine aşina olmuştu, bu yüzden Yuan Ye ile konuşurken rahatlayabiliyordu. Bu, Yang Chen'in zevk aldığı bir şeydi çünkü kendisinden genç erkek bir arkadaşının olması nadirdi.



Yang Chen, kıyafetlerini giydikten sonra fazla dağınık görünmemek için sakalını tıraş etti, sonra da aşağı indi.



Aşağıda, Wang Ma çoktan kahvaltı hazırlamıştı. Batı tarzı sandviçler, jambon ve süt vardı. Yang Chen gelişigüzel üç tane sandviç aldı, sonra da Wang Ma'ya çıkacağını söyledi.



Wang Ma hızla Yang Chen'i durdurdu, "Genç Efendi bekleyin, Yuan Ailesi'nden olan kişinin doğum günü partisine mi gidiyorsunuz?"



"Evet, bir şey mi oldu?"



Wang Ma merdivenlerde yürüyüp güzel kırmızı bir hediye poşeti alırken ışık saçıyordu. Poşeti Yang Chen'e verdi, "Bu hanımımın dün hazırlattırdığı bir şey. Bugün teslim edildi, bu sizin hediye etmeniz için, Genç Efendi. Yuan Ailesi'ndeki önemli insanların sevdiği şeylerin hepsi bunun içinde."



Lin Ruoxi'nin Yuan Ailesi'ndekilerin nelerden hoşlandığını bilmesi bir yana, Yang Chen karısının onun kariyerini ilerletecek bir şeyle karşılaştığında ne kadar heveslendiğini fark etmişti.



Lin Ruoxi, kocasını başarılı bir ejderhaya dönüştürme huyuna bağlı olarak bile  geleneksel kadınlar için bir rol model sayılabilirdi.



"Pekâlâ." Yang Chen'in doğal olarak bunu reddetmesi için bir sebebi yoktu. Poşete bakmak için hafifçe araladı, her hediyenin üzerinde farklı isimler yazılı etiketler vardı. Lin Ruoxi her şeyi düşünmüş gibiydi.



Evin dışında park etmiş bir beyaz BMW 335i vardı. Yun Ye'nin iki kişiyi alması gerektiği için yalnızca iki koltuğu olan gösterişli Audi R8'i süremezdi.



Yang Chen ön yolcu kapısını açtı ve hediyeleri arka koltuğa yerleştirdi.



Ütülenmiş bir takım elbise giyen yakışıklı Yuan Ye normalden olduğundan yüz kat karizmatik görünüyordu. Yang Chen'in getirdiği poşet dolusu hediyeyi görünce gülüşünü tutamadı ve "Bir poşet hediye almış olma ihtimaline zar zor inandım." dedi.



"Ne, ben hediye alamaz mıyım?" Dedi Yang Chen mutsuz bir şekilde.



"Böylesine şeyleri düşünecek bir insana benzemiyorsun, elin boş gelip evimde yemek yedikten sonra erkenden eve dönmeye çalışacağını bekliyordum." Yuan Ye dürüstçe yanıtladı.



Yang Chen, "Eşim hazırladı, iyi niyetini kesinlikle başımdan savamam. Senin gibi genç biri evlilikteki sorumluluk duygusunu anlayamaz."



Yuan Ye yüksek sesle güldü. Yang Chen'e cevap vermeden motoru çalıştırdı ve sürmeye başladı.



Yarım saat sonra ikili, Tangtang'ın yaşadığı batı banliyölerindeki* villalara ulaştı. Buradaki yollar her zamanki gibi yeşilliklerle kaplıydı.


(*Varoş ya da banliyö; bir kentin, şehir merkezinden uzak, genellikle il veya ilçe sınırına yakın dış bölgelerine verilen ad.) 



Tangtang'ın evinin girişine geldiklerinde, Tangtang orada bekliyordu. Japon tarzı siyah beyaz elbise ve beyaz çoraplar giymişti. Körpe ve masum yüzü sevimli kıyafetleri ile eşleşiyordu, Japon mangalarındaki zengin ailelerin hizmetçileri gibiydi, tek eksiği hizmetçi sarığıydı. Yuan Ye'nin geldiğini görünce ikisine de el salladı.



Elleri boş olan Tangtang arabaya binip Yuan Ye'ye beşlik çaktı ve ona gülümsedi.



Tangtang, sonrasında sinirli bir şekilde Yang Chen'e, "Amca, kaç gündür beni aramıyorsun, Yuan Ye-ge'nin doğum günü bugün olmasaydı beni hepten unutacak mıydın?"



