Bölüm 169: Namlu

avatar
1122 7

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 169: Namlu


 

Bölüm 169: Namlu

Çevirmen: Mert İlbay

Editör: Kinyas

 

Beş dakika önce Cai kardeşler dışarıda muhabbet ederken içeride de dramatik bir sahne yaşandı.

 

Yedi soyguncu polisin geri çekilmesini sağlamış sonra toplayabilecekleri her şeyi toplamış, önceki iki soygun gibi birkaç rehineyi de yanlarına alıp kaçmaya hazırlanıyorlardı. Soygun işlemleri için pürüzsüz denilebilirdi.

 

Ancak Yang Chen'in arkasında saklanan Tang Wan soyguncuların liderinin gözüne takılınca suratında, onun durup bakakalmasına yol açan sınırsız bir açgözlülük ifadesi oluştu.

 

Tang Wan gibi olgun bir havaya sahip bir kadın onun gibi yetişkin bir erkek için inanılmaz çekiciydi. Buna üç başarılı soygunları da eklenince, soyguncunun morali çok yükselmişti. Zevk duymaya olan istek anlatılması zor bir şeydi ve artık salması lazımdı.

 

Bu gibi bir zamanda soyguncu her zamankinden daha fazla heyecanlıydı ve bu yüzden daha fazla hormon salıyordu. Tang Wan'ın olgun ve zarif yüzünü, dar elbisesini, belirgin poposunu ve bir ofis hanımı gibi olan ancak aynı zamanda bir hostese de benzeyen giyimini gördüğünde azmaması imkânsızdı!

 

Bir kadına ihtiyacı vardı!

 

Diğer soyguncular işlerini bitirmişti ve ayrılmak üzerelerdi ancak liderlerinin bir kadına kilitlendiğini gördüklerinde hepsi merakla baktı. Bu bakışlar zalim düşüncelerinin yükselmesi için yeterliydi.

 

Soygunculardan biri boğuk ve aşağılık bir şekilde güldü, “Hehe, Abi, eğer bu karıyı sikmek istiyorsan, sik gitsin. Sonuçta, geçte olsa erken de olsa buradan çıkabileceğiz. Bu kadar güzel bir hatunla pek sık karşılaşılmaz, ayrılmadan önce sırayla eğlensek nasıl olur?”

 

Diğer bir soyguncu dudaklarını ısırdı ve, “Bu hatunun götü gerçekten çok iyi, yalnızca bakarken bile onu siktiğimi hayal edebiliyorum.” dedi.

 

“O yalnızca yuvarlak bir göt, göğsündeki iki et parçasının nasıl sıkıldığına bak, haha...”

 

Soyguncular çekinmeden gülüştüler, Tang Wan'ın vücudunu baştan aşağıya tartıştılar.

 

Tang Wan ölmeyi isteyecek kadar utanmış ve kızmıştı, daha önce kimse onu parmakla göstermeye bile cesaret edemezken böyle laflar etmeye hiç cesaret edememişlerdi. Markette her parçası ayrı ayrı değerlendirilen bir parça domuz etiymiş gibi hissetti. Söyledikleri şeyler de aşırı pislikti.

 

Normalde solgun olan yüzü şimdi kırmızıya dönüşmüştü ancak ölüm korkusu Tang Wan'ın bu soygunculara karşı gelmesini engelliyordu. Kişiliği, durumu, parası, çekingenliği ve gururu o anda çok cılız ve güçsüz görünüyordu.

 

Daha önce bir erkeğe sarılıp ağlamayı hiç bu kadar istememişti. Tang Wan'ın gözleri yaşardı. Çaresizlik ve korkunun ortasında, soyguncular ona yaklaşmaya başladı.

 

Bir soyguncu, “Abi, silahını bırak ve bu hatunla işini hallet, sonra biz kardeşler bir tur döneriz.” diye önerdi.

