Bölüm 192: Güzelliğin Nezaketine Katlanmak Çok Zor

avatar
758 4

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 192: Güzelliğin Nezaketine Katlanmak Çok Zor


Çevirmen: Mert İlbay

Editör: ÇHY                  

 

Yang Chen'in sözleri Tangtang'ın zihninde şimşek gibi çakmıştı ve boş boş bakmasına sebep olmuştu.

 

İkili, locada sessizleşti, Yang Chen bilgisayarı kapatıp Tangtang kendine gelene kadar sessizliği korudular.

 

“Şimdi, eve gitmek ister misin?” diye sordu Yang Chen gülümseyerek.

 

Tangtang somurttu, “Hayır.”

 

“Hâlâ ikna olmadın mı?” Yang Chen kasvetli bir şekilde kafasını kaşıdı, “Onların kendi dertlerinin olduğunu ve bunun senin şanslı olmanla bir alakası olmadığını biliyorum. Ancak senin durumunda, bence daha mütevazı olmalı ve zihnini genişletmelisin. Bu tartışmanın çok önemsiz olduğunu fark ettiğine göre neden eve gitmeyi reddediyorsun? Neden tehlikede olduğunu bile bile sokaklarda dolaşmak istiyorsun?”

 

Tangtang parıldayan gözleriyle direkt olarak Yang Chen'e baktı, “Amca, seni gittikçe daha fazla seviyorum, neden böyle bir yere gittiğini ve orada ne yaptığını öğrenmek istiyorum. Tanrım... Amca, hikayesi olan bir adamın kadınlar için inanılmaz derecede çekici olduğunu bilmiyor musun?”

 

“Konuyu değiştirme. Ayrıca bu yaşta kendini kadın sayabilir misin ki? Yalnızca evden kaçman bile hâlâ bir çocuk olduğunun ve bir yetişkinin olgunluğundan uzak olduğunun kanıtı. Beni dinle ve seni eve bırakmama izin ver.” Yang Chen üsteledi.

 

Tangtang somurttu ve yumuşak bir şekilde, “Amca, bana öğüt vermeni dinlemek çok hoşuma gidiyor.” dedi.

 

“Ne?”

 

“Senin öğüt vermeni dinlemek hoşuma gidiyor çünkü bana bir babamın olduğunu hissettiriyor...” Tangtang'ın gözlerinde biraz özlem vardı, “Biyolojik bir babadan bahsetmiyorum. Benimle konuşacak, oynayacak ve beni eğitecek bir babadan bahsediyorum...”

 

‘Yang Chen zor durumda kalmıştı, nasıl olmuştu da bir amca olarak bir anda baba olmaya terfi etmişti?’

 

“Aslında...” Tangtang, Yang Chen'e gülümsedi, “Jie'm, babam olması için Amca gibi bir erkeği bulsaydı benim için kabul etmesi daha kolay olurdu. Tipinin fazla ortalama olması çok yazık Amca. Olağanüstü olduğunu bilsem de, Jie'm gibi başarılı bir iş insanı kesinlikle bütün gününü evin dışında çalışarak geçiren sözde başarılı bir erkeğe gider, ne sıkıcı.”

 

Yang Chen, Tangtang'ın kafasını ovuşturdu, “Fazla hayallere kapılma. Annen kendisi için bir erkek arıyor, senin için değil. Karakteri düzgün olduktan sonra sıkıntı yok, neden bu kadar takıyorsun? Senin gibi bir kızım olsaydı, çok fena başım ağrırdı.”

 

Tangtang, Yang Chen'in onun kafasını ovuşturmasından hoşlanmadı, burnunu kaldırarak, “Amca, yeterince olgun olmadığımı kabul etsem de bana bir çocukmuşum gibi davranmaktan vazgeç. Eğer benim kafamı ovuşturmaya devam edersen uzayamam!”

 

“Peki, eve dönmeyi kabul et o zaman.”

 

Tangtang bir süre homurdandıktan sonra telefonunu çıkartıp bir arama yaptı.

 

Biraz sonra, hat düştü ve bir kadının endişeli sesi duyuldu.