“Neden seni sebepsiz yere arayayım ki?”



"Öyleyse sevgililerini arıyor musun?"



"Hayır... Bekle! Ne sevgilisi? Ne saçmalıyorsun, velet!?" Derken onurlu gibi davrandı Yang Chen.



Tangtang palavra sıktığını ima eden bir ifade yaptı, "Ben seni biliyorum. Amca, sen günümüzün Wu Qi, Liu An, Chen Shimei'sisin!"



"Onlar ne yapmış?" Yang Chen'in Huaxia'nın geçmişi hakkında pek bir bilgisi yoktu.



Yuan Ye, arabayı sürerken ona garipçe gülümsedi ve açıkladı, "Wu Qi ve Liu An'ın ikisi de kendi çıkarları için karılarını öldürürlerken Chen Shimei karısı ve çocuklarını terk etti..."



"Ne?" Yang Chen kızmıştı, arkasını döndü ve Tangtang'ın narin suratını çimdikleyerek kendine doğru çekti, "Nasıl pervasızca böyle şeyler söyleyebilirsin? Başka neden sana velet diyeyim, ne kadar düşüncesiz olduğuna bak!"



Tangtang, Yang Chen onu bırakana kadar yalvardı ancak yine de arkaya saklanıp gülmeye devam etti.



Yuan Ye dikiz aynasına baktı ve gülmeye devam ederken onun ne kadar sevimli olduğunu gördü. Çaresizce başını salladı ve sordu, "Tangtang, teyzem gelmiyor mu?"



Tangtang başını salladı, "Aynen, Annem, Yuan Amca'ya ve diğerlerine selam söyledi, bu sabah Yanjing'den gelen bir lideri görmeye gitmek zorunda kaldı."



"Yazık, Sekreter Fang de orada olacak." Yuan Ye iç çekerek dedi.



"Demek öyle..." Tangtang hayal kırıklığı içerisinde dudak büzdü, "Annem bence babamın geleceğini biliyordu, bu yüzden gelmedi. O yetkiliyle neden buluşması gerektiğini düşünüyordum, buluşsa da buluşmasa da aynı şey değil mi? Yetkili ne kadar rütbeli olursa olsun Yuan Teyze'nin ailesine denk olabilir mi?"



"Yuan Teyze kim?” Yang Chen merakla sordu, "Yuan Ye'nin annesi mi?"



"Evet. Sana şunu söyleyeyim, amca. Yuan Ye-ge'nin ailesinde, Yuan Teyze en güçlü olandır. Yuan Ye-ge'nin babası Yuan Grubu'nun patronu olsa da son söz annesinindir." Tangtang konuşurken gülümsedi, "Yuan Teyze bana çocukluğumdan beri her zaman iyi davrandı, bu yüzden Yuan Ye-ge benden eğlenceli şeyleri çekip aldığında, Yuan Teyze onu hep dövmemde yardımcı olurken Yuan Amca bir şey demeye asla cüret edemedi."



"Ne, çok mu hiddetli biri?" Yang Chen'in zihninde bir dişi T-rex görüntüsü ortaya çıktı.



Tangtang kafasını salladı, "Yok öyle değil, Teyze Yuan çok kibardır, insanlara da çok nazik davranır. Teyze Yuan'ın ailesi, Yanjing'de ve aynı zamanda Huaxia'daki en güçlü ailelerden biri. Bildiğim tek şeyler annemin bana anlattıkları, bu yüzden ayrıntıya giremiyorum. Yuan Ye-ge de bana söylemek istemiyor."



Yuan Ye utanarak gülümsedi, "Bunu abartıyorsun."



"Bunun nesi abartmak? Bu nedenle, teyzemin korumasıyla, Yuan Ye-ge'nin gençken bana zorbalık yapmak için bir fırsatı yoktu. Ayrıca ona ağlayana kadar zorbalık eden de bendim..."



Yuan Ye'nin garip çocukluk anılarını anlatan Tangtang'ı duyan Yang Chen gülüşünü tutamadı ancak içten içe üzüntüyle iç çekti. Tangtang ailesi sebebiyle oldukça özel bir çocukluk geçirmiş ve kötü zamanları da olmuş olsa da onunla ilgilenen oldukça fazla yetişkin insan vardı.



Buna kıyasla onun çocukluğu tuzağa düşmüş bir canavarın mücadelesi gibiydi, onların hayal edemeyeceği bir şeydi.