 

Maskeli soyguncu bunu reddetmedi, hafif makineli tüfeğini yanındaki kardeşlerden birine verdi ve Tang Wan'a doğru yürürken deri kemerini çıkartmaya başladı.

 

Tang Wan'ın nefes alış verişi hızlanmıştı ve refleks olarak Yang Chen'in arkasına saklandı, ancak içindeki korku gittikçe artıyordu.

 

Gerçekten böyle hoyrat bir soyguncu tarafından herkesin ortasında tecavüze mi uğrayacağım?

 

İçinde olduğu durumu düşününce, Tang Wan yoğun bir çaresizlik içine düştü ve hatta kendi dilini ısırıp kendini öldürmeyi bile düşündü!

 

“Hehe, çok utangaçsın, kaçabileceğini mi zannediyorsun? Bana, sahibine iyi hizmet et ve yaşayacağına söz veriyorum...” Soyguncu pervasız bir şekilde güldü. Gözlerini gösteren maskedeki iki delikten açgözlülük ve sevda fışkırıyordu.

 

İşler bu raddeye geldiğinden, bunca zamandır çömelen Yang Chen'in bir şey yapmaktan başka çaresi yoktu. Rastgele bir insan olsa umurunda olmayabilirdi ancak Tang Wan onun tanıdığı sayılırdı. Bir de, güzel bir kadının böylesine yabani bir hayvan tarafından kirletilmesi Yang Chen için kabul edilemez bir şeydi.

 

“Hey, parayı aldığına göre kaybol burdan, kendini bir köpek veya domuz mu zannediyorsun? Bunca insanın önünde bir kadınla oynamak mı istiyorsun? Kendini utandırma.” Yang Chen sıradan bir şekilde somurtarak ayağa kalktı ve sabırsız bir şekilde konuştu.

 

Soyguncular sinirli bir şekilde Yang Chen'e baktı, “Velet, yaşamaktan yoruldun mu?”

 

Hemen hafif makineli tüfeklerini kaldırarak Yang Chen'e nişan aldılar.

 

Gözleri yaşlı Tang Wan şaşkınlık içerisinde Yang Chen'e baktı. Çömeldiği için Yang Chen'in arkası her zamankinden büyük gözüküyordu. Tang Wan içten içe şok olmuştu, çünkü hiçbir zaman iyi düşüncelerinin olmadığı, normal bir erkekten tek farkı biraz daha güçlü olması olan bir playboy'un, üzerine silahlar doğrultulmuşken ve her an vurulabilecekken onu koruyup soygunculara çıkışmasını beklemiyordu!

 

Bir erkek tarafından korunma hissi aniden Tang Wan'ın beyninin durmasına sebep olmuştu, bu his ona çok yabancıydı ancak aynı zamanda çok derindi. Kalbinin yumuşak bir pamukta yatırıldığını hissederken aynı zamanda daha rahat ve güvenli hissetti.

 

Çaresiz ve tehlikeli durumlarda olan insanlar normalden daha fazla düşünürdü. Yang Chen'in hareketi şüphesiz Tang Wan'ın, Yang Chen'in onun namusunu korumak için kendi canını feda etmesi için inanılmaz bir kararlılığa sahip olması gerektiğini düşündürttü. Ancak ikisi fazla etkileşime geçmiyordu ve o kendini Yang Chen'den uzaklaştırıyordu ki hatta onunla dalga da geçmişti.

 

Neden bunu yapıyordu? Onun için ben kimim? Ne yapmaya çalışıyor?

 

Normalde aklına gelmeyecek sorular Tang Wan'ın aklından geçiyordu ve bu, onun içinde olduğu durumu neredeyse unutmasını sağlıyordu. Zihni kaçamadığı bir kaos halindeydi.

