Bölüm 39: İki Seçenek

avatar
3936 4

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 39: İki Seçenek


 

Çeviri: Ratel

 

Chen Dehai’nin başlangıçta kontrollü olan yüzü sonunda kasvetli bir havaya büründü, sanki alnında saklanan bir grup kara bulut varmış da her an şimşekler çakabilecekmiş  gibi görünüyordu.

 

“Ne olmuş oğluma, Feng’er ile aranızda bir sorun mu var?”

  

Yang Chen kafasını salladı, “Açıklaması çok zahmet verici. Kısaca anlatmam gerekirse, o olmasaydı haka yaşayacağınız uzun bir ömrünüz olabilirdi.”

 

“Küçük kardeş, sen hala şu an içinde bulunduğun durumu anlayabilmiş değilsin.”

 

“Oh?” Yang Chen çoktan ofis masasının 5 yada 6 metre yakınına kadar yürümüştü. Adımlarını durdurdu, gülümseyip sordu, “Ne durumu?” 

 

Chen Dehai ellerini çırptı ve 10’dan fazla siyah takım elbiseli koruma yerli yapım Tip 80 otomatik tabancalarını düzgün bir şekilde çıkardı ve her bir siyah namlu isabetli bir şekilde Yang Chen’in göğsüne hedeflendi.

 

Eğer herkes aynı anda tetik düşürmeye başlarsa, Yang Chen’in bedeninde onlarca kan fışkıran delik oluşacağını hayal etmek hiç de zor değildi!

 

“Sen kesinlikle dövüşebiliyorsun.” Chen Dehai yavaş ve kendinden memnun bir biçimde sağ başparmağındaki yeşil yeşim yüzükle uğraşıyordu, ve acelesiz bir tavırla konuştu, “Aslında sana benim kiralık askerim olmana izin verip sana iş vermeyi planlıyordum. Ancak senin şu anki duruma adapte olman olanaksız. Küçük kardeş…… Korumalarımın silahsız olmasını beklemiyordun değil mi?”

 

“Kendini çok zeki zannediyorsun değil mi?” Yang Chen gülmesine engel olamadı.

 

Chen Dehai’nin gözlerinde meşum bir ifade belirdi, “En azından bana doğrultulan 10 silaha karşı yalın kılıç gidecek kadar aptal değilim.”

 

“Ya gerçekten onlara saldırmaya cüret edersem?” Yang Chen merakla sordu.

 

Chen Dehai bu tavırdan biraz rahatsız olmuştu, eliyle masaya vurdu, “Seninle saçma sapan şeyler hakkında konuşmayacağım! Sana söylememe izin ver, önünde iki seçenek var. İlk seçenek, bana bu gece neden buraya geldiğini düzgünce anlatırsın ve seni uygun gördüğüm şekilde cezalandırmama izin verirsin. İkinci seçenek, korumalarımın mermilerini yersin ve ebeni görmeye cehenneme gidersin……”

 

“Ben de size iki seçenek veriyorum.”, Yang Chen eli silahlı koruma sırasına bakarken gülümsedi ve konuştu, “Ya silahlarınızı bu moruğa doğrultursunuz ve sizin canınızı bağışlarım. Ya da hepiniz teker teker ölürsünüz……”

 

“Görünüşe göre konuşulacak bir şey kalmamış durumda……”

 

Chen Dehai’nin hiddeti çoktan doruğa ulaşmıştı ve tam dişlerini sıkıp ateş emri verecekti ki, aniden kafasının arkasında soğuk bir metal hissetti!

 

“Kaplan! Sen!!?”

 

Ölüm kalım anında, Chen Dehai aniden kafasının arkasında buz gibi soğuk bir nesnenin baskısını hissetmişti, ne olduğunu bilmesi için düşünmesine bile gerek yoktu, bu bir namluydu!