 

"Hey! Tangtang! Seni şanssız çocuk! Nereye gittin? Neden okuldan kaçtın?”

 

Tangtang telefonu bir süre kulağından uzak tuttu, sonra da konuşmak için yakınlaştırdı, "Jie, yanıldım, lütfen beni alması için birini gönder.”

 

“Şimdi de hatalı olduğunun mu farkındasın! Eğer hatalı olduğunu biliyorsan neden kaçtın? Dışarısının ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil misin? Sen..."

 

“Güzel Jiejie'm, beni aldıracak mısın aldırmayacak mısın?” Tangtang araya girdi.

 

“Şanssız çocuğum, sana kaç kere söyledim! Bana anne de! Anne! Tanrım, neredesin?”

 

"İş merkezinin kuzey tarafında, cadde tarafında bekleyeceğim."

 

"Hemen bir şoför gönderiyorum, sakın bir yere uzaklaşma!"

 

"Tamamdır. Jie... neden gittikçe lafları daha da uzatmaya başlıyorsun? Menopoz bu kadar erken gelmiş olamaz değil mi?"

 

"Bana anne de! Bana anne de..."

 

Kadın lafını bitiremeden Tangtang telefonu kapadı ve iç çekti.

 

Yang Chen bu soytarı anne ve kızın konuşmalarını duydu ve gülmeden edemedi, "Annenin sesi gerçekten endişeli gibi."

 

"Hiç de öyle değil, yalnızca arada sırada benim için endişeleniyor ancak diğerlerinin karşısında çok soğukkanlı, tüylerimi diken diken ediyor." Tangtang fesatça bir şekilde gülümsedi.

 

İşlerin yoluna girdiğini görünce Tangtang'ı buluşma noktasına götürdü.

 

Tangtang'ın bir anda aklına bir şey geldi, "Amca, önümüzdeki ayın dokuzunda Yuanye-ge'nin doğum günü, geleceksin değil mi?"

 

Yang Chen ona boş boş baktı, sonra da kafasını salladı, "Beni davet ettiğini nereden biliyorsun?"

 

"Aramızdan su sızmaz." Tangtang gururla hayali kuyruğunu dikti, "O zaman yine görüşeceğiz, sabırsızlanıyorum."

 

"Sabırsızlanacak ne var? Ülkenin başkanı falan değilim ya."

 

"Ülkenin başkanı için sabırsızlanmazdım, sen daha ilgi çekicisin Amca."

 

Yang Chen bunun bir övgü mü yoksa aşağılama mı olduğunu anlayamamıştı.

 

Biraz sonra, Tangtang'ın annesi tarafından gönderilmiş gümüş bir Cadillac geldi. Arabadan inen iki koruma Yang Chen'e karşı alarmda kaldılar, sonra da Tangtang için kapıyı açtılar.

Tangtang arabaya girdiği an biraz hüzünlendi. Araba kapısını kapattıktan sonra Yang Chen'e sormak için camı açtı, "Amca, ne zaman bir yetişkin sayılacağım?"

 

Yang Chen onun vedalaşacağını zannetmişti ve tam ayrılmadan önce bu kadar zor bir soru beklemiyordu. Bir filozof değildi ancak üzerine düşündü ve, "Eğer bir gün şikayet edeceğin şeylerin gittikçe azaldığını veya hiçbir şey kalmadığını hissedersen o zaman neredeyse yetişkin olduğunu bilirsin." dedi.

 

Tangtang bunun üzerine düşündü, sonra hafifçe kafasını salladı ve "Güle güle Amca!" dedi.

 

Arabanın uzaklaştığını gören Yang Chen rahat bir iç çekti. Zamanı kontrol ettiğinde, öğleden sonra üç olduğunu gördü, bu yüzden ofise geri dönmek istemedi. Yalnız hissederken, bir süredir Rose'un mekanına gitmediğini fark etti. Onu hiçbir zaman gelmesi için sıkboğaz etmeyen bu kadınla daha fazla vakit geçirmediği için kendini suçlu hissetti.