 

Maskeli adam Yang Chen'e bir bakış attı ve ateş etmeyi düşünen suç ortaklarını durdurdu. Alaycı bir gülümseme takındı ve, “Güzelliği kurtaran kahraman olmayı denemek taşşak ister. En fazla senin gibi güzel çocukları sevmem. Bugün, ateş etmeyeceğim, ilk olarak seni yere sereceğim, sonra da onunla oynayacağım, bu sana gerçekliği gösterir.” dedi.

 

Bunu dedikten sonra maskeli soyguncu elini uzatarak Yang Chen'in boynundan tutmaya çalıştı!

 

Yang Chen'in karşısında, bu ona hiç sıkıntı çıkartmayan, yalnızca acemice ve aptalca bir saldırıydı.  Sol eliyle soyguncunun elini tokatladı, sonra da sağ kolunu soyguncuya doğru salladı!

 

*Bam!*

 

Maskeli soyguncu inanılmaz bir güç barındıran bu ani ve şimşek hızındaki tokat yüzünden aptala dönmüştü!

 

Başı dönmüştü ve yerinde duramıyordu, bu yüzden sendeledi ve düşmemek için banka tezgâhına yaslandı.

 

Şişkin gibi görünen tokatlanmış yanağına dokunduğunda ona neyin vurduğunu unutmuş gibi hissetti. Yang Chen'e ağzı açık ve şaşkın bir şekilde baktı.

 

Diğer soyguncular da şaşırmıştı, Yang Chen'in hareketlerinin hızı onlar için çok sarsıcıydı. O anda çok saygı duydukları liderlerinin dayak yemesini izlemek, onlara silahlarını kaldırıp Yang Chen'e ateş etmelerini unutturmuştu.

 

Yang Chen uzunca bir süredir rahatsız hissediyordu. Şimdi ayağa kalktığına göre daha fazla saklanmakla uğraşmadı ve küfürler yağdırmaya başladı, “Ninenizi sikeyim... Siz sikik soyguncular profesyonel etiklere de uymalısınız tamam mı? Kim sürekli aynı şehirde soygun yapar? Sürekli burayı soymanız hadi neyse de en azından biraz beklemeniz gerek değil mi? İnsanlar daha yeterince para yatırmadı ve siz geldiniz, bu gerçekten aptalca değil mi?”

 

“Ayrıca, buraya gelip paramı çekmek bana çok sıkıntı çıkarttı, buradaki çalışan aktarmayı yapmayı reddetti ve ben dayandım. Müdürlerini görmek üzereydim ancak sizler gelip sıkıntı mı çıkartıyorsunuz? Huh? Bir soygun yapmak istiyorsanız da, neden benim burada olduğum zamanı seçiyorsunuz? Gelmek istiyorsanız tamam, soygun yapmak istiyorsanız hızlıca yaptıktan sonra gidin. Bu kadar kargaşa çıkartıp şov mu yapıyorsunuz? Yüz veya iki yüz bölümlük bir kore draması mı çektiğimizi zannediyorsunuz? Yine de paramı alacak mıyım?”

 

“Parayı aldığınızı söylediniz ve mermileri zaten ateşlediniz, şimdi de kadınla mı oynamak istiyorsunuz? Kadınla oynamak için bankaya geldiniz, siz vahşiler mağara adamı mısınız? Eğer kadınlarla oynamak istiyorsanız, tamam, neden benim tanışıklığım olan bir kadını seçmek zorundasınız? Huh? Yalnızca daha çirkin olanlarından bir tanesini seçin ve sıkıntı yok? Buna göz yumar ve önemsemezdim ancak siz benim arkamda saklananı seçiyorsunuz!”

 

“Bunun üzerinde durmak istemiyorum ama bir de üzerine sırayla yapmak istiyorsunuz, siz salaklar bir tur döndüğünde güneş çoktan batardı!  Hala yemek yemek ve geri dönüp oyun oynamak istiyorum! Neden benim zamanımı çalıyorsunuz! Hepinize söyleyeyim, cehenneme siktir olup gidin! Menopoza mı giriyorsunuz yoksa ayın o malum günleri mi geldi?”