 

Görünüşe göre Chen Dehai’nin arkasında yer alan kel adam silahının namlusunu Yang Chen’den Chen Dehai’ye çevirmişti ve yüzünde kararlı bir ifade vardı. 

 

“Kaplan…… Bunun anlamı ne……” Chen Dehai’nin  iki eli de sandalyenin kolluklarına sıkıca yapışmıştı, ellerinin eklemleri bembeyaz olmuş, açıkça olabilecek en yüksek öfke düzeyine ulaşmıştı.

 

Kelin gözleri neşeliydi, konuşurken sesinde tehditkar bir hava vardı, “Özel bir anlamı yok…… Ben yaşamak istiyorum, bu yüzden, onun önerdipi ilk seçeneği seçiyorum...…”

 

“Haha!!” Chen Dehai’nin yüzü aşırı bir öfkeden aşağılayıcı bir gülümsemeye geçiş yapmıştı, “Sen çıldırmışsın! Eğer beni öldürürseniz, sadece 2 kişi ile 10’dan fazla silahlı adamdan basitçe kaçabileceğini mi düşünüyorsun!?”

 

Kelin gözleri ince bir çizgi halinde kısıldı  derin bir sesle konuştu, “Ben sadece bahsimi onun söylediği her şeyin doğru olduğu ihtimale yatırıyorum.”

 

Bu dramatik sahneye dalmış olan Yang Chen bir şey düşündü, sonra kele bakarak konuştu, “Keltoş, eğer ateş edip patronundan kurtulursan, bugün ölmeyeceğini garanti ederim..”

 

Bu anda Chen Dehai’nin diğer korumaları hislerini geri kazandılar. Anında, korumalardan ikisi silahlarını keltoşun kafasına doğrulttular ve her an ateş edebilirlerdi.

 

Chen Dehai gözlerini öfkeyle genişletti, acımasızca güldü ve konuştu, “Kaplan…… Sen beni uzun yıllar boyunca takip ettin ve senin bana ihanet etmek için bu kadar aptalca bir zaman seçmeni hiç beklemezdim. Eğer şimdi silahını indirirsen senin için çok geç olmaz. Yoksa tetiği çektiğin anda ikimiz de ölmüş oluruz!”

 

Kel Yang Chen’e bakmak için gözlerini kaldırdı, Yang Chen’in tiyatro izlermiş gibi olan yüz ifadesini görünce yüzü önce bir sertlik ifadesine büründü, ardından bir kez daha canlılık ve azimle doldu!

 

“Patron Chen, seni göndermeme izin ver!!!”

 

“Sen!……”

 

“Bam,Bam,Bam!!!”

 

Bir anda çalışma odasında bir sıra silah sesi duyuldu, vahşi patlama sesleri tüm villa binasını sallamıştı!

 

Ateş gibi sıcak mermi kırmızı bir ışık patlamasıyla beraber silahtan fırladı, çalışma odasının dar boşluğunda pek çok kitabı ve porselen takımını parçalayarak ilerledi. Aynı uzayı yarıp geçen ateşli bir bıçak ucu gibiydi!

 

Ama bu anda daha kimse tepki verememişken, Yang Chen’in figürü, ruhani bir varlık gibi, keltoşun 5 metre ötesinden gelerek, keltoşa doğrultulmuş iki silah namlusunu tavana doğru çevirdi.

 

Tam keltoş tetiği çekerken, iki koruma da tetik çektiler, onun canını alması gereken mermiler garip bir şekilde göğe doğru yükselmişti!

 

İlk merminin sesi duyulduktan hemen sonra, 10’dan fazla sayıdaki diğer korumalar yok etmek istedikleri kişinin beklenmedik bir şekilde arkalarına geçmesiyle dehşete düştüler!

 

O anda odada olan kimse Yang Chen’i en ortadaki iki korumanın yanına gelip ellerindeki tip 80 tabancaları nasıl yakaladığına dair hiçbir fikri yoktu. Sanki tabancanın gözleri çıkmış gibiydi, namluları düzgün bir şekilde çevredeki insanlara bakıyordu!