 

Şansına iş merkezi, bardan çok da uzak değildi. Yang Chen yürüyerek yirmi dakikada ROSE Bar'a gitti.

 

Önceki gibi, birkaç müşteri dışında bar çoğunlukla boştu. Ancak, tezgahın arkasında bekleyen kişi Ufak Zhao değil, Chen Rong'du.

 

Chen Rong saçını kısa kestirmişti ki bu onu daha da hanım hanımcık bir hale getirmişti. Rose'un rehberliğinde, gün geçtikçe daha öz güvenli ve şık biri haline gelmişti. Parlak gözleri her zamanki gibiydi ancak Yang Chen artık altında güç görebiliyordu.

 

Yang Chen'in girdiğini gören Chen Rong'un keyfi yerine gelmişti ve tatlı bir şekilde karşıladı, "Yang Abi."

 

Yang Chen, onun kardeşi Chen Bo'yu görmeyeli bir süre olmuştu, bu yüzden sordu, "Rongrong, kardeşin ne yapıyor?"

 

"Kardeşim iyi, artık bir dergide köşe yazarlığı yapıyor. Eski işinden daha mutlu." diye yanıtladı Chen Rong mutlu bir şekilde.

 

Yang Chen şaşırmıştı ancak Chen Rong, Beijing Üniversitesi öğrencisi olduğundan mantıklıydı. Belki de hep istediği meslek buydu.

 

Chen Rong'un Zhonghai'ye ilk geldiğindeki kadar çekingen olmadığını hatta arması olduğunu gören Yang Chen, alay etti, "Ufak Zhao'yu yerinden etmiş gibi görünüyorsun. Bayağı iyisin sanırım."

 

Chen Rong'un yüzü kızardı, "Hiç de bile, Ufak Zhao-ge daha büyük bir bölgeye bakıyor. Şimdi Rose-jie bütün batı bölgesini kontrol ettiğine göre, insan eksiği var, bu yüzden onun yerini aldım."

 

"Her şeye alışabiliyor musun?" Yang Chen'in bahsettiği şey doğal olarak yalnızca barda çalışmaktan ibaret değildi.

 

Chen Rong duraksadı, daha sonra da gülümseyerek kafa salladı, "Aslında, alıştıktan sonra sorun yok."

 

Yang Chen, Chen Rong'un dürüst olduğunu anlamıştı, bu yüzden üstelemedi. Ona yüreklendirici bir bakış attıktan sonra Rose'un yatak odasına gitti.

 

Tanıdık yatak odasına girdiğinde Yang Chen daha önce görmediği bir şeyi fark etmişti.

Yatak odasındaki masanın yanında saf beyaz elbise giyip deri koltukta oturan Rose vardı. Saçı dağınıktı ve doğal teni hafiften açık renkti. Gözlükleriyle bir kitaba bakıyordu ve bir dolma kalemle üzerine yazı yazıyordu. Önündeki bilgisayarda çeşitli grafikler vardı.

 

Yang Chen'in geldiğini görmek Rose için hoş bir sürprizdi. Kalemini ve gözlüklerini kenara bıraktı ve gülümsedi, "Kocişko, gün içerisinde niye geldin, çalışman gerekmiyor mu?"

 

Yang Chen, Rose'a doğru yürüdü ve bıraktığı gözlüklerini aldı. Gözlüklerin çerçevesi, onlarla oynadı ve, "Kadınımı ne zaman görmeye geldiğim bir şeyi değiştirir mi? Ofis çalışanı yanının olduğunu beklemiyordum, görünüşe göre ofis stili sana uyuyor." dedi.

 

"İşe gecelik giyen bir beyaz yakalıyı nerden bulabilirsin?" Rose karşı geldi. Gözlükleri geri aldı ve utanmış bir şekilde konuştu, "Aslında, yalnızca bilgili görünmek için rol yapıyorum. Diğer türlü o işlemlerle uğraşmak çok sıkıcı."

 

"Neden? Zhou Guangnian gibi işini ciddileştirme peşinde misin?" Yang Chen merakla sordu.