Tangtang'ın ifşa ettiği bilgiler yüzünden Yuan Ye'nin yüzü kızardı. Öksürdü, "Tangtang, sekiz yaşımdayken yaşadıklarımı anlattığın yeter. Beş yaşındayken yaşadığım meseleleri anlatmana gerek yok. Ben beş yaşımdayken sen daha üç yaşındaydın, nasıl hatırlıyor olabilirsin?" dedi.



"Ben tam olarak hatırlamıyorum ancak Teyze Yuan bana bunları anlattı. Utandın mı, Yuan Ye-ge?" Tangtang küçük bir galibiyet kazanmış gibi tepki verdi.



Yuan Ye zorla gülümsedi, sonra da Yang Chen'e, "Bunu duydun mu? Bazen Tangtang'ın annemin kızı olup olmadığını merak ediyorum, hep benim değil de Tangtang'ın tarafını tutuyor." dedi.



Sevgili gibi görünen bu ikiliye bakarak, "O zaman siz ikiniz çocukluk aşkı mı sayılıyorsunuz? Evet... Bu tabir böyle kullanılıyor değil mi?"



Tangtang kızarırken Yuan Ye'nin garip bir ifadesi vardı ancak gülümsedi.



Araba sessizleşti, atmosfer oldukça belirsizdi. Yang Chen neşeyle Tangtang ve Yuan Ye'ye baktı ve aniden yaşlı hissetti. Sırasıyla on sekiz ve yirmi yaşında olan bu ikili gençlikle dolup taşıyor sayılırdı.



Yuan Ye'den yalnızca dört yaş büyük olmasına rağmen onunla kendi arasında büyük bir nesil farkı varmış gibi hissetti. En azından, hoşlandığı kıza utangaç bir şekilde gülümsemeyip onlara doğrudan bakmaya utanmazdı. Onun yerine çoktan onlara sarılıp öpmüş olurdu.



Tam olarak o anda, BMW dar bir sokağa girdi ve ilerideki kavşaktan devasa bir kamyon onlara doğru saptı!



Yuan Ye hemen frene ve sonrasında sinirli bir şekilde kornaya bastı, bu ani sapış açıkçası çok tehlikeliydi!



Ancak, durum o kadar basit görünmüyordu, çünkü arkadaki yoldan da büyük bir GMC kamyonu ortaya çıkmıştı. BMW'nin arkasına yapışmıştı. Dahası, iki kamyondan, hafif makineli tüfek taşıyan sekiz adam dışarı fırladı. Hepsi büyük güneş gözlükleri, siyah gömlekler ve kot pantolonlar giyiyordu.



Bu ani gelişme yayaları ve yoldaki diğerlerinin paniğe kapılmasına sebep oldu. Hepsi çılgına dönmüş gibi kaçıştılar, kaos ortamı vardı.



Dört adam silahlarını BMW'ye doğrulttu ve aralarından metal dikenli bir eldiven giyen cama vurdu!



*Çat!*



Arabanın camı parçalanarak Tangtang'ı çığlık atacak noktaya kadar korkuttu.



"Arabayı içeri sür!" Adamın sesi bir makine kadar cansızdı.



Uzun bir çenesi olan adam büyük kamyona işaret etti. Çoktan bir konteyner açılmıştı ve bir rampa hazırlanıyordu. Arabanın yalnızca karanlık konteynere sürülmesi gerekiyordu.



Yuan Ye dehşete kapılmasına rağmen aklını yitirmedi. İfadesiz ve suskun Yang Chen'e baktı, iç çekti, sonra da arabayı konteynere sürdü.



Araba konteynere sürüldüğünde, metal kapılar hemen kapatılmıştı. konteynerin içi tamamiyle karanlıktı, bir insan içeride elini bile göremezdi.



BMW'nin iç lambaları açıktı. Yuan Ye, Tangtang'ı kontrol etmek için döndü ve korkudan yüzünün solduğunu görmesine rağmen zarar görmediğini görünce içi rahatladı.



"Yuan Ye-ge, bu neden oldu? Amca, sen çok güçlü değil misin? Lütfen bir yol düşün! Bizi kaçırmaya mı geldiler!?” Diye sordu Tantang ağlamaklı bir tonla.



Yuan Ye kaşlarını çattı ancak tek bir kelime etmedi. Onun da kafasında sayısız cevapsız soru var gibiydi.



Yang Chen iç çekti ve omuz silkti, sonra da onlara gülümsedi, "Böyle bir duruma yalnızca bir doğum günü partisine katıldığım için düştüm, ne düşündüklerini ben ne bileyim? Zaten bu metal konteynerde olduğumuza göre dışarı çıkana kadar bekleyip ne olacağını görelim."









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22041 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40756 Bölüm Sayısı


creator
manga tr