 

“Bam Bam Bam……”

 

Bir dizi silah sesinden sonra sayıları 10’dan fazla olan arkalarını dönüp ateş etmek isteyen korumalar, hareketsiz bir şekilde yere yığıldılar. Her birinin mermiyi yediği yer bire bir aynıydı; şakakları!

 

Her şey çok hızlı olmuştu, sanki orta kısmını düzgün bir şekilde görmenin imkansız olduğu ve insanın kendi gözlerine olan güvenini sarsa hızlandırışmış bir film sahnesi gibiydi. 

 

Keltoş tetiği düşürdükten 1 saniye sonra çevresindeki sahnenin tamamen değiştiğini hissetti. Ayaktaki herkes yere düşmüş ve yere düşmesi gerekenler ayakta kalmıştı!

 

Soğuk bir damla ter yanağından aşağı indi, keltoş şaşkınlıkla arkasına döndü ve yanında duran Yang Chen’in rahat gülüşünü gördü. Keltoş tükürüğünü yuttu, tek hissettiği kalbinin çoktan atmayı kestiğiydi, kendini bir rüyadaymış gibi hissediyordu. Önündeki bu adan, demin ne tür bir mucize yumurtlamıştı öyle!?

 

Yang Chen sanki önemsiz bir şey yapmış gibi elindeki tabancaları fırlatıp attı, açık gözlerle ölmüş olan Chen Dehai’nin bedenini yere tekmeledi, sandalyeyi çekti ve ilgisiz bir edayla sandalyeye oturdu.

 

“İsmin ne?” Yang Chen sıcak bir şekilde gülümsedi ve sordu.

 

Keltoş aniden hislerini geri kazandı ve aceleyle yan tarafa doğru geri çekildi, ona saygıyla ibadet edermiş gibi bir tavırla yere diz çöktü. Titreyen bir sesle konuştu, “Ben…… Benim adım Zhang Hu, yeraltı dünyasında bana Kaplan derler."

 

“Chen Dehai’yi takip etmeye başlayalı kaç yıl oluyor?”

 

“8 yıl……” Kaplan sonunda normal bir şekilde nefes alabiliyordu ve dikkatle cevapladı.

 

“O zaman onun korumaları arasında kıdemli biri olmalısın, demin neden bana bu kadar güvendin, zafere ulaşabileceğimden nasl bu kadar emin olabildin?”

 

Zhang Hu derinden mırıldandı ve kafasını kaldırdı, yüzünde nefret izleri vardı, “Ben hayatımı Chen Dehai’ye adamıştım, onun insanları öldürmesine ve bölgesini genişletmesine yardım ettim. Ama Chen Dehai’nin orospu evladı çocuğu benim tek kız kardeşime uyuşturucu verdi ve ona tecavüz etti…… Aynı zamanda…… aynı zamanda kız kardeşime bir sürtük gibi davrandı…… Chen Dehai onun kız kardeşime güzel bir yuva sağlayabileceğini söylemişti ve ona inanmıştım, ancak Chen Feng insan bile olamayacak aşağılık bir yaratık çıktı. Ne zaman canı istese onu kullanıyor ve ne zaman canı sıkılsa onu bir kenara atıyordu!”

 

“Geçmişte kız kardeşim eşi benzeri zor bulunur saf bir liseli kızdı, ama şimdi…… Ama şimdi her şey değişti…… Bu baba ve oğul benim hayattaki tek akrabamın hayatını mahvettiler…… Ben…… uzun süredir onlardan kurtulmak istiyordum!” bunları derken Zu Hai’nin kaplan gözleri kıpkırmızıydı ve gözlerinden akan yaşlar yanaklarından yere damlıyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21965 Üye Sayısı
  • 838 Seri Sayısı
  • 40717 Bölüm Sayısı


creator
manga tr