 

Rose kafasını salladı, "Para ne kadar aklanmış olursa olsun, yasa dışı yollardan elde edilen para yasa dışıdır. Bu dünyada beyaz varsa siyah da olacaktır. Yer altının bir parçası olmanın kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum, ancak bir suç örgütü eğer insan ve silah kaçakçılığı yapmazsa temel gelirleri yeterli olmaz. Bu yüzden, gelirin azlığını telafi etmek için birkaç temiz şirket açmaya karar verdim.”

 

 

Yang Chen ona katıldı, "Görünüşe göre benim Rose'um yer altı dünyasının esaslarını anlamış. Aslında ikisi de büyüyüp ekonominin, toplumun bir parçası haline geldiğinden siyah ve beyazı karşılaştırmaya gerek yok. Örneğin,  Yamaguchi-gumi olmasaydı Japonya'nın toplumunun kaos içerisinde olacağı gibi mafya olmadan da İtalya'nın yarısı sekteye uğrardı. Biri ülkenin değerlerine zarar vermiyorsa istediği kadar büyük ve güçlü olabilir.”

 

Rose'un gözleri parıl parıl iken merakla sordu, "Kociş, Yamaguchi-gumi ve mafya mı daha güçlü yoksa sen mi?"

 

Yang Chen şok olmuştu. Rose'dan bir şey saklamasına gerek yoktu ancak çok fazla detay da vermek istemiyordu, bu yüzden, "Yalnızca onlarla aynı seviyede olmadığımı söyleyebilirim. Düşmanlarım olsaydı onlar olmazdı ve onlar da beni düşmanları yapmazlar." dedi.

 

"Cennetten bir ölümsüzün dünyadaki imparatorla kapışmayacağı gibi mi?" diye sordu Rose.

 

"Gibi gibi."

 

Rose soru sormaya devam etmedi. Koltuğundan kalkıp sırtını kaşıdı, "Kociş, burada bekle, sana eşlik etmeden önce duş alacağım."

 

"Ne güzel konuşuyorduk, neden duş alacaksın? Yemekten sonra duş almak daha iyi değil mi?" Acı bir gülüşle sordu Yang Chen.

 

Rose şaşırmıştı, yüzü kızarmış bir şekilde döndü ve şaşkın bir şekilde sordu, "Kociş sen... onu yapmak için gelmedin mi?"

 

"Neyi yapmak için?"

 

"O... o şeyi yapmak için..." Birbirlerini iyi tanısalar da Rose direkt olmakta zorlanıyordu.

Yang Chen ağlasa mı gülse mi bilemedi, "Rose, hayatım, neden öyle düşündün? Buraya gelirsem seninle yatmak için olacağını ne zaman söyledim?"

 

Rose, başını öne eğerek yumuşakça yanıtladı, "Çünkü geçmişte hep öyleydin... Bugün de bunun için geldiğini sandım..."

 

Rose'un tepkisini gören Yang Chen içten içe şerefsizmiş gibi hissetti. Bu kadında bıraktığı izlenim onun yalnızca Rose ile yatmak istediğinde onu düşündüğüydü!

 

Hep böyle hissetmişti ancak sanki olması gereken buymuş gibi hiçbir zaman Yang Chen'e bu konuda söylenmemişti. Dahası her zaman Yang Chen'e içten bir şekilde gülümserdi ve bu küçük odada onunla zaman geçirmekten hiç pişman olmazdı.

 

Yang Chen aniden Rose'u hiç randevuya çıkartmadığını hatırladı. İkili birçok kez yakınlaşmıştı ancak daha bir kez bile dışarda yemek yememiş, film izlememiş ve hatta sıradan çiftler gibi el ele sokaklarda gezmemişlerdi!

 

Güzelliğin nezaketine katlanmak çok zordu. Yang Chen büyük bir hata yaptığını, Rose'u hayal kırıklığına uğrattığını anlamıştı ve kendisine iki tane okkalı tokat yapıştırmak istemişti.

Bunu düşündüğünde, Yang Chen kararını verdi ve sıcak bir gülümseme ile, "Hayatım, ne istersen giy, haydi dışarıya çıkıyoruz."

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21987 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40729 Bölüm Sayısı


creator
manga tr