Bu sözler yedi soyguncuyu afallattı ve dilleri tutuldu.

 

Çömelen Tang Wan'da Yang Chen'e boş bir ifadeyle baktı ve bütün rehineler Yang Chen'e bakıyordu, bütün mekân sessizdi.

 

Uzun bir süreden sonra soygunculardan birkaçı kendine geldi, öfkeden kudurdular ve küfür ettiler, “Anasını siktiğim, bu velet dolaylı olarak bizi azarlıyor!”

 

“Hiç dolaylı gibi görünmüyor!”

 

“Kurşuna gömelim şunu!”

 

Soyguncular hemen silahlarını kaldırdı ve Yang Chen'i vurmak üzereydiler!

 

Tang Wan, “Hayır!” diye çığlık attı.

 

Sonunda kendine gelmişti, Yang Chen onu koruyordu. Eğer öylece ölürse, bunun ağırlığını ölene kadar aklında taşırdı.

 

Ama Yang Chen nasıl kendini bu kadar basit vurdurtabilirdi? Soyguncuların silahlarını doğrultmasıyla hemen hemen aynı anda, Yang Chen'de cüsseli olan soyguncuyu tutarak onu kalkan olarak kullandı!

 

Büyük adam Yang Chen'in gücüne karşı koyamıyordu. Yang Chen'in önünde sürüklendikten sonra arkasında bir dizi güçlü darbe hissetti ve bundan kısa bir süre sonra bilincini kaybetti.

 

Yang Chen soyguncunun arkasında yan bir şekilde saklanırken, “Ateş etmeye devam edin, bu et kalkanı birkaç vuruş daha yaparsanız delinebilir.” dedi.

 

Bunun çaresi yoktu. Bu insanları öldürmeye çalışmaktansa, aralarından bir tanesini etten kalkan olarak kullanmak daha şatafatsızdı.

 

Ancak soyguncular aptal değildi, aralarından biri hedefini hemen Yang Chen'in yanında duran Tang Wan'a değiştirdi. Şeytani bir gülüşle, “Bu kadını korumak istemiyor musun? O zaman ilk onu vuracağım!” dedi.

 

Tang Wan gözlerini kapattı. Aslında Yang Chen'in direnişinin bir işe yaramayacağı konusunda şüphesi yoktu. Düşman ve silahları çok fazlaydı, sahip olduğu azıcık umut şimdi yok olmuştu.

 

“Kız kardeşini vur!”

 

Yang Chen kesinlikle ona yapmak istediği şeyi yapması için zaman tanımamıştı. Soyguncu tetiği çekmeden önce Yang Chen büyük soyguncuyu o soyguncunun üzerine atmıştı!

 

İki yüz pounddan fazla olan vücut, soyguncuya çarptığında insan güllesi gibiydi ve soyguncuyu yere serdi!

 

“Bak size bir şey diyeyim, bir erkek bir kadına namlu doğrultabilir ancak bu yalnızca bir insanın bacaklarının arasındaki namlu için geçerli!” Yang Chen onurlu bir hava yayıyordu ve öğüt veren bir tonda konuşuyordu.

 

Soyguncunun dayak yemesi orada mevcut olan bayanlar ve bayların hoşuna gitse de, Yang Chen'in bu cümlesi tamamıyla havayı bozmuştu.

 

Tang Wan bir kez daha ölümle yaşam arasında gidip geliyordu. Yeniden Yang Chen tarafından kurtarıldığı için müteşekkir ve sıcak hissediyordu. Ancak Yang Chen'in gülünç şekildeki patavatsız sözlerini duymak onun nazikçe kızarmasına ve Yang Chen'in yerine utanmasına yol açmıştı.

 

Bu herif çok oluyor! Böyle bir anda bile ahlaksızlığa son vermiyor.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24278 Üye Sayısı
  • 839 Seri Sayısı
  • 42171 Bölüm Sayısı


creator
manga tr